Öylesine büyülü bir konu ki, adını duyunca hemen okuma hevesi uyandırmıştı ben de...
Kitap sayfalarının sadece tek bir yüzüne basılan metni okumak, kitabı okumayı kolay hale getirse de yaptğı kağıt israfıyla canınızı yakıyor. Sayfaları hızlıca karıştırdığınızda batan hilali seyretmek için buna değer derseniz, bi'şey diyemem...
Başlaması ile bitmesi arasında geçen süre sadece 2,5 saat...
İlk sayfalarda Mimar Sinan'dan nefret ediyosunuz, 50 yaşında evli bi adamın 17 yaşındaki genç bir kıza aşık olması rahatsız ediyor insanı.
Ama mimari dehasına saygı duyduğunuz bir insanı bu kadar da çabuk harcamak istemiyor, bi yerlerinden haklı çıkarmaya çalışıyorsunuz.
Aşka saygı duyuyorsunuz, kime yada kaç yaşına olduğuna di'il.
Aşkın tutkusunun yarattığına...
Aşkla yapılanın nasıl güzel olduğuna, aşkla verilenin nasıl özel olduğuna...
Bunu da kabullendik devam ediyoruz okumaya ama o kadar yüzeysel, derinliksiz bir anlatım ki; ne o zamanın İstanbul'unu ne Sinan'ın muhteşem eserlerindeki detayı görebiliyorsunuz.
Sadece caminin taşlarının üst üste dizildiğini, arada bir Sinan'ın gidip işçileri kontrol ettiğini öğreniyorsunuz.
Miladi takvime çoktan geçilmiş Aralık ayının gelmesi bekleniyor...
Divan şiirlerini engin edebiyat bilginizde anlamanız bekleniyor...
Mihr ve Mah'ın gerçekleşmesi belki sayfalarca anlatılabilecekken bi çırpıda olup bitmiş, siz hala boş gözlerle gökyüzüne bakıyor oluyorsunuz...
İki Cami Arasındaki Aşk'ı okumak tatmin etmez sizi, vurun kendinizi yollara gidin görün dokunun taşlara onlar kendi hikayesini anlatır size...
Cami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Aralık 14, 2011
Cuma, Ağustos 26, 2011
Kadir Gecesi
Ramazan başladı derken, şimdi de bitiyor.
Sayılı gün nasıl da geçti?
Öncesindeki kavurucu sıcaklara rağmen, Allah'ın bir lütfu olsa gerek öyle güzel geçti ki ramazan...
Bir kaç gün işe ara verdiğim güzel ramazan günlerinde Selatin camileri olarak nitelendirilen "Sultan Camileri- Osmanlı sultanları adına yapılan camiler" ziyaret ettim.
Yani Sultanahmet, Fatih, Süleymaniye, Sultan Selim camileri; bir de Eyüp Sultan...
Bu fotoğrafı da Sultan Selim Cami'nde çektim.
Mübarek Kadir gecesine eriştiğimiz bu akşam n'apmalı nasıl dua etmeli diye düşünenlere Kadir gecesini anlatan Kuran-ı Kerim'den bir ayeti ve yine bu gece Yaradan'dan af dilemek için kısa bir duayı paylaşmak istiyorum.
Kadir Suresi:
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
1. Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik.
2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?
3. Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.
4. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar
5. O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar.
Kadir Gecesi Duası:
- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni.
(Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)
Salı, Mayıs 10, 2011
Şehr-i Konya, Uçan Mevleviler
Ülkemiz coğrafyasını öğrenmeye başladığımızda ilk öğretilenlerden biri en büyük şehrimiz Konya'dır.
Koooskocaman bir Konya, tam ortasında bir tepeciği var ki; nasıl bütün yollar Roma'ya çıkıyorsa bu şehirde de Alaaddin Tepesi'ne çıkıyor. Dahası bi yerlere gitmek için yolunuzu bulmaya çalışırken atlı karınca gibi etrafında dönü dönüveriyorsunuz.
M.Ö. 7000'li yıllara dayanan geçmişiyle adım attığınız her yerde ilk insandan bugüne zamanın nasıl geçtiğini, modern yeni dünya düzenine geçene kadar da hiç te boşa geçmediğini gözlerinizle görüp ruhunuzla hissedebiliyorsunuz.
Gezilecek görülecek pek çok şey var şüphesiz ama bir gün içerisinde gezmenizi önerebileceklerimi haritanın üzerinde işaretledim.
Düz ayak bir şehir olması sebebiyle bisiklet kullanımının çok yaygın olduğu; Lubiana-Slovenya'da görüp fotoğrafladığım bisikletler için trafik lambasını burda da görmek hoşuma gitti.
1. Alaaddin Keykubad Cami
Konya'nın merkezi diyebileceğimiz Alaaddin Tepesi üzerinde 1220 yılında inşa edilmiş. Kuzey duvarında bugün kapalı tutulan görkemli bir giriş kapısı bulunmaktadır. Girişin arkasındaki avluda iki türbe yapılmış, bu türbelerden birisi bitirilemeden yarım bırakılmış.
2. Alaaddin Tepesi
Tepe diyince aklınıza gelen şehri kuşbakışı görebileceğinizi düşündüğünüz bir yer sanmayın sakın. Bazı makalelerde "höyük" olarak geçen bana göre tepecik, pazar sabahı erken saatte in cin top oynayan, günün ilerleyen saatlerinde İstanbul'da ki sahil piknikçilerinin Konya şubelerinin öbek öbek çimenlere yayıldığı ancak onlardan farklı olarak mangal yakmak yerine çekirdek çitlenen yeşil alan.
3. İnce Minare Müzesi
Alaaddin tepesinin batı eteğinde yapım yılı 1260'lara dayanan minaresinden dolayı bu adı alan mekanın minaresi ismiyle tezat oluşturan kalınlığıyla dikkat çekici. 1956'dan beri taş ve ahşap eserleri müzesi olarak
ziyaretçilerini tuğla kubbeleri altında ağırlamakta.
4. Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi
Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi'nde çoğunluğu zaman içerisinde yok olan mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat tarihi açısından değerli olan Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlı Dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.
5. Şems-i Tebrizi Türbesi
Mevlana'nın hamken pişmesine vesile olan can dostu Şems'in türbesi demeyelim de onu temsilen bir sandukanın yer aldığı aynı zamanda cami olan bir yer. Aslında Şems'in gömülü olduğu yer değil orası, Mevlana'yla paylaştıkları can dostluğunu çekemeyenlerin Şems'in başını bedeninden ayırdıkları kuyu bu sandukanın altındaki mahsendeymiş. Yani sadece ruha döndüğü yer.
6.Aziziye Cami
1671-1676 yılları arasında yapılan pencereleri kapısından büyük tek cami olarak ünlenen, barok-rokoko tarzıyla bölgedeki diğer yapılardan farklı duran tek kubbeli ve direksiz iç mekan özelliği gösteren mekanın önü ve dış cephe oymaları güvercinlerin evi olmuş.
7. Selimiye Cami
Muhteşem Yüzyıl'da geçen hafta dünyaya gelen Selim bebeğin büyüyüp babası Kanuni Sultan Süleyman için yaptırdığı Mevlana Türbesinin batısında yer alan klasik bir Osmanlı camii.
8. Mevlana Türbesi ve Müzesi
Yeşil kubbesini gördüğünüz an sizi heyecanlandıran içine girdiğinde ruhunuzun boyut değiştirdiği çok çok özel bir mekan. Ne tarihi ne mimari özelliğini anlatmak geliyor içimden. Orda hissedileni anlatsam, o da paylaşamayacağım kadar özelim.
9. Arkeoloji Müzesi
Ne kadar büyük olursa olsun, bulunduğu bölgedeki o kadar çok eseri barındırmaya yetemeyeceği için oldukça küçük bulduğum ama şimdiye kadar hiç bir arkeoloji müzesinde görmediğim M.Ö. 2000'li yıllara ait günümüzde kullandığımız ve hayretler içerisinde seyrettiğim günlük yaşama dair eşyaları görmek için gidilmeli.
10. Sahip Ata Cami ve Müzesi
Arkeoloji müzesinin bitişiğindeki kırmızı tuğla ve turkuaz çinileriyle görmeden geçemeyeceğiniz bir minare ve cami avlu girişi. Yandaki kapısından çıkınca ünlü selçuklu veziri Sahib Ata tarafından yaptırılan hangahı eşsiz güzellikte Selçuklu dönemine has firuze, patlıcan moru, kobalt mavisi çinilerle kaplı yeni restore edilmiş haliyle gezmekten büyük bir keyif alacağınıza eminim.
11. Karatay Medresesi
Konya'da Alaeddin tepesinin eteğinde yer alan medrese 1250'li yıllarda yapılmış olup, 1955'ten beri çini müzesi olarak gezilebiliyor.
Bu kültür yüklemesinin ardından kendinize gelebilmek için Meram bağlarına doğru yol alıp, çekirdek çitleyip, çay içen yanında sac böreği yiyen insanların arasına karışabilirsiniz.
Cumartesi, Ocak 01, 2011
Ayasofya'da Namaz
Ayasofya'da namaz kılmak, sürekli tartışılan siyasi krizlere bile yol açabilen hassas bir eylem.
Gel gör ki ben yeni yılın ilk ikindi namazını Ayasofya'da kıldım. Yarın medyada Ayasofya'da namaz kılarak kriz çıkartan birini görürseniz, bilin ki bu arkadaşınız :)))
Yok yok kriz mriz çıkmaz...
Topkapı Sarayı'na giden yolun sol tarafında dikkat çekmeyen sade bir kapıdan içeri giren kadınları görünce dikkatimi çekti. 1991 yılında Ayasofya'nın ibadete açılan bölümüymüş. Tam ikindi ezanları okunurken ordan geçiyor olmam ve bunca zamandır hiç farketmeyip bugün farketmiş olmam bir işaret olmalıydı. (resimde gördüğünüz tamirattaki minarenin hemen altında)
Bu da dışardan görünüşü,
İbadet alanı küçük olmasına rağmen, iç dekorasyonu iddialı olan mekanda namaz saati olması sebebiyle görüntü almayı doğru bulmadım. Başka bi sefere.
Çintemani desenli kırmızı halıları, kadınlar bölümündeki gösterişli kapı, karşılıklı iki duvardaki tarihi mermer çeşmeler. Erkekler bölümündeki modern tasarımlı malzemeler kullanılarak yapılmış abdest alma yeri incelenmeye ve görüntülenmeye değer.
Gel gör ki ben yeni yılın ilk ikindi namazını Ayasofya'da kıldım. Yarın medyada Ayasofya'da namaz kılarak kriz çıkartan birini görürseniz, bilin ki bu arkadaşınız :)))
Yok yok kriz mriz çıkmaz...
Topkapı Sarayı'na giden yolun sol tarafında dikkat çekmeyen sade bir kapıdan içeri giren kadınları görünce dikkatimi çekti. 1991 yılında Ayasofya'nın ibadete açılan bölümüymüş. Tam ikindi ezanları okunurken ordan geçiyor olmam ve bunca zamandır hiç farketmeyip bugün farketmiş olmam bir işaret olmalıydı. (resimde gördüğünüz tamirattaki minarenin hemen altında)
Bu da dışardan görünüşü,
Çintemani desenli kırmızı halıları, kadınlar bölümündeki gösterişli kapı, karşılıklı iki duvardaki tarihi mermer çeşmeler. Erkekler bölümündeki modern tasarımlı malzemeler kullanılarak yapılmış abdest alma yeri incelenmeye ve görüntülenmeye değer.
Pazar, Şubat 28, 2010
Kültür Başkentinin Eserleri
2010 İstanbul Kültür Başkenti olması şerefine yıllardır süren restorasyonlar sona erip, tarihin önüne kurulan iskeleler bir bir kalkıyor.
Çemberlitaş'ı bugün gördüm tüm çıplaklığıyla...

Bir sonraki hedef Ayasoyfa.
Kubbesini gizleyen iskeleler törenle sökülmüştü, şimdiye kadar bir kaç kez Ayasofya'ya gitmiş olsam da kubbesini tam görememiştim. Gerçi şu an nasıl göründüğünden de çok emin değilim. Allah bilir bi yerden söküp öteki tarafa kurmuş da olabilirler ;)))
En büyük hayal kırıklığımı da Süleymaniye Camii diye diye gidip; ben başımı örtüp ayakkabılarımızı çıkarıp girdiğimiz yerde dar bir koridordan başka bir şey göremeyince yaşamıştım.
Hepsi bu kadar mı, nasıl yani dedik Yavuz'la birbirimize. Sonra tahta paravanların arkasında gerçek Süleymaniye'nin olduğunu anladık ama ne yazık ki onu keşfetmek için de biraz daha beklememiz gerekiyor.
Çemberlitaş'ı bugün gördüm tüm çıplaklığıyla...

Bir sonraki hedef Ayasoyfa.
Kubbesini gizleyen iskeleler törenle sökülmüştü, şimdiye kadar bir kaç kez Ayasofya'ya gitmiş olsam da kubbesini tam görememiştim. Gerçi şu an nasıl göründüğünden de çok emin değilim. Allah bilir bi yerden söküp öteki tarafa kurmuş da olabilirler ;)))
En büyük hayal kırıklığımı da Süleymaniye Camii diye diye gidip; ben başımı örtüp ayakkabılarımızı çıkarıp girdiğimiz yerde dar bir koridordan başka bir şey göremeyince yaşamıştım.
Hepsi bu kadar mı, nasıl yani dedik Yavuz'la birbirimize. Sonra tahta paravanların arkasında gerçek Süleymaniye'nin olduğunu anladık ama ne yazık ki onu keşfetmek için de biraz daha beklememiz gerekiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


