Pazartesi, Temmuz 20, 2020

Nice Yıllara




15 yıl önce bugün ilk yazımı yayınlamıştım
Blogumun doğum günü pastası
İki hafta önceki pazar günü bana büyük bir sürpriz olmuştu
❤️
Gecikmiş benim doğum günü pastamdı aslında
Ama ben de blogum, blogum da ben

Pastamın güzelliği, sürprizin kıymeti, blogumun var oluşu
İki kelimeye sığmaz
Şükür ki,
15 senedir uzun aralar versem de hiç bırakmadığım
Hafızam
Geçenlerde 29 yıl önce yazdığım günlüğümü okuyunca
“İyi ki yazıyorum”
dedim.
Hep yazmak dileğiyle
İyi ki varsın blogum, iyi ki varız

Pazar, Haziran 21, 2020

Babalar Günü


Sevgili babacım,

En son bu hitabı ilk okul yıllarında sen uzaktayken yazdığım mektuplarda kullanmıştım

35 sene önce diyebiliriz yani

Ve bu yıl babalar gününde, 

seninle belki çok minikken hatırlayamadığım bir bağ kurmuşuzdur ama bende izi yok ne yazık ki

Bugün milat olsun

Ne yazık ki hayatımda bir baba kızını nasıl sever, bir kız çocuğunun arkasındaki destek baba nasıl olur, var olur hiç bilmiyorum.

Hayat şartları, geçmiş öğrenilmişliklerimizin bize dayattığı, sorgulamadığımız, düzeltmeye çalışmadığımız kötü bir ilişkimiz iletişimimiz oldu.

Ben artık seni yok saymıyorum, kötü hatıraları öfkeyle anmıyorum, var olma nedenimsin inkar etmiyorum.

Annemin dediğine göre ben bebekken hiç kucağından indirmemişsin sevmişsin beni -hatta annem erkek olsaydın, erkek bebek olduğun için sana bu kadar ihtimam gösterdi diyecektim- dediği kadar.

Nerde bitti o ilgi?

Ben bi tek yokluğunu hatırlıyorum çocukluğumdan, kısa süreli izne gelişlerini. Sarıldığımıza bize dokunduğuna dair hatırladığım tek şey çocukluk fotoğraflarımızdaki elinin omuzumuza atılmış hali.

Yani fotoğraf çekilirken insanların yakın durması için sarılma şekli, samimi olmadığın insanla bile o fotoğraf için yakınlaşılabilen poz şekli.


Hatıralarımdan sana dair tutunabileceğim bir şey bulamadığım için seni anlamaya çalışarak devam etmeye karar verdim.

Senin adına bahaneler bularak neden böyle olduğumuza bir kılıf bulmaya çalışacağım.

Seni hiç tanımıyorum aslında hakkında annemin anlattıkları ve bir kaç fotoğraftan başka bir şey bilmiyorum. Yaşadıklarımız, tartışmalarımız, hiç umrunda olmadığımız anlar var sadece hafızamda.

Evet gerçekten zor bir yola girdik.

Senle yaşadıklarım

-çocuksa 18 yaşına kadar çocuk- diyerek umrunda olmadığımızı ifade eden tavrın üzerine kurulu sadece bizden bir şeyler istemek için kurduğun iletişim, düşüncesizce yürüttüğün babası olman gereken evin maddi manevi sorumluluğunu almayıp maddi manevi yüklerle bizi karşılaştırdığın anlar. Tepkisizliğin, annemin çabasına karşı senin çabasızlığın ve bunca yılda annemin özverisine karşılık senin umursamazlığın.

Annemin öfkesi  oldum ben sana, olmamam gerekirken.

Sen babamdın ben annemin senle tartışması gereken yerde tartışan olmamalıydım ama annemin üzülmesine, babam bile olsan annemi üzmeye hakkın olmadığı için böyle oldu. Kaldı ki bire bir benim de taraf olduğum durumlar yaşanmadı değil. 

İlişkimizin böyle olmasını istemezdim ama şartlar ve sen buna izin verdin.

Bu kadar olumsuz yaşanmışlıkla sana “seni seviyorum” diyebileceğim bir birikim yok elimde.

Ancak seni anlayabilmeye, senin adına bulacağım bahanelerle bundan sonrasını kurtarmaya çalışıcam.

Senin de çocukluğun gençliğin çok iyi hatıralarla geçmemiş belli ki. Destek görmemişsin, sevilmemişsin, engellenmişsin, kırılmışsın.

Baba nasıl olur, ne işe yarar, ne yapar? Sen de bilmemişsin.

Bak daha baştan ortak bir noktamız çıktı.

Ama kabul edelim olmaya eksiğini kapatmaya çalışmamışsın.

Ailenden öğrenmişsindir, çocuksa çalışsın eve para getirsin boşuna mı doğurduk besledik büyüttük. O yüzden şu meşhur 18 yaş cümlesini sarf etmişsindir.

Hayallerin vardı gençliğinde onları da alıp kırmışlar. Hiç sen olmamışsın o yüzden çocuklarının da ne olduğu çok umrunda olmamış.

Daha yakına gelirsek birlikte çok yıprandık, sevgimiz yoktu saygımız da kalmadı. 

Yaşadıklarımızı hak etmedik, sen de hak etmedin ama peki neden yaşadık?

Annem ve biz elimizden geleni yapmadık mı ve üstüne tekrar tekrar aynı şeyleri yaşayınca  kurtaracak bir şey kalmadı.

Boşanma sürecinde yaşadıklarımızı, söylediklerini unutmak zor.

Hesaba oturup kırılıp dökülenleri alt alta yazarsak en başa döneriz.

Niyetim ömrümüzün kalanında temel düzeyde birbirimize saygı duymak, red etmeden, öfkelenmeden hatırlamak...

Babalar günün kutlu olsun

Pazar, Nisan 12, 2020

Pandemi

Yazamadığım 4 ayda bir insanın yaşamı boyunca göremeyeceği nadir günlerden geçiyoruz.
Bir salgın hastalık bir ülkeyi değil, tüm dünyayı esir aldı.
Eve kapattı, üretim durdurdu, Dünya durdu kelimesi benzetme değil gerçeğin ta kendisi
Çok değişik bir şey yaşanan
İnsan kopyalamak, mars’ta koloni kurma, uzay turları planlanırken yaşananlar çok acayip
Bir virüs kontrol edilemiyor, 4 aydır çaresi bulunamıyor ve büyük bir hızla insandan insana geçiyor
Yayılımını durdurmak daha doğrusu kontrol edebilmek için iş yerleri kapatılıyor, insanlar uzaktan çalışıyor -biz bile-
Sokağa çıkma yasağı ilan ediliyor -bu haftasonu insanların dışarı çıkmasını engellemek için sokağa çıkma yasağı vardı-
Zaten park, orman ve sahillerde dolaşmak yasak
Garip gerçekten çok garip şeyler yaşıyoruz
Üstelik bir iki ülke değil
Başta Dünya’ya hükmettiğini zanneden Amerika...
Şuan günlük ölümler 2000 düzeyinde
İtalya, İspanya, Fransa, İngiltere çok kötü
Ölü sayısı onbini geçti her birinde

Herkes evinde
Dijitalleşmede çığır atladık hep birlikte
Fransız ihtilali, İstanbul’un fethi nasıl bir dönemi kapatıp diğerini açtıysa bu yaşanan da öyle bence
Bizim işimiz home office olabilecek işlerden biriyken bir kaç gün içinde bütün şirket notebooklarla evden çalışmaya, video konferanslarla gün boyu toplantı yapmaya, projeleri hayat  normalmiş gibi sürdürmeye başladık.

Ancak evler çalışmak için düşünülmemiş, fiziksel ve psikolojik olarak daha çok yıprandığımız bir süreç yaşıyoruz.

Bir kesim evde hiç birşey yapamamaktan şikayetçiyken, biz aşırı çalışmaktan iş yükünden cinnet geçirmek üzereyiz.

Ortası yok ne yazık ki

😩

İşte çalışırken çantanı alıp çıkıyordun, evin sığınağındı işi dışarda bırakıyordun
En azından ben
Oysa şimdi
Evimin huzurunu çaldılar
Tüm stresim yorgunluğum işin negatif yükü evimin duvarlarına sindi

Herkes bir an önce normal hayatına dönmek istiyor
Tatil istiyorum
Home office çalışırken izin kullanmak için bir boşluk yaratmaya çalışan, ancak her toplantının yeni bir toplantı doğurduğu gündemimde ruh halimi varın tahmin edin.

Şımarıklık değil yaptığım

Ben zaten aylardır izin kullanmadan delice bi tempo ve sorumlulukla çalışıyorum.

Ekonomilerin durduğu, pek çok işyerinin batacağı kaçınılmaz olduğu, binlerce insanın işsiz kalacağı şüphe götürmeyen bir ortamda şükret işin var...

Beni yatıştıracak bir teselli değil...

Günler hepimize, herkese hayırlar getirsin

🤲🏻❤️

Salı, Mart 24, 2020

Nesin ki Sen?

Çok değişik bir zamandan geçiyoruz.
Fransız ihtilali, İstanbul'un Fethi gibi bir çağın bitip diğerinin başladığı bir döneme şahitlik ediyoruz.

Yıllar sonra dönüp bakıldığında teknolojide şuraya geldik buraya geldik, Mars'a koloni de kurarız.

Her şeyi de yaparız, güç bizde artık. Hangi çılgın önüme kesecekmiş ben ne dersem o olur diyenlere...

Sen dur bi bakalım

Nesin ki sen?

Gücün neye yeter?

Ben istemeden bir adım dahi atamazsınız.

Covid 19 salgını

Bir ülkeyi dünyayı bütün dünyayı eve hapsetti

Önüne alamıyorlar
24 Mart 2020

Perşembe, Aralık 12, 2019

Geçen Zaman


Yine çok ihmal edilmiş ama asla vazgeçilmemiş bloguma hoş geldim :)

Geçen zamanın özetini yapmalı önce.

Ağustos'ta okuduklarım demişim en son

Evet bu sene çok kitap okudum :)

Ne mutlu bana

Uzun yıllardır bu kadar çok kitap okumamıştım.

O kitap yığınınına 5-6 kitap daha ekledim.

Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarına takıldım

Tüm yazdıklarını okumadan da rahat etmedi içim.

Benim için bir roman değil, psikoloji kitabıydı.

Okurken çok keyif almanın ötesinde, kendimin kuytularına da indim

Ne tespitler, ne çıkarımlar

İnsan gerçekten kendini ne kadar az tanıyor, kendine ne kadar uzak;

Anlıyor

Ki ben hep kendine yakın olan halini hatrını soranımdır

Ben bile böyle diyorsam

19 yıldır iş hayatımın hiç bitmeyen acil işleri, geçişleri, sunumları belki de bu ara hepsinden çoktu

Biri bitmeden biri

Hepsi birbirinin üstüne yığıldı

Arada yine seyahatlerim oldu

Sicilya, Prag

Onları da yazmamışım daha

Aslında bırak yazmayı daha telefonumdan tekrarlayan fotoğrafları bile temizleyememişim.

İnstagram çıktı, bloglar azaldı, instagramda story çıktı normal paylaşımlar azaldı.

Çünkü story'e bir çırpıda koymak işin kolayıydı.

O da 24 saat sonra artık yok.