Konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ağustos 07, 2014

Monica Molina'yla Uçmak

Hayatta aklımızdan bi an geçen şeyler saati zamanı uygunsa, hiç beklenmedik bir şekilde gerçek olabiliyorlar

Onun için isterken, içimizden geçirirken dikkatli olmak lazım...

Bir örnekle açıklamak gerekirse, bir akşam evden çıkıp arabayla giderken sokağımızdaki billboardda Turkcell Yıldızlı Gecelerde Monica Molina konseri afişini gördüm.

"Aaa gitsem" dedim ama üzerine de düşmedim

Ve sonra Turkcell Profesyoneller Kulübünden Monica Molina konserine davetiyemle, konserdeyim...

Monica Molina'yı pek çokları gibi Vuela albümüyle tanıdım, sevdim, vazgeçemedim...

Dün gece ilk kez sahnede izledim.

Fado, giden de dönmeyen yada döneceği belli olmayan denizcilerin geride kalan sevgililerinin söylediği ağıtlardan türemiş portekize özgü şarkılar aslında...

Hüzünlerin, özlemin, aşkın tutkuyla ifade ediliş şekli, tek kelimesini anlamadığın şarkılar içinde fırtınalar kopartabiliyor, uçurup götürebiliyor seni...

İşte böylesi duyguları hissettiren şarkıları her anını hissederek ve uçuşarak söyleyen bir kadın Monica Molina...

Dün gece giydiği uzun şifon tunikle sahnede esen rüzgarla, sanki bir kayanın üzerinde denize doğru,  rüzgara aşkını anlatıp sevdiğine gönderen bir kadın vardı...



Rüzgarda o uçuştukça, benim de ruhumda şarkılarını dinlerken hissettiklerim saklandıkları yerden çıkıp uçuşmaya başladı...

Hem de ne uçuşmak...

4 kişilik mütevazi orkestrası, az ingilizce bildiği için kurduğu mahçup cümleler içten ve samimiydi.

(böyle organizasyonlarda simültane tercümeyle ekrana alt yazı vermek bence sanatçıyı da seyirciyi de daha mutlu edecektir. organizatörlere duyurulur ;-)

Monica beni etkiledi...

Düz günlük saçı, hafif bir makyaj, kısa ve ojesiz tırnaklarla son derece sıradan; zarif uçuşan tuniği altına giydiği taşlı parlak dore ayakkabılarla göz alıcı...

Sahneye çıktığı andan itibaren kulaklığıyla ilgili bir problem yaşadığı belli olmasına rağmen idare etmeye çalışan bu zarif kadının yerinde bizden birileri olsaydı, ya sahneyi terk ederdi ya da sahneyi onun başına geçirirdi :))

Hissettirdikleri bende saklı, çok özel ve güzel bir konserdi, kaçıranlar için küçük bir video yayınlayabilirim ama :)




Salı, Kasım 20, 2012

Teknolojinin Zirvesinde

Turkcell'in bu yılki teknoloji zirvesi gündüz son derece bilgilendirici akşamsa son derece eğlendiriciydi...

Mobil ve finansla ilgili oturumlara katıldım ama paralel oturumlarda ki konular da ilginçti...

Turkcell'in  kurumsal pazarlama direktörü Mert Başar'ın başarılı moderatörlüğünde "Mobil Uygulamalarla Müşteriniz Cepte" mini sohbetinde Migros'un CIO'su Mustafa Bartın'ın samimi itirafları ile çok eğlenceli ve bilgiledirici. Sahnedeki ekip 45 dakika di'il de 4 saat konuşsaydı çok memnun olurdum.

Akşam eğlencenin zirvesine dönüştü...

Cem Yılmaz'ın bir saatlik akıllı telefonları diline doladığı showu harikaydı. Showdan aklımda kalan bi kaç şey, şimdi tek tuşla arıyosun istediğini; ya o çevirmeli telefonlar hele 0'ı çevirdin mi başa dönmesini bekle 11 haneyi çevirmek 5 dakka sürer, iki numara çevirip aman ne arıycam diyip bırakırsınız telefonu...


Ünvanları doladı diline yapmayanın yapmayanı, yapmayanın yapmayanının yapmayanı

Genel kelimesi bi'şeyin başına geldi mi değerini düşürüyor, kültür -genel kültür; ev-genelev; müdür...

Kadınlar digital, erkekler analog ekseninde ne espriler

Sonra gece yarısı saat 2'den sonra atılan mesajlar -uyuyor musun, özledim türünden- aşağıdan gelen vahiyle olduğu

Haaa bi de iphonelarda ekran büyütmek için yapılan parmak hareketi var ya, ona ilişkin açıklamaları bitirdi herkesi...

Ve Cem'in üstüne Model konseri...

Süperdi :))))

Severdim şarkılarını zaten ama canlı performansları Dağılmak İstiyorum şarkısında dans etmek iyi geldi ;)))




Salı, Eylül 25, 2012

İşte Öyle Bir Şey

Bu akşam Kuruçeşme Arena'da Çiğdem Talu-Melih Kibar şarkılarını dinliycez...

Bi kaç sene öncekine gidememiş daha sonra dvd'sini almış ve defalarca seyretmiştim

Candan Erçetin, Erol Evgin ve Nükhet Duru söylüyordu o zaman

Şimdiyse çok daha kalabalık bir kadro var

Onur Mete, Sibel Gürsoy, Tuba Önal ve Zeynep Alasya...


Perşembe, Aralık 15, 2011

İzler-Özgür Demir


Özgür Demir, rakamlarla arası pek iyi bir mali müşavir olduğu kadar müziğin notalarıyla da arası iyi, hobisini profesyonelliğe taşıyan bir baba...

Defne ve 11 aylık Bulut'un babası, Sinem'in eşi...

Sinem de benim ekibimin bir üyesi, çalışma arkadaşım yani bu yazı benden torpilli :)))

Özgür'ü 22 Aralık perşembe akşamı Asmalı Jazz Stop'da izlemek isteyenlerle orda görüşmeyi umuyorum :)))

Şarkılarını dinlemek, gelmeden önce ezberleyip eşlik etmek isterseniz

http://ozgurdemir.net/

(Biletler konser akşamı kapıda satılacak, 20 TL)

Pazartesi, Eylül 19, 2011

Hayal Şatosu Ora'da


Disney'in masal şatosu Esenler Otogar yolunda ilerlerken karşınıza çıkarsa bugünlerde şaşırmayın...

Bayrampaşa'daki Bauhaus'un ön tarafındaki geniş araziye ORA adında bir yer yapıldı. Bir "yer" diyorum çünkü alışveriş merkezi desem di'il, otel desem di'il, fuar merkezi desem di'il, arena desem di'il, oyun parkı desem di'il.

Ama hepsi :)))

Açılışını sabırsızlıkla bekliyorum bu kadar çok şeyin bu kadar yakınımda olması çok hoş olucak gibi.



Hızla giden arabadan çektiğim resimden Paris Eurodisney'in tasarımcılarından Valerio Mazzali'nin yaptığı şato beni heyecanlandırıyor itiraf ediyim.

Disney On Ice Kahramanlar ve Prensesler gösterisi de Ora'nın ilk sınavı olacak.

Ora hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız eğer

http://www.ora.com.tr/

Disney On Ice - Kahramanlar ve Prensesler'e gitmek istiyorsanız eğer

http://web03.biletix.com/etkinlik/MTDO1/ISTANBUL/tr

Cumartesi, Eylül 10, 2011

Ajda'yla Buluşma...

İçerdekileri bir bir dışarı çıkartmalı ki, yenilerine yer açılsın di mi ;))

Uykusuz her gece, yorgun ölesiye

Unuturmuyum seni yorulsam her gece
Masada boş bardaklar
Kirlenmiş tabaklar
Çoğalıyor önümde bitmesin sabaha kadar
Yakmıyor elimi artık bu kaynar sular
Yoruldukça kaybolur acılar,


Olmaz artık kapı açık

Arkanı dön ve çık istenmiyorsun artık
Bir zamanlar sen de bana acımadın
Yalnız kaldım yıkılmadım ayaktayım

Saç fırçasını mikrofon yaptığım, büyüyünce şarkıcı olucam hayalleri dönemime denk gelir.
 
Çocukken böylesine hayranken ona, ilk konserine 34 yaşında gitmem...
 
Ona da planlayıp falan di'il, öle bi anda konsere çok az bi zaman kala gitsek mi, gelsen mi, yer var mı, aldık mı biletleri derken, fikrin kimden ve nerden çıktığı belli olmadan Kuruçeşme Arena'da bulduk kendimizi.
 
İyi ki de bulduk :))))
 
Gerçi cenazeye gidecekmiş gibi kıyafeti ilk buluşmamızda hayal kırıklığı yarattı inkar edemem ;))
 
Ajda'yı Kuruçeşme'de izlemek için hala fırsat var. Üstelik bugün Grupon'da ayakta biletleri %50 indirimle 50 liradan satışta. Henüz 73 kişi almış biletleri.
 
Konser 1 Ekim'de ama Grupon'dan alınan biletler için küçük bi uyarı yapıyim. Aldığınız indirim kuponlarını bilete sadece konser alanında motorların yanaştığı arka taraftaki standda bilete çevirebiliyorsunuz ve izdiham vardı o gece orda.
 

Biz kuponcu di'il tribüncüydük :))


Bi de ateşböcekleri oluyo konserlerde :))

Merak ediyorum o konser sırasında çekilen fotoğraflar videolar sonra n'oluyo???
 
Ben çektiklerimi yayınlıyorum o da en fazla bi iki tane, ama bütün gece eli kayıt düğmesinde olanlar konseri o küçük ekrandan takip edeceklerse niye o kadar para verip geliyolar anlamıyorum
 
:))))

Çarşamba, Temmuz 21, 2010

Zamane Kahvesi

Uzun zamandır merak ettiğim Zamane Kahvesi'ni benim gibi keşfetmeyi seven arkadaşlarımla tecrübe ettik, Açıkhava'daki konser öncesi.

Zamane Kahvesi Pelit Pastaneleri'nin bir kuruluşu aslında ama şimdiye kadar pek bir yerlerde bahsedildiğini görmedim. Pelit'in ününden faydalanmak yerine kendi adıyla var olma çabasını takdir ediyor 10 tam puan veriyorum.

Dekorasyon oldukça renkli ve eğlenceli olmasının yanısıra eski zamanlara aitmiş hissi uyandırmasıyla mekanı daha bir şirin yapıyor bana göre.

Pelit demişken, pastaların başka bir yerden olması düşünülemez :)) hepsi harika

üstelik sadece pasta değil karnınızı doyurabileceğiniz salata, sandviç, dürüm tarzı şeyler de var. Sunum, servis ve tabaklarına da şöyle yükseklerden puan verelim :)))

Konsere gelince...

Her sene aynı şeyleri yazıyorum gibi geliyor. Candan bildik Candan, şarkıların çoğu eskilerden, Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar'da sahne karartılıp ışıklar gezdiriliyor tepelerde, Trakya ezgileri vur patlasın çal oynasın.

Genelde "Olmaz"şarkısı her konserde benim en duygusal yanım olurdu. Bu sene değiştirdim şarkıyı; bağıra çağıra "Meğer"i söyledik oynadık.

"ben ne çok hata yapmışım meğer
seni yokken var saymışım meğer
yollar gitmiş ben kalmışım meğer
aşkım deyim hapsolmuşum meğer
bir ömür sürer sanmışım meğer
ben boşa kürek çekmişim meğer
vakit kaybıydı diyemem amma
senden çoktan vazgeçmişim meğer
olsun varsın pişman değilim
biraz üzüldüm hepsi bu"

Evet diğer Candan konserlerinden farkı benim için bağıra çağıra şarkı söylemem ve biraz fazlaca oynamamdı diyebilirim.

Daha mı çok eğlendim ne???

Yalnız bu arada kendime ait bi şeyi farkettim, eğlendiğim ve dans ettiğim geceler eve döndüğümde enerjim üst seviyelerde oluyor.

Yazımın yayın saatinden de anlaşılacağı üzere saat 03:00 suları ve ben henüz yatmadım. Üstelik bir de bol rakamlı bir rapor üzerinde çalıştım :)))

Sanırım bundan sonra daha sık dans edicem, bekle beni İstanbul geceleri :))))))))

Pazar, Temmuz 18, 2010

Candan Erçetin Açıkhava'da... Yine...


Artık kaçıncısı olduğunu hatırlamadığım, geleneksel Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'ndaki Candan Erçetin konserimize bu sene 20 Temmuz salı akşamı gidiyoruz. (inşallah ;))

Her sene konserden sonra konuşurken mutlaka birileriyle "aaa keşke haber verseydin, seneye mutlaka birlikte gidelim, haberleşelim" sözleri veriliyor.

Kimseyi unutmamak adına blogumdan duyurayım dedim.

20 Temmuz salı akşamı saat 21:00'de Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda K blokta olucaz ;))

görüşmek üzere

Pazar, Temmuz 19, 2009

Ve Konser

Oldum ben oldum :)))

Candan Erçetin konseri sonrası sendromu yaşamadım. Hiç bir şarkıda gözlerim dolmadı.

Geçenlerde sivrisinekler üzerindeki vahşi cazibemden bahsetmiştim. Daha ilk şarkı bitmeden onlar benim tadıma bakmıştı bile.

Sevdiği şarkılar insanın bedenine de iyi geliyor, ama aralara molalara tahammül yok.



Gelelim konser detaylarına. Bunca yıldır ilk kez boş merdivenler ve koltuklar vardı. Krizin etkisi mi yoksa Candan'ın yeni bir albümü olmaması mı daha etkiliydi bilmiyorum.

İlk şarkısı yeni çıkacak albümünden "Unutursun". Sanırım benim için yazılmış :))) çok anlamlıydı.

Her zaman ki şarkılar hep birlikte söylendi. Hasta olmama rağmen ben de eşlik ettim şarkılara.

Yalnız bu sene her zamankinden farklı olarak organizasyon resim çekilmesi konusunda çok tutucuydu. Sürekli herkesi uyardılar. Hatta çıkışta bir kaç makinanın güvenlikte olduğunu gördüm. Almışlar belli ki. Anlam veremedim.

Ama ben sizler için bir kaç fotoğraf çekmeyi başardım.



Cumartesi, Mayıs 10, 2008

Ben Sana Küsüm Aslında

Haberin yok...

Sezen Aksu'nun yeni şarkılarından biri. Harika bir albüm dinleyeceğiz yakında. Buna eminim çünkü bu akşam ki konserinde yeni albümünden şarkılar söyledi. Eskilerin de en güzellerinden.

Çok yorgun ve keyifsiz olmama rağmen konserin çoook iyi olduğunu düşünüyorum. Yani Sezen keyifliydi. Ama Bostancı Gösteri Merkezi felaketti. Boş bir sandalye bile yoktu, hatta ekstrası bile vardı. Ama binlerce kişi tek bir kapıdan girdi ve çıktı salona. Ya bir şey olsaydı nasıl çıkardı o kadar insan? Çıkamazdı ki.

Saat gecenin 2'si ve konserden haberleri hiç bir yerde okumadan ilk benden öğreniyorsunuz. Ne acelem mi vardı gece gece yazacak kadar?

Yarın beni yoğun bir gün bekliyor, sabah erkenden kalkıp yollara düşeceğim. Önce doktor randevum, sonra kuaför, kuzenimin nişanı ve akşama da bir düğün. Yani hafta sonu fırsatım olmayacak. Yazacağım konu soğudukça tadım da hevesim de kaçıyor. Hem belki yazarsam üzerimdeki gerginliği de atarım.

Gelelim konsere. Ozan Doğulu oyönetiminde orkestrası harika bir giriş müziği çaldılar bayıldım. Sezen yeni şarkılarını söylerken arkadaki ekrana sözleri yansıdı. Ki dinleyicileri ilk defa dinledikleri lşarkıya alıştırmak için iyi bir yöntem.




Çok hareketli kıvrak şarkıları var biri roman ezgileri diğeri de İzmir'in kızlarıyla ilgili. Bu yazın favorisi olacağı konusunda iddiaya bile girerim. Fotoğraftaki o şarkının sözleri.


Mustafa Ceceli ile düetleri ortalığı kırdı geçirdi desem yeridir. Yaprak Dökümü'nün şarkısı Takvim'in demosunu söyleyen de Mustafa'ymış. Onu da dinledik. Ve tabi diğer vokalleri Nurcan, Eda ve Okan'da geceye renk kattılar. Tabi Sezen müthiş anıları hikayeleri.


Konser sonrası pasta ve limonata.


Gece bitti.

Pazartesi, Nisan 07, 2008

Dün yağmur yağarken Çemberlitaş'ta tellere sıralanmış kuşlar.

Daha önce de yazdığım gibi Kapalıçarşı'daki Tuluyhan Uğurlu konserindeydim dün. Gerçekten gidilmeye değer bir konserdi.


Kapalıçarşı kapalıyken çok bir şey ifade etmiyor insana. Ruhu olmuyor kalabalık ve ışıl ışıl mağazalar olmayınca. Ama yine de toplanmış halini görmek ilginç bir tecrübeydi. Duvarlara asılan, çanta ve şalların, süs eşyalarının sadece üzerine bir bez örütlerek bırakıldığını; kuyumcuların bazılarının tüm takıları toplamak yerine üzerine gazete örttüğünü görmek ilginçti.

Konserin ön sıralarında Aykut Işıklar, Sibel Can ve Yaşar Okuyan vardı. Kameralara herhangi bir yasak getirilmediği için neredeyse bütün konser boyunca ışıkları üzerimize doğrultulmuş kameraların tacizine uğradık. İki eser arasında bazı seyirciler sinirlenerek bağırıp çağırdılar sonunda Tuluyhan Uğurlu araya girerek basından rica etti de ortalık yatıştı.


Eserler güzeldi, onları dinlerken ekranlara yansıtılan görüntüler ve eşlik eden yazılar, öğretici bilgiler her şeyi daha anlamlı kılıyordu.

Erguvan Zamanı benim şarkımdı :)

Tuluyhan Uğurlu'ya baktığımda; masmavi gözleri, kıvırcık saçlarının çevrelediği tombul yüzüyle masum bir çocuk görüyorum karşımda. Tertemiz bir ruhu varmış ve gözlerinde ne görüyorsanız içinde de o var gibi.


Başkalarının aksine giderim buralardan değil; buralar bizim farkında olalım sahip çıkalım diyerek hem notaları hem kendisi haykırıyordu.

Perşembe, Nisan 03, 2008

Kapalıçarşı'da

Cumartesi günü esen rüzgar, bizi Kapalıçarşı'nın Beyazıt kapısından içeri doğru attı. Ne çıkarsa bahtına deyip sokaklara, aralara itti. Bir yandan hiç bir güzelliği kaçırmamak için sokaktan sokağa geçiyorsun, diğer yandan diğerlerini kaybetmemeye çalışıyorsun. Ve almak istediğinden çok uzaklaşmış olduğunu görüyorsun.

Son gezimizdeki en büyük keşfimiz Stonebul.

İstanbul temalı kolye, yüzük, bilezik, küpe gibi son derece orjinal tasarımlara sahip aksesuarlar var. Gümüş ve yarı değerli taşların altınla kaplanması sonucu elde edilen muhteşem eserlerle karşı karşıya kalıyorsunuz.

Ablam kendine lale ve ay motiflerinin inciyle birlikte kullanıldığı çok hoş bir kolye ve onu tamamlayacak bir çift küpe aldı. İlk fırsatta resmini çekip koyacağım, çünkü internet siteleri yapım aşamasında. Vitrinden kendinizi alamıyorsunuz. Ama benim en çok hoşuma giden; padişahların kavuklarının önüne taktıkları -sanırım adının sorguç olması lazım- tüylü ve taşlı iğneler. Yaka iğnesi olarak rahatlıkla kullanılabilir yada bir topuzda çok şık olabilir.
Mağaza da Kapalıçarşı'daki pek çok dükkandan farklı dekore edilmiş. Kırmızı ve kadife ağırlıklı oryantal bir havası var. Köşede ve iki cephesinin de tamamen vitrin olması ferah bir ortam sağlıyor. Görmenizi tavsiye ederim. Tabi yerini soracaksınız. Ama ben yerini söyliyemiycem çünkü Kapalıçarşı'da bir yeri tarif etmek beni aşan bir durum. Ama broşüründe Kavaflar Sokak yazıyordu.


Kapalıçarşı'ya gidince öğrendim ki; Tuluyhan Uğurlu pazar günü orada konser verecekmiş. Geçen yılda vardı ama ben gitmemiştim. Biletleri aldım inşallah pazar günü 17:00'de sadece konser için özel olarak açılacak Kapalıçarşı'da olacağım. Gelirseniz görüşürüz.

Tuluyhan Uğurlu'nun eserlerini severim, Kapalıçarşı'yı her zamankinin aksi haliyle görmeyi isterim, nostaljiyi severim. Yani benim gitmem lazım