Kısa saç kadınların erkekliğe isyanıdır diye bir haber okumuştum çocukluk yıllarımda, sürekli kısa saç kullanan prenses Diana üzerine hayattayken yapılan bir çözümlemede.
O günden beri her saçımı kestirdiğimde öyle mi gerçekten diye düşünürüm elimde olmadan...
Erkeklerle yok bi alıp veremediğim, ancak her seferinde bir öncekinden daha kısa hale gelen saçlar gözü kararan bir kadının güzelliğinin en önemli parçası saçlarına bile kıyarsa kimlere ve nelere kıymaz varın siz düşünün...
6 ayda 4 kez saçını kısaltıp modelini değiştiren bir kadından korkun derim :)))
Saç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Saç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salı, Mart 15, 2011
Pazartesi, Ekim 19, 2009
Ye Kürküm Ye
Şu Nasreddin Hoca ne büyük adammış, ne güzeldir fıkraları. Öğretir hayatı. Çocukken güler geçersin ama çocukları büyüklerin dünyasına hazırladığını bugün daha iyi anlıyor insan.
Dünkü Hürriyet İnsan Kaynakları'nda bir köşe yazarı yazıyordu; çizgi romanlar "business"ı öğretiyor. Sünger Bob bir işletmenin başına gelebilecek tehdit ve fırsatları, Tenten ülkeler arası çekişmeleri, kaçakçılıkları.
Nerden nereye geldim :)
Uzun süredir saçlarımı sık sık kestirdiğim için banyodan sonra karıştırıp çıkıyordum, ne fön ne bi şey. Ama saçlarım hep iyi ve doğal görünüyordu. Biraz uzadıkları için baktım bu sabah şekle sokamıyorum, fön çektirdim.
Aman Allahım o da ne :0
Sanki beni baştan yarat programına katılmışım da, bambaşka biri olmuşum.
Ne o bugün doğum günün mü; toplantın mı var? Saçın çok yakışmış, bugün çok renklisin dikkatimi çekti falan falan....
İsyan ettim sonunda, "ama bütün yaz giydiğim o rengarenk kıyafetlere haksızlık buuuuu"
Ne mi giyiyordum; siyah etek, kırmızı bir triko ve siyah üzerine kırmızı çiçekli bir ceket amaaa en büyük artı fön.
Eyyy kuaförler siz olmasanız kim bakar bizim yüzümüze ;))))
Dünkü Hürriyet İnsan Kaynakları'nda bir köşe yazarı yazıyordu; çizgi romanlar "business"ı öğretiyor. Sünger Bob bir işletmenin başına gelebilecek tehdit ve fırsatları, Tenten ülkeler arası çekişmeleri, kaçakçılıkları.
Nerden nereye geldim :)
Uzun süredir saçlarımı sık sık kestirdiğim için banyodan sonra karıştırıp çıkıyordum, ne fön ne bi şey. Ama saçlarım hep iyi ve doğal görünüyordu. Biraz uzadıkları için baktım bu sabah şekle sokamıyorum, fön çektirdim.
Aman Allahım o da ne :0
Sanki beni baştan yarat programına katılmışım da, bambaşka biri olmuşum.
Ne o bugün doğum günün mü; toplantın mı var? Saçın çok yakışmış, bugün çok renklisin dikkatimi çekti falan falan....
İsyan ettim sonunda, "ama bütün yaz giydiğim o rengarenk kıyafetlere haksızlık buuuuu"
Ne mi giyiyordum; siyah etek, kırmızı bir triko ve siyah üzerine kırmızı çiçekli bir ceket amaaa en büyük artı fön.
Eyyy kuaförler siz olmasanız kim bakar bizim yüzümüze ;))))
Cumartesi, Mart 22, 2008
Olmazsa Olmazlar
Son zamanlarda takıldığım ve hayatımın vazgeçilmezi haline gelen bir kaç şey var.
Body Shop'ta bulabileceğiniz tamamen ahşaptan yapılma saç fırçası. Saçtaki tüm elektiriği alıyor. Üstelik saçınız çok rahat taranıyor. Diğeri de (yeşil rulo gibi görünen) yine Body Shop'tan lif gibi bir şey. Yaklaşık 1 m uzunluğunda 40 cm genişliğinde dikdörtgen bir bez. Fakat çok güzel köpürmesinin yanısıra iki ucundan tutarak sırtınız dahil ulaşamadığınız her bölgeye ulaşıp bir nevi keselenebiliyorsunuz. Üstelik sadece 5,5 ytl. (saç fırçası da 19,5)
Arko Krem. Yeni bir ürün değil. Hatta ilk kullanımı cumhuriyet dönemine rastlıyor bile olabilir. Benim keşfetmeme gelince öyle masum masum reyonda durup bana yeşil kutusuyla bakıyordu. Müzeyyan Senar'ın cildimin güzelliğini Arko Krem'e borçluyum sözü aklıma geldi. Diğer yandan da yağlı kremin kuruyan tırnak diplerine iyi geleceğini düşündüm. Yanılmamışım. Şimdiye kadar kullandığım bütün el kremlerinden daha iyi ve işe yarar. Geçenlerde kardeşim aşırı kuruyan ve kaşınan bir yerine sürüp fayda bulduğundan beri evde Arko savaşları var. Ben de çareyi eve, işyerine ve çantaya olmak üzere her yere birer tüp almakla buldum. (Fiyatı 0,55 YTL)
Son gözdem de Rosense gülsuyu. Gül kokusu en sevdiğimdir. Bu ürün de hiç bir katkı maddesi içermeyip tamamen gülün işlenmesi sırasında ortaya çıkan suymuş. Doğallığına inanıyorum çünkü çocukluğumdaki gülsuları gibi gerçek bir kokusu var. Parfümsü bir koku duymuyorsunuz. Gülsuyunun faydalarına gelince; doğal tonik etkisi ile cildi nemlendirip doğal dengesine kavuşturuyor. Sıkılaştırıcı özelliği ile gözeneklerin tıkanmasını önlüyor. (Fiyatı 6,5 YTL)

Bir de Vichy'nin Aqualia Thermal nemlendiricisi. Tesadüfen deneme ürünü elime geçti, ertesi gün gidip aldım. Bir kaç sene önce Reaccutane diye bir ilaç kullandım. Sorunlu ciltlerin yağ hücrelerini yok edip cildin problemsiz olmasını sağlıyor. Evet ilk başta güzeldi ama etkilerini şimdi şimdi anlıyorum. Yağlı ve kaprissiz olan cildim artık aşırı hassas ve çok çabuk kurur hale geldi. İlaç kadar klimalı ve doğal olmayan ortamlar da bu etkide pay sahibi. Kısacası herhangi bir nemlendirici artık benim cildimi tatmin etmiyordu. Tam böyle kriz yaşadığı bir dönemde ilaç gibi geldi. (37,5 YTL)
Arko Krem. Yeni bir ürün değil. Hatta ilk kullanımı cumhuriyet dönemine rastlıyor bile olabilir. Benim keşfetmeme gelince öyle masum masum reyonda durup bana yeşil kutusuyla bakıyordu. Müzeyyan Senar'ın cildimin güzelliğini Arko Krem'e borçluyum sözü aklıma geldi. Diğer yandan da yağlı kremin kuruyan tırnak diplerine iyi geleceğini düşündüm. Yanılmamışım. Şimdiye kadar kullandığım bütün el kremlerinden daha iyi ve işe yarar. Geçenlerde kardeşim aşırı kuruyan ve kaşınan bir yerine sürüp fayda bulduğundan beri evde Arko savaşları var. Ben de çareyi eve, işyerine ve çantaya olmak üzere her yere birer tüp almakla buldum. (Fiyatı 0,55 YTL)
Son gözdem de Rosense gülsuyu. Gül kokusu en sevdiğimdir. Bu ürün de hiç bir katkı maddesi içermeyip tamamen gülün işlenmesi sırasında ortaya çıkan suymuş. Doğallığına inanıyorum çünkü çocukluğumdaki gülsuları gibi gerçek bir kokusu var. Parfümsü bir koku duymuyorsunuz. Gülsuyunun faydalarına gelince; doğal tonik etkisi ile cildi nemlendirip doğal dengesine kavuşturuyor. Sıkılaştırıcı özelliği ile gözeneklerin tıkanmasını önlüyor. (Fiyatı 6,5 YTL)

Bir de Vichy'nin Aqualia Thermal nemlendiricisi. Tesadüfen deneme ürünü elime geçti, ertesi gün gidip aldım. Bir kaç sene önce Reaccutane diye bir ilaç kullandım. Sorunlu ciltlerin yağ hücrelerini yok edip cildin problemsiz olmasını sağlıyor. Evet ilk başta güzeldi ama etkilerini şimdi şimdi anlıyorum. Yağlı ve kaprissiz olan cildim artık aşırı hassas ve çok çabuk kurur hale geldi. İlaç kadar klimalı ve doğal olmayan ortamlar da bu etkide pay sahibi. Kısacası herhangi bir nemlendirici artık benim cildimi tatmin etmiyordu. Tam böyle kriz yaşadığı bir dönemde ilaç gibi geldi. (37,5 YTL)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)