Keyifsiz, ziyan bir cumartesiden sonra toplayamadım ruh halimi dağıldığı yerlerden. Her biri bir yerde, birbirinden mutsuz, birbirinden bezgin...
Atıverdim tarihi yarımadanın kucağına, geliversin kendine diye...
Gelmedi :((
Sürüye sürüye ayaklarımı Ayasofya'ya götürdüm kendimi.
İskelesiz kubbesini, yüzü gözü açılmış meleğini göreyim, göstereyim...
Tarihi mekanı kendine mesken tutmuş güvercinlerden sonra bugün de Ayasofya'nın kedileriyle tanıştık.
Mağrur bir görevli edasıyla mimberin iki yanında başlar dik, omuzlar geride nöbet tutuyorlardı adeta. Sonra biri sıkıldı ilgiden gidip arkada bi yerlere bi lambanın önünde patilerini yalamaya başladı. İşte öyle bir anda bu artistik pozu yakaladı makinem. Sanırsam ki kutsal vazifeleri Ayasofya'da cirit atan fareleri ele güne rezil etmeden bizi ham yapmak.
Yeniden Ayasofya'nın büyüleyici atmosferine dönersek, çatıdan su alıyor besbelli pek bi kabarmış tavanları duvarları
Bu arada Ayasofya'nın güneybatı köşesinde "güzel kapı"dan çıkınca hemen solda vaftizhane avlusu ziyarete açılmış
Osmanlı döneminde kandil deposu olarak kullanılan Vazftizhane, Sultan 1. Mustafa ve Sultan İbrahim'in türbesine dönüştülürken içindeki vaftiz teknesi de avluya taşınmış.
Yekpare mermerden oyulmuş 3.26m.'ye 2.52m. gibi muazzam ölçülerde olan vaftiz teknesi, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde bahsettiği üzere Ortodoks dünyasında bilinen en büyük boyutlu vaftiz teknesiymiş.
türbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar, Mayıs 29, 2011
Salı, Mayıs 10, 2011
Şehr-i Konya, Uçan Mevleviler
Ülkemiz coğrafyasını öğrenmeye başladığımızda ilk öğretilenlerden biri en büyük şehrimiz Konya'dır.
Koooskocaman bir Konya, tam ortasında bir tepeciği var ki; nasıl bütün yollar Roma'ya çıkıyorsa bu şehirde de Alaaddin Tepesi'ne çıkıyor. Dahası bi yerlere gitmek için yolunuzu bulmaya çalışırken atlı karınca gibi etrafında dönü dönüveriyorsunuz.
M.Ö. 7000'li yıllara dayanan geçmişiyle adım attığınız her yerde ilk insandan bugüne zamanın nasıl geçtiğini, modern yeni dünya düzenine geçene kadar da hiç te boşa geçmediğini gözlerinizle görüp ruhunuzla hissedebiliyorsunuz.
Gezilecek görülecek pek çok şey var şüphesiz ama bir gün içerisinde gezmenizi önerebileceklerimi haritanın üzerinde işaretledim.
Düz ayak bir şehir olması sebebiyle bisiklet kullanımının çok yaygın olduğu; Lubiana-Slovenya'da görüp fotoğrafladığım bisikletler için trafik lambasını burda da görmek hoşuma gitti.
1. Alaaddin Keykubad Cami
Konya'nın merkezi diyebileceğimiz Alaaddin Tepesi üzerinde 1220 yılında inşa edilmiş. Kuzey duvarında bugün kapalı tutulan görkemli bir giriş kapısı bulunmaktadır. Girişin arkasındaki avluda iki türbe yapılmış, bu türbelerden birisi bitirilemeden yarım bırakılmış.
2. Alaaddin Tepesi
Tepe diyince aklınıza gelen şehri kuşbakışı görebileceğinizi düşündüğünüz bir yer sanmayın sakın. Bazı makalelerde "höyük" olarak geçen bana göre tepecik, pazar sabahı erken saatte in cin top oynayan, günün ilerleyen saatlerinde İstanbul'da ki sahil piknikçilerinin Konya şubelerinin öbek öbek çimenlere yayıldığı ancak onlardan farklı olarak mangal yakmak yerine çekirdek çitlenen yeşil alan.
3. İnce Minare Müzesi
Alaaddin tepesinin batı eteğinde yapım yılı 1260'lara dayanan minaresinden dolayı bu adı alan mekanın minaresi ismiyle tezat oluşturan kalınlığıyla dikkat çekici. 1956'dan beri taş ve ahşap eserleri müzesi olarak
ziyaretçilerini tuğla kubbeleri altında ağırlamakta.
4. Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi
Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi'nde çoğunluğu zaman içerisinde yok olan mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat tarihi açısından değerli olan Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlı Dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.
5. Şems-i Tebrizi Türbesi
Mevlana'nın hamken pişmesine vesile olan can dostu Şems'in türbesi demeyelim de onu temsilen bir sandukanın yer aldığı aynı zamanda cami olan bir yer. Aslında Şems'in gömülü olduğu yer değil orası, Mevlana'yla paylaştıkları can dostluğunu çekemeyenlerin Şems'in başını bedeninden ayırdıkları kuyu bu sandukanın altındaki mahsendeymiş. Yani sadece ruha döndüğü yer.
6.Aziziye Cami
1671-1676 yılları arasında yapılan pencereleri kapısından büyük tek cami olarak ünlenen, barok-rokoko tarzıyla bölgedeki diğer yapılardan farklı duran tek kubbeli ve direksiz iç mekan özelliği gösteren mekanın önü ve dış cephe oymaları güvercinlerin evi olmuş.
7. Selimiye Cami
Muhteşem Yüzyıl'da geçen hafta dünyaya gelen Selim bebeğin büyüyüp babası Kanuni Sultan Süleyman için yaptırdığı Mevlana Türbesinin batısında yer alan klasik bir Osmanlı camii.
8. Mevlana Türbesi ve Müzesi
Yeşil kubbesini gördüğünüz an sizi heyecanlandıran içine girdiğinde ruhunuzun boyut değiştirdiği çok çok özel bir mekan. Ne tarihi ne mimari özelliğini anlatmak geliyor içimden. Orda hissedileni anlatsam, o da paylaşamayacağım kadar özelim.
9. Arkeoloji Müzesi
Ne kadar büyük olursa olsun, bulunduğu bölgedeki o kadar çok eseri barındırmaya yetemeyeceği için oldukça küçük bulduğum ama şimdiye kadar hiç bir arkeoloji müzesinde görmediğim M.Ö. 2000'li yıllara ait günümüzde kullandığımız ve hayretler içerisinde seyrettiğim günlük yaşama dair eşyaları görmek için gidilmeli.
10. Sahip Ata Cami ve Müzesi
Arkeoloji müzesinin bitişiğindeki kırmızı tuğla ve turkuaz çinileriyle görmeden geçemeyeceğiniz bir minare ve cami avlu girişi. Yandaki kapısından çıkınca ünlü selçuklu veziri Sahib Ata tarafından yaptırılan hangahı eşsiz güzellikte Selçuklu dönemine has firuze, patlıcan moru, kobalt mavisi çinilerle kaplı yeni restore edilmiş haliyle gezmekten büyük bir keyif alacağınıza eminim.
11. Karatay Medresesi
Konya'da Alaeddin tepesinin eteğinde yer alan medrese 1250'li yıllarda yapılmış olup, 1955'ten beri çini müzesi olarak gezilebiliyor.
Bu kültür yüklemesinin ardından kendinize gelebilmek için Meram bağlarına doğru yol alıp, çekirdek çitleyip, çay içen yanında sac böreği yiyen insanların arasına karışabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












