Cuma, Ocak 04, 2008

Hastayım

Yeni yılın 2. günü işe gitmek çok zor gelmişti. Yani öldürseniz sesim çıkmazdı, işe gitmiyim yeter ki. Bir tatil bir iş dengem bozuldu, benim gibi herkesin de.

Tatil dönüşü başlayan öksürüğüm dün şiddetlenerek boğaz ağrısı eşliğinde sürmeye devam edince, öğlen doktora gittim. Boğazıma bir virüs yerleşmiş, bulaşıcıymış ve faranjitim varmış. İlaçlar ve iki günlük rapora böyle bir psikolojide elbette hayır diyemezdim :) Üstelik dışarıda kar yağıyordu. Manzara muhteşemdi. Hastalığımın şiddetlenmesinden korkmasam karda İstanbul'u seyretmek için kesinlikle bir yerlere giderdim. Aslında biraz da olsa bu isteğimi tatmin etmek için eve taksi yerine otobüsle döndüm. Taksim, Aksaray, Topkapı beyazlara bürünmüş bir başka güzeldi.

Sabah iyi kalksaydım dünkü planımı uygulamak için annemi de ayartacaktım. Ama bu sabah hastalığım biraz daha arttığı için sesimi çıkartamadım. Çünkü bırak annemi ayartamayı ciddi bir azar işitmem kaçınılmaz. Yani hain planlarımdan haberi yok.


Ama olsun bu havada evde olmak güzel. Hastalığımı seviyorum. Kendime camın önünde güzel bir köşe yaptım. Pikemi üstüme alıyorum, ayaklarım pufun üzerinde kalorifere dayanmış yattığım yerden kar seyrediyorum. İnsan daha ne ister ki.

Kuşumuzu oyalamak için onunla konuşuyordum, hasta olan benim ama o beni değil ben onu oyalamaya çalışıyorum. Ona diyordum ki;

Bak kuşum kar yağıyor...

kar yumuşaktır,
kar güzeldir,
kar hayaldir,
kar masaldır,
kar aşktır,
kar sıcaktır,
kar hafiftir,
kar beyazdır...

Ancak bu bardağın dolu tarafı boş tarafta ise

kar soğuktur,
kar acıdır,
kar keskindir,
kar çaresizliktir,
kar uzaktır
kar ölümdür.

2 yorum:

Sanem dedi ki...

Çok geçmiş olsun canım. Biz bardağın dolu tarafını görenlerden olalım. :)) Resmi annen mi çekti merak ettim. Çabucak iyileş emi!

Yonca dedi ki...

teşekkür ederim Sanem :) makineyi kurarak resmi ben çektim. yani öyle kendimden geçecek kadar hasta değilsem, yapacak bi şeyler mutlaka bulurum üşenmem :)))