Dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dost etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 27, 2016

Yaşamak

Bu sene bana bitmeyen dogum gunu yapmislar 😄😄😄

Pek bi mutluyum...

Hala mum ufluyorum, pasta kesiyorum...

Sevildigimi tum heyecaniyla coskusuyla hissediyorum...

Bazen koca bi kalabalik bazen bir tek kisi...

Anda hissettigimiz yasamak...

Ne oldugun yer, ne kartvizitin, ne hesabindaki sifirlar...

Hissettigin, hissettirenler...

Her birinin yeri ayri her birinin ozel...


Çarşamba, Şubat 17, 2016

Sürpriz Doğum Günü


40'a dogru yol almaya basladigimin 2. gununde ablam ve dostlarımın bana surpriz yapmak icin kurduklari cetenin cok fena oyununa geldim...

Gunlerce yanimda yakinimda kumpaslar kurulurken, yalanlar soylenip pilates dersi iptal ettirilip, hadi sikildim aksam toplantiyi ekiyim bulusalim, aksam kocamla buluscam makyaj yapiyorumlardan, iki gun ust uste ogle yemeginde dogum gunup kutlanip; eee bitti artik n'olur ki bundan sonra dedigimde...

"Aaaa bak burda kimler varmis" cumlesiyle benim şoka girdigim andan sonrasi...

Herkes ve her sey flu...

Evine gitmek uzere yolda oldugunu dusundugum herkes, uzun zamandir gormedigim arkadaslarim...

Gerisi mutluluk goz yaslari...

Beni sasirtmak, bana surpriz yapmak zordur...

Soguk kanliyimdir, duygularimi belli etmem, hissederim, ip uclarini cabuk yakalarim...

Ama bu sefer gafil avlandim :-))

Boyle gafil avlanmaya can kurban o ayri...

Hissettiklerimi, dostlarimin dun aksam bana hissettirdiklerini kelimeye dokmek benim gibi kelimelerle arasi iyi olan bi insana bile zorsa varin anlayin gerisini...

Yonca'larla suslenmis dogum gunu pastamin mumlarini uflerken Allahim hayirli bi koca artik evleniyim yerine "yanimda olan tum dostlarima sukurler olsun, iyi ki varlar" dediysem...


Hep boyle sevelim, sevilelim, hayattan hep boyle guzel gunler, yaslar alalim...





Not: bütün gece gülmekten ağzımın hiç kapanmadığı doğrudur :)

Pazartesi, Aralık 05, 2011

Merak Ediyorum

Çoook merak...

Blog yazarı olunca bi yerlerde hiç tanımadık ama kendine yakın birileriyle kesişiyor hayatın...

Keyif alıyorsun okumaktan takip etmekten; ama tek iletişim kanalı blog olduğu için kapanıp gidince arkadaşım taşınmış ama ne telefonu var ne adresi kapı duvar kala kalıyorsun ortada.

Böyle bir kaç blog var yazılarını takip etmekten keyif aldığım ama kapatıp dükkanı yada eşyaları içinde bırakıp gidenleri hatırlamak istedim.

Ben onlara ulaşamıyorum ama belki onlar okumaya devam ediyorlardır beni...

Bi çırpıda aklıma gelenler,

Limoni, Meryemce'ydi yanılmıyorsam

Sofi vardı cihannüma Sofi

Sanem'in Penceresi vardı

Sonra Hayatın Süs Payı

Ha bi de Sıdıka

Neeeerdesiniz????

Perşembe, Temmuz 28, 2011

Neden Evde Kaldım?

Aslında kendim için hiçte böyle bir hissiyatım olmamasına rağmen; abla diye hitap ettiğim benden büyük annemden küçük kişilerin " ay bizim kız da evlenemedi daha" cümlesini 20'yle başlayan yaşlardaki kızları için söylediklerini duydukça...

Eeee biz n'oluyoruz bu durumda 30'la başlayan yaşların ortalarında yürürken?

konusundaki bir kaç satır yazmam gerektiğini düşündürdü bana...

Ben neden evden kaldım maddelerim

- Çok bilmişliğimden :))
"Çocukken oturduğumuz Fatih Çarşamba'da ÇukurBostan'ın karşısındaki geveze kasap -evde kalacaksın seeeen, evde kalacaksın- sataşmalarına her seferinde çocuk halimle bilmiş cevaplar verirdim. Kuantuma göre bilinç altıma yerleşmiş olabilir mi bu cümle?"

- Her gün saatlerce telefonda konuşmayı beceremediğim için

- Her dakika, yemeğe gittim, yemekten geldim, yattım kalktım, raporu verebilecek ne de isteyecek biri olmadığım için

- Bir erkeğin gölgesine sığınmak yerine, yanında yürümeyi istediğim için

- Kaprisim olmadığı için

- Naz yapmayı beceremediğim için

- Kaçıp kovalamanın Tom ve Jerry, Sylvester'la Tweety arasında eğlenceli olduğuna inandığım için

- Kendi ayaklarım üzerinde durabildiğim için

- Alkol kullanmadığım için

- Az -bazen hiç- yemek yediğim için

- Aramadığım için

- Elimden her iş geldiği  için

- İyi bi işim olduğu için

- Nasıl şımarılır bilmediğim için

- Her işimi kendim halledebildiğim için

- Hep dik durmaya çalıştığım için

- Az konuştuğum için

- Bir türlü kimseyi bana yakıştıramayan arkadaşlarım yüzünden

- Ben di'il biz dediğim için

- Kıskanç olmadığım için

- Mış gibi yapamadığım için

- Hissetmeden yaşamadığım için

- Elektra kompleksini yaşayacak kadar bile varlığını hissetmediğim yüzünden

- Yalnız geldik yalnız gidicez nasıl olsa düşüncesinden

- Önce ruh aradığım için

- Sevgiliden önce dost olmak gerektiğine inandığım için

- Kolay kanmadığım için

- Anlayışlı olduğum için

- Kur yapma tekniklerini anlayamadığım, anlayışı kıt olduğum için

Bu maddeler uzar gider...

Bunlar işin şakası aslında, gerçek ve tek bir neden var bana göre gerçekten yeterince istememiş olmak. Doğarsın, büyürsün, okula gidersin, işe girersin, evlenirsin, çocuk yaparsın, yaşlanırsın torunlarını seversin, ölürsün sıralamasında doldurulmayan boşluk kalmasın diye.

Ayşe Arman'cılık oynayalım, eğlenelim istiyorum birazcık; 30'ların ortasında ve tek başınıza geçiyorsa günleriniz siz de kendi listenizi yazıp gönderin bana paylaşalım...

Salı, Eylül 23, 2008

Yeni Bir Hayata

Bu gezegende hiç birimiz yanlız değiliz aslında. Hatta bu satırları yazarken kainattan bir ses "hayır elbette değilsiniz" diyor gök gürültüsüyle...

Yaşadıklarınızı, hissettiklerinizi aynı anda yaşayan hisseden farklı bedenlerde farklı mekanlarda benzer ruhlar var aslında. Belki de o ruhla yan yanasınız ama bilmiyorsunuz bilmiyorum.

Bazı yazılarım var ki; kimi neyi nasıl anlattığımı çok fazla anlaşılmasın istediğim sadece kelimelere dokunarak yazdığım. Boşluklar bıraktığım.

Ama işte o eş ruhlar eş olaylar okuyanın kendi içindekilerle boşlukları dolduruyor ve artık o benim yazdığım yaşadığım değil onun hissettiği oluyor.

Geçenlerde de öyle oldu, o yazım çok sevdiğim ama içinde kopan fırtınaları bilmediğim bir dostumla iç dünyamızı kesiştirdi. Çok kolay anlatılmayacak paylaşılmayacak şeyleri döktük karşılıklı ortaya.

Demiştim ya; kimse kimsenin içinde gerçekten ne olduğunu bilmiyor aslında. En mağrur en mükemmel görünenlerin içinde kopan fırtınaları kimse bilmiyor. O sularda fırtına hiç olmazmış gibi geliyor.

Artık sıkıldım bu fırtına kelimesinden, bi türlü kopamayan koptuğunda kökünden söküp atamayan.

Ben güneş istiyorum artık. Bu sonbaharın en güzel ilkbahar olmasını diliyorum.