Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlana etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Aralık 12, 2013

Gezi- Konya

Bir kez daha Konya dedim...

Daha önce gidip görmüş te olsam bir kez daha gitmek güzeldi...

Bi daha da giderim...

Biraz daha yakından tanıdım Konya'yı...

Günübirlik Konya turu yapmak isteyenlere rehber olsun gezip gördüklerimiz,biz de hatırlamak istediğimizde dönüp bakalım diye not düşelim günlüğümüze...

Sabah 6:35 uçağıyla İstanbul'dan havalanıp erkenden Konya'ya inince uyuyan bir şehir karşılıyor sizi...

İlk olarak Meram'a doğru yol alıp camlarına tuz dökerek medet bulmayı umanların da ziyaret ettiği Tavus baba türbesini ve yanı başındaki ahşaptan yapılma 15. yy'dan kalma bir camiyi ziyaret ettik. Meram çayına yukardan bakan kuş sesleri suyun şırıltısıyla sabah saatlerinde huzur içerisinde vakit geçirilebilecek bir yer olduğunu düşünüyorum.


15. yüyıldan kalma ahşap caminin abanoz direkleri ve çatısı bildiğimiz camilerden çok daha farklı hisler uyandırıyor insanda. Yaradanla zihinsel iletişime geçilen ibadette ahşabın iletkenliği belki de burayı daha özel kılıyor.


Meram Çayı üzerindeki köprü sonbaharın sarı yapraklarıyla hüzünlü bir huzur veriyor...


Dümdüz bildiğimiz Konya'nın bi yükseltisi varmış...

Akyokuş...

Akyokuş Tabiat Parkı'nda mükellef bir kahvaltıyla güne başlamak harikaydı...

Konya'yı kuşbakışı seyredebileceğiniz güzel bir yer...

http://www.akyokuskonya.com


Kahvaltı'dan sonra 6000 yıllık geçmişi olan Sille Köyü'ne uğruyoruz.


MS.371'de inşa edilen Aya Elenia Kilisesi'ni ziyaret ediyoruz.


Son zamanlarda sevgili turist rehberi arkadaşlarımla İstanbul kiliselerinde yaptığım ziyaretlerden bi hayli tecrübe kazansam da...

Ziyaretçiler için konulmuş açıklayıcı tabelalar hoşuma gitti...


Tavanlardaki abartılı  renklendirilmiş resimler yerine perdelerin arkasında kalan duvardaki gerçek resimler daha çok ilgimi çekiyor....


Otantik bir Sille evi, sahibi bir mimar daha doğrusu kapıda asılı tabeladan öyle olduğu düşüncesine kapılıyorum...




Arnavut kaldırımı yolların atasının Sille sokakları olduğu söyleniyor


Bir kaç küçük çömlek dükkanında yarısı çin yarısı yörede yapılan seramiklerden oluşan hediye seçeneklerini keyifle değerlendirebilirsiniz.



Sille'den sonra tekrar şehre dönüyoruz, kahvelerimizi Japon Parkı'nda içiyoruz...

Japon mimarisinin hakim olduğu sevimli güzel bir park, kahvaltı ve yemek için bi kaç kişilik grup olarak kapatabileceğiniz şirin odaları var...




Ve tabiki Konya'yı bu kadar kıymetli kılan Hz. Mevlana Türbesi



Şehrin içindeki diğer türbeleri ve Alattin Tepesi'ni dolaştıktan sonra Şifa'da yemek molası ardından biraz daha alışveriş...

Tandır ekmeğini yerinden almak için Hanımeli'nin hanım ustalarının yanında aldık soluğu...

Keyifli bi sohbetle alıp ekmeklerimizi çıktık. bu arada facebook'a koyun resmimi diyen ablaya selam olsun facebook, twitter, blog neresi varsa koyduk merak etmesin :)))




Ve Mevlana Kültür Merkezi'nde  her cumartesi 20:00'de başlayan sema töreni...

Harika bir salon, etkileyici ışıklandırma

Uçağa yetişmek için sonuna kadar kalamadığımız bir deneyim oldu...


Salı, Mayıs 10, 2011

Şehr-i Konya, Uçan Mevleviler


Ülkemiz coğrafyasını öğrenmeye başladığımızda ilk öğretilenlerden biri en büyük şehrimiz Konya'dır.

Koooskocaman bir Konya, tam ortasında bir tepeciği var ki; nasıl bütün yollar Roma'ya çıkıyorsa bu şehirde de Alaaddin Tepesi'ne çıkıyor. Dahası bi yerlere gitmek için yolunuzu bulmaya çalışırken atlı karınca gibi etrafında dönü dönüveriyorsunuz.

M.Ö. 7000'li yıllara dayanan geçmişiyle adım attığınız her yerde ilk insandan bugüne zamanın nasıl geçtiğini, modern yeni dünya düzenine geçene kadar da hiç te boşa geçmediğini gözlerinizle görüp ruhunuzla hissedebiliyorsunuz.

Gezilecek görülecek pek çok şey var şüphesiz ama bir gün içerisinde gezmenizi önerebileceklerimi haritanın üzerinde işaretledim.

Düz ayak bir şehir olması sebebiyle bisiklet kullanımının çok yaygın olduğu; Lubiana-Slovenya'da görüp fotoğrafladığım bisikletler için trafik lambasını burda da görmek hoşuma gitti.


1. Alaaddin Keykubad Cami
Konya'nın merkezi diyebileceğimiz Alaaddin Tepesi üzerinde 1220 yılında inşa edilmiş. Kuzey duvarında bugün kapalı tutulan görkemli bir giriş kapısı bulunmaktadır. Girişin arkasındaki avluda iki türbe yapılmış, bu türbelerden birisi bitirilemeden yarım bırakılmış.





2. Alaaddin Tepesi
Tepe diyince aklınıza gelen şehri kuşbakışı görebileceğinizi düşündüğünüz bir yer sanmayın sakın. Bazı makalelerde "höyük" olarak geçen bana göre tepecik, pazar sabahı erken saatte in cin top oynayan, günün ilerleyen saatlerinde İstanbul'da ki sahil piknikçilerinin Konya şubelerinin öbek öbek çimenlere yayıldığı ancak onlardan farklı olarak mangal yakmak yerine çekirdek çitlenen yeşil alan.

3. İnce Minare Müzesi
Alaaddin tepesinin batı eteğinde yapım yılı 1260'lara dayanan minaresinden dolayı bu adı alan mekanın minaresi ismiyle tezat oluşturan kalınlığıyla dikkat çekici. 1956'dan beri taş ve ahşap eserleri müzesi olarak
ziyaretçilerini tuğla kubbeleri altında ağırlamakta.









4. Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi
Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi'nde çoğunluğu zaman içerisinde yok olan mezarlıklardan toplanan tarih ve sanat tarihi açısından değerli olan Selçuklu, Karamanoğlu ve Osmanlı Dönemlerine ait mezar taşları sergilenmektedir.

5. Şems-i Tebrizi Türbesi
Mevlana'nın hamken pişmesine vesile olan can dostu Şems'in türbesi demeyelim de onu temsilen bir sandukanın yer aldığı aynı zamanda cami olan bir yer. Aslında Şems'in gömülü olduğu yer değil orası, Mevlana'yla paylaştıkları can dostluğunu çekemeyenlerin Şems'in başını bedeninden ayırdıkları kuyu bu sandukanın altındaki mahsendeymiş. Yani sadece ruha döndüğü yer.

6.Aziziye Cami
1671-1676 yılları arasında yapılan pencereleri kapısından büyük tek cami olarak ünlenen, barok-rokoko tarzıyla bölgedeki diğer yapılardan farklı duran tek kubbeli ve direksiz iç mekan özelliği gösteren mekanın önü ve dış cephe oymaları güvercinlerin evi olmuş.




7. Selimiye Cami
Muhteşem Yüzyıl'da geçen hafta dünyaya gelen Selim bebeğin büyüyüp babası Kanuni Sultan Süleyman için yaptırdığı Mevlana Türbesinin batısında yer alan klasik bir Osmanlı camii.

8. Mevlana Türbesi ve Müzesi
Yeşil kubbesini gördüğünüz an sizi heyecanlandıran içine girdiğinde ruhunuzun boyut değiştirdiği çok çok özel bir mekan. Ne tarihi ne mimari özelliğini anlatmak geliyor içimden. Orda hissedileni anlatsam, o da paylaşamayacağım kadar özelim.





9. Arkeoloji Müzesi
Ne kadar büyük olursa olsun, bulunduğu bölgedeki o kadar çok eseri barındırmaya yetemeyeceği için oldukça küçük bulduğum ama şimdiye kadar hiç bir arkeoloji müzesinde görmediğim M.Ö. 2000'li yıllara ait günümüzde kullandığımız ve hayretler içerisinde seyrettiğim günlük yaşama dair eşyaları görmek için gidilmeli.







10. Sahip Ata Cami ve Müzesi
Arkeoloji müzesinin bitişiğindeki kırmızı tuğla ve turkuaz çinileriyle görmeden geçemeyeceğiniz bir minare ve cami avlu girişi. Yandaki kapısından çıkınca ünlü selçuklu veziri Sahib Ata tarafından yaptırılan hangahı eşsiz güzellikte Selçuklu dönemine has firuze, patlıcan moru, kobalt mavisi çinilerle kaplı  yeni restore edilmiş haliyle gezmekten büyük bir keyif alacağınıza eminim.



11. Karatay Medresesi
Konya'da Alaeddin tepesinin eteğinde yer alan medrese 1250'li yıllarda yapılmış olup, 1955'ten beri çini müzesi olarak gezilebiliyor.

Bu kültür yüklemesinin ardından kendinize gelebilmek için Meram bağlarına doğru yol alıp, çekirdek çitleyip, çay içen yanında sac böreği yiyen insanların arasına karışabilirsiniz.