mimar sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimar sinan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Şubat 09, 2017
Her şerden bir hayır umalım...
Geçen hafta Levent'ten Fatih'e gitmek için bindiğim taksiyle Piyale Paşa'dan geçerken gördüğüm tarihi bir eser dikkatimi çekti.
O kadar kötü ve harabe bir haldeydi ki, etrafını sarmış inşaat şantiyeleri tarafından yutulması an meselesi.
Aklımda kaldı, google mapten ne olduğunu bulmaya çalıştım ama tam konumunu kestiremediğim için bulamadım.
Bir kaç gün önce yine aynı yolu kullanmam gerekti, bu kez geceydi. Yakınlarında işaret alabileceğim bir şeyler aradım. Hilton Tree otelin önünden geçtik bir süre sonra, bu sefer aldım işareti ama koşturmadan bakmayı unuttum.
Ve twittera düşen haberiyle öğrendim ne olduğunu, neresi olduğunu...
Ne yazık ki twittera düşme nedeni bir gecekondunun helasıydı :(
Yüreğim daralıyor, yazamıyorum...
Kuzey Avrupa ülkelerinin medeniyet düzeyinde yaşıyor sanıyoruz belki de kendimizi ondan bu isyanımız.
Belki bu tuvalet sebep olur, bu eserin korunmasına restore edilmesine...
Yine bir Türk yaklaşımıyla her şerde bir hayır vardır deyip, ümit edelim.
Çarşamba, Aralık 14, 2011
İki Cami Arasında Aşk
Öylesine büyülü bir konu ki, adını duyunca hemen okuma hevesi uyandırmıştı ben de...
Kitap sayfalarının sadece tek bir yüzüne basılan metni okumak, kitabı okumayı kolay hale getirse de yaptğı kağıt israfıyla canınızı yakıyor. Sayfaları hızlıca karıştırdığınızda batan hilali seyretmek için buna değer derseniz, bi'şey diyemem...
Başlaması ile bitmesi arasında geçen süre sadece 2,5 saat...
İlk sayfalarda Mimar Sinan'dan nefret ediyosunuz, 50 yaşında evli bi adamın 17 yaşındaki genç bir kıza aşık olması rahatsız ediyor insanı.
Ama mimari dehasına saygı duyduğunuz bir insanı bu kadar da çabuk harcamak istemiyor, bi yerlerinden haklı çıkarmaya çalışıyorsunuz.
Aşka saygı duyuyorsunuz, kime yada kaç yaşına olduğuna di'il.
Aşkın tutkusunun yarattığına...
Aşkla yapılanın nasıl güzel olduğuna, aşkla verilenin nasıl özel olduğuna...
Bunu da kabullendik devam ediyoruz okumaya ama o kadar yüzeysel, derinliksiz bir anlatım ki; ne o zamanın İstanbul'unu ne Sinan'ın muhteşem eserlerindeki detayı görebiliyorsunuz.
Sadece caminin taşlarının üst üste dizildiğini, arada bir Sinan'ın gidip işçileri kontrol ettiğini öğreniyorsunuz.
Miladi takvime çoktan geçilmiş Aralık ayının gelmesi bekleniyor...
Divan şiirlerini engin edebiyat bilginizde anlamanız bekleniyor...
Mihr ve Mah'ın gerçekleşmesi belki sayfalarca anlatılabilecekken bi çırpıda olup bitmiş, siz hala boş gözlerle gökyüzüne bakıyor oluyorsunuz...
İki Cami Arasındaki Aşk'ı okumak tatmin etmez sizi, vurun kendinizi yollara gidin görün dokunun taşlara onlar kendi hikayesini anlatır size...
Kitap sayfalarının sadece tek bir yüzüne basılan metni okumak, kitabı okumayı kolay hale getirse de yaptğı kağıt israfıyla canınızı yakıyor. Sayfaları hızlıca karıştırdığınızda batan hilali seyretmek için buna değer derseniz, bi'şey diyemem...
Başlaması ile bitmesi arasında geçen süre sadece 2,5 saat...
İlk sayfalarda Mimar Sinan'dan nefret ediyosunuz, 50 yaşında evli bi adamın 17 yaşındaki genç bir kıza aşık olması rahatsız ediyor insanı.
Ama mimari dehasına saygı duyduğunuz bir insanı bu kadar da çabuk harcamak istemiyor, bi yerlerinden haklı çıkarmaya çalışıyorsunuz.
Aşka saygı duyuyorsunuz, kime yada kaç yaşına olduğuna di'il.
Aşkın tutkusunun yarattığına...
Aşkla yapılanın nasıl güzel olduğuna, aşkla verilenin nasıl özel olduğuna...
Bunu da kabullendik devam ediyoruz okumaya ama o kadar yüzeysel, derinliksiz bir anlatım ki; ne o zamanın İstanbul'unu ne Sinan'ın muhteşem eserlerindeki detayı görebiliyorsunuz.
Sadece caminin taşlarının üst üste dizildiğini, arada bir Sinan'ın gidip işçileri kontrol ettiğini öğreniyorsunuz.
Miladi takvime çoktan geçilmiş Aralık ayının gelmesi bekleniyor...
Divan şiirlerini engin edebiyat bilginizde anlamanız bekleniyor...
Mihr ve Mah'ın gerçekleşmesi belki sayfalarca anlatılabilecekken bi çırpıda olup bitmiş, siz hala boş gözlerle gökyüzüne bakıyor oluyorsunuz...
İki Cami Arasındaki Aşk'ı okumak tatmin etmez sizi, vurun kendinizi yollara gidin görün dokunun taşlara onlar kendi hikayesini anlatır size...
Etiketler:
Aşk,
Cami,
Kitap,
mihrimah sultan,
mimar sinan,
roman
Pazar, Ağustos 28, 2011
Doyurucu Bir Şeyler...
Biliyorum memnun değilsiniz son günlerdeki performansımdan, yeni bi'şey yok sayfada...
Ramazanın son günlerinin koşturmacasında durup da yazsam bi şey diyecek gücüm yok eh biraz da motivasyonum.
Oruç her ne kadar etkilemedi dese de insan, bazen eli kolu kalkmıyor hiç bi şey yapmak gelmiyor içinden.
Aslında bir kaç yazmak istediğim konu olsa da, işte o orucun bünyede yarattığı "aç ayı oynamaz", yemekten sonra "ağırlık çöktü" ye dönüşünce kalem yazmıyor, tuşlar basmıyor.
Bugün ne değişti?
Ramazan boyunca devam ettiğim ama ramazan bitmeden tamamlamam gereken bir görevimi tamamladım :))) onun mutluluğuyla gücüm yok ama motivasyonum var :))))
Yazmak istediklerime gelince...
Biri Sultanahmet'teki kitap ve kültür fuarı
Diğeri ayvalık tost ekmeği
Biri ruhu diğeri mideyi doyurur.
Ramazanda açılan kitap fuarı dini yayınlar satar düşüncesinde haklısınız ama yanısıra güncel kitapları -aşk romanları bile- piyasa fiyatından çok çok daha ucuza alabiliyorsunuz. Diğer bir taraftan popüler kültüre yakın olmayan çevrelerin araştırma ve eserlerini incelemenin faydalı olduğunu düşünüyorum. Farklı şeyler keşfediyorsunuz.
Mesela Kuran-ı Kerim'in çocuklar için pembe ve mavisinin var olduğunu biliyor muydunuz?
Sayfa ve kapağının böylesine canlı renklerde olduğunu görmek, yıllardır yeşil üstüne yaldızlı tek tip Kuran-ı Kerim ezberini bozdurduğu için hoşuma gitti.
Yine son yıllarda dikkatimi çeken, "satır arası Kuran" şeklinin, ayet ayet meal yerine cümlelerinin anlaşılmasını sağlamasının faydalı olduğunu düşünüyorum.
D&R'larda görmeye alışık olmadığımız yayın evlerinin kitapları arasında ilgi çekici eserler bulabiliyor insan.
Mesela Küre Yayınlarından İbrahim Zeyd Gerçik'in
Bir Yönetim Modeli Mimar Sinan -İnsan Kaynakları ve Proje Yönetimi-
Bir Yönetim Modeli Süleymaniye -Yönetim, Psikoloji ve Kurum Kültürü-
kitapları bu alanlardaki yabancı kaynaklara özümüzden bir alternatif olması bakımından hoşuma gitti.
-henüz okumadım kitapları, umarım okudukça haklı çıkarım memnuniyetimde-
Ruhumuzu doyurduktan sonra karnımızı doyurmaya gelince, İstanbul Halk Ekmeğin Ayvalık Tost ekmeği derim :)))
İlk kez Sultanahmet'teki Halk Ekmek standından aldım, o kadar güzeldi ki -uzun zamandır bu kadar güzel tost yememiştim- biter bitmez en yakın halk ekmek bayisine koştum.
Yok öyle bi'şey demesin mi :((
internet sitelerine de baktım orda da, yok öyle bi'şey :(((
Tekrar yolumu Sultanahmet'e denk düşürdüm.
Evet orda var :)))
Yeni çıkarmışlar bu ekmeği ve sadece Sultanahmet'te satıyorlarmış şimdilik, ama bayramdan sonra bayiler de satacakmış.
Şiddetle tavsiye ederim :)))
Ramazanın son günlerinin koşturmacasında durup da yazsam bi şey diyecek gücüm yok eh biraz da motivasyonum.
Oruç her ne kadar etkilemedi dese de insan, bazen eli kolu kalkmıyor hiç bi şey yapmak gelmiyor içinden.
Aslında bir kaç yazmak istediğim konu olsa da, işte o orucun bünyede yarattığı "aç ayı oynamaz", yemekten sonra "ağırlık çöktü" ye dönüşünce kalem yazmıyor, tuşlar basmıyor.
Bugün ne değişti?
Ramazan boyunca devam ettiğim ama ramazan bitmeden tamamlamam gereken bir görevimi tamamladım :))) onun mutluluğuyla gücüm yok ama motivasyonum var :))))
Yazmak istediklerime gelince...
Biri Sultanahmet'teki kitap ve kültür fuarı
Diğeri ayvalık tost ekmeği
Biri ruhu diğeri mideyi doyurur.
Ramazanda açılan kitap fuarı dini yayınlar satar düşüncesinde haklısınız ama yanısıra güncel kitapları -aşk romanları bile- piyasa fiyatından çok çok daha ucuza alabiliyorsunuz. Diğer bir taraftan popüler kültüre yakın olmayan çevrelerin araştırma ve eserlerini incelemenin faydalı olduğunu düşünüyorum. Farklı şeyler keşfediyorsunuz.
Mesela Kuran-ı Kerim'in çocuklar için pembe ve mavisinin var olduğunu biliyor muydunuz?
Sayfa ve kapağının böylesine canlı renklerde olduğunu görmek, yıllardır yeşil üstüne yaldızlı tek tip Kuran-ı Kerim ezberini bozdurduğu için hoşuma gitti.
Yine son yıllarda dikkatimi çeken, "satır arası Kuran" şeklinin, ayet ayet meal yerine cümlelerinin anlaşılmasını sağlamasının faydalı olduğunu düşünüyorum.
D&R'larda görmeye alışık olmadığımız yayın evlerinin kitapları arasında ilgi çekici eserler bulabiliyor insan.
Mesela Küre Yayınlarından İbrahim Zeyd Gerçik'in
Bir Yönetim Modeli Mimar Sinan -İnsan Kaynakları ve Proje Yönetimi-
Bir Yönetim Modeli Süleymaniye -Yönetim, Psikoloji ve Kurum Kültürü-
kitapları bu alanlardaki yabancı kaynaklara özümüzden bir alternatif olması bakımından hoşuma gitti.
-henüz okumadım kitapları, umarım okudukça haklı çıkarım memnuniyetimde-
Ruhumuzu doyurduktan sonra karnımızı doyurmaya gelince, İstanbul Halk Ekmeğin Ayvalık Tost ekmeği derim :)))
İlk kez Sultanahmet'teki Halk Ekmek standından aldım, o kadar güzeldi ki -uzun zamandır bu kadar güzel tost yememiştim- biter bitmez en yakın halk ekmek bayisine koştum.
Yok öyle bi'şey demesin mi :((
internet sitelerine de baktım orda da, yok öyle bi'şey :(((
Tekrar yolumu Sultanahmet'e denk düşürdüm.
Evet orda var :)))
Yeni çıkarmışlar bu ekmeği ve sadece Sultanahmet'te satıyorlarmış şimdilik, ama bayramdan sonra bayiler de satacakmış.
Şiddetle tavsiye ederim :)))
Etiketler:
ekmek,
Ekonomi,
fuar,
iş dünyası,
Kitap,
lezzet,
mimar sinan,
Psikoloji,
Sultanahmet,
tost,
Yazar,
Yemek,
yönetim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




