Ayder Yaylası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ayder Yaylası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Şubat 06, 2011

Karlı Yaylam


Otelimiz, Ayder'deki evimiz Nature Lodge karlarla kaplı şimdi...
Yürüdüğümüz yollar


Çatımızdan sarkan buzlar, camdan uzanıp tutulacak uzunluğa gelmiş de geçiyor...

Otelin karşısındaki Orman Müdürlüğü'nün binasıydı sanırsam orası da karlar içinde şimdi

Merdivenlerimiz karlarla kaplı şimdi...

Gidemedik, İstanbul'dayız facebooktan bakıp bakıp resimlerine iç geçiriyoruz sadece...

Pazartesi, Ağustos 02, 2010

Tatil Fotoğrafları

Şu Pınar'la Migel'e gıcık oluyorum...

Tamam kabul ediyorum, kıskanıyorum.

Başvurdum da işe beni mi almadılar?

Eş durumundan başvuramadım ki...

Ama onlardan daha iyisini yapardım o kesin.

Şimdi elime fırsat geçmiş hatalarını dilime dolamaz mıyım?

Dolarım :)))

Koskoca "Gelintülü Şelalesi"ni "Gelin Duvağı Şelalesi" yapmışlar.

Ayıp çok ayıp

Üstteki Gelin Duvağı olanından, alttaki Gelin Tülü olanından :))


Burda reklamlarını yapıp sitenin de şirketin de ismini vermiycem. Bi de fotoğraf yarışması yapmışlar. Tatil fotolarını gönderin ayın fotosuna 4 günlük tatil verelim demişler. Bi okudum koşullarını resmi verdin mi ellerine kazansan da kazanmasan da tüm hakları onda artık benim di desen de farketmez. İstediği yerde kullanır, çatır çatır telif de alır.


Niyetlendiydim başta ama okuyunca bunları.

Yok vermem ben resimlerimi kimseye

Cuma, Haziran 25, 2010

Lazuttişi Karmatte

Karadeniz insanı yaratıcı, elindeki kaynakları en iyi şekilde değerlendirmeyi bilir icatlar yapar. Çok mucit vardır yörede biz de adıyla müsemma "Mucit'in Yeri"ni ziyaret ettik Ayder'e çıkarken.

Salıncakta sallanırsınız diye kandırdılar bizi götürürken :))

İki devasa ağacın arasına kurulmuş tahtı andıran koltuğuyla zevkten çığlıklar atarak göklere yükselip, hızınızı alamazsanız nehirde kendinizi bulabileceğiniz çılgın bi şey. -sıkı tutunarsanız yok öyle bi tehlike ama öyle havalanınca aklınız ilk gelen bu oluyo-


Mucit'in Yeri bölgede sık sık görmeye alışık olduğumuz bir alabalık çiftliği, restoran, çay bahçesi ekstrası hayvanat bahçesi, garip hayvan heykelleriyle sanat galerisi, elektriğini kendi üreten ve suyla çalışan ilkel -doğal- bir değirmeni olan çok güzel bir yer.




Öğlen saatlerinde Çamlıhemşin Konaklar mahallesinde çarkı sökülmüş bir değirmen görmüş nasıl çalıştığını Şener'in anlatımıyla hayal etmeye çalışmıştım. Değirmen yoktu çalışan ama deresinde kendimizden geçercesine eğlenmiştik.-Videomuzu facebooktan seyredebilirsiniz-


Ama burda çalışır durumda mısır öğüten hatta Yüreğine Sor filminde mekan olarak kullanılmış "Lazuttişi Karmatte" vardı. Türkçesiyle "Mısır Değirmeni"

Suyun şiddetiyle iki değirmen taşı dönerek yukarıdan tek tek dökülen mısır tanelerini un haline getiriyor. Yeni öğütülmüş mısır unundan aldık İstanbul'a getirdik. İşin ehli annem beğenirmi bilemediğim için çok almadım. Ama un o kadar güzel ki ekmeği de muhlaması da başka bir lezzetli.

Pazar, Haziran 20, 2010

Karadeniz Yaylaları

Karadeniz yaylalarına devam ediyoruz...

Ancak bedenim İstanbul'da ruhum oradayken acı verici oluyor :((

Palakcur, Koçbaş ve Hüser yaylalarıyla devam ettik gezmelerimize. Ama Karadeniz'in vazdeçilmezi yağmur eşliğinde.

Biraz sulu ve soğuk bir tırmanış olmasına rağmen ekibimizin ve yayla insanlarının samimiyeti ve sıcaklığıyla çok keyifli bir hale geliyordu.


Karşılaştığımız yaşlı amca geceyi onlarla geçirmemiz için o kadar ısrar etti ki; içimiz burkuldu isteğini yerine getiremeyince. Hep birlikte resim çektirdikten sonra erkekleri fotoğraf karesinden çıkartıp sadece biz kızlarla da ayrıca bir fotoğraf istedi. İlk fırsatta bu fotoğraflardan bastırıp ona göndermeyi planlıyoruz.


Yayladaki rengarenk çiçekler büyülüyor insanı. Her biri ayrı bir kokuda ayrı bir renkte...

Bu güzel çiçekleri toplayan Şener'i ve yaylaları unutmak ne mümkün?

Her taşın altından çıkan sular bazen bir tahta, bazen de kamış saplı bir bitkiyle pratik bir çeşmeye dönüştürülüyor. Doğadan geldiği gibi akan suyun altına elinizi koyup kana kana su içmek, nasıl bir zevktir Allahım...

Minik buzağılara elinizi uzattığınızda meme zannedip parmaklarınızı emmeye başlıyorlar. Gülay'ın parmakları da bu durumdan nasibini aldı tabiki :))