baklava etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baklava etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Ağustos 21, 2012

Bayram Baklavası

Bayramların vazgeçilmezi ev baklavası...

Çocukluğuma denk gelen yaz ramazanlarında annemle teyzem yemek masasının birer başına geçer ellerinde genç kızlık oklavaları her harekette hamurla birlikte yuvarlanarak masayla şıkırdayan bir ritim tutturdu.

Biz de masanın altında onların bize atacakları küçük bi parça hamurla tahta iskemlelerin üzerinde kurşun kalemlerle onları taklit ederdik...

Şimdiki gibi yuvarlak tepsilerde di'il kocaman sinilerde açarlardı...

Anne anneme, teyzeme ve bize...

Şimdiki tepsilere bakıp, nasıl bi çırpıda tükeniyodu o koca siniler diye düşünüyorum.

Tabi bi de bu sinileri pişirebilecek fırın önemliydi...

Sıra alınırdı, kaçta getirelim diye, baklava pişirmeyi bilen fırıncı da yer bulunmazdı...

Camcı Çeşme Yokuşu'nun başındaki fırındı bizim adresimiz, iftardan sahura baklava pişirirdi...

Geçen yıllarla birlikte siniler tepsiye, kalabalıklar yalnızlıklara, odun fırınları fırıncıları, elektrikli akıllı fırınlara döndü.

Biz de evde açılmış anne baklavası geleneği çok şükür ki devam ediyor, kuzenler  sağolsun hakkını veriyorlar...

Bu kadar baklava muhabbetinin üstüne tarifini paylaşıp fotoramanını sunmak isterim size...

Ne yazık ki final sahnesinde evde olmadığım için kesilmesi, üzerinde tereyağının gezdirilmesi sahnelerini fotoğraflayamadım onları da bir daha ki bayramda tamamlama ümidiyle şimdilik bu bayram...

Baklava

3 yumurta sarısı
1 çay bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
1/2 paket margarin
2,5 çay bardağı ılık su
1 yemek kaşığı sirke
1 paket kabartma tozu
tuz, aldığı kadar un

bu malzemelerden biraz gevşek bir hamur olacak, yarım saat hamuru dinlendirdikten sonra parçalara ayırıp oklavayla tek tek açıyorsunuz.










Pazartesi, Ağustos 29, 2011

1951'den Güllüoğlu Reklamı

Bayramlık baklavamızı ben açmadım ama annem açtı.

Ancak izleyeceğiniz video 1951 yılında sinemalarda gösterilen Güllüoğlu'nun reklam filmi.

İstanbul Şekeri'nde gördüm ve hemen siz de görmelisiniz dedim :)))

http://istanbulsekeri.blogspot.com/2011/08/baklavaclk-ile-reklamclk-tarihi-ayn.html

Salı, Ağustos 16, 2011

İstanbul Şekeri Dört Yapraklı Yonca'sını bulmuş ;))

valla ben demiyorum onlar diyor ;))



http://istanbulsekeri.blogspot.com/2011/07/sansmz-acld-cunku-dorrt-yaprakl-yoncay.html

Yeni yılın ilk günlerinde keşfettiğim İstanbul Şekeri görmeyeli büyümüş, serpilmiş, güzel bir site güzel bir blog yapmış kendine

http://www.istanbulsekeri.com/

Böylece kendisini daha yakından tanıma fırsatı buldum. Ben onu sadece Şekerci Cafer Erol'un çocuğu sanarken Faruk Güllüoğlu ile güçlerinin birleştirilmesinden meydana geldiğini öğrendim.

Baklava, börek ve şekeri "İstanbul Şekeri" sitesinden yada 34 Şeker telefonundan sipariş verebileceğimi öğrendim.

Verdiğiniz siparişin günlük olarak sizin için üretilip, ertesi gün teslim edildiğini öğrendim.

Ve size söyledim :))))

Cumartesi, Ocak 01, 2011

Hafız Mustafa 1864

1864'ü yazarken farkettim 1800'ün sonları benim favori zamanım :))

Geçenlerde Eminönü'ne gittiğimde gördüğüm ama bugün Konyalı'da bir şeyler yemeyi planlarken bi bakiyim neler var, en kötü ihtimal rengarenk akide şekeri alırım planıyla kapısından içeri girdiğim ama çıkamadığım yer.

Akıllara zarar bir yer, dekorasyonu, sunumu, görüntüsüyle çıldırtan, tadıyla zevkten delirten. -Fazla mı abarttım?-



Kasada duran bey, kendisine Hafız Mustafa diyelim kısaca; orda olduğum sürece keyifle seyrettim müşterilerle diyaloğunu. Vitrindeki lokumlara bakan birilerini görünce lokum tabağını kapıp dışarı koşuyor; tatlılara bakanları görünce tadına bakması için "arkadaşlar bana iki dilim bülbül yuvası verin" deyip dışarı çıkıyor. İkram ediyor. Ödemeye kasaya gittiğimde "Beğendiniz mi, nasıl buldunuz, memnun kaldınız mı?" sorularıyla müşteri nabzını tutmaya çalışıyor. Ama en komik diyaloğumuz "ne kadardır burası var?" soruma "biz 1864'den beri burda Bahçekapı'dayız, burası da şubemiz" demesi.

Gerçi 15 ay olmuş açılalı ama ben keşfedememişim, üst katın manzarası da ayrıca güzelmiş...

Tatlılar, tatlılar, tatlılar...

Hangisini alacağınıza karar veremiyosunuz, benim gibi 4-5 çeşit seçip karışık yaptırmanızı öneririm.

Benim favorim istiridye gibi olan alttaki resimde 2.sırada sağdan ikinci, yanındaki cevizli de çok başarılı. Yalnız bu tatlıların çok kötü bi yanı var, genelde insanın içini yakıp tıkarlar ya, bunlarda ne yediğini ne kadar yediğini anlamıyorsun.

Her yazı arasında gidip bir tane yememden anlayın artık :))

Bunlarda vitrinden, ama anlatılmaz yenir :))