facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salı, Mart 06, 2012
3 Kıta Bir Blogger
Bir blogger yarışması var Gazelle Travel'ın facebook üzerinden yaptığı...
Naçizane bendenizde halk oylamasına kalmış bulunuyorum
Yukardaki yandaki bannera tıkladığınızda facebook hesabınız üzerinden dörtyapraklıyonca için oy kullanabilirsiniz.
3 oy verme hakkınız var, tüm oylarını bi kişiye vermenize de hiç bi engel yok :))
Şu an oyu 2000'e yaklaşanlar var ki, onlara yetişemem
Ama yine de desteğinizi esirgemezseniz benden mutlu olurum :)))
Perşembe, Ocak 05, 2012
İlk İntiba
Önemlidir...
Nasıl başlarsa öyle giderdir...
Elektriğimiz uymuyosa, alimallah çarpıveririz birbirimizi...
Pure Türkiye...
1 Ocak'ta açılacak diye aman erkenden üye olalım, fiyat avantajı alalım o dur bu dur derken; takvimlerimize bakıyoruz...
5 Ocak saat 20:11
Spor salonu yerine evimde koltuğumda uzatmış ayaklarımı yediklerimin kilo olarak vücuduma eklenmesi için tv seyrediyor, parmak jimnastiği yapıyorum bilgisayarın tuşlarında :)))
Ne zaman gerçekten tüm kaslarımı çalıştırabileceğim derseniz, şaibeli tarihler dolaşıyor etrafta. Üstelik bu tarihleri facebooktur, Marmara Forum'daki standdakilerdir öööle gayri resmi yani. Ne bir mail, ne bi sms.
Haa iddialarına göre herkese mail atmışlar aslında ama ulaşmamışmış, acaba maili gönderdikleri bilgisayar internete bağlıymış mı, bakmışlar mı???
Son tarih olarak facebook'ta 30 Ocak demişler.
İnansak mı acaba???
Doğal olarak parasını ödeyip üye olanlar saydırıyor facebook'ta, Türkiye'ye ilk defa gelen bi markaymış anlayış göstermeliymişiz, mimari aksaklıklar, yurtdışından gelen malzemelerde gecikmeler varmış...
Uyduruk sitelerinde bi sayaç vardı açılışa şu kadar gün şu kadar saat kaldı diye geri sayıyordu. Artık o da durdu. Bence o da artık eksiye dönüp saymaya devam etmeliydi.
Yine facebook kaynaklarından edindiğim bilgiye göre önümüzdeki hafta salonun resimlerini koycaklarmış -iiinşaallaaah-
Yani bizim durumumuz aydan arsa almak gibi bi'şey...
Hadi hayırlısı...
Nasıl başlarsa öyle giderdir...
Elektriğimiz uymuyosa, alimallah çarpıveririz birbirimizi...
Pure Türkiye...
1 Ocak'ta açılacak diye aman erkenden üye olalım, fiyat avantajı alalım o dur bu dur derken; takvimlerimize bakıyoruz...
5 Ocak saat 20:11
Spor salonu yerine evimde koltuğumda uzatmış ayaklarımı yediklerimin kilo olarak vücuduma eklenmesi için tv seyrediyor, parmak jimnastiği yapıyorum bilgisayarın tuşlarında :)))
Ne zaman gerçekten tüm kaslarımı çalıştırabileceğim derseniz, şaibeli tarihler dolaşıyor etrafta. Üstelik bu tarihleri facebooktur, Marmara Forum'daki standdakilerdir öööle gayri resmi yani. Ne bir mail, ne bi sms.
Haa iddialarına göre herkese mail atmışlar aslında ama ulaşmamışmış, acaba maili gönderdikleri bilgisayar internete bağlıymış mı, bakmışlar mı???
Son tarih olarak facebook'ta 30 Ocak demişler.
İnansak mı acaba???
Doğal olarak parasını ödeyip üye olanlar saydırıyor facebook'ta, Türkiye'ye ilk defa gelen bi markaymış anlayış göstermeliymişiz, mimari aksaklıklar, yurtdışından gelen malzemelerde gecikmeler varmış...
Uyduruk sitelerinde bi sayaç vardı açılışa şu kadar gün şu kadar saat kaldı diye geri sayıyordu. Artık o da durdu. Bence o da artık eksiye dönüp saymaya devam etmeliydi.
Yine facebook kaynaklarından edindiğim bilgiye göre önümüzdeki hafta salonun resimlerini koycaklarmış -iiinşaallaaah-
Yani bizim durumumuz aydan arsa almak gibi bi'şey...
Hadi hayırlısı...
Etiketler:
facebook,
fitness,
Forum,
kas.,
marmara forum,
para,
spor,
spor salonu,
üyelik
Salı, Ekim 12, 2010
Ne? Nerde?
çok işim var, çok da yazasım...
ama önce kısa bir yazı ardından işime dönücem :(((
facebook'u az ve öz kullananlardan olduğumu düşünüyorum. Öyle bahçe ekip, inek sağmıyor, pokermiş şuymuş buymuş oynamıyorum.
Bilmem neyi kaç kişi beğenmişi sen de beğen zincirlerine katılmıyorum
Dalga hareketlerine kapılıp statusumu anlamlı anlamsız ifadelerle donatmıyorum...
Bugünlerdeki moda kadınların statüsüne yazdıkları
- portmantoda
- taburenin üstünde
- yatak odasında yatağın üstünde
- kapının kulbunda
- yerde
- dolapta
- masanın üstünde
- antrede yerde
- vs vs
neymiş erkekleri merak ettirip düşündürecekmişiz, olsa olsa fantezi kurarlar.
peki amaç ????
çok ulvi çoooook
Yaklaşık bir yıl önce, Facebook'ta binlerce kadın o anda ne renk sütyen giydiklerini durumlarında (status) yazacak şekilde bir oyun oynadı. Amaç Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ayını tanıtmaktı.
Bu muazzam bir başarı elde etti ve bizim o renklerle ne anlattığımızı merak eden günlerce haber yapa günlerce erkekler vardı. Bu yılki oyun ve el çantası/cüzdan ile ilgili; eve girdiğimiz an çantamızı nereye koyduğumuz.
Örneğin "Ben kanepeye koyarım", "mutfak tezgahına", "konsola" olabilir. Sadece durumuznuza çantanızı nereye koyduğunuzu yazın, başka bir açıklama veya ek yapmayın.Bu mektubu kesip kendi kız arkadaşlarınıza gönderin.
Sutyen oyunu haber olmuş, biz kadınlar gerçekten ne kadar güçlü olduğumuzu görelim hem de eğlenelim!
şimdi ben deşifre ettim hareketi :))))
normalde yazılarımı facebook'da da yayınlarım ama bunu yayınlamıycam kadınlar içlerindeki ispiyoncuyu bilmesin :)))))
ama önce kısa bir yazı ardından işime dönücem :(((
facebook'u az ve öz kullananlardan olduğumu düşünüyorum. Öyle bahçe ekip, inek sağmıyor, pokermiş şuymuş buymuş oynamıyorum.
Bilmem neyi kaç kişi beğenmişi sen de beğen zincirlerine katılmıyorum
Dalga hareketlerine kapılıp statusumu anlamlı anlamsız ifadelerle donatmıyorum...
Bugünlerdeki moda kadınların statüsüne yazdıkları
- portmantoda
- taburenin üstünde
- yatak odasında yatağın üstünde
- kapının kulbunda
- yerde
- dolapta
- masanın üstünde
- antrede yerde
- vs vs
neymiş erkekleri merak ettirip düşündürecekmişiz, olsa olsa fantezi kurarlar.
peki amaç ????
çok ulvi çoooook
Yaklaşık bir yıl önce, Facebook'ta binlerce kadın o anda ne renk sütyen giydiklerini durumlarında (status) yazacak şekilde bir oyun oynadı. Amaç Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ayını tanıtmaktı.
Bu muazzam bir başarı elde etti ve bizim o renklerle ne anlattığımızı merak eden günlerce haber yapa günlerce erkekler vardı. Bu yılki oyun ve el çantası/cüzdan ile ilgili; eve girdiğimiz an çantamızı nereye koyduğumuz.
Örneğin "Ben kanepeye koyarım", "mutfak tezgahına", "konsola" olabilir. Sadece durumuznuza çantanızı nereye koyduğunuzu yazın, başka bir açıklama veya ek yapmayın.Bu mektubu kesip kendi kız arkadaşlarınıza gönderin.
Sutyen oyunu haber olmuş, biz kadınlar gerçekten ne kadar güçlü olduğumuzu görelim hem de eğlenelim!
şimdi ben deşifre ettim hareketi :))))
normalde yazılarımı facebook'da da yayınlarım ama bunu yayınlamıycam kadınlar içlerindeki ispiyoncuyu bilmesin :)))))
Pazartesi, Ocak 07, 2008
Facebook İlginç Bir Şey
Haftasonu facebook'ta ki posta kutuma gelen bir mesajı ve sonrasını aktaracağım. (Tabi ki yazışmanın diğer tarafının da izniyle)
Emre
10:17pm Jan 4th
Report Message
Merhaba,Sen acaba yazılarının bağımlısı olduğum dört yapraklı yonca olabilir misin?
Yonca
11:17pm Jan 4th
evet :) yazılarımın bağımlısı olduğunu bilmiyordum, bunu duymak güzel teşekkür ederim.
Emre
5:54pm Jan 5th
Report Message
İnsanı o kadar çok yerinden yakalayıp da bağımlılık yaratmamak pek mümkün olmuyor. Aslına bakarsan ben senin gerçek olmadığını düşünüyordum. Yani, hem çalışacaksın, sonra trafikle boğuşacaksın, yaşam için gerekli diğer bir çok şeye -isteyerek veya mecburiyetten- zaman ayıracaksın, ondan sonra da bilgisayarının başına geçip o güzel şeyleri hazırlayacaksın.
Uykuya zaman ayırabiliyor musun bu arada:)
Bence hepsinden önemlisi ve de zoru, yazacak onca şeyi yaşamaya veya görmeye zaman ve emek harcıyor olman. Kocaman bir teşekkürü hakediyorsun. Senin blogunu çok ama çok tesadüfen gördüm. Aslına bakarsan iş gereği fazlası ile içinde olduğum sanal dünyaya iş dışında zaman ayırmıyorum, pek istemiyorum. Bu facebook üyeliği ne o zaman dersen, sadece bakmak için alınmış hayali bir adres. Zaten görüntülenen arkadaş bölümümde birşey olmamasından da anlaşılıyordur sanırım. Yeri gelmişken; benim adım Özgür. Kardeşimin adını bu gibi amaçlarla kullandığım olabiliyor işte:)
Sayfanı devam ettirmeni engelliyecek herhangi bir durum var mı? Yani iki gün sonra açtığımda, üzgünüz bu sayfa artık kapalı diye bir ibare görme ihtimalim var mı? Lütfen olmasın. Ama bir de eleştirim olacak. Olsun mu? Bu aralar daha mı seyrek yazıyorsun yoksa benim bağımlılığım bir üst dereceye mi yükseldi?
Ve son olarak da, geçmiş olsun. Gerçi onu bile öyle anlatmışsın ki,insanın hasta olup pencereden dışarıyı seyredesi geliyor.
Kendine iyi bak..
Özgür
Yonca
12:53pm Jan 6th
teşekkür ederim özgür.
gerçekten çok güzel cümlelerle düşüncelerini ifade etmişsin.
ama ben de bir şeyi merak ediyorum. bu kadar sıkı takipçim olupta, hiç bloguma yorum yazmaman.
evet bu günlerde çok ara verdim. genelde her yıl sonunda ruhumdaki birikmişlikler daha çok yorgunluğa ve isteksizliğe dönüştüğü için yazmıyorum, dahası yazmak içimden gelmiyor. Hastalık bu döngüyü kırmama bahane oldu biraz da, aslında kafamdan geçen yazmayı düşündüğüm şeyler var ama ne zaman ekranda okuruz bilemiyorum.
uykuya vakit kalıyor mu diye sormuştun ya; evet. üstelik oldukça iyi ve düzenli bir uykum vardır. yazmaya nasıl vakit ayırdığıma gelince yazmak aslında sadece aklımdan geçenleri paylaşmak benim için. yani klavyenin tuşlarına basmak zamanımı alıyor sadece biraz da düzenlemek :) ve dahası beni mutlu ediyor.
Paylaşmak...
Sanırım beni dünyada en çok mutlu eden şey bu. Ve paylaştıklarımın birilerinde benle aynı duyguları yaratıyor olması da ödülüm oluyor.
Bu arada ben finans sektöründe çalışıyorum ama işimin gereği sanal dünya günümün büyük bir bölümünü kapsıyor. Maillerimi okumak ve bloguma yazmak dışında pek fazla bir şeyler yapmaktan hoşlanmıyorum internette. İşte son zamanlarda da facebook'a bakıyorum. eski arkadaşlarımı görme onlarla iletişim kurmak, bi de böyle sürpriz tanışıklıklar Ben de sana bir şey sormak istiyorum. İzin verirsen facebook'ta beni bulmanı ve yazışmamızı bloguma koymak istiyorum. (Beni biliyorsun, yaşadığım her şey benim için bir yazı)
Teşekkürler, Yonca
Emre
Today at 9:55pm
Report Message
Merhaba Yonca,
Bence yaptıın işi bu denli basitmiş gibi anlatarak fazla tevazu gösteriyorsun. Sanırım ikimiz de onları yazmanın o kadar da kolay olmadığını biliyoruz. Bloguna yorum yazmama konusuna gelince, aslında pek çok kez aklıma geldi ama her defasında ne yazacağımı tam olarak toparlayamadım. Ancak, yapılan yorumların da herhalde hepsini okumuşumdur ve gördüm ki fan kulübünde yalnız değilmişim:)
Paylaşmak konusunda gerçekten benim bile anlamakta zorlanabileceğim kadar fazla cömertsin. Yani, hiç bilmediğin, tanımadığı insanlar ile (örnek ben) neredeyse tüm hayatını herhangi bir karşılık beklemeden paylaşabiliyorsun. Sana çok samimi bir itirafta bulunayım, ben bunu yapamazdım. Yani menfaat için bile yapmazdım. Yine de kendime bakıp da beni mutlu eden şeyleri düşündüğümde, ilk olarak aklıma karşılık beklemeden yaptığım şeyler geliyor. Sanırım seninki de böyle birşey olsa gerek. Ama seni bulma ve yazışma kısmımızı bloguna koyabilirsin tabiki, sonuçta ne o kadar da kapalı bir kutuyum ne de yazılanların tamamı bana ait (gerçi maillerde şu an okumakta olduğun ile birlikte 3-2 öne geçmiş durumdayım:))
Sana güzel bir hafta dilerim,Kendine iyi bak...
Özgür
Emre
10:17pm Jan 4th
Report Message
Merhaba,Sen acaba yazılarının bağımlısı olduğum dört yapraklı yonca olabilir misin?
Yonca
11:17pm Jan 4th
evet :) yazılarımın bağımlısı olduğunu bilmiyordum, bunu duymak güzel teşekkür ederim.
Emre
5:54pm Jan 5th
Report Message
İnsanı o kadar çok yerinden yakalayıp da bağımlılık yaratmamak pek mümkün olmuyor. Aslına bakarsan ben senin gerçek olmadığını düşünüyordum. Yani, hem çalışacaksın, sonra trafikle boğuşacaksın, yaşam için gerekli diğer bir çok şeye -isteyerek veya mecburiyetten- zaman ayıracaksın, ondan sonra da bilgisayarının başına geçip o güzel şeyleri hazırlayacaksın.
Uykuya zaman ayırabiliyor musun bu arada:)
Bence hepsinden önemlisi ve de zoru, yazacak onca şeyi yaşamaya veya görmeye zaman ve emek harcıyor olman. Kocaman bir teşekkürü hakediyorsun. Senin blogunu çok ama çok tesadüfen gördüm. Aslına bakarsan iş gereği fazlası ile içinde olduğum sanal dünyaya iş dışında zaman ayırmıyorum, pek istemiyorum. Bu facebook üyeliği ne o zaman dersen, sadece bakmak için alınmış hayali bir adres. Zaten görüntülenen arkadaş bölümümde birşey olmamasından da anlaşılıyordur sanırım. Yeri gelmişken; benim adım Özgür. Kardeşimin adını bu gibi amaçlarla kullandığım olabiliyor işte:)
Sayfanı devam ettirmeni engelliyecek herhangi bir durum var mı? Yani iki gün sonra açtığımda, üzgünüz bu sayfa artık kapalı diye bir ibare görme ihtimalim var mı? Lütfen olmasın. Ama bir de eleştirim olacak. Olsun mu? Bu aralar daha mı seyrek yazıyorsun yoksa benim bağımlılığım bir üst dereceye mi yükseldi?
Ve son olarak da, geçmiş olsun. Gerçi onu bile öyle anlatmışsın ki,insanın hasta olup pencereden dışarıyı seyredesi geliyor.
Kendine iyi bak..
Özgür
Yonca
12:53pm Jan 6th
teşekkür ederim özgür.
gerçekten çok güzel cümlelerle düşüncelerini ifade etmişsin.
ama ben de bir şeyi merak ediyorum. bu kadar sıkı takipçim olupta, hiç bloguma yorum yazmaman.
evet bu günlerde çok ara verdim. genelde her yıl sonunda ruhumdaki birikmişlikler daha çok yorgunluğa ve isteksizliğe dönüştüğü için yazmıyorum, dahası yazmak içimden gelmiyor. Hastalık bu döngüyü kırmama bahane oldu biraz da, aslında kafamdan geçen yazmayı düşündüğüm şeyler var ama ne zaman ekranda okuruz bilemiyorum.
uykuya vakit kalıyor mu diye sormuştun ya; evet. üstelik oldukça iyi ve düzenli bir uykum vardır. yazmaya nasıl vakit ayırdığıma gelince yazmak aslında sadece aklımdan geçenleri paylaşmak benim için. yani klavyenin tuşlarına basmak zamanımı alıyor sadece biraz da düzenlemek :) ve dahası beni mutlu ediyor.
Paylaşmak...
Sanırım beni dünyada en çok mutlu eden şey bu. Ve paylaştıklarımın birilerinde benle aynı duyguları yaratıyor olması da ödülüm oluyor.
Bu arada ben finans sektöründe çalışıyorum ama işimin gereği sanal dünya günümün büyük bir bölümünü kapsıyor. Maillerimi okumak ve bloguma yazmak dışında pek fazla bir şeyler yapmaktan hoşlanmıyorum internette. İşte son zamanlarda da facebook'a bakıyorum. eski arkadaşlarımı görme onlarla iletişim kurmak, bi de böyle sürpriz tanışıklıklar Ben de sana bir şey sormak istiyorum. İzin verirsen facebook'ta beni bulmanı ve yazışmamızı bloguma koymak istiyorum. (Beni biliyorsun, yaşadığım her şey benim için bir yazı)
Teşekkürler, Yonca
Emre
Today at 9:55pm
Report Message
Merhaba Yonca,
Bence yaptıın işi bu denli basitmiş gibi anlatarak fazla tevazu gösteriyorsun. Sanırım ikimiz de onları yazmanın o kadar da kolay olmadığını biliyoruz. Bloguna yorum yazmama konusuna gelince, aslında pek çok kez aklıma geldi ama her defasında ne yazacağımı tam olarak toparlayamadım. Ancak, yapılan yorumların da herhalde hepsini okumuşumdur ve gördüm ki fan kulübünde yalnız değilmişim:)
Paylaşmak konusunda gerçekten benim bile anlamakta zorlanabileceğim kadar fazla cömertsin. Yani, hiç bilmediğin, tanımadığı insanlar ile (örnek ben) neredeyse tüm hayatını herhangi bir karşılık beklemeden paylaşabiliyorsun. Sana çok samimi bir itirafta bulunayım, ben bunu yapamazdım. Yani menfaat için bile yapmazdım. Yine de kendime bakıp da beni mutlu eden şeyleri düşündüğümde, ilk olarak aklıma karşılık beklemeden yaptığım şeyler geliyor. Sanırım seninki de böyle birşey olsa gerek. Ama seni bulma ve yazışma kısmımızı bloguna koyabilirsin tabiki, sonuçta ne o kadar da kapalı bir kutuyum ne de yazılanların tamamı bana ait (gerçi maillerde şu an okumakta olduğun ile birlikte 3-2 öne geçmiş durumdayım:))
Sana güzel bir hafta dilerim,Kendine iyi bak...
Özgür
Cuma, Kasım 02, 2007
Facebook Maceralarım
Facebook gerçekten yıllardır görüşmediğiniz izini kaybettiğiniz arkadaşlarınızı bulabilmek için bulunmaz bir fırsat.
İlkokul'dan beri en fazla 1 kez; o da 15 yıl önce görüştüğüm ilkokul arkadaşlarımı buldum. Birinin evli olduğunu biliyordum, diğeri de evlenmiş müzisyenlik yapıyor.
Ortaokul'dan beri görüşmediğim sıra arkadaşım Eminenur beni buldu. Şimdi Denizli'de mecburi hizmetini yapıyor doktor olarak, o da evlenmiş.
İlkokul öğretmenimin İngiltere'de okuyan kızı.
Lise ve ortaokulu okuduğum Fatih Kız Lisesi grubunda, okulumun eski günlerini, hocalarını yad ediyoruz. Bildiklerimizden haber verip, bilmediklerimizi soruyoruz.
Yine okul sıralarından pek çok arkadaşımı gördüm.
Bi de, birileri Topkara soyadına bir kimlik açıp kaç Topkara'yız bu alemde diye sorguluyor.
İlgilendiğiniz üye olabileceğiniz grup alabildiğine çok; ama benim en sevdiğim "Kollarını ve bacaklarını açarak kapıya tırmanan çocuk"
İlkokul'dan beri en fazla 1 kez; o da 15 yıl önce görüştüğüm ilkokul arkadaşlarımı buldum. Birinin evli olduğunu biliyordum, diğeri de evlenmiş müzisyenlik yapıyor.
Ortaokul'dan beri görüşmediğim sıra arkadaşım Eminenur beni buldu. Şimdi Denizli'de mecburi hizmetini yapıyor doktor olarak, o da evlenmiş.
İlkokul öğretmenimin İngiltere'de okuyan kızı.
Lise ve ortaokulu okuduğum Fatih Kız Lisesi grubunda, okulumun eski günlerini, hocalarını yad ediyoruz. Bildiklerimizden haber verip, bilmediklerimizi soruyoruz.
Yine okul sıralarından pek çok arkadaşımı gördüm.
Bi de, birileri Topkara soyadına bir kimlik açıp kaç Topkara'yız bu alemde diye sorguluyor.
İlgilendiğiniz üye olabileceğiniz grup alabildiğine çok; ama benim en sevdiğim "Kollarını ve bacaklarını açarak kapıya tırmanan çocuk"
Pazar, Ekim 28, 2007
Değişik
Ben bile kendimi hayretle takip ediyorum son günlerde. Hiç huyum olmayan şeyleri yapıyorum.
Dün akşam bir ayda izlemediğim kadar televizyonu, bir gecede izledim. Önce Kanal D'de başlayan Asi, ardından Star'da Takva, o bittikten sonra Hatırla Sevgili'nin sonu ve Beyaz Show'un başı. İçimden bir dürtü onu da seyret, onu da seyret diyordu. Ama bünyem itiraz ediyordu. -ki 2 senedir falan Beyaz Show'u seyretmedim-. Yani en az 5 saat hiç bir şey yapmadan tv seyrettim. Söylerken bile kendimi garipsiyorum.
Gecenin bu saatinde internetteyim.
Ve daha vahimi Facebook'a üye oldum.
Vahimi dediğime bakmayın, kötü bi şi değilmiş. Gerçekten çok uzun süredir görüşmediğiniz arkadaşlarınızla buluşma ortamı yaratıyor, hatta izini kaybettiklerinizi. Yani her araç gibi ne amaçla kullanıldığı iyi yada kötü oluşunu belirliyor.
Şimdilik şikayetçi değilim hatta mutluyum, eski arkadaşlarımla yeniden iletişime geçebildiğim için.
Dün akşam bir ayda izlemediğim kadar televizyonu, bir gecede izledim. Önce Kanal D'de başlayan Asi, ardından Star'da Takva, o bittikten sonra Hatırla Sevgili'nin sonu ve Beyaz Show'un başı. İçimden bir dürtü onu da seyret, onu da seyret diyordu. Ama bünyem itiraz ediyordu. -ki 2 senedir falan Beyaz Show'u seyretmedim-. Yani en az 5 saat hiç bir şey yapmadan tv seyrettim. Söylerken bile kendimi garipsiyorum.
Gecenin bu saatinde internetteyim.
Ve daha vahimi Facebook'a üye oldum.
Vahimi dediğime bakmayın, kötü bi şi değilmiş. Gerçekten çok uzun süredir görüşmediğiniz arkadaşlarınızla buluşma ortamı yaratıyor, hatta izini kaybettiklerinizi. Yani her araç gibi ne amaçla kullanıldığı iyi yada kötü oluşunu belirliyor.
Şimdilik şikayetçi değilim hatta mutluyum, eski arkadaşlarımla yeniden iletişime geçebildiğim için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

