Yine İstanbul :)))
Koton'da gördüğüm şık İstanbul tişörtleri
Pek çok farklı modelden sadece iki tanesi burda. Güzel düşünülmüş, şık tasarımlar :))
Giyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Giyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar, Nisan 03, 2011
Çarşamba, Nisan 23, 2008
Bugün 23 Nisan
"Neşe doluyor insan" diye başlayan şiir geliyor aklıma, sonra çocukluğumun 23 Nisan'ları. Hep yağmurlu ve soğuk.
Pazartesi akşamı Candan Erçetin programında çocuk korolarıyla şarkılar söyledi. Bir grup vardı; kırmızı etekli beyaz gömlekli. Uzaktan gördüğüm ekran beni ilkokul yıllarımdaki koro günlerime götürdü. Programı başından beri izleyen ablam ve annemin de aklına o günler gelmiş. Hatta ablam önde bir kız var tıpkı senin gibi yerinde duramıyo sürekli oynuyo, edayla saçlarını savuruyor dedi.
Evet ben çocukluk yıllarım da fazla kırıtkan, edalı, cilveli hatta fazlaca da oynak bir çocuktum. İlerleyen yıllarla birlikte ağırlaşıp, oturaklı hanımefendi bir kız oldum. Çocukluğumu bilenler bu değişime şaştıklarını kendileri de söylüyorlar. Neyse konuyu fazla dağıtmadan günün anlam ve önemine dönelim. Ama bi dipnot eklemeden geçemiycem o kız da benim, bu kız da. Değişmedim, sadece siz görmüyorsunuz :)
Sene 1985. Yavuz Selim İlkokulu bahçesinde 23 Nisan töreni için koro toplanmaya başlıyor. Profilden görünen yandan iki at kuyruğu olan mahsun çocuk benim.

Acaba saçımın kurdeleleri de kırmızı olsa daha mı şık olur muşum? Kırmızı pileli eteğim, beyaz geniş fırfırlı bluzüm ve gözlüklü ben.
Okulun en kısa boyluları arasında olunca koronun en önünde oluyorsunuz haliyle. Hemen yanımda Tuğba diye bir arkadaşım var ama diğerlerinden ismini hatırladığım yok.
Pazartesi akşamı Candan Erçetin programında çocuk korolarıyla şarkılar söyledi. Bir grup vardı; kırmızı etekli beyaz gömlekli. Uzaktan gördüğüm ekran beni ilkokul yıllarımdaki koro günlerime götürdü. Programı başından beri izleyen ablam ve annemin de aklına o günler gelmiş. Hatta ablam önde bir kız var tıpkı senin gibi yerinde duramıyo sürekli oynuyo, edayla saçlarını savuruyor dedi.
Evet ben çocukluk yıllarım da fazla kırıtkan, edalı, cilveli hatta fazlaca da oynak bir çocuktum. İlerleyen yıllarla birlikte ağırlaşıp, oturaklı hanımefendi bir kız oldum. Çocukluğumu bilenler bu değişime şaştıklarını kendileri de söylüyorlar. Neyse konuyu fazla dağıtmadan günün anlam ve önemine dönelim. Ama bi dipnot eklemeden geçemiycem o kız da benim, bu kız da. Değişmedim, sadece siz görmüyorsunuz :)
Acaba saçımın kurdeleleri de kırmızı olsa daha mı şık olur muşum? Kırmızı pileli eteğim, beyaz geniş fırfırlı bluzüm ve gözlüklü ben.
İşte 23 Nisan deyince bunlar geldi aklıma. Albümleri karıştırıp eski resimlerimin fotoğrafını çekip bu yazıyı yazdım.
Çocukların bayramı kutlu, yarınları umutlu olsun!
Cumartesi, Mart 22, 2008
Yüksek Topuklara Ara
Çocukluğumdan beri topuklu ayakkabılar en büyük tutkum olmuştur. Sanırım yürümeyi öğrendiğim ilk yıllardan itibaren annemin yüksek topuklu terlikleri ve ayakkabıları küçük ayaklarıma büyük geldiğinden ortadan ikiye kırılır helak olurdu. Hiç unutmadığım bordo renkli rugan, önlerinde 1-1,5 cm. platformu olan kalın topuklu terlikler, bir de siyah dans ayakkabısı gibi ayağın üstünden dik geçen ince bir bantla bilekten bağlı siyah rugan ayakkabılarıdır.
Eee tabi benim de topuklu ayakkabıyı kamusal alanda giyme yaşım geldiğinde tabi ki hep en yüksekleri en şıkları tercih ettim. Yüzdesel bir tespit yapmak gerekirse düz ayakkabılarımın toplam ayakkabılarım içinde tuttuğu yer %10'u bile bulmaz.
Er geç bunun olacağını, bir gün bu tutkuma zorunlu bir ara vereceğim endişesiyle arada bir merdiven çıkarken dizime sinsice saplanan ağrıyı görmezden geliyordum. Çünkü düz giydiğimde de olabiliyordu ve sadece o an etkiliyordu. Sonrasında hiç bir sıkıntı yaşamıyordum.
Ama ne yazık ki bu hafta pek görmezden gelemedim. Gerçi ertesi gün yine topuklu ayakkabılarımı giyip önce işe sonra doktora gittim.
Doğal olarak topuklu ayakkabı dizlere daha çok yük binmesine neden oluyor, bir de bacak yapım gereği diz kapağı biraz yana doğru kapandığından aşınma ve ödeme neden olmuş. Zaten muayene sırasında doktor öyle bir hareket yaptı ki, gözümden yaş geldi. Acımdan muayeneye bir süre ara vermek zorunda kaldık.
Sonuç olarak biraz ilaç tedavisi, verilen hareketleri düzenli yapmak ve bir süre düz ayakkabılarla hayatıma devam etmek zorundayım.
Çektiğim duygusal ve fiziksel acıyı unutmak için bugün kendimi bloguma adadım. Bugün bir kaç yazı daha bulabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

