Film yorumlarıma Entelköy, Efeköy'e Karşı ile devam ediyorum...
Daha eğlenceli olabileceğini düşündüğüm ama izlerken sıkıldığım bir film oldu.
Filmin taşıdığı önemli mesaj uzun saatlerde kaynadı gitti...
7 yaş üstü, 13 yaş altındakilerin ebeveynleri ile izlenmesi işaretlerini almasının sebebi filmin iki üç yerinde sıvama küfür olması. Yani aradaki o sahneleri çıkartsanız filmden bi şeyler eksik mi anlamazsınız.
Müsamerede sahneye çıkıp bi nefeste şiirini okuyan çocuk gibi, sövüyo sayıyo bitiyo...
Yönetmen Yüksel Aksu'nun hikaye anlatıcı olarak sazlı sözlü giriş, gelişme, sonuçta yer alması keyifliydi. Ancak bu sahneler çatlamış topraklar üzerinde geçince, "eyvah termik canavar kazanıyo galiba filmin sonunda" diye bi korku salıyor yüreğinize
Efelerle Bulutsuzluk Özlemi'nin birlikte zeybek çalması, türkülerimizin modern enstrümanlarla yorumlanmasının ne kadar güzel olacağını hatırlatırken güzeldi.
Ama daha da önemlisi köylülerin eskidir diye atıp verdiklerine entellerin hazine diyip sahip çıkıp yüceltmeleri, şiddet gören eşeğe 500 lira verip satın alıp kültürün hizmetinde euro yumurtlar hale getirmeleri; kıymetini bilemediklerimizin nasıl değerli olduğunu göstermesi açısından anlayana güzel mesajlar taşıyordu.
Termik santrale karşı entellerin köye sahip çıkması, köylülerin de onlara direniş göstermesi ne yazık ki ülkemizin gerçeği...
Köy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Köy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Aralık 19, 2011
Pazar, Ocak 04, 2009
Kaçkarlara Yolculuk
İnce ince yağan yağmur altında pazarda alışveriş yaparken, tezgahların arkasında pazarcıların ısınmak için yaktığı kasa parçalarından gelen yanık odun kokusu ve yumuşak bir soğuk beni başka bir yerlere götürdü.
Olduğum yerden çok uzağa. Karadeniz yaylalarındaki bir köy evine. Anlık çok kısa bir şeydi.

Migros'tan dergilere bakarken Atlas çekti dikkatimi oysa kapağında beni öylesine de çok cezbeden bir şey yoktu. İtiraf ediyorum masa takvimi güzel olur diye aldım. Ama eve gelip de okumaya başlayınca Kaçkarların sonbahar kış resimlerinin beni çağırdığını anladım.

Bir yıl boyunca oralarda bir köy evinde yaşamak istiyorum. Dört mevsimini yaşamak, sobamı yakmak, toprağımla uğraşmak, güneşi, geceyi, soğuğu yaşamak istiyorum.
Şu an için böyle bir isteği gerçekleştirmemin imkansızlığını biliyorum. Ama ben yükselen bir balık olarak çok güzel hayal kurarım. Bazen kendimi çok bunalmış ve kaçamayacak hissettiğim durumlarda giderim o çok istediğim yerlere.
Geçen seneki Karadeniz tatilim yeterli görsel zenginliği de sağladığı için çok gerçekçi ve bana çok iyi gelen gerçeküstü seyahatler yapabiliyorum.
Onun için bu gece beni ararsanız Atlas Ocak 2009 sayısındaki Kaçkar fotoğraflarındaki yaylalarda bulabilirsiniz. Siz de gelmek isterseniz aman sıkı giyinin, çok soğuk oralar.
Olduğum yerden çok uzağa. Karadeniz yaylalarındaki bir köy evine. Anlık çok kısa bir şeydi.

Migros'tan dergilere bakarken Atlas çekti dikkatimi oysa kapağında beni öylesine de çok cezbeden bir şey yoktu. İtiraf ediyorum masa takvimi güzel olur diye aldım. Ama eve gelip de okumaya başlayınca Kaçkarların sonbahar kış resimlerinin beni çağırdığını anladım.

Bir yıl boyunca oralarda bir köy evinde yaşamak istiyorum. Dört mevsimini yaşamak, sobamı yakmak, toprağımla uğraşmak, güneşi, geceyi, soğuğu yaşamak istiyorum.
Şu an için böyle bir isteği gerçekleştirmemin imkansızlığını biliyorum. Ama ben yükselen bir balık olarak çok güzel hayal kurarım. Bazen kendimi çok bunalmış ve kaçamayacak hissettiğim durumlarda giderim o çok istediğim yerlere.
Geçen seneki Karadeniz tatilim yeterli görsel zenginliği de sağladığı için çok gerçekçi ve bana çok iyi gelen gerçeküstü seyahatler yapabiliyorum.
Onun için bu gece beni ararsanız Atlas Ocak 2009 sayısındaki Kaçkar fotoğraflarındaki yaylalarda bulabilirsiniz. Siz de gelmek isterseniz aman sıkı giyinin, çok soğuk oralar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
