noel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
noel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Şubat 18, 2017

Aralık'ta Paris II

Paris - 10 Aralık 2016

Bugünü yazmaktı niyetim.

Ama otele dönerken internetten öğrendiğimiz İstanbul Dolmabahçe'de Vodafone Arena yakınlarında patlama olduğu haberiyle o an dizlerimin gücünün bittiğini hissettim.

Tamam bütün gün 30 bin adım atmıştım. Ama hala otele gidecek dinçliğe ve enerjiye sahiptim.

Evet insan ülkeisnden uzaktayken böyle haberleri alınca daha bi çaresiz hissediyor sanki :(

Dünkü keyifle yazamasam da;

Paris'in cumartesi sabahına bilmediğimiz sokaklarında hatta sıradan -turistlerin pek gezmedikleri- dolaşarak başladık.

Santier; bir zamanlar tekstil toptancılarının olduğu yer.

İstanbul tekstil piyasasından pek bir farkı kalmamış. Boş, kapalı dükkanlar...

Ama hala sokaklarında uzun kırmızı çizmesi, mini deri eteği ve jartiyeri ile salınan bir hayat kadını ve kürklü oldukça yaşlı başka bir kadın. -acaba hayat kadını olmayabilir mi ki?-

Saint Paris ve Saint Martin kapılarının ardından Notre Dame'a gitmek için caddeler boyu yürüdüğümüz.

Seyahatlerde plansız gezmeyi, yolunda önüne çıkan sürpriz mekanları görmek daha çok mutlu ediyor beni.

Misal Pompidou yani modern sanat müzesi. Klasik bir Paris müze kuyruğu...

Ucu bucağı yok...

Ve onun karşısındaki dükkanlarda güzel tasarımları görmek...


Bu sabah Paris'in havası pusluydu; son dönemde ki hava kirliliğinden...

Notre Dame -yine deli bir kuyruk- neredeyse kuleleri görünmüyor. Mesela Panteon'un kubbesi yoktu :)

Notre Dame'dan Lüksemburg Bahçeleri'ne...

Kış mevsiminin donukluğu ya da renksizliği diyelim; kirli puslu havasıyla birleşince pek etkileyemiyor insanı...

Bu kadar yakına gelmişken Panteon'u da ziyaret edelim deyince Sorbonne  Üniversitesi'ni de görüp geçtik.

Evet, Panteon kubbesi bu kirli havaya kurban gitmişti.


Paris metrosu vazgeçilmez; bir kaç aktarmayla ver elini Sacre Cour...

Sacre Cour'a  geçmeden önce yine yolumuza çıkan bir şato. Aslında müze, restorasyon da ama etrafını çevirdikleri tahta perdelerin surlara benzetilmiş olması , üzerine ortaçağ yazı karakteriyle yazılanlar ve minik komik işçileri :)



2020'de bitince görmek isterim doğrusu.

Telefonumdaki resimlere bakınca Musee de Cluny olduğunu öğreniyorum, hemen ön tarafında da Montaigne heykeli var.

Sacre Cour'a dönelim :)

Sacre Cour'a çıkan finiküler yerine 313 basamakla önündeyiz.


Yine kuyruk...

Neyseki bir önceki gelişimde ziyaret etmiştim. Girmesek de olur ;)

Monmarte'da sokak ressamlarında 60 euroya portreyi 45 euroya bağladık. Orjinal eserler yapan da var sıradan da, kendi ressamını seçmekte iş.


Bizim ki güzel iş çıkardı doğrusu.

Akşam olunca şehir ışıkları vazgeçilmez...

Bu sefer ki durak Printemps...

Fikir değiştirdim lüksün zirvesi La Fayette değil burasıymış :)


Akıl almaz bir yer...

Ve vitrinlerinden sonra kalbimi feth eden pembe pullu Jimmy Choo...


Gecenin devamı Zafer Takı, Şanzelize ve Noel Pazarı. Concorde Meydanı ve meydandan Eyfel'in ışıklı görüntüsü...

Neden Paris biliyor musun?

Ortasında yükselen gökdelenleri olmadığı için, geniş caddelerin kenarlarının birileri zengin olsun diye ParPark (İsPark'ın fransızcası) olmadığı için; eski binaları 10 senede bir bakıma almak zorunlu olduğu için...

Aralık'ta Paris I

Paris- 9 Aralık 2016

Defter "born to travel" olunca bana da bir seyahat hatırası olarak, bir gezginden gelince; gezi yazılarına ev sahipliği yapmasının doğru olacağını düşündüm.



Evet Paris'teyim, Hotel Pax Opera 22 nolu oda saat 23:30 

İnstagramda resimleri videoları paylaşıp duşumu aldıktan sonra soğuk bir Paris gecesinde, sıcaktan piştiğim kaloriferleri kapattığım odamdayım.

Paris'e bu ikinci gelişim. İlkinde Benelux turuyla uğradığımız kalabalık bir tur grubuylaydı. Şehrin banliyölerinden birinde bir otelde kaldığımız, Paris'in göbeğinde sürekli saatimize bakarak görmek istediğimiz yerler arasında mekik dokuduğumuz.

Belki ondan pek sevmedim.

Ama bu sefer kendi başımıza istediğimiz yerde istediğimiz kadar kalacak kadar özgür bir programla geldik. 

#kardeşkardeş


La Fayette

Lüksün kalbi, ilk başta bizdeki Harvey Nichols'la kıyaslasam da haksızlık yaptığımı çok kısa sürede anladım. İçindeki butiklerde sırayla müşteri almaları, markaların en son modelleriyle ve tabi marka karmasıyla olağanüstü bir yer.

Ve de o devasa kubbesiyle tarihi görüntüsüyle...

Tabi yeni yıl süslemeleriyle görüşmemiz daha etkileyici kılmış olabilir.


Saatler yetmez gezmeye. Ayrıca en üst katında benim gibi kırtasiye ve diğer ilginç eşyalara düşkünler için inanılmaz güzel. La Fayette'e bütün servetimi bırakıp çıkabilirim.

Ve terası...

Gün batımında Eyfel, Opera binası, Roue de Paris yani Concorde Meydanı'ndaki dönme dolap müthiş bir manzara.



Sonra sokaklar...

Printemps'ın vitrinleri; o kuklalar, hareketli vitrinler hele Jimmy Choo ayakkabılı tahta bacaklar...


Başka birinde masallar...

Kukla orkestrası...

Bi de çılgınca dans edenler...




Saatlerce izleyebilirim :)

Özgürüz dedik ya ;) canımız nereye isterse oraya

Concorde Meydanı'na yürürken  Madlen Kilisesi gecenin heybetli yapısı

Meydandaki müthiş manzara

Roue de Paris (dönme dolap daha önce geldiğimde yoktu) dikilitaş, çeşme ve uzaktan görünen Eiffel...


Ve dönme dolabın tepesindeyken gece ve Paris...


Böyle bir tanışmayla kim sevmez ki bu şehri?

Ve Şanzelize'de ki Noel Pazarı...


Odun ateşinde somon...

Gökte ren geyikleri ile uçan Noel baba. 

Noel baba gerçek, geyikler ve araba maket :) İki direk arasına gerilen telin üzerinde kayan bir kızak.

Ve çılgınca süslenmiş Şanzelize...

Yarın akşam da kalanını gezeriz artık