doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Şubat 17, 2016

Sürpriz Doğum Günü


40'a dogru yol almaya basladigimin 2. gununde ablam ve dostlarımın bana surpriz yapmak icin kurduklari cetenin cok fena oyununa geldim...

Gunlerce yanimda yakinimda kumpaslar kurulurken, yalanlar soylenip pilates dersi iptal ettirilip, hadi sikildim aksam toplantiyi ekiyim bulusalim, aksam kocamla buluscam makyaj yapiyorumlardan, iki gun ust uste ogle yemeginde dogum gunup kutlanip; eee bitti artik n'olur ki bundan sonra dedigimde...

"Aaaa bak burda kimler varmis" cumlesiyle benim şoka girdigim andan sonrasi...

Herkes ve her sey flu...

Evine gitmek uzere yolda oldugunu dusundugum herkes, uzun zamandir gormedigim arkadaslarim...

Gerisi mutluluk goz yaslari...

Beni sasirtmak, bana surpriz yapmak zordur...

Soguk kanliyimdir, duygularimi belli etmem, hissederim, ip uclarini cabuk yakalarim...

Ama bu sefer gafil avlandim :-))

Boyle gafil avlanmaya can kurban o ayri...

Hissettiklerimi, dostlarimin dun aksam bana hissettirdiklerini kelimeye dokmek benim gibi kelimelerle arasi iyi olan bi insana bile zorsa varin anlayin gerisini...

Yonca'larla suslenmis dogum gunu pastamin mumlarini uflerken Allahim hayirli bi koca artik evleniyim yerine "yanimda olan tum dostlarima sukurler olsun, iyi ki varlar" dediysem...


Hep boyle sevelim, sevilelim, hayattan hep boyle guzel gunler, yaslar alalim...





Not: bütün gece gülmekten ağzımın hiç kapanmadığı doğrudur :)

Pazartesi, Eylül 10, 2012

El İşi Dersi 2

Biraz geriden de gelse, el işi dersimizin devamını bu yazıda bulabilirsiniz. Fikir vermesi için paylaşıyorum sadece detaylar tamamen sizin yaratıcılığınıza kalmış :))







Cumartesi, Ocak 14, 2012

Nasıl Geçti Bir Hafta?

Bu hafta tembelliğim tuttu ya da beynimdeki üreten bana yazdıran hücreler yıllık izninin bir bölümünü kullandı.

Aslında hayat aynı hayat yaşayıp gidiyoruz...

Ama bazı zamanlar yaşadıklarım, gördüklerim, tattıklarım, yaptıklarım yazı olmak için can atıyor; atıyor ortalara kendini...

Bazen de böyle saklanıp perdelerin kutuların arkasına kimse görmese, bilmese...

Bu hafta neler saklandı???

Salya, sümük saklandı mesela

İçimdeki o bitmek bilmeyen bi türlü mutlu olamadığım yerin, beni neden mutsuz ettiğini bilinçsizce verdiğim bi cevapta buldum...

"Ben de nedenini bilmiyorum"

Sonra o en ihtiyaç duyduğum ama en ihtimal vermediğim zamanda O'nu gönderdi yanıma, salya sümük durdu...

Yeni yıl taze günlerle geldi gelmesine de herkesin sırtındaki kara çuval öylesine dolu ki, küçük bir kıymık parçası bile belini büküp diz çöktürüyor sahibine...

Biri dursa diğeri başlıyor, salya sümük...

Ama dostluk öyle bir şey ki, en doğduğun günde en mutsuzsan bile gülümsetebiliyor seni. Gözüne rimel, dudağına ruj olup kocaman bir gülümseme yapıştırıyor inadına hayata...

Sonra,

Ön yargılı olduğun gitmem, yapmam, yemem dediğin bile denenip hayata bir macera akşamı eklendi. Aksaray Horhor'da Şavak Usta denendi, ciğer yendi.

13. cuma idrak edildi...

Ne terslik olsa ondan bilindi,

İstanbul'un Marmara bölgesinin elektriksiz kaldığı 3 saat, 14. cumartesi laneti miydi yoksa dünyanın bi yerlerinde halen 13. cuma olmasından mı kaynaklanıyordu tartışılmak bilinmek istiyor...

O çok özlediğim istediğim lapa lapa kar yağdı İstanbul'a, bi yerlere yetişme kaygısı olmadan kelimenin tam anlamıyla arap saçına dönmüş trafiğe rağmen anın farkına birlikte olmanın keyfine varılabildi...

PMS yine PMS'liğini yapıp bir haftayı kara bulutlarla çevirdiyse de P'liği kalmayınca baş ağrısına bıraktıysa da yerini,

Bu aşk bu bedende oldukça ben bu işi yapmaya devam edeceğim...


Salı, Temmuz 19, 2011

6 yaşında...

Biliyor musunuz bugün benim doğum günüm...

Aslında beni 6 senedir tanıyorsunuz, biliyorsunuz ama ben; ben olarak hiç karşı karşıya gelmedim sizinle...

Hep o yazdı, hep o söyledi...

N'apacağını, ne söyliyeceğini bilmeden 19 Temmuz 2005'de "merhaba" dememi o sağladı... -hakkını yiyemem-

http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2005/07/merhaba.html

6 senedir kah ağladı kah güldü,

sevdi sevilmedi, seveni o sevmedi;

yemek yaptı dibi tuttu; krema yaptı gevşek oldu;

çocuk oldu oynadı, yaşlı oldu bilgiçlik tasladı;

makyaj yaptı, beğenmedi sildi;

coştu taştı, sel olup aktı, bazen de yatağında kurudu;

dağlara çıktı, çiçekler kokladı, yere indi karıncaları sevdi,

korktu karanlıktan geceden, flaş patlattı karanlığa,

arkadaşları gelin oldu o çiçeği kaptı ama hala gelin olamadı,

bebek hediyeleri yaptı bebekler büyüdü yürüdü adam oldu, ama o anne olamadı

romantik oldu, duygusal oldu, hırçın oldu, sinir oldu, ağlamaktan gözleri şiş oldu

işi oldu, yoğun oldu, müdür oldu

tatile gitti, çok istediği Venedik'te gondola bindi

hasta oldu, iyi oldu

depresif oldu, zayıf oldu, balık eti oldu, fit oldu

kan verdi bayıldı ama çabuk ayıldı

beklenen gelmedi, onun hiç olmadı

hala oturup konuşup ne bağlayabildi ne çözebildi gönlünü

1000'in üstünde yazı yazdı

dönüp okuyunca geriye ben mi yazmışım bunları dedi

benim arkama saklanıp içini döktü çoğu zaman...

beni ihmal etti, yok saydı bazen

bugün, doğum günümde bile işleri bittikten sonra bu saatte ilgilendi ancak benle
Ağlayan surat

ben kim miyim?
Göz kırpan gülümseme

Dört Yapraklı Yonca


Not: Bugün Gulish ablamın da doğum günü Yonca'nın arkadaşı, benimkiyle birlikte onunkini de kutlayın olur mu...

Cumartesi, Nisan 02, 2011

İstanbul

Oturup bi saysak bu blogda en çok kullanılan kelime ne diye; İstanbul çıkar herhalde :))

Bu sefer derdin ne, ne anlatıcan???

Doğum günüm için çok sevdiğim iki dostumun birbirinden habersiz benim için almayı düşündüğü ama birinin hastalanıp almaya gidememesi nedeniyle sadece bi tane sahibi olduğum güzel bir kolye.

Kolyeyi düşünüp alamayan dostumsa başka bir İstanbul sürprizi yaptı bana hem de kırmızı :))

Başlık İstanbul'du ama doğum günü hediyelerime dallanınca konu...

Öyle İstinye Park'tan falan di'il bizzat şahsen taaa Paris'ten Ladure'den benim için alınan macaronları ve sahibini de unutmamak gerek


Ve tabi güzel çiçekleriyle ve hediyeleriyle beni mutlu eden diğerleri

Salı, Şubat 15, 2011

Dedim ya bugün benim doğumgünüm diye, yok benden daha mühim bi'şey, bi haber...

Doğum günümü kutlayan, arayan, mesaj gönderen, facebook duvarımı dolduran, bloguma yorum bırakan, çiçek gönderen, hediye getiren, hediye gönderen, beni seven herkese...

herkese kocaman teşekkürler...

Ben de sizi çok seviyorum, iyi ki varsınız

Bugün Benim Doğum Günüm

Pazartesi, Temmuz 19, 2010

5 Yaşında...


Günün koşturmasında az kaldı unutuyordum...

Bugün blogumun doğumgünü :)))

Tam 5 sene oldu yazmaya başlayalı, bazen uzak düşsem de uzun aralar versem de hiç vazgeçmedim ondan.

Çok şey biriktirdi benim için, çok şeyi döktü içimden dışarıya...

İyi bir sırdaş mı orası biraz şüpheli ama iyi bir dost olduğu, yeni dostlar kazandırdığı şüphesiz.

Nice uzun yıllarda bir arada olmak dileğiyle, blogumu okuyan herkese teşekkürler...

Pazar, Mayıs 09, 2010

Yağız'ın Doğum Günü

Üzerinden tam 8 gün geçti ama Yağız'ın 1 Mayıs'taki doğum günü resimlerini koymazsam, blog aleminde fotoğraflarının görünmesine pek bi alışık olan yaramaz bozulabilir bana :)))

İşte doğum günü fotoğrafları eşliğinde hikayemiz...


Baloncu teyze yani ben ve Aynur ablam yaklaşık 70-80 balonu bizzat şişirdik, -küçük el pompaları yalan- üflemek daha kolay :)))

Neler yapmadık ki; saklambaç, deve-cüce, güzellik mi çirkinlik mi yoksa askerlik mi, kilit, kaydırak, salıncak oynanacak ne varsa.





Zevkten yerlere serildi yaramazlar



Yuva öğretmeni Senem ablamız da yüzlerimizi boyadı. Popüler çizim örümcek, renkler kırmızı ve siyah.


Uğraş didin, şişir as o kadar balonu...

Sonra tek tek patlatsınlar hepsini

Günün sonunda ben yorgunluktan sızıp kaldım, çocukların enerjisine yetişmek zor :)))

Perşembe, Mart 18, 2010

Çikolataaaaaam

Beni şaşırtmak zordur, sürpriz yapmaksa imkansız diye düşünürdüm.

Ta ki dün akşama kadar....

Yeni temam hakikaten baharı getirdi, uğurlu geldi bana :)))

Düşünüp beni;

Uğraşıp, koşturup bu sürpriz hediyeyi hazırlayan da özel biri olunca...

Anlatamam size benim için değerini....

Kutuyu görünce şok oldum. 2 gün önce yayınladığım tema 3. gün elimdeki kutunun üzerindeydi.

Şaşkınlıkla öyle uzun süre baktım ki kutuya; onun bir kutu olduğunu, içinde bir şeyler olabileceğini, bunu görmek için kapağını açmam gerektiğini Yavuz söyleyene kadar farketmedim.

Bir kutu dolusu çikolata ve üzerlerinde benim resmim...

Anlatmak zor hissettiklerimi, ancak böyle bir hediye alınca anlarsınız beni.

Ama kendinizi çok özel hissediyorsunuz o kesin ;))

Çarşamba, Mart 03, 2010

Yüzüküm

Gözde'yle Gürkan'ın doğumgününde minik arkadaşları Melisa'nın

"Bebekimi uyuttum" , "bacakım acıdı" kelimeleri çok hoşuma gitmişti :)))

Benim de bir "yüzüküm" olunca göstermek istedim.


Hande'cim yüzüğü verdiğinde bana

"eee damadı da getirseydin ya yanında"

demekten alamadım kendimi :))

Pazar, Şubat 28, 2010

İkizler'in 4. Doğum Günü

Nasıl geçti anlamadım, ne zaman 4. doğum günleri oldu ikizlerin?

Blogumun tozlu arşivinde -sanal alemin tozlu arşivi olmaz, eski geçmiş derken insan bir parça toz istiyor üstünde :))- ilk fotoğrafları ilk doğum günleri var.

Bugün de 4. yaşlarını kutladık.



2009 Mart'ta
Mayıs 2008'de
28 Şubat 2007'de

Gözde, Gürkan ve güzel anneleri 2006 Haziran'da

Doğar doğmaz :)

Pazar, Şubat 21, 2010

3 Mum

Canavar bir fotoğrafçı yetişiyor. Yağız, şekilden şekile girerek bütün gece resimlerimizi çekti.

Doğumgünü partisi balonsuz olmazmış anladım. Balonlarla nasıl eğlenceli dakikalar geçirdik anlatamam.
Ve 3 yaş pastam ;)

Pasta işini son dakikaya bırakıp, bulduğunu di'il umduğunu almak isteyince böyle hoş bi şey çıktı ortaya.


Hikayemiz biraz ilginç aslında.

Hafta içinde Hacıbozan'ın Kebapçı versiyonunda "bi daha gelmeyiz" dediğimiz başarısız bir akşam yemeği tecrübemiz oldu Yavuz'la.

Cumartesi günü, akşamki parti için Merhaba Pastanesi'nin Merter'deki merkezine gittim, umduğum pastayı bulmak için.

Bırak umduğumu, bulduğum pastaların üstündeki kararmış muzlar -yok yok olmaz- dedi. İstediğim pastayı söyledim -yok- dediler.

Yok, güle güle.

3 metre aşağıda Hacıbozan'ın pastanesi. Geçen akşamki yemek geldi aklıma, cayar gibi oldum. İçimde kalmasın yine de bi gidiyim dedim. Ama eksi puanla girdim kapıdan içeri.

Umduğum burda da yok :(

Yapalım hemen istediğinizi en fazla yarım saatte hazır olur demezler mi. Dışı bunun gibi ama beyaz, içi şunun gibi ama frambuazlı. Ne bir ek ücret ne bi şey.

Ama ön yargılıyım ya kebap tecrübesinden "ben bi bakıyim ararım sizi" dedim.


Bütün adaylar tek tek dolaşıldı, yooooook.

"yapalım hemen" diyen bi Allah'ın kulu da yok.

Aradım verdim siparişi.

"Ne yazalım üstüne?" dediler.

Aklıma bi'şi gelmedi.



"İyi ki doğdun yazalım" dediler.

İyi, tamam.

Haa bi de ustanız yapabiliyorsa altına "dört yapraklı yonca" yapsın dedim.

Gelen pastanın resmini gördünüz.

Yazının altındaki yeşil şeyler; pastayı sipariş verenin adı Yonca olduğuna göre dört yapraklı yonca'dan yonca'yı çıkarırsan elde kalan "dört yaprak"

:)))))))))

çok güldük

ama talebi satışa hızla dönüştüren Hacıbozan ekibine teşekkürler, bizi güldürdükleri için de ;)))

Pazartesi, Şubat 15, 2010

Her sene takvimin benim için en anlamlı gününü yaşıyorum.

Çok şükür birinden diğerine huzurla, sağlıkla, mutlulukla geçtim.

Bir sene boyunca birbirinin aynı iki rakam yan yana duracaklar :)))

Beni hatırlayan, bu anlamlı günümü benimle paylaşan herkese çok teşekkürler.

Son bir yılda hayatımdaki değişimi özetleyen en uygun iki resim

Profesyonel bir yönetici :))

Pastaya dayanamayan bir tombik :)))