Kızdım bugün kendime;
Blogum var diyorum ama gün içinde gördüğüm, aklıma takılan, okuduğum bi cümlenin yaptığı çağrışımla yazmalıyım dediğim bi'şeyler geçiyor içimden...
Ama geçiyor sadece; geçerken uğramıyor, uğrayıp durmuyor bi yerde...
Yazmamak için bi sürü bahane de bulabiliyorum üstelik kendime...
Yorgunum, uykum var, halim yok, işim var, dizim var, pilim yok...
İşte sırf bu yüzden, akşam eve dönerken söz verdim kendime;
Bahane yok geceyarısını da bulsa vakit, oturup yazıcam.
Yazdım da...
Ama bunlar di'il sözümü yerine getirmek için yazacaklarım
Şimdi onlardan biri....
Yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salı, Kasım 29, 2011
Çarşamba, Ocak 26, 2011
Daha geçenlerde konuşuyorduk. Bir şeyi ne kadar istediğimizdir yapmamızı sağlayan.
Sözde ben yazmak istiyorum.
Evdeki internet bağlantım depresyona girdi, sürekli ilgi istiyor. Benim de onla uğraşacak sabrım ve gücüm yok.
Olsun kalem kağıt var onlarla yaz, nasılsa sabah erkenden işte oluyorsun o zaman yayınlarsın diyorum...
ha tamam yemekten sonra, duştan sonra, yatmadan önce, ooo şimdi de geç oldu derken derken yazamıyorum.
Neymiş???
Gerçekten yazmak istemiyormuşum.
İnternet bağlantımdaki depresyon teşhisini nasıl koyduğuma gelince; çalışması için bağlı olduğu hattan görüşme yapıyo olmanız gerekiyor. Eskiden sadece çaldırsam yetiyodu ama bu aralar durumu ağırlaştı. Sürekli konuşmazsanız internet minternet yok size.
Sözde ben yazmak istiyorum.
Evdeki internet bağlantım depresyona girdi, sürekli ilgi istiyor. Benim de onla uğraşacak sabrım ve gücüm yok.
Olsun kalem kağıt var onlarla yaz, nasılsa sabah erkenden işte oluyorsun o zaman yayınlarsın diyorum...
ha tamam yemekten sonra, duştan sonra, yatmadan önce, ooo şimdi de geç oldu derken derken yazamıyorum.
Neymiş???
Gerçekten yazmak istemiyormuşum.
İnternet bağlantımdaki depresyon teşhisini nasıl koyduğuma gelince; çalışması için bağlı olduğu hattan görüşme yapıyo olmanız gerekiyor. Eskiden sadece çaldırsam yetiyodu ama bu aralar durumu ağırlaştı. Sürekli konuşmazsanız internet minternet yok size.
Pazar, Aralık 05, 2010
Pazar, Kasım 16, 2008
Kendime Giden Yol
Son zamanlarda bilgisayarımın başında yada kalemimle kağıdımın başında pek olamıyorum. Bırak başkasıyla kendimle bile pek baş başa kalamıyorum. Pek iyi bir şey hatta hiç iyi bir şey değil bu durum. Kendimle konuşamamak beni kendime yabancılaştırıyor, robotlaştırıyor sevmiyorum bu durumu. Yakınlaşmak aradaki buzları eritmek istiyorum. Özlüyorum.
Yol bulamıyorum kendime, içimdekine ulaşmaya. Çok zor değil gibi gelse de, aslında o kadar zor ki. Dönüp bi içinize bakar mısınız? Oradaki sizle konuşuyor mu, açıyor mu size içini?
Açıyorsa ne ala tebrik ederim, aman arayı bozmayın.
Ne yapmışım geçmiş Kasım'larda diye bi arşivi dolaşıyım dedim. İşte o zaman anladım kendimden ne kadar uzaklaştığımı. Onları da alıp geldim bugüne, linklerini koyuyorum aşağıya okumak isterseniz diye.
21 Kasım'da yağan kar için yazdıklarım, yılbaşı kartları, koku üzerine yazdıklarım ve maillerden gelen 30'un dan sonraki kadınlar için yazılan hoş bir yazı. -O zamanlar 30 bile değilmişim-
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2005_11_01_archive.html
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2006_11_01_archive.html
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2007_11_01_archive.html
30'larında
Andy Rooney der ki... " Yaşım ilerledikçe, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım." İşte bunun sebeplerinden bir kaçı:
Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp "ne düşünüyorsun?" diye sormaz. Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz.
Eğer otuzunu aşmış bir kadın TV'deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV'nin karşısında yanınızda oturmaz. Yapmak istediği bir şeyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.
Otuz yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir... Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini, ve kimden istediğini bilir.
Otuzunu aşmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne düşündüğünüzü önemser.
Otuz yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur. Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey bir başka mızmız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.
Otuzunu aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir. Ha tabi hak ettiyseniz, sizi vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak...
Otuzunu aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa... Çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir.
Otuzunu aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir. Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.
Otuz yaşın üstündeki kadın sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı hiç önemsemez, arkadaşının onun aldatmayacağını bilir.
Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza hiç gerek yoktur, onlar her bir haltınızı bilirler.
Otuz yaşını aşmış bir kadın kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir.
Otuz üstü kadınlar açık sözlü, doğrucu ve dürüsttürler. Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir, eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız. Onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur.
Yol bulamıyorum kendime, içimdekine ulaşmaya. Çok zor değil gibi gelse de, aslında o kadar zor ki. Dönüp bi içinize bakar mısınız? Oradaki sizle konuşuyor mu, açıyor mu size içini?
Açıyorsa ne ala tebrik ederim, aman arayı bozmayın.
Ne yapmışım geçmiş Kasım'larda diye bi arşivi dolaşıyım dedim. İşte o zaman anladım kendimden ne kadar uzaklaştığımı. Onları da alıp geldim bugüne, linklerini koyuyorum aşağıya okumak isterseniz diye.
21 Kasım'da yağan kar için yazdıklarım, yılbaşı kartları, koku üzerine yazdıklarım ve maillerden gelen 30'un dan sonraki kadınlar için yazılan hoş bir yazı. -O zamanlar 30 bile değilmişim-
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2005_11_01_archive.html
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2006_11_01_archive.html
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2007_11_01_archive.html
30'larında
Andy Rooney der ki... " Yaşım ilerledikçe, en çok otuz yaşını aşmış bayanlara değer vermeye başladım." İşte bunun sebeplerinden bir kaçı:
Otuz yaşını geçmiş bir kadın asla sizi gecenin bir yarısı uyandırıp "ne düşünüyorsun?" diye sormaz. Umurunda değildir çünkü ne düşündüğünüz.
Eğer otuzunu aşmış bir kadın TV'deki maçı seyretmek istemiyorsa, söylene söylene TV'nin karşısında yanınızda oturmaz. Yapmak istediği bir şeyi yapar. Ve bu genellikle daha enteresan bir şeydir.
Otuz yaşını aşmış bir kadın kendini yeterince iyi tanır ve kendinden emindir... Kim olduğunu, ne olduğunu, ne istediğini, ve kimden istediğini bilir.
Otuzunu aşmış çok az kadın onun hakkında ya da yaptıkları hakkında ne düşündüğünüzü önemser.
Otuz yaş üstü kadın çoğunlukla büyük aşklara, ömür boyu sürecek bağlılıklara doymuştur. Hayatında en son ihtiyacı olduğu şey bir başka mızmız, devamlı söylenen, ne yapacağına karışan, yapışkan bir aşıktır.
Otuzunu aşmış kadın, ağırbaşlıdır. Bir operanın ortasında ya da pahalı bir restoranda sizinle çığlık çığlığa kavga etmesi çok nadirdir. Ha tabi hak ettiyseniz, sizi vururken de hiç tereddüt etmez, sonuçlarına katlanmayı da planlayarak...
Otuzunu aşmış kadın övgüler yağdırmakta çok bonkördür, çoğu hak edilmemiş bile olsa... Çünkü takdir edilmemenin ne olduğunu iyi bilir.
Otuzunu aşmış kadın sizi bayan arkadaşlarıyla rahatlıkla tanıştıracak kadar kendine güvenir. Daha genç bir kadın, en iyi arkadaşını bile görmezlikten gelebilir, yanındaki adama güvenmediği için.
Otuz yaşın üstündeki kadın sizin onun arkadaşına ilgi duymanızı hiç önemsemez, arkadaşının onun aldatmayacağını bilir.
Kadınlar yaşları ilerledikçe medyumlaşırlar. Ona günah çıkarmanıza hiç gerek yoktur, onlar her bir haltınızı bilirler.
Otuz yaşını aşmış bir kadın kıpkırmızı bir ruj sürdüğünde bu ona çok yakışır. Ama daha genç kadınlarda böyle değildir.
Otuz üstü kadınlar açık sözlü, doğrucu ve dürüsttürler. Ne kadar geri zekalı olduğunuzu bir çırpıda açık açık söyleyiverir, eğer bir geri zekalı gibi davrandıysanız. Onun için ne anlam taşıdığınızı merak etmenize gerek yoktur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
