sır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ocak 01, 2012

Yılın Lezzet Sırrı

Yılın son günlerinde denemelerine başladığım sonunda aradığım lezzeti yarattığım, yiyenlerin yüksek iltifatlarına mazhar olan irish cream tiramisunun tarifini vermenin zamanıdır artık...

Aslında bilinen tiramisu tariflerinden çok büyük bir farkı olmasa da lezzetinin sırrı irish cream aromalı granül kahvesinde…

SAM_3367

Kare borcam için 14 tane altına, 14 tane üstüne olmak üzere 28 tane kedi dili bisküvi

Kedi dilini ıslatmak için;
1 su bardağı sıcak su
2 çorba kaşığı irish cream aromalı granül kahve
2 çorba kaşığı toz şeker
2 çorba kaşığı süt

SAM_3295


SAM_3298
SAM_3301

Muhallebisi için;
1 litre süt
3 kahve fincanı toz şeker
3 kahve fincanı un
1 paket vanilya
muhallebiyi ocaktan indirince bir paket Pınar labneyi de ekleyip mikserle bir iki dakika çırpıyoruz.

SAM_3300

ilk kat kedi dilleri üzerine muhallebi döktükten sonra ikinci kat kedi dilleri dizilip kalan kahveli karışımla ıslatılır.
Muhallebinin kalanıyla üstünü kapatıp, 1 çorba kaşığı kakaoyu tel süzgeçle tüm üstünü örtecek şekilde üzerine eliyoruz.

Sonra da gururla ikram edip, tebrikleri kabul ediyoruz
Afiyet Olsun!
Dil çıkaran gülümseme

Pazartesi, Aralık 26, 2011

Toplu Özet

Başka bi'şey ararken blogumda bu postum çıktı karşıma, güzel olmuş bir yılı biterken özetlemek...

Tekrar hatırlamak hoşuma gitti, bu sene de aynısından yapmaya karar verdim nasıl geçmiş 2011 diye...

http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2008/01/2007-izleri.html

Blogumun ziyaretçi istatiklerini, kim neyi aramış, nerden nasıl gelmiş bakarım çoğunlukla

dün gece 23:30'dan itibaren Türkiye'nin pek çok farklı ilinden

"üç kişi bir sırrı saklayabilir, ikisi ölmüşse" sözünü kimin söylediği aranmış.

Herhalde televizyonda bi yerde geçti, bak şimdi de onu merak ettim

Kim mi söylemiş bu sözü, Benjamin Franklin...

http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2010/02/damtlms-sozler-sir.html

Çarşamba, Aralık 01, 2010

Sene 1874, Yer İstanbul


Kitap Mevsimi geldi demiştim geçenlerde...

O yazımda hangi kitaplardan bahsettiysem hepsi bir bir sayfalarında ağırladı beni. Hatta bazıları ağırlamakla kalmayıp daha önce tanışıp da kaynaşamadığım tanıdıklarıyla da aramı yaptılar.

Yeraltındaki İstanbul'la çooook eskilere yüzyıllar öncesine gittim, küçülüp sayfaların arasına giren bir cin oldum. Bir yandan dehlizlerde yeni bir şeyler bulmanın heyecanı diğer yandan karşıma bi hortlak, yer altında yaşayan garip yaratıkların çıkmasından korkarak dolaştım.

Şu satırları okuduğumda ürperdiğimi itiraf etmeliyim...

"26 Eylül 1980 gecesi, İnönü Stadı'nın civarından yer altından gelen ve balyoz sesine benzeyen gürültüler duyuluyor. Sesleri duyan ve meraklanan bir grup asker ilgililere haber veriyor, yerinde araştırma yapılıyor fakat ne seslerin nedeni ne de kesin çıkış noktaları anlaşılamıyor.
Scognamillo'nun sözünü ettiği balyoz sesine benzer gizemli gürültüler, İnönü Stadının altından geçen bir dehlizden gelmektedir. Bu dehliz Dolmabahçe Sarayı'na aittir.
...
2008 yılında BJK yöneticileri dehlize inmiş ve yaşadıkları spor basınında yer almıştır.
...
Dolmabahçe Sarayı'ndan başlayan dehliz stadı diklemesine ikiye bölmektedir. İki metre genişliğindeki bu dehliz, belli bir mesafeden sonra Maçka Parkı'na yönelmekte ve muhtemelen parkın altından geçmektedir. Ancak ekip, dehlizin sonuna kadar gitmemiştir"

Meraklı ama korkağım...

Ersin Kalkan gibi belime ip bağlayıp tünellerin di'il sonuna gitmek içlerine bir adım bile atmaya cesaret edemezdim.

Çocukluğum en baba tünellerin olduğu Fener Rum Lisesi civarında geçtiyse de bilmediği deliklere çomak sokan olmadım hiç bir zaman. Hatta geçenlerde eski komşularımızla bir araya geldiğimizde evlerinin bodrumunda bir tünel olduğunu, o tünelden geçip evin karşısındaki yüksek bahçedeki deliklerden çıktıklarını anlattılar.

Ben olsam girer miydim, çocukken nasıl atlamışım bu detayı diye düşündüğümde. Oyun oynarken saklanmak için indiğimiz karanlık kömürlükleri anımsadım -hayır ben korkağım-

Gerçek tünelleri değil ama İBB şehir haritasını açıp geçmiş yıllardaki uydu görüntüleri üzerinden kitapta tarif edilen yolların izini sürmeye çalıştım.

Yetmedi bana.

Bir kaç ay önce aldığım ama 5-10 sayfadan öteye gidemediğim  bir kenara bıraktığım Edmondo De Amicis'in İstanbul kitabı koştu geldi yanıma.

1870'li yıllarda geldiği İstanbul'un semtlerini, insanlarını, yollarını, gecesini, gündüzünü detaylı tasvir ettiği çok keyifli bir kitapmış aslında. Roman yazdığına bakmayın kitabın üstünde, çünkü o bir roman değil.

İstanbul Seyahatnamesi aslında

1870'lerde İstanbul'da Kapalıçarşı'da dolanmak, rengarenk kumaşlara dokunmak; Göksu'da, Kağıthane'de pikniğe gitmek, Pera'da şık mağazaların vitrinlerine bakmak, rengarenk feracelerle bir işaretinizle çılgına dönecek erkekleri peşinizden sürüklemek, Boğaziçi'nde mehtaba çıkmak...

Son bir kaç günkü hayatımın özeti aslında :)))

Kitaptan hoşuma giden bazı bölümler ayrı bir yazı konusu...

Salı, Şubat 16, 2010

Damıtılmış Sözler -SIR-

Damıtılmış sözlere çok ara vermişim...

Gelişi güzel açtığım sayfanın konusu "SIR"

İki kişiyi aşan, bir başkasına da söylenen her sır yayılır. (Mevlana)

Dime kimseye sırrı ir ü giç
Ki sen saklamadun o saklar mı hiç. (Za'ifi)

Sırrı olmayan bir şeyin çekiciliği de yoktur. (Anatole France)

Sırrını saklarsan o sana esir olur,
Yayarsan sen ona esir olursun (İbni Sina)

Bana güvenilen bir sırrı kutsal bir emanet gibi saklarım;
Ama sırları elimden geldiği kadar bilmemeğe çalışırım (Montaigne)

Sırlarınızı kendi yüreğinizde saklamak, kalbinizi açtığınız kimselere dillerini tutmaları için yalvar yakar olmaktan yeğdir. (Geoffrey Chaucer)

Birisi bir söz söyledi de sonra önüne ardına, sağına soluna baktı mı söz sırdır. (Hz. Muhammed)

Üç kişi bir sırrı saklayabilir, eğer ikisi ölmüşse (Benjamin Franklin)

En ummadığın keşfeder esrar-ı derunun,
Sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın (Ziya Paşa)