Evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Temmuz 26, 2017

Kendini Hatırlamak

Scrum günlüğüne ara vermiş değilim ama tatil dönüşü her an scrum'ı yaşamaktan günlüğe sıra gelmedi.

Hatta elde birikmiş bi çöpçatanlık hikayesini bile yazmaya fırsat bulamadım.

Önce dedikodu, çöpçatanlık yani...

İnsan 40'ı bulunca matematiksel olarak, bi de hala bekarsa iyi niyetli arkadaşlar çöpleri çatmak istiyorlar.

Geçenlerde beni de böyle bi çatma işinin bi ayağı yaptılar.

Niyet iyiydi ama akıbet kısmet değilmiş.

Ancak bu girişimden kendi adıma önemli çıkarımlar yaptım ki, sırf bundan dolayı bile hatırlamaya değer buluyorum.

Muhasebeciler alınmasın ama -ya da alınsınlar- ben kendilerini sevemiyorum. Üniversitede toplamda 5 muhasebe dersi alırken bi amfi muhasebeci belki de bu düşüncemin temellerini attı. 

Ve çok gariptir ki, o günden bugüne reddettiğim insanların büyük çoğunluğu muhasebeci 🙈

Yani neymiş; bi tanıştırma öncesi mesleğini soruyomuşuz. "Muhasebe" diyosa o topa hiç girmiyor kimsenin kalbini kırmıyoruz.

Önemli ikinci soru da sosyal hayat - sosyal medya değil-.

Gezip görmeyi, seyahat etmeyi, eğlenmeyi seviyor mu? Seviyor mu derken, lafta değil en son nereye gitmiş, hangi konser, hangi ülke???

Bunlardan puan alırsa evet tanışalım.

Diğer yandan ben de çok normal değilim kabul ediyorum. Bunca yıllık hayat tecrübesi, okuduğum psikoloji kitapları, beden dilinden tut ta kurduğu cümlelerden kişilik analizi yapıp bu iş nereye varır, olası problemler ne olura kadar dökebilirim.

Ki bu tespitlerde asla ön yargı ve kıyaslama yok. 

Bi de üstüne fazla gerçekçiyim 😊

Kıyaslama yok dedim ama karşımdakini kendimle, kendi hayat duruşumla kıyasladığım gerçeğini de şuraya ekleyelim.

Kıyaslama demişken...

Dedim ya kendi hayat duruşumla kıyaslıyorum, nerede buluşabilir duruşumuz diye

İşte bu noktada son yıllarda kendime ne kadar haksızlık ettiğimin farkına vardım.

Kapılmış gidiyorum, hiç bir tercihim yönlendirmem, kendi fikrim yokmuş gibi yaşıyorum gibi geliyordu.

Oysa ki ben 5 yaşından beri kendi kararlarını kendi verebilen, uygulamaya koyup sonuna kadar giden kafasına koyduğunu yapan biriyim.

O karar veremediğim yoluna koymak için radikal kararlar alamadığım hayat var ya, zamanı gelmediği şu an  doğru zaman olmadığı için kendi yatağında akıp gidiyor.

5 yaşında ilkokula başlama kararı verdim. 

Kim yönlendirdi?

2,5 yaşında küçük bir kardeş, ilkokula yeni başlayan bir abla. Annenin hadi kızım sen okula başla diye yönlendirecek pek fırsatı yok. 

Bu kararı veren benim şüphesiz ama bunu uygulama konusunda annem olmasa tabi ki başaramazdım. 

Yaşımın büyütülmesi talebiyle mahkemeye başvurarak okula kaydımın yapılması, mahkemeye gitmeyerek nüfus kayıtlarımın bozulmaması annemin sayesinde.

Ve diğer kararlarım, isteklerim...

Okul hayatımdaki bölüm tercihlerim, üniversite seçimim, iş hayatımın 17 yıl önceki zik zaklı grafiği...

Hepsinde kararlarımı tek başıma verdim ama ailem hep destek oldu, sorgulamadı, yönlendirmedi.

Hatta çevre baskısı farklı yönlere çekmek istese de hep dik durdum. Verdiğim kararın sonuna kadar yürüdüm.

Yani...

Gerektiği yerde gereken kararı veren ben bu sefer de...

Aman 40 yaşına geldin bundan sonra daha ne bulcağını sanıyorsun, evlen çocuğun olsun, sen de hiç bir şey beğenmiyosun sosyal baskılarını umursamadan.

-ki günümüzde pek çok kadın sırf bu benim boyun eğmediğim nedenlerden dolayı evlenip mutsuz oluyor-

Olmaz bu iş diyip kendi yolumda yürümeye devam ediyorum.


Perşembe, Temmuz 28, 2011

Neden Evde Kaldım?

Aslında kendim için hiçte böyle bir hissiyatım olmamasına rağmen; abla diye hitap ettiğim benden büyük annemden küçük kişilerin " ay bizim kız da evlenemedi daha" cümlesini 20'yle başlayan yaşlardaki kızları için söylediklerini duydukça...

Eeee biz n'oluyoruz bu durumda 30'la başlayan yaşların ortalarında yürürken?

konusundaki bir kaç satır yazmam gerektiğini düşündürdü bana...

Ben neden evden kaldım maddelerim

- Çok bilmişliğimden :))
"Çocukken oturduğumuz Fatih Çarşamba'da ÇukurBostan'ın karşısındaki geveze kasap -evde kalacaksın seeeen, evde kalacaksın- sataşmalarına her seferinde çocuk halimle bilmiş cevaplar verirdim. Kuantuma göre bilinç altıma yerleşmiş olabilir mi bu cümle?"

- Her gün saatlerce telefonda konuşmayı beceremediğim için

- Her dakika, yemeğe gittim, yemekten geldim, yattım kalktım, raporu verebilecek ne de isteyecek biri olmadığım için

- Bir erkeğin gölgesine sığınmak yerine, yanında yürümeyi istediğim için

- Kaprisim olmadığı için

- Naz yapmayı beceremediğim için

- Kaçıp kovalamanın Tom ve Jerry, Sylvester'la Tweety arasında eğlenceli olduğuna inandığım için

- Kendi ayaklarım üzerinde durabildiğim için

- Alkol kullanmadığım için

- Az -bazen hiç- yemek yediğim için

- Aramadığım için

- Elimden her iş geldiği  için

- İyi bi işim olduğu için

- Nasıl şımarılır bilmediğim için

- Her işimi kendim halledebildiğim için

- Hep dik durmaya çalıştığım için

- Az konuştuğum için

- Bir türlü kimseyi bana yakıştıramayan arkadaşlarım yüzünden

- Ben di'il biz dediğim için

- Kıskanç olmadığım için

- Mış gibi yapamadığım için

- Hissetmeden yaşamadığım için

- Elektra kompleksini yaşayacak kadar bile varlığını hissetmediğim yüzünden

- Yalnız geldik yalnız gidicez nasıl olsa düşüncesinden

- Önce ruh aradığım için

- Sevgiliden önce dost olmak gerektiğine inandığım için

- Kolay kanmadığım için

- Anlayışlı olduğum için

- Kur yapma tekniklerini anlayamadığım, anlayışı kıt olduğum için

Bu maddeler uzar gider...

Bunlar işin şakası aslında, gerçek ve tek bir neden var bana göre gerçekten yeterince istememiş olmak. Doğarsın, büyürsün, okula gidersin, işe girersin, evlenirsin, çocuk yaparsın, yaşlanırsın torunlarını seversin, ölürsün sıralamasında doldurulmayan boşluk kalmasın diye.

Ayşe Arman'cılık oynayalım, eğlenelim istiyorum birazcık; 30'ların ortasında ve tek başınıza geçiyorsa günleriniz siz de kendi listenizi yazıp gönderin bana paylaşalım...

Pazartesi, Temmuz 11, 2011

Büyük Aşklar Yolculuklarla Başlar

Bundan tam 1 yıl önce evlendiler...

Hande'yi beni takip edenler tanıyor zaten, zaman zaman nöbetçi yazar olarak. Bu kez de kendi aşk hikayesini anlattığı videosuyla huzurlarınızda.

Belki ben taraf olduğum için çok etkilendim, bi de siz izleyin -sesini mutlaka açın-

Salı, Mart 01, 2011

Eksik

Hep bir şey, hep biri eksik...

Tamamlamak için eksiği bir çoğunu deneyip, uymayanı evirip çevirip bi daha zorlayıp...

Her seferinde ilk seferinde doğru parçayı bulup koyuyorsan yerine; 36 yaşında bi üniversitede profesör, evli, iki de çocuk doğurmuş başarılı bir eser olarak sergileniyorsun...

Yoksa her seferinde doğru zannedip yanlış parçayı takıyorsun hayat ağacına...

Sana göre yanlış parça ucubik bir şey yaratsa da; bazıları soyut sever ;)))

Pazar, Ekim 10, 2010

10.10.10 (2010)

Şarkılardan fal tutmak, ismine bakıp adam analiz etmek, genetik kodlarımıza nerden yazılmışsa yazılmış.

Bir arkadaşımın kızı yuvada sevdiği çocukla isminin aynı harfle başlamasını bir işaret olarak görmesi öğretilmiş değil tamamen dna'sal bir durum.

Kadın dna'sı :))

Yeni yüzyıla girdik gireli tarihlerin peş peşe sıralanmasından medet umar olduk. Neyse ki bu işkence iki sene sonra bitecek 2012'de.

08.08.08'di yanılmıyorsam yine herkesin o gün evlenmek için can attığı. Ama astrologlar "sakın sakın" dediler tarih şık ama gezegenler gergin sakın evlenmeyin.

Bülent Ersoy o gün evlenenlerden akibetini gördüğümüz birisi ;)))

Gelelim bugüne...

Tarih yine şık ama Venüs geri gidiyor. Merkür, Jüpiter falan di'il bildiğin aşk gezegeni Venüs.

Astrologların yalancısıyım 40 gün bi medet ummayın aşktan evlilikten, geri gidişlerin bi tek eskilere faydası olur.

Çıkarıp eski defterleri bi karıştırın isterseniz ;)))

Çarşamba, Temmuz 21, 2010

Bankacılara Evlilik Yasak Olmalı !!!

Şirketimizin etik kuralları gereği başka banka yada aracı kurumlarda hisse senedi, vob gibi yatırım işlemleri yapmamız yasak.

Bugün konuştuğum müşteri de bu yasaktan haberdardı.

"Bence bankacılara evlilik de yasak olmalı" dedi ardından

!!!!!!!!!!

Cevap bile veremedim cümlenin bende yarattığı şokla. Ama ilk aklıma gelen bunu söyleyen birinin mutlaka bir acısı vardır oldu.

Ne de olsa müşteri,

"hayırdır nedir seni bu kadar içlendiren?" diyemiyosun...

"eski karım bankacıydı" demesin mi kendisi :)))

içine oturmuş acısı...

Finans sektöründe çalışıyorum ama bankacı di'ilim,

Çalışmak için yaşayanlardan di'il, yaşamak için çalışanlardanım,

Sevdiklerim ve ben işimden önce gelir -tamam bu aralar işim sınırlarını biraz zorluyor ama arada bir olur o kadar-

Çocuk da yaparım kariyer de

ama bu sektörde di'il

Yani benim için yok böyle bi yasak ;)))

Cumartesi, Şubat 27, 2010

Evlilik

Geçenlerde aldığım kitaplardan bahsetmiştim.

http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2010/01/kisisel-enerji-testi.html

hala bitiremedim onları :((

Cazibenin Sırları'nda en son yazdığım yerde kaldım.

Küçük Şeyler 2'yi ara ara okuyorum.

Hayalden Gerçeğe Mutluluk'ta sadece 1 sayfam kaldı.

Bir sayfa kala kitap mı bırakılırmış?

Bitirmek için değil içime sindirerek okumak istediğim için aceleye getirmek istemedim.

Benim her yıl giderek daha büyük bir hızla kaybettiğim, artık içimde ufak kırıntıları dışında hiç bir şeyi kalmayan ama son bir kaç aydır mucizevi bir şekilde hücrelerime yeniden yerleşmeye başlayan "mutluluk"

Kadınlar ve mutluluk,

İlişkiler ve mutluluk bölüm başlıklarından bir kaçı.

Ancak bana bu yazıyı yazdıran evlilikle ilgili bölümü.

Her kadın ne kadar iyi kariyeri, ne kadar iyi hayat standartları olsa da Sinderella sendromu yaşıyor.

Evlilik varılması gereken bir yer değil,

evlendiğiniz anda iş bitmiyor, sadece daha zor bir sınıfa geçiyorsunuz.

Kilo vermek gibi, o 5 kiloyu veriyorsunuz ama verdiğiniz kiloları korumak için çaba sarf etmeniz gerekiyor.

Mutlu sonla biten bütün masallarda yada filmlerde kadınla erkek kavuşur, sarılır, evlenir.

Bu bitiş hiç beni tatmin etmez,

- ee tamam evlendiler, peki sonra ne oldu?

İşte aslında filmin başladığı yer tam da orası ;))

Pazar, Ocak 17, 2010

Bir Kestane

Kestane tezgahında sıranın bana gelmesini beklerken; kestanecinin tezgahın arka tarafında közde pişirdiği kestaneleri müşterilerine ikram ederken yanımdaki yaşlı amcanın.

-bir tane daha ver

demesi dikkatimi çekti.

Kendisi için mi istiyordu eşine mi?

Yaşlı teyze yanımıza geldiğinde ona uzattı kestaneyi.

-Almam, istemem dedi teyze.

-Teyzecim beyin seni düşünmüş almaz mı insan, diye gülümseyerek ben de karıştım konuşmaya.

Ne para, ne pul, ne aşk ne meşk...

Böyle yaşayabilmeli, yaşlanabilmeli insan...

Pazartesi, Nisan 21, 2008

Erkekler Neden Bazı Kadınlarla Evlenir?

Okumayı seven iki kardeşin aynı evde olmasının hem avantajı hem de dezavantajı var. Evdeki bütün dolaplar ağzına kadar kitap dolu. Konularsa alabildiğince çeşitli. Haftasonu bir kısmını daha dolaplara sıkıştırmak zorunda kaldım, ancak milimetrik hesaplamalarla. Ama gel gör ki hala odadaki raflar dolu. Bi an bunalıyorum bunları birilerine mi versem diye ama kıyamıyorum.

İlkokul yıllarında okuduğum kitaplarsa tartışmasız oldukları yerde kalacaklar ne köy okulları ne de başka çocuklara verilemez.

İşyerindeki masamda da küçük bir kitaplık oluşturdum. Önüm arkam sağım solum kitap.

Bu sabah ablamın yeni aldığı kitaplardan birini alıp okumaya başlıyim diye elimi rafa attım. Ne çıktı dersiniz?

"Erkekler Neden Bazı Kadınlarla Evlenir? ...Diğerleriyle Değil"


Kitap Amerikalı bir imaj danışmanı ve kurumsal konuşmacı John T. Molly'nin tamamen profesyonel ekibiyle yaptığı bir araştırmanın sayısal sunumu. İlginç geldi. Tüm maddeler istatiksel değerlere dayanıyor. Katıldığım bir eğitim seminerindeki kişilik tiplerinden analitiğe uygun olarak rakamlarla yazılan öneriler kadın dergilerindeki önerilerden daha inandırıcı geliyor bana.

Gelelim ilk maddelere... 6 istatiksel gerçek

- Israr edin
- Kendinizi sonu olmayan bir ilişkide bulursanız ayrılıp ilerleyin
- Önce kendinizi sevin
- Evlenme fikrine kilitlenin
- Formda kalın, kilonuza dikkat edin ve dış görünümünüze özen gösterin
- Zaman en kötü düşmanınız olabilir. Evleneceğiniz erkeği ararken zamanınızı zekice kullanın

Diğer yandan böyle bir kitap erkekleri bulunmayan hint kumaşıymış gibi bir duruma sokuyor ki; buna kesinlikle karşıyım. Asıl onlar bizi evliliğe ikna etmek için uğraşsınlar.

Yada en iyisi kimse kimseyi abartmasın; doğruyu bulduğunu düşünen yanlış zamandı, şimdi değil sonraydı demeyip zamanını iyi değerlendirmeli mutluluğu vakitlice yaşamalı.

Yoksa ne evlilik ne de çocuk olmazsa olmaz değil. Herkes evlenecek çocuğu olacak diye bir kural yok. Ne evli mutsuzlar gördük, göreceğiz de.