geleneksel el sanatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geleneksel el sanatları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ekim 21, 2015

Bayburt'ta Başka Bir Dünya - Baksı Müzesi

Baksı Müzesi, 2014 Avrupa Konseyi müze ödülünü aldığında gazete ve dergilere haber oluşundan ben de haberdar oldum varlığından... 

Sonrasında instagramda takip etttiğim kişilerin paylaşımlarından...
Etkilendim...
Görülesi bir yer olduğu kesindi. İstanbul’da pek çok sergi ve sanatın kalbinde doğru dürüst birine bile gidemezken Bayburt’a gitmek hayal ötesiydi.
Ama bazı anlar vardır ki çok üstünde durmadan olsun diye ısrar etmediğiniz ama gerçekten istediğiniz şeyler öyle kolayca sizin olur ki...
Şaşar kalırsınız, şükredersiniz sadece ilahi düzene...
Sacred 7 turun ilk defa düzenlediği Baksı Müzesi ve Rize yaylalarını kapsayan Erzurum’dan Trabzon’a Bir Derin Nefes programı beni de çekti içine...
Ve 16 Ekim sabaha karşı Erzurum’a giden uçakta buluverdim kendimi...

Baksı öyle kolay ulaşılası bir yer değil. (kırmızı daire içinde) Erzurum’dan Bayburt merkezine ulaştıktan sonra 45 dakika daha köy yollarında Baksı Müzesi ve İspir tabelalarını takip ederek uçsuz bucaksız coğrafyada yol aldıktan sonra bir tepenin üstünde kurulu, yer aldığı coğrafyada uzaylıların yaşadığını düşünebileceğiniz kadar farklı mimarisiyle karşınıza çıkıyor.

Gün doğarken ana müze binası
Kendi nefes alışınızdan başka hiç bir sesin olmadığı -öten kuşları ve mutfak bölümünün önündeki terasta rüzgarla sallanan çanın sesi dışında-


Müzenin kurucusu, bir hayali-rüyayı gerçek kılan Hüsamettin Koçan hoca...

Bu köyde doğmuş, gurbete giden babasının yolunu beklemiş, aba'sına bir ev yapma sözünü artık o yaşayamayacak göremiyecek de olsa yerine getirmiş hayırlı bir evlat, vatansever, doğduğu topraklara varını yoğunu veren biri.

Gerçek bir sanatçı...

Gözlerinde dahilikle, deliliğin pırıltıları dolaşan 69 yaşında genç bir adam...

Hüsamettin Koçan kendi eserleri önünde

Deli... Çünkü böyle bir hayali gerçeği dönüştürmek akıllı birinin yapabileceği, karşısına çıkan imkansızlıklardan pes etmeyerek durmadan devam edebileceği bir iş değil.

Dahi... Çünkü kimsenin bir araya getirmeyi düşünemeyeceği muhteşem bir karışımla bambaşka bir dünya yaratmış.

Bu ülkenin Hüsamettin Hoca gibi insanlara o kadar çok ihtiyacı var ki aslında...

Baksi'yi yaratıcısıyla dolaşmak, her bir eserin nerden nasıl geldiğini, hikayesini ondan dinlemek müthiş bir deneyimdi.

Yani müze ayrı, Hüsamettin hoca ayrı, bulunduğunuz coğrafya ayrı etkiliyor sizi.

Çoruh Nehri ayaklarınızın altında kıvrıla kıvrıla akarken, karşınızda dumanlı dağlar...

Gece olunca çıkan sonsuz yıldızlar, mevsim sonbahar olmasa gece çökünce soğuk kendini hissettirmese bütün geceyi yıldızları izleyerek geçirebilirdim.

sabah 6:30'da Baksı'da doğan gün...

Müzenin "ON" sergisini görmek nasipti bize... Kuratörü Marcus Graf'a teşekkürler

Gelenekselle modernin müthiş bir uyumla bir araya geldiği bu yer, insana aslında ben nerdeyim ne yapıyorum, rakamlardan hedeflerden, birbirinin aynı tekrarlayan günlerden hayata, sanata, tutkuya, inanca dair neler kaçırdığını sorgulatan...


Dünyanın dışında başka bir gezegende küçük prens gibi hissediyorsun kendini...

Sanatı seven ama öyle sergi, etkinlik, bienal gezen biri olmadığım için bu kadar çok etkilendim belki de... 

Depo Müze'de sergilenen "Kadınlık Halleri" eseri
Belki de mekanın, coğrafyanın farklı enerjisi... 

Belki de ruhu, misyonu, taşıdığı yüce değerleri...



Hoca'nin müze maketi üzerinde mekanları anlatırken, "aba'm için -anneye aba denirmis yörede- yaptığımm ev. Göremedi ama hemen karşı tepede yattığı mezarından görüyordur" sözleri...

Ruhu, gördükleri karşısında karmakarışık olan biri için öldürücü darbeydi. 

Dağıldım...

Hatırladıkça, halen dağılıyorum...

Müzeyi, konferans salonunu, kütüphaneyi, müze depoyu gezdik...

Her bir eserin hikayesini tek tek anlattı, kendi deyimiyle ne kadar parası olduğunu bilmeyen ama satın aldığı her bir parçanın fiyatını çok net hatırlayan çok özel bir insan Hüsamettin Koçan...

Aynı zamanda karısına, Oya Koçan'a aşık... 

Müze dediğime bakmayın, dört duvar bir bina içerisindeki eserler değil kastettiğim çok daha geniş. Soluduğum hava, karşıda sıralanan dağlar, aşağıda akan Çoruh Nehri, konuk evi binaları, gurbete bakan çocuklar, bastığım toprak...

Atölyeler...

Kök boyaların hazırlanıp ipliklerin  boyandığı, tezgahta kumaşların kilimlerin dokunduğu...

Çocukların yaratıcı çalışmaları...

Ve hocanın çalışma atölyesi...

Aslında Baksı'yı anlatmanın bir yolu gerçekten var mı bilmiyorum. 

Anlatılmaz yaşanır klişe bir cümle gibi gelse de, Baksı'nın tam karşılığı bu...

Ancak yaşarsanız gerçekten ne kaçırdığınızı anlayabilirsiniz.

Uzun lafın kısası, bu Baksı adamı umutlandırır, gururlandırır, duygulandırır, ağlatır, aşık eder, hayatını sorgulatır, yaşama sevinci verir... 

Ve o makasla yüreğinizi ortadan ikiye böler bir parçasını orada bırakır gidersiniz... 


Perşembe, Ağustos 11, 2011

Karagöz-Hacivat


Çok di'il bir hafta önce "Yar Bana Bir Eğlence" demiş, gerçek bi Karagöz gösterisi izlemeyi dilemiştim. Saati zamanı denk gelmiş olmalı ki, dileğim gerçek oldu :)))

Dün gece Sultanahmet'te kurulan Asırlık Tadlar ve Sanatlar Festivali'nde Karagöz-Hacivat ve tüm oyun arkadaşlarıyla tanışıp, kısa bi gösterilerini izleme ve ustaları Suat Veral'la tanışıp sohbet etme fırsatı bulduk.

Kültür Bakanlığı sanatçısı olan, tüm Karagöz tasvirlerini elleriyle yapıp onlara hayal perdesinde can veren Suat Veral; ilgi duyan herkese sabırla bu sanatın inceliklerini ve detaylarını  keyifle anlatıyor. Mesleğinde 27 yılı geride bırakan ustanın gözlerinde ve sözlerinde bu sanata duyduğu aşkı görebilirsiniz.

Evde, partide kendi hayal perdenizi kurup Karagöz-Hacivat ve arkadaşlarını oynatabileceğiniz tüm malzemeleri bu standdan oldukça uygun fiyata satın alabilirsiniz.
Tamamı el yapımı dana derisinden tasvirlere dokunmak onlara sahip olma isteği doğurdu bende.
(Bir çift Karagöz-Hacivat'a 40 liraya, şık bir tefe ise 25 liraya sahip olabilirsiniz)



Fotoğrafta ustamız Suat Veral kendi yaptığı tasvirlerle. -Bakmayın böyle mesafeli durduğuna, işinin inceliklerini anlatırken çok candan-

Arkasındaki duvarda gördüğünüz 1 metrelik Hacivat-Karagöz'le dev hayal perdesinde bu sene Dünya Tiyatrolar Günü'nde ve yurtdışında çeşitli festivallerde gösteriler yapmış.

Suat beyi ve tasvirlerini sahnede izlemek isterseniz yarın akşam yani cuma ve cumartesi günleri Sultanahmet'teki sahnede 21:00 ve 21:30'da izleyebilirsiniz.



Karagöz-Hacivat'ı perdede seyrederken anladım ki, renkli televizyonu icat etmeden yüzyıllar önce biz zaten renkli bir seyir dünyasının seyircileriymişiz...


Veee kaçınılmaz son...

Artık benim de deriden el yapımı Karagöz-Hacivat tasvirlerim ve yine üzerinde onlarının resimlerinin olduğu bir tefim var. Biraz çalışıyim ilk gösterime çağrırım sizi ;))))

Suat Veral ve tasvirleri hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, buraya buyrun...

http://www.karagozustasisuatveral.com/

Sultanahmet'te Ramazan


Sultanahmet'te ramazana, cami ve etrafında oruç açanlara, hınca hınç kalabalığa hafiften aman da ne gereksiz edayla yaklaşırdım yaklaşmasına da, bu sene fikrim değişiverdi.

Her akşam gidebilirim Sultanahmet'e...

Geçmiş yıllardaki yoğun duman ve sucuk kokusunun yerine mis gibi yaz akşamı havası var.

Kalabalık; kalabalık olmasına ama belli bir düzen sağlanmış akıp gidiyor.

Piknik alanlarındaki tahta masalar, sandalyeler yetmeyince evden getirilen portatif masa ve sandalyeler açılmış, onu bulamayan serdiği bir kilimin hırkanın üstüne oturup meydanın kalabalığındaki yerini almış.

Her iki Sultanahmet Köftecisinin önünde de metrelerce kuyruk; iftarda içeriye ulaşabilirler mi acaba sorusunun cevabı merakım...

İftar yaklaşırken geleneksel ürünlerin satıldığı stantların arasındaki kalabalık da yavaş yavaş sakinliyor, iftar sonrası daha yoğun bir kalabalığa bırakmak içini yerini...

Turistler bayram ediyor olmalı, bütün güzel şeyleri bir arada uygun fiyatla bulabildikleri bir alışveriş cenneti burası.

Ne var ki burda???

Yoğurtçu -Kanlıca-,
turşucu,
tatlıcı, lokumcu, şekerci -Hafız Mustafa, Koska, Hacıbekir-,
kahveci -Mehmet Efendi-,
dondurmacı -Mado-,
bozacı -Vefa-,
şerbetçi -Konyalı-,
kuruyemişçi,
baharatçı,
macuncu,
muhallebici,
ekmekçi




Sonracıma...
bakırcı,
yorgancı,
kakmacı -sedef-,
oymacı -ahşap-,
tespihçi,
tezhipçi,
üflemeci -cam-,
boyacı -ayakkabı-,
kunduracı,
ekmekçi,
boncukçu,
seramikçi,
ebrucu,
karagözcü -ki bu başlı başına bir yazı benim için-,
hatçı,

İşinde en iyi ustaların bir araya geldiği bu çarşı 10:00-02:00 arasında Ramazan süresince açık olacak.


Ramazan etkinliklerinin tam programı için link aşağıda

http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Documents/haber/agustos2011/etkinlik_brosuru.pdf