tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tiyatro etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mayıs 26, 2023

Zerrin Tekindor-Toz Karakterleri

2021’in sonlarında ilk gösterimi İstanbul Tiyatro Festivali’nde gerçekleşen Toz, Mayıs 2023 itibariyle halen kapalı gişe oynuyor.

60 dakika boyunca bir merdiven sandalyenin üzerinde hiç durmadan karakterden karaktere soluksuz, akıcı bir şekilde geçen Zerrin Tekindor’un kaç karaktere can verdiğini oyundan sonra saydık.

Artık hafızamıza güvenmediğimiz; görüntülerin, hikayelerin 15 sn sonra zihnimizden uçtuğunu düşünürken bir cümle bile olsa sözü olan karakterleri sayabiliyorsak, o kadar da umutsuz değilmiş durumumuz.

Handan

Feri

Vedat

Babaanne

Üst kat komşu

Hala

Öğretmen

Sinan

Eda

Leyla

Taksici

Polis

Moldovalı bakıcı 

13 karakter, bunun yanında ormanlık alanda yürüyen 2 kadın var sözleri var mıydı hatırlamıyorum ama ifadeleri mimikleri vardı.

O zaman 15 diyebilir miyiz?

Bu yazımı okuyup eksik kalan karakter varsa yazar mısınız?

Not: Merak edip Google’a da sordum, Toz’da kaç karakter var diye 😃 bizden başka kimse saymamış sanırım.


Perşembe, Kasım 03, 2022

Metin Akpınar

Günlerden 2 Kasım 2022, saat 20:50 civarı...

Aylar önce aldığım kitapların arasında okunmak için sırasını bekleyen ama bir türlü elimin gitmediği kitabı okumaya karar veriyorum.

Sahneye Adanmış Bir Ömür'ü, Metin Akpınar'ın hayatını anlatan söyleşi.

Tam 81 yıl önce 2 Kasım 1941'de doğan efsanenin kitabını okumaya başlamam, hayatın karşımıza çıkardığı hoş sürprizlerden biri oldu benim için.

Farklı bir açıdan bakarsak, 2 Kasım 1941'de doğan Metin Akpınar adlı bebeğin öyle bir hayatı olacak ki 81 yıl sonra bir izleyicisi, hayranı onun hayatını anlatan kitabı doğduğu gün okumaya başlayacak.

Etkiler beni böyle eş zamanlılıklar. 

Bugünlerde hayatımda önemsiz konu etmeye değmeyecek gibi görünen ama akışta olduğumu hissettiren güzel anların olması mutlu ediyor beni. 

Önemsiz diyorum çünkü dolma kalemim için ihtiyacım olan mürekkepti yoluma çıkan :)

Metin Akpınar'a ve kitaba dönersek.

Zeynep Miraç'ın kalemi o kadar akıcı, Metin Akpınar'ın cümleleri aralara o kadar güzel yerleştirilmiş ki; 173 sayfalık kitabın 156. sayfasında bırakıp kalanını da bu sabah bitirdim.

Metin Akpınar'ı hiç sahnede izlememiş olmanın üzüntüsündeyim, tıpkı Ali Poyrazoğlu'na geç kalmak  Yeşil Kabare'ye yetişememiş olmak gibi.

Her yaş alanın geçmişe duyduğu özlemdir belki de, geçmişte yaşanan samimiyet, sadelik, imkansızlıkta yaratılan mutluluk.

Sahi biz şu an ne hissediyoruz?

Geçmişe özlem, geleceğe kaygı

An???


Çarşamba, Nisan 18, 2018

Romeo ve Jülyet

Sular içinde bir Romeo ve Jülyet...

Bir kaç ay önce haberdar olduğum oyun, ısrarlı kovalamalarıma rağmen bir türlü internetten bilet bulamadığım -çünkü internette açıldığı andan itibaren 5. dakikada tükeniyor- görmeyi çok istediğim ama bir türlü elde edemediğim bir hayaldi.

Hayaldi gerçek oldu...

Kesinlikle görmek istediğim kadar, bilet bulunamadığı kadar varmış.

Bilindik Romeo-Jülyet hikayesi ama 15-20 santimlik bir suyun içinde oynandığını düşünün. Ve üstelik su sadece içinde hareket edilen bir zemin malzemesi değil, oyunun ana aktörlerinden biri.

Sahneler boyunca oyuncular kadar suyun hareketlerini de göz kırpmadan takip ediyorsunuz.

Belki ilk defa sulu bir oyun izlediğim için bu kadar olağanüstü tepkilerim...

Oyuncular için ekstra performans gerektiren 2 saat 15 dakika aralıksız suyun içinde düşe kalka, atlaya zıplaya, hareketli ve dinamik bir oyun.

Öyle sahneler var ki, zemindeki suyun kovalarla havaya saçılarak havai fişek etkisi yaratılan (görsel olarak en etkilendiğim sahne)...

Yani hangi birini anlatsam bilemedim.

Oyuncuların seyircilerin arasına karışıp kadınlara kur yapması, sahnedeki sudan payına düşenden korunması için  önde oturanlara muşamba dağıtılması seyircinin oyuna ne kadar dahil olduğunun bir göstergesi.

Bu arada oyunda tütün ürünleri kullanıldığı uyarısı önceden yapılıyor. Salon duman altı olmuyor ama puro ve sigara kokusunu alıyorsunuz.

17 Ekim'de prömiyeri yapılan oyun ne kadar daha sürer bilemiyorum ama oyun tarihinden 12 gün önce saat 10:00'da Üsküdar Tekel Sahnesi gişesine gidip bilet alın çünkü internetten zor :)

İmkan bulursam bir kez daha izlemeyi çok istediğim oyunun youtube'dan bulduğum kısa bir videosu


Şurda da oyun hakkında başka bir yorum

http://tiyatronline.com/rome-ve-juliet_-istanbul-devlet-tiyatrosu--5837

Salı, Mart 20, 2018

Tiyatro - Fehim Paşa Konağı


Fırsat buldukça her ay bir oyuna bazen iki oyuna gitmeye çalışıyorum.

Bu sezon da bir kaç oyuna gittim ama hiç birisi bayıldım, çok güzeldi mutlaka gidin diyebileceğim bir hissiyat yaratmadı.

Hele birisi ciddi hayal kırıklığıydı.

Yeşilcam klasiği Adile Naşit- Münür Özkul'lu Bizim Aile'nin oyunu...

Her bir kelimesini ezbere bildiğiniz hikayeyi tiyatroda bire bir aynı kelimelerle ama farklı kişilerle görmek, ister istemez her saniyede filmle kıyaslamanıza. Keyif almaktan çok yorulduğunuz bir etkinliğe dönüşüyor.

Kendime not: filmini izlediğin ve çok sevdiğin bir hikayenin tiyatro oyununa gitme.

Oyuncular da hakkını verememişti ki, ben her sahnede Adile Naşit'le Münür Özkul'la kıyaslıyordum. Diğer oyuncular da aynı şekilde kıyaslamaya maruzdu ama başrol onlardı.

Neyse konumuz Bizim Aile değil.

Fehim Paşa Konağı...

Bu sezon en keyif aldığım ve şiddetle tavsiye edeceğim tek oyun.

Basit ama işlevsel dekoru, anlatıcıyla sahne geçişlerinin akıp gittiği hatta orada o rolü kimin oynanacağına karar veriliyormuş havasıyla role girmeler, kostüm giymeler ve rolü kapamayanın çemkirmeleri :)))

Şarkılı türkülü, sevimli orkestra şefiyle vaktin nasıl geçtiğini anlamadığım bir oyundu.

Sahnede olan herkesin oyunculuğunu görebilecek kadar her karaktere, tek tek (bazılarına çift) rol verilmesi ve oyunculuklarını gösterme imkanı tanınması hikayenin marifeti midir yönetmenin mi bilmem ama bu kadar anlatmaya mutlaka gidip görün derim.

Ayrıca oyunda Fehim Paşa'nın karısını oynayan oyuncunun müthiş kahkahası ile bana Adile Naşit'i hatırlattığını yazmadan geçemeyeceğim. (Nazan Yatgın Palabıyık) Biraz da dedikodu :) oyundaki Yusuf (Çağatay Palabıyık) karakteriyle evliymiş gerçek hayatta. 


Anlatıcı - Pertev Bey - Temsilci: Bahtiyar Engin
Rasim baba: Orhan Hızlı
Azizler - Yorgancı: Volkan Ayhan, Murat Üzen
Arifler - Berber: Hamit Erentürk - Cihan Kurtaran
Düztaban Osman: Murat Ozan
Yusuf: Çağatay Palabıyık
Ayvaz: Serkan Bacak
Nuri Bey - Hadi Bey: Nevzat Çankara
Fehim Paşa - Deli Suat Paşa: Selçuk Soğukçay
Zilli Ömer Çavuş: Ali Karagöz
Hanımefendi: Nazan Yatgın Palabıyık
Mihriban: Pınar Demiral
Halayıklar: Zeynep Ceren Gedikali, Pelin Budak, Gülsün Odabaş
Kavuklu - Pişekar: Pelin Budak - Zeynep Ceren Gedikali
Kanun: Kayahan Erdem



Oyunun resimleri için Şehir Tiyatroları'nın sitesine başvurdum ancak istediğim gibi bir kare bulamadım :(

hani tiyatrolarda bi kaç dakika çekim için izin verseler nasıl olur acaba ;)

Not: Geçenlerde Zorlu'da sergilenen Notre Dame müzikalinde takip ettiğim pek çok insan canlı yayın yaptı, nasıl oldu o iş merak etmiyor değilim. Oyunumuz sırasında çekim yapmak serbesttir mi anonsu yaptılar acaba?


Cuma, Şubat 26, 2016

12. Gece

Uzun bir arada sonra nihayet tiyatro...

Sheakspeare'in 12. Gece...

Bennu Yıldırımlar'ın oynadığı diye biliyordum ama o kadar çok tanıdık oyuncu vardı ki...

Hepsi birbirinden başarılı, mükemmel...

Aslında hepsini tanımamızın nedeni diziler...

Oyunda bir an olsun gözlerimi alamadığım oyuncu Özge Özder'di...

Müzikler, dekor değişimindeki akıcılık ve teknoloji tek perdelik 2 saatlik oyunun nasıl bir çırpıda bittiğini anlamadığınız, ruhunuzda keyfinin kaldığı harika bir performans...

Bir kadınla erkeğin birleşmesi bir tiyatro oyununda nasıl bu kadar gerçekçi gösterilir inanamazsınız :))

Kesinlikle gidilmesi gereken bir oyun...

Evet insan en önde oturup sahneyle bu kadar iç içe olunca zamane hastalığı  "aah bi fotoğraf çeksem" arzusuna kapılsa da; sanata ve sanatçıya saygımdan bırak sessize almayı kapattığım telefonumu alkışta bile açmadım.

Oysa o koltuktan ne harika fotoğraflar çekerdim :(((

Özge Özder'i şimdi burda kelimelerle anlatmak yerine rengarenk kostümü ve iddialı makyajıyla göstermek isterdim.

N'apalım biz de google'ın nimetlerinden yararlanırız...

Fotoğraflara da bakın ama mutlaka gidin...


http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Oyun.aspx?oyunid=470





Perşembe, Mayıs 19, 2011

İki Efendinin Uşağı

Tek kelimeyle mükemmel bir iş çıkarmış Yıldız Teknik Üniversitesi Oyuncuları...

Keşke daha önce gitseydim de duyurabilseydim bu gençlerin sesini. Oyuna bir kaç saat kala gençler ellerinde küçük broşürlerle "oyunumuz var bu akşam, gelir misiniz?" diye haberdar etmeye çalışıyordu İstiklal'de yürüyenleri.

Şüphesiz oyunun konusu eğlenceli ve komik, ama oyuncularla karakterlerin doğru eşleşmesi zaman zaman seyirciyle kurdukları kontak çok eğlendiriyor insanı.

İki efendinin uşağı olan Arlecchino'yu canlandıran Ürüncan fiziğiyle de rolünün hakkını sonuna kadar veriyor.

Tüm oyuncuları tek tek bir kez daha tebrik ediyorum.


Çarşamba, Mayıs 18, 2011


Yıldız Teknik Üniversitesi Oyuncularının rol aldığı İki Efendinin Uşağı bu akşam (18 Mayıs) son kez Muammer Karaca Tiyatrosu'nda sahnelenecek.

Oyunculardan biri (Ceyhun; ailemizin aktörü) şöyle yazmış facebook profiline...

Bana sen sahnede ciddi duracaksın, komedi çok ciddiyet ister, aşağısını güldüreceksin ama senin gülmeye hakkın yok çünkü sen gülersen seyircinin kahkasından çalarsını öğrettiler. Hep ciddiyetle oynadım ve güldürmeye çalıştım ben de. Ama hiç düşünmemişim güldürmeye çalışırken içimin buruk olabileceğini. Yine de bir oyunu, bir rolü çok özleyecek olacağını bilmek güzel şeymiş, darısı başınıza :)

Fırsatınız varsa bu akşam bu özel gösteriyi kaçırmayın derim

Pazar, Ocak 23, 2011

Bir Yaz Gecesi...

Kabusu :))
Oyunun adı yandaki gibi "rüyası" aslında...

Ama oyundaki yaramaz perinin de dediği gibi bunu yaşayanlar kabus gördüm desin.

Yok yok o kadar da kötü di'il :)))

Tamer Karadağlı olmasa daha iyiydi ya, neyyyyyse!

Battı gözüme battı...

Antik Yunan'da geçen  bir hikayede, Dokumacı Mekik rolündeki adamı ayağında Harley botlar, siyah kotla, 2011 model Çocuklar Duymasın'ın Haluk replikası olarak görünce;

Jest ve mimikler aynı Haluk yada Tamer Karadağlı'nın bizzat kendisi olunca;

Hele oyunun sonunda, herkes selam için tek tek öne gelirken onun o her zaman ki cool tavrıyla kollarını bağlayıp selam sırasının kendisine gelmesini beklemesi var ya...

Onun dışındaki herkeseyse bravo.

Bir aslan var ki, bayıldım.

Yaramaz peri ve diğerleri hepsi eğlenceliydi.