Unicef 24 Kasım öğretmenler günü için anlamlı bir hediye alternatifi sunuyor.
24 Kasım Öğretmenler Günü için 'Canım Öğretmenim' Hediye Paketleri hazırlamışlar;
Bu paketlerden biri Van'daki çocuklarımıza yardım etmeyi amaçlıyor; diğeri ise dünya çocuklarına destekleyen yardım malzemeleri içeriyor.
Bu paketlerden birini hediye ettiğinizde öğretmeninize sizin kişisel mesajınızla bir e-kart ulaşıyor. Yardım paketleri de hediye ettiğiniz kişinin adına ihtiyacı olan çocuklar gönderiliyor.
Bu hediye ile sadece öğretmenimizi mutlu etmekle kalmıyor, bir çocuğun hayatına dokunuyorsunuz.
Hediye seçeneklerini incelemek ve satın almak için http://www.hayatverenhediyeler.org/
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Kasım 23, 2011
Pazartesi, Ağustos 01, 2011
Açlık
80'li yıllarda "We are the world"le Afrika'daki açlığın farkına vardığımızın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen bugün hala yaşadığını bir kaç hafta önceki bi haberle farkettim.
Büyüyüp, ayaklarımızın üzerinde durma çabamız sırasında uzaklarda kalmış unutmuştum belki de; dahası teknolojinin alıp başını gittiği, lüksün sıradanlaştığı, gelirle harcamanın ters orantıda uçlara dayandığı tüketim çılgınlığında çok düşünmeyip üstünde gerilere atmıştım.
Dünyada hala açlıkla savaşan milyonlarca insan var...
Bu cümleyi yazmak bile tüylerimi ürpertiyor. Bu bir hastalık değil tedavisi olmayan, bulaşıcı bir salgın değil önüne geçilmeyen...
Bir kap yemek, bir tas çorba tedavisi
Sürdürülebilir olması gerekiyor tabi ki; balık vermekle değil tutmayı öğretmekle çözümlenecek uzun vadeli bir iş tabi ki. Bunun için politikalar, planlar Birleşmiş Milletler düzeyinde yapılıyormuş, ama geçen onca yıla rağmen neden hala var; işte bunu çok merak ediyorum.
Son verilere göre 925 milyon insan açlıkla mücadele ediyor dünyada. 2015 yılında bu sayının 400 milyona indirilmesi hedefleniyormuş. -dilerim olur-
Aşağıdaki grafikte dünyada açlık çeken insan sayısının yıllara göre değişimine göre teknoloji ilerlerken insanlık bayağı bi kan kaybetmiş...
Dünya üzerinde açlıkla savaşan ülkelerin olduğu haritada Türkiye %5'ten az da olsa yerini almış ne yazık ki. Koyu kırmızılar en çok kanayan yerler :(((
Bireysel olarak neler yapabileceğimize baktığımda küçük maddi destekler, internet üzerinden tıklamalarla sponsorların maddi desteğini sağlamak, benim gibi unutanlara hatırlatmak için sosyal medyayı kullanmak...
Ramazan'da Diyanet işlerinin başlattığı her evden bir fitrenin Afrika'ya gönderilmesi kampanyasında 5601'e "Afrika" yazarak göndereceğiniz bir sms'le 5 TL bağış yapabilir 3 sms'le bir iftar bir fitre parasını denkleştirebilirsiniz.
Bunun dışında kalan zamanlarda
http://www.thehungersite.com/ sitesindeki linke her gün tıklayarak sponsorların bir kap yemek vermesine vesile olabilirsiniz.
Diğer yandan Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO)'nun başlattığı “The 1billionhungry project” dahilinde
Dünyada 1.000.000.000 insan AÇ ve ben buna öfkeliyim sitesindeki bildiriyi imzalayabilir ve bu
oluşuma manevi destek verebilirsiniz.
Büyüyüp, ayaklarımızın üzerinde durma çabamız sırasında uzaklarda kalmış unutmuştum belki de; dahası teknolojinin alıp başını gittiği, lüksün sıradanlaştığı, gelirle harcamanın ters orantıda uçlara dayandığı tüketim çılgınlığında çok düşünmeyip üstünde gerilere atmıştım.
Dünyada hala açlıkla savaşan milyonlarca insan var...
Bu cümleyi yazmak bile tüylerimi ürpertiyor. Bu bir hastalık değil tedavisi olmayan, bulaşıcı bir salgın değil önüne geçilmeyen...
Bir kap yemek, bir tas çorba tedavisi
Sürdürülebilir olması gerekiyor tabi ki; balık vermekle değil tutmayı öğretmekle çözümlenecek uzun vadeli bir iş tabi ki. Bunun için politikalar, planlar Birleşmiş Milletler düzeyinde yapılıyormuş, ama geçen onca yıla rağmen neden hala var; işte bunu çok merak ediyorum.
Son verilere göre 925 milyon insan açlıkla mücadele ediyor dünyada. 2015 yılında bu sayının 400 milyona indirilmesi hedefleniyormuş. -dilerim olur-
Aşağıdaki grafikte dünyada açlık çeken insan sayısının yıllara göre değişimine göre teknoloji ilerlerken insanlık bayağı bi kan kaybetmiş...
Dünya üzerinde açlıkla savaşan ülkelerin olduğu haritada Türkiye %5'ten az da olsa yerini almış ne yazık ki. Koyu kırmızılar en çok kanayan yerler :(((
Bireysel olarak neler yapabileceğimize baktığımda küçük maddi destekler, internet üzerinden tıklamalarla sponsorların maddi desteğini sağlamak, benim gibi unutanlara hatırlatmak için sosyal medyayı kullanmak...
Ramazan'da Diyanet işlerinin başlattığı her evden bir fitrenin Afrika'ya gönderilmesi kampanyasında 5601'e "Afrika" yazarak göndereceğiniz bir sms'le 5 TL bağış yapabilir 3 sms'le bir iftar bir fitre parasını denkleştirebilirsiniz.
Bunun dışında kalan zamanlarda
http://www.thehungersite.com/ sitesindeki linke her gün tıklayarak sponsorların bir kap yemek vermesine vesile olabilirsiniz.
Diğer yandan Birleşmiş Milletler Tarım ve Gıda Örgütü (FAO)'nun başlattığı “The 1billionhungry project” dahilinde
Dünyada 1.000.000.000 insan AÇ ve ben buna öfkeliyim sitesindeki bildiriyi imzalayabilir ve bu
oluşuma manevi destek verebilirsiniz.
Pazar, Aralık 19, 2010
Bir Haftalık Özet
Yine yılın hesap kitabının yapıldığı yeni kararların alındığı aslında bir öncekinden farklı olmayan ama sanki olacakmışsına hesaplaşmalara hevesle kalkışılan dönemindeyiz.
Önce geçen yıl bu zamanlar neler yazmışım, neler yapmışım diyip; dönüp 2009 Aralık yazılarımı okudum.
Geçen sene bu zamanlar >>
Çok kötü di'ilmiş :))
Birisi kanamı yaratmış; kim olduğunu tahmin ediyorum ama napmış ne demiş de kanatmış hatırlamıyorum -bu iyi bi şey beni üzen şeyleri unutuyorum :)))-
Yılbaşı Kartları yazmışım...
Üzgünüm bu yıl posta kutularınızda benden gelen bir kart olamayacak ama yılbaşından sonra işlerimdeki yoğunluğu yola koyar koymaz telafi edicem SÖZ.
Çok garip ki geçen sene ki Yüksek sesli düşünceler bu sene de güncelliğini koruyor. Aynı sahne aynı insanlar, kim gerçekten nerde, kim orda, bir sürü soru işareti havada
???????
Yılın kalan son 12 günü, her zamankinden farklı olarak benim için oldukça yoğun, stresli, bilinmezlere gebe, karışık, karmaşık günler olacak.
Ama her şeye rağmen ben nefes alıp verdiğime, bu satırları yazdığıma göre hayattayım demektir.
Aslında üzülüyorum bir yandan da; yazmak isteyip de vakitsizlikten yazamadığım güzel şeyleri, keyif aldığım anları ıskalamak istemiyorum.
Mesela çarşamba akşamı ekibimle birlikte çıktığımız akşam yemeğinde Pucci'nin enfes yemekleriyle 7 kadının -hem de aynı işi yapan,yan yana çalışan-, koşullar gereği hasbelkader bir araya gelmelerine rağmen mükemmel uyumlarına; zoraki değil keyifle birlikte olmalarına ve bu ekibin yöneticisi olmaktan gurur duyduğumdan; hepsinin bu anlayış ve huzur ortamı için gösterdikleri iyi niyet ve sevgi için onlara ne kadar teşekkür etsem az olduğunu yazmak... -bu cümlede bi düşüklük var ama çözemedim-
Perşembe akşamı seyrettiğim Lüküs Hayat operetinin başarısından, Zihni Göktay'ın sürekli -sanırım her gün- yenilenen esprilerinden -Abiye Kuzu, Hayde, Av Mevsimi, Ali Ağaoğlu esprileri mükemmeldi-, 3 perdelik bir oyuna yoğun bir haftanın ortasında gitmenin pek akıllıca olmadığından...
Yılın kirini pasını teninizden atmak için bir hamam sefası yapmanın yer ve yöntemlerinden...
Kiri pası ruhunuzdan atmak içinse bu yıl da gerçekten işe yarar bir icat, keşif yapılamadığından...
Yeni yılda yapılacaklar listemi somut bir delil olsun diye yazıya döktüğümden, maddelerin neler olduğundan hatta ve hatta bugün o listeye ekleyeceğim iki yeni maddeyi daha aklıma yazdığımdan
Uzun uzun bahsetmek isterdim...
Ama şimdilik iş her şeyin önüne geçiyor. 31 Aralık'a yetişmesi gereken onbinlerce kişinin yatırım işlemlerini etkileyen çok ciddi bir projemiz var da...
Önce geçen yıl bu zamanlar neler yazmışım, neler yapmışım diyip; dönüp 2009 Aralık yazılarımı okudum.
Geçen sene bu zamanlar >>
Çok kötü di'ilmiş :))
Birisi kanamı yaratmış; kim olduğunu tahmin ediyorum ama napmış ne demiş de kanatmış hatırlamıyorum -bu iyi bi şey beni üzen şeyleri unutuyorum :)))-
Yılbaşı Kartları yazmışım...
Üzgünüm bu yıl posta kutularınızda benden gelen bir kart olamayacak ama yılbaşından sonra işlerimdeki yoğunluğu yola koyar koymaz telafi edicem SÖZ.
Çok garip ki geçen sene ki Yüksek sesli düşünceler bu sene de güncelliğini koruyor. Aynı sahne aynı insanlar, kim gerçekten nerde, kim orda, bir sürü soru işareti havada
???????
Yılın kalan son 12 günü, her zamankinden farklı olarak benim için oldukça yoğun, stresli, bilinmezlere gebe, karışık, karmaşık günler olacak.
Ama her şeye rağmen ben nefes alıp verdiğime, bu satırları yazdığıma göre hayattayım demektir.
Aslında üzülüyorum bir yandan da; yazmak isteyip de vakitsizlikten yazamadığım güzel şeyleri, keyif aldığım anları ıskalamak istemiyorum.
Mesela çarşamba akşamı ekibimle birlikte çıktığımız akşam yemeğinde Pucci'nin enfes yemekleriyle 7 kadının -hem de aynı işi yapan,yan yana çalışan-, koşullar gereği hasbelkader bir araya gelmelerine rağmen mükemmel uyumlarına; zoraki değil keyifle birlikte olmalarına ve bu ekibin yöneticisi olmaktan gurur duyduğumdan; hepsinin bu anlayış ve huzur ortamı için gösterdikleri iyi niyet ve sevgi için onlara ne kadar teşekkür etsem az olduğunu yazmak... -bu cümlede bi düşüklük var ama çözemedim-
Perşembe akşamı seyrettiğim Lüküs Hayat operetinin başarısından, Zihni Göktay'ın sürekli -sanırım her gün- yenilenen esprilerinden -Abiye Kuzu, Hayde, Av Mevsimi, Ali Ağaoğlu esprileri mükemmeldi-, 3 perdelik bir oyuna yoğun bir haftanın ortasında gitmenin pek akıllıca olmadığından...
Yılın kirini pasını teninizden atmak için bir hamam sefası yapmanın yer ve yöntemlerinden...
Kiri pası ruhunuzdan atmak içinse bu yıl da gerçekten işe yarar bir icat, keşif yapılamadığından...
Yeni yılda yapılacaklar listemi somut bir delil olsun diye yazıya döktüğümden, maddelerin neler olduğundan hatta ve hatta bugün o listeye ekleyeceğim iki yeni maddeyi daha aklıma yazdığımdan
Uzun uzun bahsetmek isterdim...
Ama şimdilik iş her şeyin önüne geçiyor. 31 Aralık'a yetişmesi gereken onbinlerce kişinin yatırım işlemlerini etkileyen çok ciddi bir projemiz var da...
Etiketler:
31 Aralık,
4 Yapraklı Yonca,
Anılar,
Blog,
Cağaloğlu,
Dünya,
Geçmiş,
hamam,
icat,
İş,
Müzikal,
Yemek; Mekan,
yeni yıl
Cuma, Eylül 12, 2008
Dünyanın Sonu
Günlerdir Cern’deki deneyin dünyanın sonunu başlatıp başlatmayacağı tartışması yaşanıyor. Çok saçma bence.
Çünkü dünyanın sonunu getirmek için çalışmalar zaten bütün hızıyla sürüyor, yeni başlamadı ki. Deneyin hiç bir etkisi yok bu işte.
Zaten insanlar olarak doğayı büyük bir hızla yok etmiyor muyuz? Su kaynakları, ormanlar, diğer canlı türleri hızla tükenmiyor mu?
Cern’den korkmaya ne hacet.
Bize göre büyük, kainata göre küçük bir dünyamız var. Mutlu mesut dönerken ekseninde önce kalabalıklaşmaya başladı, hem de çok. Kalabalıklara yer yetmeyince ormanları yok edip yaşam hücreleri yaptılar kendilerine. Yapmaya da devam ediyorlar. Ağırlaştı dünya; neredeyse dönemiyecek hale geldi. –ki bilimsel araştırmalar da dünyanın dönüş hızının yavaşladığını tespit etmiş durumdalar-
Kalabalıklaşınca su yetmemeye, gıda yetmemeye, hava yetmemeye hiç bir şey yetmemeye başladı. Sunilerini yapalım derken daha fena kuruttuk kaynakları. Altında da üstünde de kalmadı bi şey; ne hazinesi varsa yerin yağmaladık.
Zincirin halkaları teker teker zayıflamaya başladı. Bence şu an zincir değil pamuk ipliği haline dönüştüler, kopması an meselesi.
Boşuna kimse Cern’de kabahat bulmasın.
Çünkü dünyanın sonunu getirmek için çalışmalar zaten bütün hızıyla sürüyor, yeni başlamadı ki. Deneyin hiç bir etkisi yok bu işte.
Zaten insanlar olarak doğayı büyük bir hızla yok etmiyor muyuz? Su kaynakları, ormanlar, diğer canlı türleri hızla tükenmiyor mu?
Cern’den korkmaya ne hacet.
Bize göre büyük, kainata göre küçük bir dünyamız var. Mutlu mesut dönerken ekseninde önce kalabalıklaşmaya başladı, hem de çok. Kalabalıklara yer yetmeyince ormanları yok edip yaşam hücreleri yaptılar kendilerine. Yapmaya da devam ediyorlar. Ağırlaştı dünya; neredeyse dönemiyecek hale geldi. –ki bilimsel araştırmalar da dünyanın dönüş hızının yavaşladığını tespit etmiş durumdalar-
Kalabalıklaşınca su yetmemeye, gıda yetmemeye, hava yetmemeye hiç bir şey yetmemeye başladı. Sunilerini yapalım derken daha fena kuruttuk kaynakları. Altında da üstünde de kalmadı bi şey; ne hazinesi varsa yerin yağmaladık.
Zincirin halkaları teker teker zayıflamaya başladı. Bence şu an zincir değil pamuk ipliği haline dönüştüler, kopması an meselesi.
Boşuna kimse Cern’de kabahat bulmasın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
