Cam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Kasım 18, 2022

Denk Gelişler



Bir şeyi çok istersiniz

Gider, gelir bakarsınız 

Bugün, yarın, ha şimdi derken aylar geçer üzerinden

Sonra bir gün yolunuz kesişir hem de olabilecek en iyi deneyimle.

İstanbul Kumruları, Beykoz Cam Ocağı Vakfı ve Meral Değer'le işte tam da böyle kesişti yollarımız.

O çok beğendiğimiz İstanbul Kumruları'nı almak için Cam Ocağı'na gittiğimizde; Meral Hanım'ın uzun zaman üzerine ilk defa üretim için orada olması, kumrularına yapılışına şahit olmamız, sohbetimiz, vakfın kurucusu Yılmaz Yalçınkaya'yla tanışmamız kumruları daha da değerli hale getirdi.

Bir avuç korun kumruya dönüşmesi büyüleyici.

Meral Değer'in kendi sesinden kumruların hikayesi için link aşağıda.

https://vimeo.com/352032301

Bu da bizim karşılaştığınız günden…






Pazartesi, Eylül 10, 2012

El İşi Dersi 2

Biraz geriden de gelse, el işi dersimizin devamını bu yazıda bulabilirsiniz. Fikir vermesi için paylaşıyorum sadece detaylar tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış :))







Pazartesi, Şubat 04, 2008

Sisli Akşam


Çocukken buğulanmış camlara küçük parmaklarımızla yazılar yazar, resimler çizerdik. Sonra bir el darbesiyle siler suların camdan süzülüşünü izler, başka buğulu camlar bulmak için evin diğer camlarını yoklardık.
Pvc çerçeveler ve çift camlar bu çocukluk eğlencemizi de aldı elimizden. Servisin buharlaşan camına parmağımla bir şeyler yazmak istedim. Ama servisteki pek çok insanın dikkatini çekmek istemedim. O benim mahremim. Tüm diğer çocukluk anılarım, oyunlarım gibi sadece yalnızken yada kendimi yalnız hissedebileceğim kadar yakınlarımla paylaşabileceğim.
Bu akşam işten çıktığımda etraf beyaz bir dumanla kaplıydı. Plazaların ışıkları belli belirsiz, puslu en tepesi beyazlığın içinde kaybolmuş. Hatta biraz daha uzaktan bakıldığında hiç yoklar, sadece daha önce de orada olduğu gibi iki katlı alçak evler. Arkalarında yükselen göğü delen plazalar yok. Hiç bir ışıkları yok.
Ümit verdi içime.
Artık her gördüğüm plaza göğsüme demir bir çubuk saplıyor. Dünkü Hürriyet'te Mekke'nin havadan çekilen fotoğraflarını gördüğümde de aynı demir çubuklar saplandı yüreğime.
İş yada ev ne amaçla kullanıldığı önemli değil. Ruhsuz anlamsız devasa canavarlar. Duygularımızı, ruhlarımızı, yaşamlarımızı hapsediyor. Modern hapishanelerde üstelik yüksek bedeller ödeyerek yaşamak ne büyük bir tezat.
Kış bahçesi, teras bahçeler; yalancı baharlar

Pazartesi, Ocak 21, 2008

Ecosphere


Farklı bir hediye seçeneği...

Bütünüyle kapalı bir camın içinde; kendi devamlılığını sürdüren minyatür bir dünya.

Ecosphere,çalışan bir ekolojik sistemin gösterimi, dünyanın nazik dengesini uygulamalı şekliyle açıklayan kapalı bir ekosistem.

Tamamen kapalı bir camın içinde, filtrelenmiş deniz suyunun içinde çeşitli karideslerin, algae'nin (deniz yosunu) ve mikro-organizmaların yaşadığı bir ortam.

Algae(deniz yosunu), sudaki karbondioksit ve sunulan ışıkla, fotosentez yaparak oksijen üretir. Karides algae'yi(deniz yosunu)ve bakteriyi yavaş yavaş kemirirken, sudaki oksijeni nefes alır. Bakteri de, karidesin artığını, algae için gıdaya dönüştürmüş olur. Karides ve bakteri, aynı zamanda dışarıya karbondioksit de verirler, algae(deniz yosunu) de bunu oksijen üretimi için kullanır.Ve bu devre kendini hep yeniler.


http://www.ecosphere.com.tr/ internet sitesinde diğer çeşitlerini de görebilirsiniz. Fiyatları 189-989 YTL arasında değişiyor.