Sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Kasım 21, 2011
Sonbahar Yaprakları
Sonbaharda süpürülmemiş parkları,
Yerdeki yaprakları çoşkuyla kucaklayıp bırakan çocukları,
Dalından kopup döne döne diğer arkadaşlarının arasına katılan sarı kızıl kelebekleri
Yaprakları tükenmiş ağaç dalları arasından uçuveren serçeleri,
Yaprak yolda ayaklarını sürüyerek yürüyenlerin çıkarttığı sesleri seviyorum...
Çarşamba, Kasım 03, 2010
Tutarsız havanın tutarsız ruhları...
Gecenin erken çöken karanlığı, günlük hayatın sıkıntıları bardağın boş tarafına baktırırken; gözyaşları neden boş burası diyip dolu olanı da boşaltıyor her geçen dakika.
Dolu boşa üzülüyor; üzüldüğü için biraz daha azalıyor her seferinde...
Azalan damlalar buharlaşıp göğe yükseliyor ;
Buharla birlikte ruh da çıkıp bedenden yükseklere yol alırken, dönüp ardına bakıyor.
"Ne çok şeyin varmış senin aslında" diyor
Elin, ayağın, gözün, kalbin, kulakların, bedenin, ruhun
Hayallerin, umutların
Sevdiklerin, sevenlerin
İşin, imkanların
Bunları farkedebilecek bilincin
Yazacak kalemin
Anlayacak dostların
Ruh bedene dönüyor, buhar su damlası olup bardağı doluyor ...
Dolu boşa üzülüyor; üzüldüğü için biraz daha azalıyor her seferinde...
Azalan damlalar buharlaşıp göğe yükseliyor ;
Buharla birlikte ruh da çıkıp bedenden yükseklere yol alırken, dönüp ardına bakıyor.
"Ne çok şeyin varmış senin aslında" diyor
Elin, ayağın, gözün, kalbin, kulakların, bedenin, ruhun
Hayallerin, umutların
Sevdiklerin, sevenlerin
İşin, imkanların
Bunları farkedebilecek bilincin
Yazacak kalemin
Anlayacak dostların
Ruh bedene dönüyor, buhar su damlası olup bardağı doluyor ...
Pazartesi, Ekim 18, 2010
Trekking Zamanı
Karadeniz Yaylaları maceramı biliyorsunuz artık, aynı ekiple yakın İstanbul'da tepelere tırmandık, dar patikalardan, kayalardan, mağaralardan geçtik. Bir pazar günümüzü doğanın koynunda geçirdik.
Tamzara Tur'dan başkasıyla gitmem zaten böyle yerlere, güvende olmak güvenebileceğin insanlarla olmak önemli. Ee bi de artık dost olduğumuz için koşulsuz eğlence için yola çıktığını da biliyosun. Daha ne olsun.
Fatih girdi kanımıza perşembe akşamı...
Sağnak yağmur var bütün Marmara'da.Fatih diyo "hadi pazar günü tura, Kocaeli'ne Merdivenli Kayalara"
Boğuluruz, düşeriz, kayarız derken, pazar sabaha karşı gök gürültülü, şimşekli yağmura rağmen düştük yola.
Gerçi güneş gülümseyerekten "harika bir hava vaad ediyorum size" dese de tereddüt kaçınılmazdı.
Karadeniz Yaylaları'nın muhteşem üçlüsü Gülay, Yeşim, Yonca; aramıza yeni katılan ama anne-baba tarafından tam bir Rize'li Meryem'le dörtlüye dönüştü.
Israrlarımıza dayanamayıp Rize'den İstanbul'a yerleşen Fatih ve rehberimiz Şener.
Bi de bizden sonra Karadeniz'i keşfedip bu turda tanıştığımız Sibel ve kardeşi
Tur kalabalıktı ama biz çekirdek kadroyu kurmuştuk.
Arabanın en arkasında yol boyunca hiç susmayan gülen 5 kişi -Meryem,Gülay, Yeşim, Fatih ve ben- diğer tur katılımcılarının zaman zaman eminim sinirine dokunsak da çok eğlendik.
Kısa bir Merdivenli Kayalar tanıtımından sonra fotoğraflarla başbaşa bırakıcam sizi
"Kocaeli sınırlarında Samanlı Dağları silsilesinde, Kartepe’nin hemen yakınında özel bir tur bölgesi. Serindere vadisini kuş bakışı izleyebileceğiniz, yaklaşık 150 metrelik boşluk hissiyatlı manzaralar görebileceğiniz bir yer. Kocaeli dolaylarında geçen; yürüyüş, zirve, mağara, dere, yayla izlenimlerini görebileceğiniz çok keyifli bir program. Kendini İstanbul dışına atmak isteyen her doğa sever için uygun bir tur. Çok yürüyüşü olmayan, -işte bi tek burasına inanmayın, ama parkur kolay sayılır- farklı manzaralar görebileceğiniz ayrıca öğle yemeğinde lezzetli bir alabalık ziyafeti çekeceğiniz keyifli bir bölge. "
Yine mıncıracak bir köpek yavrusu bulduk
Kestane; çıktığı kabuğunu beğenmeyen kestane
Dalında kestane
Dalından elma yedik
Dereleri aştık
Mağaradan geçtik. Mağara dediysek yapay bi mağara aslında içinden su borusu geçsin diye yapmışlar. İşte biz de mağaracılık oynadık
Güneşe kavuştuğumuz an :)
Tamzara Tur'dan başkasıyla gitmem zaten böyle yerlere, güvende olmak güvenebileceğin insanlarla olmak önemli. Ee bi de artık dost olduğumuz için koşulsuz eğlence için yola çıktığını da biliyosun. Daha ne olsun.
Fatih girdi kanımıza perşembe akşamı...
Sağnak yağmur var bütün Marmara'da.Fatih diyo "hadi pazar günü tura, Kocaeli'ne Merdivenli Kayalara"
Boğuluruz, düşeriz, kayarız derken, pazar sabaha karşı gök gürültülü, şimşekli yağmura rağmen düştük yola.
Gerçi güneş gülümseyerekten "harika bir hava vaad ediyorum size" dese de tereddüt kaçınılmazdı.
Karadeniz Yaylaları'nın muhteşem üçlüsü Gülay, Yeşim, Yonca; aramıza yeni katılan ama anne-baba tarafından tam bir Rize'li Meryem'le dörtlüye dönüştü.
Israrlarımıza dayanamayıp Rize'den İstanbul'a yerleşen Fatih ve rehberimiz Şener.
Bi de bizden sonra Karadeniz'i keşfedip bu turda tanıştığımız Sibel ve kardeşi
Tur kalabalıktı ama biz çekirdek kadroyu kurmuştuk.
Arabanın en arkasında yol boyunca hiç susmayan gülen 5 kişi -Meryem,Gülay, Yeşim, Fatih ve ben- diğer tur katılımcılarının zaman zaman eminim sinirine dokunsak da çok eğlendik.
Kısa bir Merdivenli Kayalar tanıtımından sonra fotoğraflarla başbaşa bırakıcam sizi
"Kocaeli sınırlarında Samanlı Dağları silsilesinde, Kartepe’nin hemen yakınında özel bir tur bölgesi. Serindere vadisini kuş bakışı izleyebileceğiniz, yaklaşık 150 metrelik boşluk hissiyatlı manzaralar görebileceğiniz bir yer. Kocaeli dolaylarında geçen; yürüyüş, zirve, mağara, dere, yayla izlenimlerini görebileceğiniz çok keyifli bir program. Kendini İstanbul dışına atmak isteyen her doğa sever için uygun bir tur. Çok yürüyüşü olmayan, -işte bi tek burasına inanmayın, ama parkur kolay sayılır- farklı manzaralar görebileceğiniz ayrıca öğle yemeğinde lezzetli bir alabalık ziyafeti çekeceğiniz keyifli bir bölge. "
Yine mıncıracak bir köpek yavrusu bulduk
Kestane; çıktığı kabuğunu beğenmeyen kestane
Dalında kestane
Dalından elma yedik
Dereleri aştık
Mağaradan geçtik. Mağara dediysek yapay bi mağara aslında içinden su borusu geçsin diye yapmışlar. İşte biz de mağaracılık oynadık
Güneşe kavuştuğumuz an :)
Cumartesi, Eylül 04, 2010
Ahhh Eylül!!!
Bir geldi pir geldi...
Bunaltan sıcaklardan bir anda tir tir titremeye başlamak, vücud dengesini de ruh dengesini alt üst ediyor.
Bir gün önce sıcaktan bayılmak üzereyken, ertesi sabah esen rüzgarın o soğuk, keskin, içime işleyen, üzerimdeki cekete rağmen kollarımı bedenime sarma ihtiyacı hissettiren şiddeti yalnızlığımı vurdu yüzüme.
Sevmiyorum sonbaharı...
Sararan, kızaran, yollarıma serilen yapraklar size rağmen sevmiyorum onu...
Hele ilk soğuk rüzgarıyla odalarımın kapılarını çarptırıp içimdeki boşluğu hissettirdiği için bana; imkanı yok sevemem onu bu sene.
Bunaltan sıcaklardan bir anda tir tir titremeye başlamak, vücud dengesini de ruh dengesini alt üst ediyor.
Bir gün önce sıcaktan bayılmak üzereyken, ertesi sabah esen rüzgarın o soğuk, keskin, içime işleyen, üzerimdeki cekete rağmen kollarımı bedenime sarma ihtiyacı hissettiren şiddeti yalnızlığımı vurdu yüzüme.
Sevmiyorum sonbaharı...
Sararan, kızaran, yollarıma serilen yapraklar size rağmen sevmiyorum onu...
Hele ilk soğuk rüzgarıyla odalarımın kapılarını çarptırıp içimdeki boşluğu hissettirdiği için bana; imkanı yok sevemem onu bu sene.
Çarşamba, Kasım 05, 2008
Kırmızı Sarmaşıklar
Bu mevsimin en sevdiğim halini onlarda buluyorum. Yapraklarını dökmeyen yeşil ağaçlara sarılanlarıysa ayrı bir güzel.
Hazır havalar güzelken Otağtepe'deki Tema Parkı'na gidelim dedik.
Kırmızı sarmaşıkları görmeyi diliyordum.
Erguvan terasına çıkan merdivenin korkuluklarını öyle bir sarmış ki. Alabildiğine kırmızı.


Hazır havalar güzelken Otağtepe'deki Tema Parkı'na gidelim dedik.
Kırmızı sarmaşıkları görmeyi diliyordum.
Erguvan terasına çıkan merdivenin korkuluklarını öyle bir sarmış ki. Alabildiğine kırmızı.


Salı, Eylül 23, 2008
Yeni Bir Hayata
Bu gezegende hiç birimiz yanlız değiliz aslında. Hatta bu satırları yazarken kainattan bir ses "hayır elbette değilsiniz" diyor gök gürültüsüyle...
Yaşadıklarınızı, hissettiklerinizi aynı anda yaşayan hisseden farklı bedenlerde farklı mekanlarda benzer ruhlar var aslında. Belki de o ruhla yan yanasınız ama bilmiyorsunuz bilmiyorum.
Bazı yazılarım var ki; kimi neyi nasıl anlattığımı çok fazla anlaşılmasın istediğim sadece kelimelere dokunarak yazdığım. Boşluklar bıraktığım.
Ama işte o eş ruhlar eş olaylar okuyanın kendi içindekilerle boşlukları dolduruyor ve artık o benim yazdığım yaşadığım değil onun hissettiği oluyor.
Geçenlerde de öyle oldu, o yazım çok sevdiğim ama içinde kopan fırtınaları bilmediğim bir dostumla iç dünyamızı kesiştirdi. Çok kolay anlatılmayacak paylaşılmayacak şeyleri döktük karşılıklı ortaya.
Demiştim ya; kimse kimsenin içinde gerçekten ne olduğunu bilmiyor aslında. En mağrur en mükemmel görünenlerin içinde kopan fırtınaları kimse bilmiyor. O sularda fırtına hiç olmazmış gibi geliyor.
Artık sıkıldım bu fırtına kelimesinden, bi türlü kopamayan koptuğunda kökünden söküp atamayan.
Ben güneş istiyorum artık. Bu sonbaharın en güzel ilkbahar olmasını diliyorum.
Yaşadıklarınızı, hissettiklerinizi aynı anda yaşayan hisseden farklı bedenlerde farklı mekanlarda benzer ruhlar var aslında. Belki de o ruhla yan yanasınız ama bilmiyorsunuz bilmiyorum.
Bazı yazılarım var ki; kimi neyi nasıl anlattığımı çok fazla anlaşılmasın istediğim sadece kelimelere dokunarak yazdığım. Boşluklar bıraktığım.
Ama işte o eş ruhlar eş olaylar okuyanın kendi içindekilerle boşlukları dolduruyor ve artık o benim yazdığım yaşadığım değil onun hissettiği oluyor.
Geçenlerde de öyle oldu, o yazım çok sevdiğim ama içinde kopan fırtınaları bilmediğim bir dostumla iç dünyamızı kesiştirdi. Çok kolay anlatılmayacak paylaşılmayacak şeyleri döktük karşılıklı ortaya.
Demiştim ya; kimse kimsenin içinde gerçekten ne olduğunu bilmiyor aslında. En mağrur en mükemmel görünenlerin içinde kopan fırtınaları kimse bilmiyor. O sularda fırtına hiç olmazmış gibi geliyor.
Artık sıkıldım bu fırtına kelimesinden, bi türlü kopamayan koptuğunda kökünden söküp atamayan.
Ben güneş istiyorum artık. Bu sonbaharın en güzel ilkbahar olmasını diliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
