O kitap kapandı...
14 yıl önce yazmıştım...
Garip zamanlardan geçiyoruz
Anlamsızca, hiç bir şey yapmadan bitmesini beklediğimiz
Ama ne zaman biteceğini bilmediğimiz
O bi şeyi bekliyoruz
Yine çalışmaktan hiç bir şeye vaktim kalmadığından bahsetmeyeceğim
Biraz geriden de olsa 2 saat kesintisiz oturup bir gazeteyi okumak, nerdeyse her satırına kadar
Benim için zor, bu zamanlar için zor, bu kadar uyaran varken çok zor
Çocukken dedemlerin, babamın saatlerce o resimsiz gazetede ne okuduğunu anlamazdım çok sıkıcı gelirdi. Şimdi onlar gibi oldum 😁
Dergileri bile sayfalarını hızlı hızlı geçip en fazla 20 dakkada bitiren ben
Sosyal medyadan hiç bahsetmiyorum bile
Ama şu haftalık yayınlanan Oksijen Gazetesi beni 2 saat bir köşede sessizce oturup okutacak kadar iyi geliyor.
Bi de sakin germeyen Virgin River dizisi...
Sanırım öyle bir kasabada sakin sakin kasaba dedikodusu yapmak istiyorum
Buralardan kaçıp gitmek istiyorum
2021’in ilk kitabı
Ablamın aldığı kargodan çıkan var mı bana göre okuyacak bir şeyin dediğimde elime gelen
Ayşe Kulin - Hayal
İlk sayfayı açıyorum Everest- 1977
Doğum yılım ❤️
Everest yayınevinin 1977’nci eseriymiş
Kitabın adı Hayal
Yazdıklarını bastırmak isteyen yazar olmak isteyen Ayşe Kulin’in hayatı
Ne kadar çok işaret var sanki bana
Ve ilk çizim 😂
gerçekten yapmak istediğim
Artık öyle bir zamana geldik ki...
Kişisel verilerin gizliliği diye çok hassas bir konumuz var.
Bir yandan iyi bir yandan kötü.
Ben neden böyle bir gizliliği tercih ettim?
15 yıldır yazdığım yüzlerce yazı (1485 tane), pek çok fotoğraf ve sevdiğim insanlarla ilgili paylaşımlar var.
Benim yaşadıklarım, hayatımın son 15 yılı bu kadar sere serpe ortada olmamalı.
Sevdiklerimle pek çok anım, fotoğrafım...
E belki onlar bu kadar aleni ortada olmak istemiyorlardır
Hayır blogumu kapatmıyorum;
Sadece artık davetli kullanıcılar görüntüleyebilecek
Ben hala yazmaya devam edeceğim
Bu blog vesilesiyle dünyanın pek çok yerinden farklı insanlarla tanışma, yazışma imkanına sahip olduğum için çok mutluyum.
Bu gizlilik ayarı ile artık buna son verdiğimin de farkındayım :(
Ama gerçekten zaman kötü, kötüler her zamankinden daha kötü.
Biz tedbirimizi şimdiden alalım da
Uzun lafın kısası Dört Yapraklı Yonca blogunu hala okumak isterseniz bana mail atın yeter ;)
Son bir kaç yıldır sürekli depreşen bir arzum var.
Blog yazılarımı toparlayıp kendi zevkim için kitap olarak bastırmak ve sevdiklerime hediye etmek.
Ha alıcısı talibi çıkarsa satışa da koyarız :)
Elbette satışa çıksın hiç tanımadığım insanlar da alsın okusun, hoşlarına gitsin, aranan bir yazar oluyim tabi onu da isterim :)
Kitap bastırdı bi tane bile satılmayan talihsiz bir yazar olarak anılmaktansa eşe dosta hediye eden kendine yazar olmayı tercih ederim.
Bu sene de yazmışımdır, hatta bir hareket planı da yapmıştım.
Tek bir şey yapamadım onu haber veriyim dedim.
Kimse okumasa bile yazdıklarımı okumak bana çok iyi geliyor. Kendimi hatırlıyorum.
Ben duygusal bir insanım
Hayaller kurmak, mutluluk verici hoşluklar yapmak, incelikler planlamak, hissetmek, hissettiklerimi paylaşmak gibi çok fani isteklerim var.
Yaptıklarımın analitik değerlendirmeleri, birmişim ikiymiş hiç umru olmayan bir insanım.
Gel gör ki yaptığım iş, çalıştığım sektör benimle taban taban zıt.
Bu yüzden sürekli bir iç savaş yaşıyoruz.
Birinden birini öldürüyoruz.
Neyse ki tam ölmüyor köşesine geçip oturuyor ama alttan alta da dokunuşlarını esirgemiyor hayatımdan.
Biliyoruz ki sonunda kazanan o olacak. :)
Bu iş hayatında çok uzun kalıcı değilim.
Yaşa bakarsak 9 sene...
Ruha bakarsak yarın...
Ne o, ne o; ikisinin ortasında bir yerde kazanan ben olacağım ;)
O kitabı da çıkarıcam; sadece beni mutlu eden şeyleri yapma tercihine de sahip olacağım.
Bir anda ağızdan çıkan bir söz, saati vaktine gelir tam karşılığını bulur...
Ama senin hayal ettiğin gibi değil de hayatın getirdiği şekilde olur.
Tam tarif ettiğin şeydir ama sen öyle kast etmemişsindir.
Yıllar önce tanıdığım birisi iş yoğunluğundan bunalmış, şöyle bir kaç gün ne telefon ne kimse olmasa kafamı dinlesem demiş yakınlarına; kısa bir süre sonra doğrudan alakası olmayan bir olay nedeniyle bir kaç günlüğüne gözaltına alınıp ne telefon, ne bir tek kişi olmadan istediği o sessizliğe kavuşmuştu.
Bir nezarethanede, evinin sıcak ve güvenli ortamında değil.
Ama kast ettiği kesinlikle bu değildi...
Ben de böyle çok bunaldığım zamanlarda masum isteklerim dilime gelirken hep bu olay gelir aklıma.
Ve susarım.
Korkarım istemeye.
Çok bunaldığım, kendime uzaklaştığım, insanlığımı unuttuğum şu günlerde öyle hayallerim ve isteklerim var ki...
İşi tamamen unutmak
Tek başıma kalıp kitap okumak, yazmak, sadece mutlu ettiğim şeyleri yapmak
İşle ilgili her şeyi silmek
Deadline'ı olmayan işler yapmak
Saatlerce film izlemek, boşluktan can sıkıntısından ne yapacağıma karar verememek gibi
Hepsi o kadar masum istekler ki
Nasıl gerçekleştiremez de bu masum istekleri, dilemekten korkar insan.
İşte öyle bir hayat; hayat demek haksızlık olur iş hayatı diye düzeltiyorum.
İçinde "Ben" diye bir şey olmayan,
Yazmayı bile bilgisayar ekranı açmaktan kaçar olduğu için defterlerine dönen; her gece düzenli buluşmaların da seyrekleşerek bir aydır görüşmemeye döndüğü düşünülürse çok daha da uzatmayalım konuyu.
Sene de sadece bir kaç kez evin penceresinden başımı uzatıp baktığımda güneşin batışını görebiliyorum. 🤗❤️
İşte bugün onlardan biri
Bu güne not düşelim, bir daha ki seferi de yakalayalım 😉
Uzun zamandır otomobille uzun yola çıkmamıştım...
Pandemik endişeler nedeniyle Bodrum’a arabayla gittik.
Yeni ve paralı yollarla seyahat süresi kısa ve konforlu ama şehirlere dokunmadan geçmek ne kadar sayılır emin değilim.
İsterdim şehirlerin içinden geçip hissetmeyi.
Mevcut şartlarda bile yolda bir çok şeyi farkedip internet sayesinde anında öğrenip genel kültürünü arttırmak çok keyifliydi bence.
Meraklı bir çocuk için -benim gibi- coğrafya derslerini bu yollarda öğrenmek güzel olurdu.
Dedim ya şehirlerin dışından geçen otoyollara rağmen
Manisa’da jeotermal enerji santrali olduğunu Maren Enerji,
Bursa’da nükleer santrali andıran Akçaova doğalgaz dönüşüm santrali olduğunu ve nerdeyse tüm Marmara’nın elektriğini sağladığını,
Milas’ta yol üzerinde Euromos antik kentinin Anadolu’da en iyi korunmuş tapınak olduğunu
Manisa Kırkağaç kavununu artık nerde görsem tanırım 😃
Aspat koyunda yapılan Antheaven projesinin doğal bir koyu nasıl acımasızca kendi çıkarları için heder ettiğini görmek de öğrendiklerim arasındaydı ne yazık ki:(
| Nuray'ın gözünden ;) |
| Ordaydım :) |
| 8 Haziran 2019 |
| Reyhan-Limon |
![]() |
| Nuray'ın gözünden ;) |
Unesco Kültür Mirası listesine girmiş, 800 yıllık Selçuklu yapısı gerçekten büyüleyiciydi.