oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mayıs 26, 2023

Zerrin Tekindor-Toz Karakterleri

2021’in sonlarında ilk gösterimi İstanbul Tiyatro Festivali’nde gerçekleşen Toz, Mayıs 2023 itibariyle halen kapalı gişe oynuyor.

60 dakika boyunca bir merdiven sandalyenin üzerinde hiç durmadan karakterden karaktere soluksuz, akıcı bir şekilde geçen Zerrin Tekindor’un kaç karaktere can verdiğini oyundan sonra saydık.

Artık hafızamıza güvenmediğimiz; görüntülerin, hikayelerin 15 sn sonra zihnimizden uçtuğunu düşünürken bir cümle bile olsa sözü olan karakterleri sayabiliyorsak, o kadar da umutsuz değilmiş durumumuz.

Handan

Feri

Vedat

Babaanne

Üst kat komşu

Hala

Öğretmen

Sinan

Eda

Leyla

Taksici

Polis

Moldovalı bakıcı 

13 karakter, bunun yanında ormanlık alanda yürüyen 2 kadın var sözleri var mıydı hatırlamıyorum ama ifadeleri mimikleri vardı.

O zaman 15 diyebilir miyiz?

Bu yazımı okuyup eksik kalan karakter varsa yazar mısınız?

Not: Merak edip Google’a da sordum, Toz’da kaç karakter var diye 😃 bizden başka kimse saymamış sanırım.


Cuma, Şubat 26, 2016

12. Gece

Uzun bir arada sonra nihayet tiyatro...

Sheakspeare'in 12. Gece...

Bennu Yıldırımlar'ın oynadığı diye biliyordum ama o kadar çok tanıdık oyuncu vardı ki...

Hepsi birbirinden başarılı, mükemmel...

Aslında hepsini tanımamızın nedeni diziler...

Oyunda bir an olsun gözlerimi alamadığım oyuncu Özge Özder'di...

Müzikler, dekor değişimindeki akıcılık ve teknoloji tek perdelik 2 saatlik oyunun nasıl bir çırpıda bittiğini anlamadığınız, ruhunuzda keyfinin kaldığı harika bir performans...

Bir kadınla erkeğin birleşmesi bir tiyatro oyununda nasıl bu kadar gerçekçi gösterilir inanamazsınız :))

Kesinlikle gidilmesi gereken bir oyun...

Evet insan en önde oturup sahneyle bu kadar iç içe olunca zamane hastalığı  "aah bi fotoğraf çeksem" arzusuna kapılsa da; sanata ve sanatçıya saygımdan bırak sessize almayı kapattığım telefonumu alkışta bile açmadım.

Oysa o koltuktan ne harika fotoğraflar çekerdim :(((

Özge Özder'i şimdi burda kelimelerle anlatmak yerine rengarenk kostümü ve iddialı makyajıyla göstermek isterdim.

N'apalım biz de google'ın nimetlerinden yararlanırız...

Fotoğraflara da bakın ama mutlaka gidin...


http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Oyun.aspx?oyunid=470





Pazar, Şubat 19, 2012

Zencefil Ağacı

Ömrü hayatımda yediğim zencefilin tümü kadarını sanırıım bugün yedim…

İyileşmek uğruna içimde zencefil ağacı çıkma pahasına, çaylısını, sütlüsünü, ballısını, tozunu, tazesini her bir çeşidini yedim…

Hadi hayırlısı…

Yazma listeme koyduğum şeylerden birini daha yazıp, hastalıklı bir pazar gününü sonlandırıyorum izninizle…

Bu resim de yine tavan arası fotolarından, oyuncak kutusu…

Ama atmaya kıyamadığımız anlamsız gibi görünse de hatırası olan oyuncaklar

Zamanın legoları vari sadece ev yapabildiğiniz, birleşik apartmanlar kurduğunuz pencereli plastik bloklar –bu kadar çok konut projesi o dönem bununla ev yapan çocukların marifeti olabilir diyedüşünüyorum-

Yeşil sarı bir kaç parçasını bugüne ulaşabildiği başka bir lego vari oyuncak, plastik evlerden daha yaratıcı eserler yapılabilen her noktadan birbirine geçebilen uzun yıllar kahrımızı çeken tahminen 30 yıllık mazisi olan tarihi eser.

Yavuz’un plastik kılıcı ve kalkanı hala ilk günkü gibi bu da 25 yıllık falan

Veee tek gözü kalmış kedicik kukla…

Kuzenlerden bize geçen bir kukla bu, yani buna da bi 40 yıl diyebiliriz…

Bi de İbiş diye bi arkadaşı vardı bunun sivri külahı kırmızı yanakları olan ama o hakkın rahmetine kavuştu sanırsam.

SAM_3457

Dumble ve coca-cola ayıcığının çocukluğumuzla hiç alakası yok, yer darlığından

Pazar, Şubat 12, 2012

Papağanın Bir Günü

Sabah öperek aşık olduğu kişiyi uyandırıp sev beni der

SAM_3455

Evde kim ne yerse ondan otlanır

SAM_3461SAM_3458

Oyunlar oynanır

SAM_3449

Yan gelip yatılır

SAM_3463

Cumartesi, Ocak 21, 2012

Zihinsel Aktivite

Aaaaay, ooooofffff, annecim :(((

bacaklarımı uzattım koltuğa dinlendiriyorum ama ağrıdan duramıyorum oturduğum yerde

bugün yine öğretmen oldum sabahtan akşama kadar ders anlattım, sınıfta fıldır fıldır dolandım bi o bilgisayardan bi bu bilgisayara

bi kaç gündür hafif bi burun boğaz tıkanıklığı da vardı zaten, artık son saatlerde sürekli konuşmaktan boğazlarım da iyice hırpalandı

hadi ben İstanbul'dayım eğitmen olmam sebebiyle de evimden alınıp evime bırakıldım. Ama bu bi günlük eğitim için Konya'dan  Adıyaman'dan gelenler vardı.

Çalışanlar için haftasonu eğitimi hiç iyi bi fikir di'il, kim icat ettiyse hayır dualarımızı gönderiyoruz kendilerine...

Ağrı sızıdan zihinsel aktiviteye bir sıçrama yapıyorum :))

İlginç bir site buldum geçenlerde http://www.lumosity.com

Beyin jimnastiği yaptıran keyifli bulmacalar, oyunlar çözdürüyo. Gün be gün hafızanızdaki gelişmeleri takip edebileceğiniz , performansınızı ölçebileceğiniz günde 15 dakika ayrırıp hem keyiflenip hem de işe yarıycak bir site.

İnternet üzerinde 3 günlük, mobil uygulamada ise 5 bölüm ücretsiz faydalanabildiğiniz ama sonrasında ya parası ya da tamam oynadığın yeter diyen bir sisteme tabi.

Bi kaç gün deneyin bakalım siz de benim kadar keyif alıcak mısınız?



Perşembe, Ağustos 11, 2011

Karagöz-Hacivat


Çok di'il bir hafta önce "Yar Bana Bir Eğlence" demiş, gerçek bi Karagöz gösterisi izlemeyi dilemiştim. Saati zamanı denk gelmiş olmalı ki, dileğim gerçek oldu :)))

Dün gece Sultanahmet'te kurulan Asırlık Tadlar ve Sanatlar Festivali'nde Karagöz-Hacivat ve tüm oyun arkadaşlarıyla tanışıp, kısa bi gösterilerini izleme ve ustaları Suat Veral'la tanışıp sohbet etme fırsatı bulduk.

Kültür Bakanlığı sanatçısı olan, tüm Karagöz tasvirlerini elleriyle yapıp onlara hayal perdesinde can veren Suat Veral; ilgi duyan herkese sabırla bu sanatın inceliklerini ve detaylarını  keyifle anlatıyor. Mesleğinde 27 yılı geride bırakan ustanın gözlerinde ve sözlerinde bu sanata duyduğu aşkı görebilirsiniz.

Evde, partide kendi hayal perdenizi kurup Karagöz-Hacivat ve arkadaşlarını oynatabileceğiniz tüm malzemeleri bu standdan oldukça uygun fiyata satın alabilirsiniz.
Tamamı el yapımı dana derisinden tasvirlere dokunmak onlara sahip olma isteği doğurdu bende.
(Bir çift Karagöz-Hacivat'a 40 liraya, şık bir tefe ise 25 liraya sahip olabilirsiniz)



Fotoğrafta ustamız Suat Veral kendi yaptığı tasvirlerle. -Bakmayın böyle mesafeli durduğuna, işinin inceliklerini anlatırken çok candan-

Arkasındaki duvarda gördüğünüz 1 metrelik Hacivat-Karagöz'le dev hayal perdesinde bu sene Dünya Tiyatrolar Günü'nde ve yurtdışında çeşitli festivallerde gösteriler yapmış.

Suat beyi ve tasvirlerini sahnede izlemek isterseniz yarın akşam yani cuma ve cumartesi günleri Sultanahmet'teki sahnede 21:00 ve 21:30'da izleyebilirsiniz.



Karagöz-Hacivat'ı perdede seyrederken anladım ki, renkli televizyonu icat etmeden yüzyıllar önce biz zaten renkli bir seyir dünyasının seyircileriymişiz...


Veee kaçınılmaz son...

Artık benim de deriden el yapımı Karagöz-Hacivat tasvirlerim ve yine üzerinde onlarının resimlerinin olduğu bir tefim var. Biraz çalışıyim ilk gösterime çağrırım sizi ;))))

Suat Veral ve tasvirleri hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, buraya buyrun...

http://www.karagozustasisuatveral.com/

Salı, Ağustos 02, 2011

Yar Bana Bir Eğlence

Ramazan'ın gelişiyle birlikte blogum yazılarım da uhrevi bir etki altına girdi. Ramazan'la ilgili konular dışından bir şey yazamaz oldum.


Nerde o eski ramazanlar demiycem, bugünün ramazanlarını eğlenceli ve keyifli kılmak için Karagöz-Hacivat'a vericem sözü...

Karagöz izlemeyeli yııııllar, yıııııllar oldu. Gerçeğini hiç izlemedim, izlediğimdee televizyondaydı zaten -ramazan gelince reklamlarda görünenleri saymıyorum- Ama özledim ben Karagöz'le Hacivat'ı :(((

Geçen senelerde Karagöz'ü unutturmamak isteyen Emin Şenyer'in http://www.karagoz.net/ sitesini keşfettim. Karagöz hakkında her türlü bilgiyi bulabileceğiniz oldukça zengin bir site.

Karakterler hakkında, nasıl Karagöz oynatılır, perde nasıl yapılır, oyun metinleri her şeyi bulabiliyorsunuz.

Plexiden yapılma figürleri tanesi 15 liradan satın alıp, büyükçe bir koliyi çerçeve gibi kesip beyaz bir tülbent yada ince patiskadan bir bezi de perde olarak yapıştırdınız mı kendi hayal perdenizi kurmuş oluyorsunuz. Gerisi yaratıcılığınıza kalmış

Daha fazla ayrıntı için

http://www.karagoz.net/karagoz_kuklalari.htm

Öyle verici bir siteki sayfalarca oyun metinlerini bile bulabiliyorsunuz.

Emin Şenyer'i kutlamak istiyorum :))

http://www.karagoz.net/karagoz_hacivat_oyunlar.htm

Aptal Bekçi oyunundan küçük bir girişle sizi baş başa bırakırken, bu ramazan hepimize Karagöz-Hacivat izleyebilmeyi diliyorum :))))

Off hay hak


Gönül verdik perdeye dost, başlayan bir gazeldir
Hüner değilse de dünyaya gelmek ne güzeldir
Ölümlüymüş dünya, neler gelmiş neler geçmiş
Hüner, geçmişi gününde görüp güldürmededir
Gülen pek az, ağlayan ne çok, Tanrıyı saymazsak
Hüner, oynayan kim, oynatan kim, bilmededir
Tanrı gölgesini eksik eylemesin duamız
Hüner, gölgede solmadan açmayı bilmededir.


Hacıvat:Ah efendim ne olurdu şu dört köşe perdede bana da bir arkadaş olsa, eli temiz, yüzü temiz, sözleri tatlıııı

Karagöz: Hoş geldin keçi suratlı

Hacıvat: Geliverse şu meydana, o söylese ben dinlesem, efendim haddim olmayarak bendeniz söylesem, bizi seyreden dostlar gülseler eğlenseler, iş ne imiş diyelim işimizi mevlam rast getiree Gelse o çeşm-i siyahım Handeler peyda olur

Karagöz: Hacıvat hayırdır yahu ezan mı okuyorsun

Hacıvat: Ah bana bir eğlence medetttttttttttttttt

Karagöz: Allah versin allah versin hadi başka kapıya

Hacıvat: Yar bana bir eğlenceeeeee

Karagöz: Hacıvat aşağıya gelirsem gösteririm sana eğlenceyi

Hacıvat: Yar bana bir eğlenceeeee (Karagöz evden atlar, Hacıvat ile kavga ederler, Hacıvat kaçar Karagöz yerde yatar)

Karagöz: Ahhhh amannnn, Hacıvatı kaçırdım ama galiba ben de altıma kaçırdım, sen bir daha gel bak ben sana neler yapıcam Hacıvat (Hacıvat gelir)


Hacıvat: Aman Karagözüm akşamı şeriflerin hayır olsun

Karagöz:Senin de sülaleni sansarlar boğsun (vurur)

Hacıvat: Aman Karagözüm ben sana iltifat ediyorum sen ise bana vuruyorsun yazıklar olsun sana yazık

Karagöz: Hoş geldin kazık oğlu kazık (vurur)

Hacıvat: Aman karagözüm ağzından çıkanı hiç kulağın duymuyor

Karagöz: A musibet adam, her akşam gelirsin kapımın önünde hay bana pancar hay bana pancar diyerek bağırırsın, hiç halimi sormazsın, başımdan geçenleri bilmezsin

Hacıvat: Hayrola Karagözüm ne oldu

Çarşamba, Mayıs 18, 2011


Yıldız Teknik Üniversitesi Oyuncularının rol aldığı İki Efendinin Uşağı bu akşam (18 Mayıs) son kez Muammer Karaca Tiyatrosu'nda sahnelenecek.

Oyunculardan biri (Ceyhun; ailemizin aktörü) şöyle yazmış facebook profiline...

Bana sen sahnede ciddi duracaksın, komedi çok ciddiyet ister, aşağısını güldüreceksin ama senin gülmeye hakkın yok çünkü sen gülersen seyircinin kahkasından çalarsını öğrettiler. Hep ciddiyetle oynadım ve güldürmeye çalıştım ben de. Ama hiç düşünmemişim güldürmeye çalışırken içimin buruk olabileceğini. Yine de bir oyunu, bir rolü çok özleyecek olacağını bilmek güzel şeymiş, darısı başınıza :)

Fırsatınız varsa bu akşam bu özel gösteriyi kaçırmayın derim

Pazar, Mart 06, 2011

Eğitim Günlüğü 2. Oturum

Uykudan önce dinle dinle dur...

Konumuz görsel, işitsel, dokunsal algı türleri ama gel gör ki beden diline göre fiziki sınıf mevcudu 12, ruh mevcudu 2'yi geçmez.

Katılımcılardan biri sorar,

- bir dokunsal nasıl dokunsal olur, doğuştan mıdır, sonradan mı?

yok canım sırayla
Benim oda arkadaşım sandalyesiyle bir ileri bir geri kısa alanda kendini gezdiriyor :))

Ben blogum için yazı hazırlığında notlar alıyorum :)))

Hoca diyor ki "arada sırada bir durun"

Beynimde sık sık radyoda duyduğum bir şarkı çalıyor "sen arada sırada"

Hadi bakalım oyun zamanı

çek bakalım torbadan kaçıncı sırada çıkıcan ortaya

he he :)) 11

sonra başka bir torbadan konuşma konusu seç, 3 dakika düşün 3 dakika anlat

Perşembe, Şubat 24, 2011

Satrançta At


At yerinden kıpırdadığında oyun başlıyor gibi gelir bana.

Diğerlerin aksine sağa sola, öne arkaya, çapraz di'il sadece L şeklinde hareket etmesidir ruhunu veren.

Ve oyun şimdi başladı...

Pazar, Ocak 23, 2011

Bir Yaz Gecesi...

Kabusu :))
Oyunun adı yandaki gibi "rüyası" aslında...

Ama oyundaki yaramaz perinin de dediği gibi bunu yaşayanlar kabus gördüm desin.

Yok yok o kadar da kötü di'il :)))

Tamer Karadağlı olmasa daha iyiydi ya, neyyyyyse!

Battı gözüme battı...

Antik Yunan'da geçen  bir hikayede, Dokumacı Mekik rolündeki adamı ayağında Harley botlar, siyah kotla, 2011 model Çocuklar Duymasın'ın Haluk replikası olarak görünce;

Jest ve mimikler aynı Haluk yada Tamer Karadağlı'nın bizzat kendisi olunca;

Hele oyunun sonunda, herkes selam için tek tek öne gelirken onun o her zaman ki cool tavrıyla kollarını bağlayıp selam sırasının kendisine gelmesini beklemesi var ya...

Onun dışındaki herkeseyse bravo.

Bir aslan var ki, bayıldım.

Yaramaz peri ve diğerleri hepsi eğlenceliydi.

Cuma, Ekim 22, 2010

Tahta Kılıç


Kılıçlar çekilir kimi zaman, kıyasıya bir mücadele başlar.

Bilgisayar icat edilmeden, çocuklar sokaklarda büyürken plastik kılıçlar yerine iki tahta parçasından yapılan kılıçlarla oynarlardı.

Kızlar pek heves etmesede o yaşlarda bu oyuna, büyüdükçe zevk alır olduk

Tahtadan kılıçlarımızı çekip birbirimize sallıyoruz, kimsenin canı yanmıyor bolca kahkaha.

Bir biri bastırıyor diğerini, bir diğeri

Sakin, huzurlu, sorun çıkartmayan, bir dediğimizi iki etmeyen evcilik oyununda "ne dersek O'sun"  dediğimiz erkekler olsun hayatımızda istiyoruz.

Arada bir de çekip tahta kılıcını "hadi gelsene, hadi gelsene" diye bizi kışkırtan yaramaz çocuklar çıkıveriyor ortaya.

Seviyorsan oyunu, sen de çekip tahta kılıcını, tak tuk sesleri arasında birbirini alt etmeye çalışırken bir de bakmışsın tahta kılıçla esir almış biri diğerini bir ömür boyu :)))

Biraz karmaşık bir giriş oldu sanırım, anlatmak istediklerime


Hikayenin aslı şu...

Türkan dizisini takip ediyorum Kanal D'de; Türkan'la Orhan Hoca'nın düelloları aklıma getirdi bunları, sonra yakın zamanda benim yaşadıklarım...

Heyecan, macera, ukalalık, iddialaşma, inatlaşma, sevgi, aşk, çekim yasası, zıt kutuplar, imkansızlıklar,