dondurma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dondurma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ağustos 26, 2012

Eski Tatlar

Çocukluğumun yaz akşamlarının en güzel etkinliği akşam yemeğinden sonra teyzeler kuzenler bir anda karar verip Fatih'e dondurma yemeye gitmekti.

Fener Sancaktar Yokuşu'ndaki evimizden o zamanın karanlık sokaklarında annelerin, teyzelerin elinden tutup dondurmacıya yürümek, elde dondurma Fatih'te vitrinleri seyrederek yürümek ve eve dönüş en keyifli bi akşam için yeter de artardı bize...

İki dondurmacı vardı, aaa hatta üç.

Biri Yavuz Selim'e inen yol üzerinde sağda Nişanca'da -yanlış hatırlamıyorsam semt adını- Baltepe Dondurmacısı.

Diğeri hemen Yavuz Selim ışıklardaki Didem dondurmacısı -çikolata sosuna batırdığı dondurmayı bi de dövülmüş fındığa bandırıp verince dünyanın en güzel şeyi elinizde olurdu-

Eğer biraz daha uzun yürümeyi göze almışsak, Fatih'in Vezneciler yönünde sonunda postanenin sokağında Tadım dondurmacısı... -o da bi anda sertleşen çikolata sosu ve fındıkla verirdi dondurmayı- lastiğimsi ucuz külahlardan lezzetli bisküvimsi kornetlergeçişimiz onunla olmuştu...

Bu dondurmacılardan ilk fireyi Didem verdi, yerini giyim mağazalarına bırakarak.

Tadım'dan çok emin değilim, hala aynı yerde olup olmadığına...

Ama Baltepe'yi biliyorum hala yerli yerinde, gel gör ki o orda duruyorda bi kere bile durup dondurma yemek gelmiyordu aklımıza...

Bundan yaklaşık bir ay önce İstanbul'dan kilometrelerce uzakta bir gece yarısı Osmaneli'deki dondurmacıdaki lezzet, dondurmaların servis edildiği ayaklı çelikten yapılma dondurmalıklar yıllar öncesine götürdü bizi, Baltepe'yi düşürdü aklımıza...

Nasıl da unutmuştuk onu???

20 senedir önünden pek çok kere geçmemize rağmen neden yokmuş gibi gelmişti bize???

Ve uzun bir zamandan sonra çok güzel bir buluşma yaşadık kendisiyle...

Yılların lezzeti değişmemiş, bir Anadolu kasabasındaki dondurmanın doğal lezzeti onda da sürdürüyordu kendini...

Yolunuz düşerse Fatih'e Baltepe'ye uğramadan geçmeyin derim.




Bu arada geceyarısı Osmaneli'de (Bilecik) dondurma yemek te nerden çıktı diyceksiniz, aslında sadece dondurma olsa...

Çoooooooooooooook kalabalık, güzel ve eğlenceli bir iftarın konuğu olmak, tarihi bir caminin bahçesiyle ortak tarihi bir konakta uyumak, daha doğrusu sahurda yatıp sabah ezanının odanın içinde okunduğu ilginç bir deneyim yaşamak, Osmaneli'nin tarihi kilisesi ve evlerini görmek gibi benim üzerinde sayfalarca yazabileceğim malzemeyi nasıl es geçtim, geçebildim di'mi?

Hayatımda ilk defa fotoğrafa makinem yanımda di'il di, almayı unutmuştum

Bu bi bahane di'il çünkü cep telefonları da bu imkanı fazlasıyla veriyor

Hele öyle bi fotoğraf karesi vardı ki,

Bilmiyorum neden ama bu kez sadece yaşamak istedim belki de...

Pencereye bitişik yerleştirilmiş yatakta yüzümü cama döndüğümde eski evlerdeki yukarıya doğru sürülerek açılıp yukarda mandalla sabitlenen ahşap pencerenin açıklığından doğa kokusu burnuma gelirken hafif bi rüzgar da yüzümü okşuyordu. Görüş mesafesinde tarihi Ulu Cami ışıklarıyla masal şatosu gibi, kandilleri yanan minaresi ve hemen yanı başındaki dolunay masalın diğer güzellikleriydi...

Bu masalın kötü karakteri ise, ruhsuz manisiz ramazan davulcusuydu...



Salı, Kasım 29, 2011

Rossopomodoro

"Kırmızı Domates" olan sözlük anlamının hakkını verircesine kıpkırmızı dekorasyonuyla Bağdat Caddesi'nde Göztepe Parkı'na komşu keyifli bir İtalyan restoranı Rossopomodoro...

Dünyadaki 126 Rossopomodoro restoranındaki standart tariflere göre hazırlanan menü, pizzaların lezzeti, şişedeki suyu, garsonların hizmetiyle kendinizi İtalya'da hissetmeniz için yaratılmış adeta.

Pizza ve makarnalarını denediğimiz akşamda, tatlılar ne yazık ki hayal kırıklığı yaratıyor ruhunuzda...


Mesela Nutellotto söylediğinizde o enfes pizzanın üstüne; vanilyalı dondurma üstünde nutella, yanına da ev yapımı bisküvi deyince muhteşem bi'şey gelsin diye bekliyorsunuz. Oysaki yarım bir kedi dili sokulmuş iki top dondurmayı görünce bütün hayalleriniz yıkılıyor.



Yıkılan hayallerimi tamir etmesi için Rossopomodoro'nun yöneticisi Tansel beye içimi dökerken öğrendim ki, bu Napoli'lerin tatlı kültürü bu kadarmış :(((

Tiramisu'yu bile güç bela kremasında ufak bi iyileştirme yapmaya ikna edebildik İtalyanlara dedi. Reçetenin dışına çıkılmıyormuş.

Menüde tatlılar dışında denemek istediğim daha bir çok şey var, bu sebeple mutlaka tekrar gitmeyi düşünüyorum. Ancak haftasonu akşamları için mutlaka rezervasyon yaptırmanızı öneririm, zira yer bulmanıza imkan yok.

Yemek sırasında ünlü isimlerle de karşılaşmanız çok mümkün. Bizimle birlikte Bergüzar Korel ve Halit Ergenç te oldukça genç bir grupla birlikte mekandaydı. Biraz da dedikodu ;))) Bergüzar Korel gerçekten hoş ve zarif bi kadın, beli o kadar ince ki gerçek di'ilmiş gibi. Ama ne yazık ki sigara içiyor :((

Hadi bu da paparazzi pozu olsun, fotoğrafımı çeken beni mi Bergüzar'ı mı odaklamış emin olamadım :))) -arkası dönük masasını fotoğraflayan Bergüzar tabi ki-



Biz tekrar Rossopomodoro'ya dönersek benim gibi kırmızıya tutkunlar için harika bi dekorasyonu var, fırınlar ve kolonlar bu kırmızılığın içinde dore mozaiklerle kaplanarak lüks ve gösterişi mekana taşımakla beraber kızgın boğa sendromunu da hafifletmiş oluyor.

İyi haber zincir İstanbul'daki ikinci halkası için Bebek ve Etiler'de yer arıyormuş; tabi ki mekanım olduğu için Kanyon'u sordum hemen, onu bi sonraki yer olarak düşünüyorlarmış.

Tansel Kaya Rossopomodoro'nun Türkiye koordinatörü; ama bütün gece misafirlerini memnun etmek için bazen  elinde bi tabakla servis yaparken, bazen bi pos cihazıyla hesap alırken ya da benim gibi meraklı ya da hayalleri yıkılmış konukları önce dinlerken sonra onlara uzun uzun açıklamalar yaparken görebilirsiniz.

Servisin süratine 10 üzerinden 10 veriyorum -zaten fırınları saatte 750 pizza pişirebiliyomuş, ama saatte 750 pizza yapacak usta var mı ondan emin di'ilim ;))-

Gerçi su şişesini masanın ortasına bırakıp giden garsonu ayıplamamamız gerektiğini, İtalya'daki garsonların müşteriye değer vermeyen davranışlarını bize hatırlatan Tansel bey sayesinde düşünüp -ee ne de olsa burası has hakiki İtalyan restoranı her ne kadar garsonlar Türk'de olsa İtalyan kültürü mekanda yaşatılmalı en nihayetinde- deyip anlayış gösterdik.

Her şey İtalyan olmasına rağmen yemeğin sonunda ikram edilen lezzetli demleme çay, Rossopomodoro'da ki Türk'lerin ayak sesiydi bana göre.

Pazartesi, Haziran 20, 2011

Bir Lezzet Keşfi

Ezel başladı, bitiyor ama ben daha bir kez oturup da bir bölümünü izlemiş insan değilim. Ama izlemesem de sor hikayenin ne olduğunu söylerim, fragmanlar saolsun ;)

Bu akşam Ezel yerine daha lezzetli bir  uğraşım var :)))))


Sıkışık köprü trafiğinde kimin canının çekip aldığını bilmediğim, frizbi misali yuvarlak kağıt helvanın evrim geçirerek insanlığa daha faydalı bir şekle dönüşmüşünün arasında dondurma topları...

Şiddetle tavsiye ederim...

Perşembe, Mayıs 19, 2011

Roma Dondurması

İstiklal Caddesi'nin sonu Tünel'in başı

Gerçek roma dondurması için iyi bir adres...


Orman meyveli lavanta, limonlu beyaz rengiyle favorim...


Salı, Şubat 01, 2011

Mmmmmmm...


Belçika çikolatası, Kaliforniya bademi, brownie...

Bunun adı butik dondurma...

Perşembe, Temmuz 03, 2008

Hafta içi Kaçamağı

Hep hafta sonu kaçamağı olacak değil ya; bi de hafta içi kaçamağı yapmak lazım diyenlere bir önerim var. Tarafımca bizzat denenmiş, memnun kalınmıştır.


Bu sene İDO Boğaz Hattı'ndaki Anadolu Kavağı seferlerine bir tane daha eklemiş. Akşam 19:00'da Eminönü'nden 19:15'de de Beşiktaş'tan kalkıyor. 20:30 gibi Anadolu Kavağı'na varıyor, 1,5 saatlik beklemeden sonra 22:00'de geri dönüyor. Aradaki zamanda balığınızı yer dondurmanızı da elinize alır vapura binersiniz.

Boğaz'ın rüzgarında, gece başka bir kimliğe bulunan İstanbul'u ve ışıklarını seyreder, dertlerinizi de denizin köpüklerine atıp huzurla evinize dönersiniz.




Bu vapuru sevmeniz için bir başka neden de sakin olması. Seferlerden henüz fazla kimsenin haberi olmamasından mıdır bilinmez, toplasanız 50 kişi ancak vardı koskaca vapurda. Oysa gündüz saatlerinde güzel bir yer bulunca kaybetmemek için yerinizden bile kıpırdamazsınız.

Şu sıcak gecelerde şiddetle tavsiye ederim :)

Perşembe, Mayıs 08, 2008

Dondurmalı Fikri Mühim

Daha önce de yazmıştım. Bendeniz bir fikri mühim'im :)

Sağolsunlar yeni bir şeyler çıktığında, kampanya olduğunda katılmak isteyip istemediğimi soruyorlar kabul edince de bana güzel şeyler gönderiyorlar.

Son kampanyam dondurma. Bundan eğlenceli bir şey düşünebiliyor musunuz?

İşte kampanya kutum. Zaten kutu doğrudan dondurma yemek üzere insanı baştan çıkarıyor. Zaten böyle hissedeceğimizi bildikleri için bedava ve indirimli CarteD'or çekleri çıkıyor içinden. Bir de şık tarifler. Ve tabi sizin yaratıcılığınız için de hoş öneriler. İlerleyen günlerde yaratıcı çalışmalarımı sizlerle de paylaşmayı düşünüyorum.

Ancak ilk basit denememi sunabilirim. Pepeçura denen Karadeniz'e özgü kokulu kara üzümden yapılan muhallebinin üstüne iki top. Üzümün ekşi ve aromalı lezzetine kaymak yada vanilya muhteşem eşlik ediyor. Siz pepeçura'yı biraz zor temin edeceğinizden kakaolu muhallebiyle de deneyebilirsiniz.

Şimdi bu yazının üstüne ben çilek ve dondurmayla bir buluşma planlıyorum kusura bakmayın.

Yazıyı yayınlamadan çıktığım için bari son tasarımımı da paylaşıyim dedi.

Karşınızda "çilekli sandal sefası"