Çarşamba, Şubat 15, 2012
Happy Birthday
Düşüncem şuydu, neden doğum günü olan insanın tepesinde böyle oklar moklar ruhani ışıklar falan çıkıp da "bugün doğum günü" yazmaz???
Böylece etrafındaki herkes sormasına özellikle hatırında tutmasına gerek kalmadan onun doğum gününü bilir; metrobüse binerken yol verir, kuyrukta bugün doğum gününüz sıranın önüne geçin lütfen der, hiç tanımadığı mutlu yıllar şarkısı söylemeye başlar...
Daha eğlenceli ve sürprizli olmaz mıydı doğum günlerimiz ????
;)))
Böyle şeyler istemem mahsun yada eğlencesiz geçmesinden değil doğumgünümün aksine her senekinden çok daha dolu, eğlenceli, hediyeli, sürprizli geçiyor.
Bu sabah kar bile yağdı gökten konfeti niyetine, daha ne olsun ki????
Salı, Şubat 14, 2012
Venedik’te Aşk Başkadır…
Gündemimde dün Venedik, bugün aşk vardı.
Tüm bunların üzerine karşıma bu paket çıkınca gel de alma, gel de yazma…
Paketin içindeki şifreyi www.damaklavenedik.com adresine gönderiyorsunuz.
Venedik’e gidecek 50 çiftten biri olmayı diliyorum. Üstelik her saat başı bi kişiye bir aylık damak çikolata hediye…
Yani her bakımdan süper bi kampanya
Günün Saatli Maarif Yaprağı
Neyimize???
Sabahın köründe uyanıp hazırlanıyor kilometrelerce uzaktaki işine gitmek için yola koyuluyosun, dışarıdaki soğuğu yiyince tam olarak ayılıyorsun...
Biniyosun servise yol kısa değil ki, sıcak ortamın rehavetine kapılıp yeniden uykuya dalıyorsun...
Gözünü açtığında iş yerinin sokağındasın, beyninden homurtular yükseliyor uyku sersemliğini atmaya çalışıyorsun üstünden, lanet bir surat ifadesiyle...
Hava buz,
Plazalar saklanmış sis bulutlarının arkasına utançlarından
Sense 3-0 yenik başlıyorsun güne...
Pazartesi, Şubat 13, 2012
Maskeler Karnavalı - Venedik
siz bunlara bakın...
Sabaha görüşürüz ;)))
Pazar, Şubat 12, 2012
Papağanın Bir Günü
Sabah öperek aşık olduğu kişiyi uyandırıp sev beni der
Evde kim ne yerse ondan otlanır
Oyunlar oynanır
Yan gelip yatılır
Cuma, Şubat 10, 2012
Kış Dedin Mi Kar Olmalı
Teşekkürler tabiat ana,
Biz sana iyi davranmasak bile hala bize güzellikler gösterdiğin için
Perşembe, Şubat 09, 2012
Çamur Sıçratmadan Nasıl Yürünür?
Yağmurlu çamurlu günlerde yürümek zor, zor olduğu kadar üst başın çamurlanmaması için verilen çaba zahmetli çoğu zaman da sonuçsuzdur.
Dün bir arkadaşımla konuşurken, dert yandı bana.
Muzdaripim kıştan, hava koşulları değil az çok farketmez bir adımda baştan aşağı çamur ediyorum kendimi
Çocukken ben de öyleydim, evden çıktıktan bir kaç dakika sonra saatlerdir yürüyormuşcasına çamur sıçratmış olurdum arkama.
Hala dün gibi hatırlıyorum;
Yağmurlu bir kış günü annem elimden tutmuş beni okula götürüyor.
Ve diyor ki, önce topuk sonra parmak ucu
Böylece çamur sıçratmazsın üzerine
Topuk, burun
Topuk, burun
Topuk, burun
Diye çok yol almışımdır :)))
Faydası oldu mu derseniz;
Çooooook
Arkadaşıma da verince yağmurlu çamurlu havalarda yürüme tarifini
"ben tam tersini yapıyorum önce parmak ucu sonra topuk, 40 yaşında öğrendim bunu ama deniycem" dedi
Çocukken sorgulamamıştım bunun mantığını ama topuk yere daha sert basıyor parmak ucuna göre, yani önce parmak ucu sonra topuk yaparsanız splash diye bi ses çıkıp yerdeki sular o darbeyle bacağınıza sıçrar.
Naçizane bir tavsiye, yağmurlu, çamurlu günlerde demir bükey'den ileri sürüş teknikleri niyetine ileri yürüyüş teknikleri dört yapraklı yonca'dan
Salı, Şubat 07, 2012
Velhasılı Kelam
Aralar arttıkça kireçten tıkanıp akmakta zorlanan musluk gibi olur
Her dönüşte kendince bahaneler bulup yazmayışına
Kendi gözünde haklı çıkartmaya çalışır yok yazdığı günleri
Ne gerek varsa halbuki
Keyfinin kahyası değil midir oysa
Yazmadı diye maaşını kesecek patron mu vardır başında
Yıl sonu hedeflerini tutturamazsa prim mi alamayacaktır
En inandırıcı bahaneyi bulursa yılın bloggerı mı olacaktır
Velhasılı kelam canım yazmak istemedi yazmadım
:)))))))))))
Sandın ki...
Ya alır ruhunu da yanına mutlu olacağı bir yer arar kendine
Ya da bedenini de teslim edip çürümeye izin verir
Gitmek gidene kolay, kalana zor gibi gelse de
Gitmenin kararını vermek,
Verdiğin kararın sorumluluğunu almak daha çok cesaret istiyor
Giden cesur da kalan korkak mı?
Sırası, zamanı gelen herkes mutlaka cesur olacaktır...
Herkes aynı anda cesur olsa, ne anlamı kalır cesur olmanın
Tek tek ve sırayla...
Bu kadar kolay mıydı her şey???
Yıllarca başının üstünde taşıyıp her anını ona göre düzenlediğin
Merdiven boşluğunda iki katın arasında
Sıradan bir olaymış gibi
İki kısa cümlede biterse...
Oysa defalarca tekrarlanan,
Usturupluca yan yana gelmesi için sıraya dizilen
Hazırlanıp beklenen o konuşma
Bu kadar yavan ve ruhsuz kalırsa
Bir şey yapmak hiç bir şey yapmamaktan daha iyidir
Biraz canını yaksa da...
Cuma, Şubat 03, 2012
Hayırlı Kandiller
Mevlid kandiliniz kutlu olsun ...
Yani ramazana 6 ay kaldı.
Sayılı gün şıp diye geçiyor...
Daha çooook var derken bi de bakmışsınız Ramazan 1
Mozaik pasta yapasım var bi kaç gündür ama bu gece de yapamam -yine bi deneysel çalışma yapmayı planlıyorum ;)
Kandil münasebetiyle Yalan Dünya'yı bile tekrarında izlemeyi planlayaraktan başka şeyler yapmayı düşünüyorum.
İnşallah :)))
Perşembe, Şubat 02, 2012
Çarşamba, Şubat 01, 2012
Karlar Eriyor
İstanbul'un her hali başka güzel...
Karı, buzu, soğuğu, rüzgarı, yağmuru, güneşi…
Çilesi ayrı…
Nasıl olmuş karlar altında yerinde incelemeli diye çıkılsa da yola, zamane karları da bi başka genetiğiyle mi oynanmış, gdo’lu mu bilinmez kütür kütür bi kartopu bile yapılmıyo.
Erimiş çoğu yerde, bazı yerlerde buz tabakasına bırakmış yerini…
Gökyüzü bulutsuz ay ve yıldızlar göz kırpıyo yukardan…
Şu meşhur havuz var ya Sultanahmet’in ortasında şimdi tadilat sırası ona gelmiş haberiniz olsun…
En keyifli tarafıysa akşamın 7’sinde neredeyse bomboş tramvayla seyahat etmek. E-5’se görülmeye değer…
Salı, Ocak 31, 2012
Kar Tatili
Neyse ki trafikte engel çıkartmadı yolumuza geldik sayılır...
Pazartesi, Ocak 30, 2012
Karlı bir kış akşamı kek kokan ev…
Ayşe Özyılmazel yazmış bugün; şımarıklık değil karışıklık var köşemde diye...
http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/ozyilmazel/2012/01/30/dikkat-kosede-bir-karisiklik-var
Bir iç sıkıntısı, bir iç daralması yazacak bi şey bulamamak, bıkmak yorulmak, yazmalıyım deyip yazmak için ona buna sarmak...
O bir gazetede hem de ülkenin en çok okunan gazetelerinden birinde haftanın 6 günü yazmak zorunda, sorumluluğu bekleyeni çok...
Gün geliyor tıkanıyor insan, yazacakları mı bitiyor, içi mi tükeniyor bilmem...
Bedenine çekip ayaklarını kollarıyla sarıp kendini bi top olup öyle yuvarlanıp gitmek istiyor...
Ne şarkılardan ilham geliyor, ne kitaplardan konu çıkıyor, ne bir tarifi yazası geliyor, ne kar taneleri sözcüklere dönüşüp gökten yağıyor...
Hayatın gerçekleri bekliyor,
Fırında pişmekte olan kekin hamurlu kapları mutfakta onları yıkamamı bekliyor
Kendileri de aşağıda huzurlarınızda; üzümlü portakallı akşam keki :)
Cuma, Ocak 27, 2012
Mıgır Mıgır
Bi kaç gündür yazmadı, kar da yağdı iyice sıyırdı bu kız demeyin sakın...
"Neque porro quisquam est qui dolorem ipsum quia dolor sit amet, consectetur, adipisci velit..."
"Acıyı seven, arayan ve ona sahip olmak isteyen hiç kimse yoktur. Nedeni basit. Çünkü o acıdır..."
Pazartesi, Ocak 23, 2012
E-devlet
Bir e-devletimiz bile var ama kapıdan içeri girmek için şifre lazım. Postaneye gidip alıyosun ama teknolojiğim benim mobil imzam var dersen oraya bile gitmene gerek yok. Benim gibi şıppadanak e-devletin kapısından içeri giriveriyorsun.
Neden bu girizgahı yaptım???
Bu akşam eve geldiğimde bulduğum adıma gelen Cumhurbaşkanlığı Sekreterliği mühürlü zarf sebebi...
Bundan aylarca önceydi, inanın hatırlamıyorum zamanını. E-devletimle yeni tanıştığım zamanlardı. Bir mail gelmişti Ankara'da yapılan Lösemili Çocuklar Köyü'nün maddi imkansızlıklardan suyunun bağlanmadığı, doğalgazının olmadığı hadi yardım edin diyen.
E-devlet'te Cumhurbaşkan'ına yazabildiğiniz bir bölüm vardı. Ben de oraya yazdım, böyle böyle bir mail dolaşıyor. Doğruluğu varsa devletimizden daha iyi kim yardım edebilir ki bu köye diye.
İşte bugün Cumhurbaşkanlığı Sekreterliği'nden mektup gelmiş. Talebiniz Ankara Valiliği'ne şu sayılı dilekçe ile bildirilmiştir diye.
Uzun sürmüş biraz ama yine de cevap vermişler. Eee artık ben de Ankara Valiliği'nden takip ederim dilekçemin durumunu.













