Çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Nisan 25, 2012

Bozcaada’nın İşaretleri

Ada…

Karayla bağlantısı olmayan yerler ürkütür beni, ya fırtına çıkarsa ya feribotlar çalışmazsa, ya gidemezsem, ya dönemezsem…

SAM_3802

Karaya yaklaşırken kalesiyle tanışırsınız önce, Girne kalesini anımsattığı için bana hep Girne Kalesi diyorum ona…

İlk yapılış tarihi bilinmese de Cenevizler olduğu tahmin ediliyor. Ortaçağ filmlerinde gördüğümüz etrafı su dolu hendeklerle çevrili asma köprü kapısının açılarak giriş yapılan kalenin yolu artık sabit taş bir köprü. –hiç romantik di’il-

SAM_3900k

Baharın bütün renkleri bu kalenin duvarları içersinde sanki…

SAM_3831

Dayanamayıp atıveriyorsunuz kendinizi diz boyu çiçeklerin arasına…

SAM_3835SAM_3844k

Bozcaada’nın Yerel Tarih Araştırma Merkezi; kurucusu Hakan Gürüney adlı Fatih Fener’li ODTÜ’lü bir fizikçi…

Bir küçük parçayla başlayan kolleksiyonerliği bugün 3000’den fazla belge, obje, harita, gravürle koca bir müzeye dönüşmüş…

Bozcaada’ya ait ordaki yaşama ait pek çok küçük detayın sergilendiği müzede eski bir bakkal dükkanında satılan ürünlerden tutun da, fıçıcı, demirci dükkanlarının canlandırıldığı bölümler var.

Ve ilginçtir ki, bakkal raflarında o dönemde hay-layf diye teneke kutuda satılan bir büskivi varmış.

SAM_3859k

Bozcaada’nın evleri kapıları

SAM_3866k

Mor salkımlı çiçeklerle bahara süslenmiş gibi, oturup karşısına saatlerce seyredebilirim…

SAM_3849k

Hele bu ev, gidip gidip geri döndüm kaç tur attım kapısının önünde tahmin bile edemezsiniz…

SAM_3869k

SAM_3888kSAM_3893k

Ege deyince damla sakızlı mamüller yenmeden olmaz…

Adanın en popüler -belki de tek- fırını

SAM_3883k

Ama sanmayın sahipleri rum ya da adalı, Rize Hemşinli…

Paskalya çöreği ve kutusunu gördüğünüz damla sakızlı bademli kurabiyesini denedim.

Kurabiye 10 üzerinde 15

Paskalya çöreği, hani damla sakızının çok kaçtığı noktada acımsı bi tad bırakır ya işte öyleydi –Alaçatı’da yediğim damla sakızlı kurabiyeler de biraz öyleydi-

SAM_3883b

Ada ve şarap ayrılmaz ikili, fıçılar sokakların başını tutmuş, ben de onları…

SAM_3875k

Çınaraltı kahvesinde damla sakızlı kahve keyfini de eksik etmemek lazım…

Haaa bi de damla sakızlı muhallebisini mutlaka deneyin, mükemmel

SAM_3878k

Ve restoranları

SAM_3874kSAM_3895k

En güzel fotoğrafı sona sakladım…

Meydana bakan Polente adlı cafedekiler sanırım ben bu anı yakalıyim diye mizansen yaratmışlar…

SAM_3897k

Cumartesi, Ağustos 23, 2008

Assos Kadırga Koyu

Yıllardır Assos'a gitme hayallerimde kafamda tek bir otel vardı. Bütün planlarımı da onun üzerinden yapıyordum. Son dakikada ki maçın uzatmalarının oynandığı kritik dakikalarda olduğu gibi bir anda her şey değişti. Öncelikli önerim ilk defa gideceğiniz otel hakkında farklı şeyler öğrenmek için şikayet sitelerini mutlaka ziyaret edin. http://www.otelsikayet.com/ bu konuda mühim.

İnternetten yaptığım aramalar sonucunda gidebileceğimi düşündüğüm 4-5 otel kaldı elimde. Assos Park; Assos Kadırga, Yıldız Saray, Kabile, Sazlı Sardunya. Tek tek hepsini aradığımda biri hariç hiçbirinde yer yoktu, ancak bir kaç gün sonrası müsait olabiliyordu.

Sonuç Assos Kadırga Otel'di. Rezervasyon için sadece bir gecelik ödeme yaptığımdan kafamda tek bir düşünce vardı. Beğenmezsek sadece 1 gece kalırız, en kötü ihtimal Gelibolu'ya döneriz. Otelde kaldıktan sonra bırakın 1 gece kalıp dönmeyi planlarım müsait ve otelde yer olsaydı hiç şüphesiz misafirliğim uzun sürerdi.

Otelin sahibi Bayram Bey, otel sahibinden çok yaz tatili için evine gittiğiniz amcanız gibi. Klasik otel lobisi muhabbeti yok. Odalar basit, lüks arayanlar için çok uygun olmayabilir. Ama mis gibi kokan çarşaflar -mis gibi yumuşatıcı kokuyordu her şey-, rahat yataklar, sıcak su. Bana pek lazım olmadı ama klima, tv ve fön makinesi bile var. Kısacası temel ihtiyaçlarınız için yeterli.

Yarım pansiyon konaklayabiliyorsunuz. Yemekler nasıl anlatılır bilmiyorum ki. Doğal buğdaydan köy ekmeği, Ege'nin zeytinyağı, zeytinyağlıları, balık. Her akşam aynı saatte 100'ün üzerinde kişiye aynı anda servis yapmak büyük beceri bence. -Açık büfe değil- Her Ramazan yaşıyoruz aynı anda onlarca kişiye nasıl servis yapamadıklarını. Her şey sıcak her şey kıvamında Bayram'ın Yeri'nde.

Zaten burada otel mi restorandan, restoran mı otelden çıktı durumu var bana göre. Gün içerisinde sürekli dışarıdan yemek için gelenler oluyor çünkü.

Kadırga Koyu'nun en sonunda Kapheros tatil köyü var. Ondan önceki de bizim otel yani Assos Kadırga Otel . Bölgeyi tanımadığım için otelin tam yerini anlayamamıştım. Küçükkuyu'ya yaklaşık 25 km mesafede. Bu nedenle İstanbul'dan giderken Ayvacık üzerinden, İzmir'den gelirken de Küçükkuyu'dan üzerinden daha yakın. Bölgedeki pek çok otel çoğunlukla birbirine yakın konumlanmş olsa da bu oteli benim için özel kılan diğerlerinden uzak olması. Kocaman bir sahil sizin oluyor böylece. Bundan daha güzel ne olabilir ki, ses yok, kalabalık yok. Yolun bittiği yerdesin.


Denizi mavi bayraklı. Taşlı plajı temiz bir tatil yaşamanızı sağlıyor. Ancak denizden çıkarken biraz zorlanabiliyorsunuz, plaj ayakkabısı rahat etmenizi sağlar.


Eğer oralara kadar gitmişken Assos harebelerini de mutlaka görmeliyim derseniz en doğru yerdesiniz. Çünkü harebeler otelin hemen arkasındaki tepede. Arabanız olmasa bile minibüsle 5 dakikada Behramkale Köyü'nde; köy meydanından yukarı çıkan taş yolu da takip ederek Athena Tapınağı'ndasınız. Yol boyunca yöre insanını, taş evleri, tezgahlarda satılan limon kekiği kokusuyla kendinizden geçiyorsunuz.



Tapınak'tan dönüşte muhtarlığın yanındaki çay bahçesinde oturup minibüsü beklerken çayınızı yudumluyabilirsiniz. Öyle bir çay bahçesi ki tarihi bir sütun başlığını masa niyetine kullanıyorsunuz.




İstanbul Assos arası yaklaşık 400 km. Yol virajsız ve rahat olduğu için 3,5-4 saatte gidilebileceğini düşünüyorum. Ancak otobüsle gitmeyi tercih ederseniz Çanakkale üzerinden İzmir'e giden tüm otobüs firmaları işinizi görür en az 7 saat sabretmeyi göze alırsanız.

İlk fırsatta kuzenler arkadaşlar toplanıp bu güzellikleri tekrar yaşamayı planlıyoruz.

Son bir ayrıntı daha. Otelin nerede olduğunu daha iyi anlamanız için Google Earth destekli görüntüler.


Pazar, Ağustos 17, 2008


Pek çok belirsizlikle gittiğim tatilden döndüm. Keşke tüm belirsizlikler böyle güzelliklerle dolu olsa.

Şimdilik kısa özetle sizi habersiz bırakmıyim dedim, çünkü tatilim başka bir yerde devam edecek. Ve tatilde internette online olmak benim en çok sinirime dokunan durum olduğu için ekran karşısında olabildiğince az durmak istiyorum. Kusura bakmayın.

Cuma akşamı Gelibolu'ya gidip iki gün orada tatil yaptıktan sonra pazartesi sabahı Assos'a hareket ettik. Ama ne tereddütlerle ne endişelerle. Çünkü pazar öğleden sonra Gelibolu'da inanılmaz bir sağanak başladı. Durmadan çakan şimşekler gökgürültüsü yağmur ertesi sabah 11'e kadar hiç durmadı. Bir ara elektrikler bile kesti fırtınanın şiddetinden.

Neyse ki kaderin karşıma çıkardığı Assos Kadırga Otel, sahibi Bayram bey ve personeli, deniz her şey o kadar güzeldi ki. Bundan sonra başka tatil mekanı arayacağımı sanmıyorum.

Tesadüf eseri çok görmek istediğim Assos Harabeleri Athena Tapınağı'nı gezdim. Ve müze kartım milli oldu :) Evinden uzaklarda kartının sana kapıları açması çok hoş.

Annemle bol bol yüzdük, insanın o denizden çıkası gelmiyor. Bi de yemekler o kadar güzel di ki, dönmek hiç hoşuma gitmedi.

Şimdi bir kaç resim detaylar ilk fırsatta. Çünkü size bir Assos rotası önermezsem olmaz :)

Athena Tapınağ'ndan Kadırga Koyu'na bakıyorum. Otelimiz burnun ön tarafında

Bir sabah annemle güneşin doğuşunu seyrettik.

Ve otelimiz. Bayram'ın Yeri. Assos Kadırga Otel. (Tamamen ayrı bir yazı konusu olmaya değer)

Assos Limanı. Ama orda kalmayı pek istiyceğimi sanmıyorum.

Çarşamba, Haziran 04, 2008

Çanakkale-Gelibolu gezi notlarıma uzun uzun devam etmek istiyordum ancak yine aynı döngüye giriyorum. Uzun uzun yazmak için erteliyorum; aklımda onlar olduğu için de başka bi şeye konsantre olamıyorum.

Seyahatimin kalanında Çanakkale'deki Çimenlik Kalesi'ni ve Çanakkale Arkeoloji müzesini gezdik. Özellikle Truva'da bulunan milattan öncesine ait eşyalar, Hadrian heykeli, lahitler ve özellikle MÖ 2000 yılına ait afrodit heykeli çok etkileyiciydi.

Arkeoloji müzesinin bahçesinden tarihteki Yonca figürü :)
Çanakkale sahilindeki sahte Truva Atı (filmde kullanılan) ve güneş saati görülebilecek diğer şeyler.



Gezimiz boyunca Çanakkale Boğazı'nın iki yakasını birbirine bağlayan tüm feribot iskelelerini kullandık. Kilitbahir, Eceabat, Lapseki karşılıkları da Çanakkale ve Gelibolu.

Çanakkale'yi gezdiğimiz gün dönüşte Lapseki üzerinden Gelibolu'ya geçmeye karar verdik. Avrupa tarafında göre çok daha düz olan yörede Çanakkale Ovasını ve pek çok meyve bahçesini gördük. Düzlüklerde seyahat etmek alabildiğince ufku görmek değişik bir duygu. Karadeniz ve Ege gibi dik yamaçlı yollardan sonra.


Gelibolu zaten konakladığımız yer olduğu için en yakını en sona bırakmıştık. Fakat Gelibolu o kadar zengin bir tarihe sahip ki, ancak bir kaçını gezebildik.

Lapseki'den Gelibolu'ya geçerken denizden Gelibolu
En çok görmek istediğim Gelibolu Mevlevihanesi'ydi. Gerçekten çok güzel bir yapı. Eminim orada Sema töreni izlemek çok etkileyici olurdu. Üstelik teyzemin evine yürüyerek sadece 10 dakika mesafede.


Gelibolu Hamzakoy’da bulunan Gelibolu Mevlevihanesi, Mevlevihaneler arasında en büyük alana yayılmış olduğu kadar, en büyük semahaneye de sahip olanıdır. Günümüze bu mevlevihanenin semahane-türbe binası ile iki taç kapısı gelebilmiş.


Bölgede çok sayıda türbe var. En meşhurlarından biri de Bayraklı Baba. Dileğiniz olduğunda türbeye gelip bayrak asıyorsunuz. Demek o kadar çok dilek gerçekleşmiş ki bayraklardan neredeyse türbe görünmüyor.


Aynı gün öğleden sonra da Gelibolu'nun güneş ve denizinin tadını çıkaralım dedik. Gelibolu'ya 10 km mesafede ki Güneyli'ye gittik. Saroz Körfezi'nin berrak sularında deniz sezonunu açmak gerçekten çok keyifliydi. Ayrıca koyun ucundaki küçük tepe güneş batışını seyretmek için güzel bir yer bence.

Bahsettiğim tepeden koyun görünüşü
Henüz tatilciler sezonu açmadığı için, her yerde tadilat ve bahçe işleri vardı. Sanırım benim için tatil bu zamanlar demek, en güzel yerler sadece bize ait.

Pazartesi, Mayıs 26, 2008

Gelibolu Şehitlikleri

Perşembe günü şehitlik turumuza Deniz Kilidi anlamına gelen Kilid-ül Bahir kalesinin kapısından geçerek başladık. Kalenin güney cephesinde daha önceki dönemlerde yapılmış ama Çanakkale Savaşları’nda da kullanılan Namazgah Tabyası’nı gezdik.

Namazgah Tabyası İlk hedefimiz Abide olmasına rağmen bir yol ayrımında düz devam etmek yerine

Şehitliklere Giden Yolyanlışlıkla sağdan yukarı çıkan yolu takip ettiğimizde kader bizi önce Kanlı Sırta, Lone Pine anıtına, 57.Alay Şehitliğine ve Conk Bayırı’na ulaştırdı. İyi ki de ulaştırdı. Çünkü profesyonel bir rotamız olmadığı için o bölgeyi uzak bularak gitmeyebilirdik.

Kanlı Sırt
Lone Pine Anıtı Yol boyunca pek çok şehitlik ve anıt karşınıza çıkıyor.

57. Alay Şehitliği

57.Alay Anıtı ve Girişi
Atatürk’ün 57.Alay’a verdiği ünlü emir şöyleydi.
“Ben size taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum!”
Emri alan 57. Alay’ın erinden komutanına tamamı burada şehit olmuş.

57.Alay Şehitliği
Conk Bayırı

Conk Bayırı’nın kuzey bölümü Mustafa Kemal’in 10 Ağustos 1915’te bir hücum sırasında göğsüne isabet eden şarapnel parçasından cebindeki saat sayesinde yara almadan kurtulduğu yer.

Conk Bayırı
Conk Bayırı Gelibolu yarımadasının en yüksek tepesi. Yarımadaya son derece hakim bir konumda. Kuş sesleri, ağaçlar ve olağanüstü manzarasıyla cennet gibi bir yer. Ancak o cennet cehenneme dönmüştü bir zamanlar. Bunları düşündükçe ürperdiğimi hissettim. Siperler, Atatürk’ün gözetleme yeri, keskin rüzgarın çam ağaçları arasından geçerken çıkardığı garip uğultu basit bir rüzgardan fazlasını hissettirdi bana.

Conk Bayırı'nda Atatürk'ün gözetleme yeri
1915 yılına ait seslerdi sanki duyduğum yada ben öyle olduğuna inanmak istiyordum. Gezdiğim şehitlikler içinde beni en çok etkileyen yer burası oldu. Ayrılmak istemedim.

Conk Bayırı'ndaki siperler ve rüzgarın bana o duyguları hissettirdiği yer
Şehitler Abidesi

Çanakkale Boğaz’nın karşı kıyısı da dahil çok geniş bir alanda görülen Şehitler Abidesi Morto Koyu’nu geçince Hisarlık Tepesi’nde. Burası aynı zamanda antik Elailous kentinin bulunduğu yer.
Şehitler Abidesi Çanakkale Savaşları itilaf kuvvetlerinin en büyük saldırısı 18 gemilik donanmasıyla Boğaz’a girmesi ve kıyıları müthiş bir bombardımana tutmasıyla başlamıştı. İşte bu noktada savaş boyunca şehit olan 253.000 Türk askeri için 41,70 m. Büyük abide yapıldı.

Ne yalan söyliyim Abide’de ki hengame, koşturan çocuklar Conk Bayırı’ndan sonra bana aynı şeyleri hissetiremedi.

Seddül Bahir

İlyas Burnu’nun solunda Seddülbahir köyü ve kalesi yer alıyor. Kale 1659’da yapılmış.

Ertuğrul Koyu SeddülBahir Kalesi
Helles Anıtı

Helles Anıtı
Seddülbahir’de yarımadanın en uç noktasındaki anıt. Kraliyet Tümeni’nin karaya çıktığı noktaya hakim bir tepede.

Yahya Çavuş Anıtı Şehitliği

Çıkarmaya direnen birliğin komutanı Yahya Çavuş’tu ve takımı sadece 63 askerden oluşuyordu. Bu mevzide ölen askerlerin şehitliği burası.

V Plajı Mezarlığı

Aralarında çok sayıda subayın da bulunduğu askerlerin mezarları burada. Karaya ayak basar basmaz öldükleri yer.


Şunu fark ettim ki; tarihi kitaplardan okumak videolardan seyretmek belki anlamamızı sağlıyor. Ama hissetmediğimiz sürece hep bir yanı eksik kalıyor. Orada yaşananları, bu ülke için nasıl bir bedel ödendiğini tüm ruhunuzla anlayabilmek için o rüzgarın teninize değmesi, o güneşin sizi yakması, gözlerinizin o sahilleri, siperleri, bayırları görmesi gerek bana göre. Etrafınıza baktığınızda her tepede bir bayrak görüyorsunuz, her bayrağın altında bir şehitlik. Akla hayale sığdıramıyorum olanları.

Resimler izinsiz kullanılamaz.

Bölgeler hakkındaki bilgiler Çanakkale Valiliğinin hazırladığı broşürlerden alınmıştır.