Yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mart 08, 2012

Palamut, Kurt, Aşk, Tatavla



"Bazen bir kadını, bir mahalleyi, bir eşyayı çok seversin, ancak hayat adil değildir, sana her istediğini vermez, insanlar buna bazen kader der, şans da der, mantık der, bense hayatı yap boz oyununa benzetiyorum. Milyonlarca parçadan oluşan, parmak izlerimiz gibi herkesin farklı parçası var. Birbirine uymayan parçalar, zorla olmaz zorlarsan bir parçayı kırarsın,uygun bir parçayı bulmak için diyar diyar gezersin, yine de bulamazsın. Bu işin sırrı nedir, biliyor musun, parçaları birleştirmeye çalışma, bırak yan yana dursunlar, sansınlar ki eğer denersek bu parçalar birbirine uyacak."



Palamut Zamanı Aşk - Fikret Yıldırıcı
 
Hikayeleri romanları okurken hep son cümleden sonra neler olduğunu, kitabın kahramanın karşısındaki diğer kahramanın içinden geçenleri merak etmişimdir.

Aşık olunan adam, kovalanan katil, ölen adam...

Fikret Yıldırıcı tam da böyle yazmış hikayeleri...

Tatavla'nın Kurdu ve Palamut Zamanı Aşk

Önce biri anlatırken kendi cephesinden yaşadıklarını, sonra diğeri

Tatavla'nın Kurdu isminden korku romanı izlenimi yaratsa da ilk başta; Tatavla'nın Kurtuluş'un eski adı "kurt"un da siyasi sembol olduğunu söylersem farklı kültürlerin kaynaşıp çatıştığı bir döneme ait başlayınca bitirmeden bırakmayacağınız bir kitap olduğunda az çok tahmin edersiniz.

Palamut Zamanı Aşk, daha naif daha az şaşırtıcı ama yine yazarın kaleminden dökülenleri bi çırpıda okuyup bitirmek istiyor insan.

Bugünlerde yeni bi'şeyler okuyim diyorsanız keyifle tavsiye ederim


Pazartesi, Aralık 05, 2011

Merak Ediyorum

Çoook merak...

Blog yazarı olunca bi yerlerde hiç tanımadık ama kendine yakın birileriyle kesişiyor hayatın...

Keyif alıyorsun okumaktan takip etmekten; ama tek iletişim kanalı blog olduğu için kapanıp gidince arkadaşım taşınmış ama ne telefonu var ne adresi kapı duvar kala kalıyorsun ortada.

Böyle bir kaç blog var yazılarını takip etmekten keyif aldığım ama kapatıp dükkanı yada eşyaları içinde bırakıp gidenleri hatırlamak istedim.

Ben onlara ulaşamıyorum ama belki onlar okumaya devam ediyorlardır beni...

Bi çırpıda aklıma gelenler,

Limoni, Meryemce'ydi yanılmıyorsam

Sofi vardı cihannüma Sofi

Sanem'in Penceresi vardı

Sonra Hayatın Süs Payı

Ha bi de Sıdıka

Neeeerdesiniz????

Cuma, Aralık 02, 2011

Yüreğine Dokunan Bir Yazar-Emre Kalcı

"Bir çiçek elime nasıl batacağını, bir kitap hangi cümleyle canıma kıyacağını, bir sokak hangi anıyı peşime salacağını biliyor"

diyor Emre Kalcı son kitabı "Her Mektubu Görülmüştür"de...

Önce bir kitabı okur, beğenir, yazarından kitabını imzalamasını istersiniz.

Bu kez tersten başladım

İlk defa kitap fuarında karşılaştığım Emre, önce benim için yazdığı bir kaç özel cümleyle kitabını imzaladı, sonra okumaya başladım.

Beğendim, sevdim;

Yazdıkları yüreğinizde bi yerlere dokunuyor; üstelik O bir kova...

"Suyun sesine sarıldığım, sırtıma darıldığım, elimden kayan cam bardak gibi dağıldım o geceyi"

"Aradan uzun ya da kısa bir zaman geçer, veda ettikleriniz  saklandıkları yerde sıkılırlar ve bir anda en çok hatırlanıveren  olurlar... O zaman biraz daha eksilir gibi hissettiğinizde, kalbinizdeki sesi susturup, eskiye kollarınızı kapatıp, yenileri kucaklama vakti geldiğini kendinize hatırlatmayı denersiniz. Olmaz, çünkü veda ettiklerinize, karşıladıklarınızdan hep biraz daha fazla güvenirsiniz..."

Emre Kalcı

Salı, Eylül 20, 2011

Rüyalar

Geçenlerde Prof. Ümit Meriç'in konuk olduğu bi programa denk geldim. Ümit hanım başlı başına bi yazı konusu olabilecek bir insan seyrettiğim kadarıyla ama benim bahsetmek istediğim 33 yıldır rüyalarını yazıyor olması.

Son dönemde popülerleşen kuantum, melekler falan derken bu döngünün içine girenlerin rüya kartları rüyalarını düzenli olarak yazmaları da şahit olduğum şeyler.

Bazı rüyaların anlamlı olduklarını, iç dünyamızı yansıttıklarını, anlayabilene mesajları olduğunu kabul ediyorum, inanıyorum. Peygamberler, ermişler, evliyaların rüyalarının onlara yol gösterici olduğunu menkıbelerden, hikayelerden biliyoruz. Ancak rüyaların bize bir şeyler anlatması için ermiş, derviş olmaya gerek yok sadece kendi iç sesini dinleyebilmek, onun farkında olmak ve kendini ona bırakmak gerektiğini düşünüyorum.

Rüyaların sembolleri üzerine bilimsel araştırmalar yapan, onun deyimiyle aynı kollektif kültüre ait olduğumuz, ortak dili konuşup aynı tarifleri yaptığımız bu sebeple kendimi ona ve yazdıklarına çok yakın hissettiğim Carl.G. Jung bu alanda okunması gereken önemli eserlere sahip.

Ben de "kod adı Berber"in Jung'la aramızdaki ortak dili keşfettiğinde önerdiği "İnsanlar ve Sembolleri"ni okuyunca rüyaları daha iyi anlamaya ve gerçekten anlayana mesajlar taşıdığını gördüm. Tabi ki bir kitap okumakla "hah tamam, bu budur, bunu demek istiyo" denmiyo. Rüyalarınızı takip etmeniz, parçaları birleştirip mesajı sizin çözmeniz gerekiyor.

Bazen gördüğünüz rüyalar o kaaaadar uzun zaman sonra gerçekle aynı çizgide buluşuyor ki; karşınıza başka bir uyaranın çıkıp -bir nevi başınıza saksı düşmesi- sizi durdurup;

"Baaaak, gördün mü?"

demesi gerekiyor.

Geçenlerde benim karşıma çıkıp dedi de :)))

"Valla gördüm!!!"

Yalnız rüyalar özeldir, neydi, nasıldı, kimdi anlatılmaz. Ancak bir kaç gece önce öyle bir rüya gördüm ki bunun kişisel değil sosyal, toplumsal bir mesaj taşıdığını düşünüyorum.

İki yanı derin uçurum olan toprak bir yolda yokuş yukarı tırmanıyorum, ancak etraf o kadar puslu ve gri ki; yürüdüğüm yoldan etrafa baktığımda sadece fabrikalar, sanayi tesisleri var. Ve o grilikte muhtemelen onların eseri. O yokuşu tırmanmamın nedeni ise daha ironik...

Bugün bir yanı sanayi bir yanı İstanbul'un şirin sayfiye ilçesi olma özelliğini korumaya çalışan yerin sahiline inip ayaklarımı denize sokmak...

-burada uzun bir ara verip yutkunmak, düşünmek istiyorum sadece. Yazdıklarım bile o kadar ağır geldi ki bana, di'il yaşamak :(((-

Toprak yolun başına çıktığımda yine aynı grilik, yine fabrikalar...

Ne gökyüzü, ne deniz, ben nerden kıyıya inicem diye düşünürken;

Çooook derin olan uçurumun başında bekleyen deney tüpünü andıran uzun, dar ve yuvarlak bir asansöre binip aşağı inecek, bir kapıdan geçecek ve oradan denize ulaşabilecekmişim.

Gelecekte böyle bir dünyada yaşama ihtimalimizin çok yüksek olduğunu bilebilmek için rüyada görmeye gerek yok bunu elbette ama ben gördüm işte napiyim ;)))

Cuma, Eylül 09, 2011

Kitap - Serenad



Zülfü Livaneli'nin yazdığı Serenad'ı bitirdim başka bir kitaba başladım bile...

Bazen takılıp ilerleyemediğim kitapların aksine bi gece yarısı başlayıp, hevesle kısa zamanda sonunu buldum. Düşünüyorum da en son okuduğum Livaneli kitabı sanırım Yer Demir Gök Bakır'dı. Ki o zaman lise yıllarımdaydım diye hatırlıyorum.

Uzun bi aradan sonra keyifli bir buluşma oldu benim için.

Konusu, hikayesi hakkında pek bi şey söylemiycem ama dikkatimi çeken bi detayı paylaşmak istiyorum. Kahramanın kullandığı ilaçların adını açık açık yazması uyku ilacı aldım yerine yada kargodan aradılar yerine Yurtiçi Kargo'dan aradılar...

Günümüz ekonomisi mi bizi böyle yaptı kitapta bile sanal reklam izi arıyoruz yoksa bu kitap diğerlerinden farklı mı bilemedim???

Pazar, Ağustos 28, 2011

Doyurucu Bir Şeyler...

Biliyorum memnun değilsiniz son günlerdeki performansımdan, yeni bi'şey yok sayfada...

Ramazanın son günlerinin koşturmacasında durup da yazsam bi şey diyecek gücüm yok eh biraz da motivasyonum.

Oruç her ne kadar etkilemedi dese de insan, bazen eli kolu kalkmıyor hiç bi şey yapmak gelmiyor içinden.

Aslında bir kaç yazmak istediğim konu olsa da, işte o orucun bünyede yarattığı "aç ayı oynamaz", yemekten sonra "ağırlık çöktü" ye dönüşünce kalem yazmıyor, tuşlar basmıyor.

Bugün ne değişti?

Ramazan boyunca devam ettiğim ama ramazan bitmeden tamamlamam gereken bir görevimi tamamladım :))) onun mutluluğuyla gücüm yok ama motivasyonum var :))))
Yazmak istediklerime gelince...

Biri Sultanahmet'teki kitap ve kültür fuarı

Diğeri ayvalık tost ekmeği

Biri ruhu diğeri mideyi doyurur.

Ramazanda açılan kitap fuarı dini yayınlar satar düşüncesinde haklısınız ama yanısıra güncel kitapları -aşk romanları bile- piyasa fiyatından çok çok daha ucuza alabiliyorsunuz. Diğer bir taraftan popüler kültüre yakın olmayan çevrelerin araştırma ve eserlerini incelemenin faydalı olduğunu düşünüyorum. Farklı şeyler keşfediyorsunuz.

Mesela Kuran-ı Kerim'in çocuklar için pembe ve mavisinin var olduğunu biliyor muydunuz?

Sayfa ve kapağının böylesine canlı renklerde olduğunu görmek, yıllardır yeşil üstüne yaldızlı tek tip Kuran-ı Kerim ezberini bozdurduğu için hoşuma gitti.

Yine son yıllarda dikkatimi çeken, "satır arası Kuran" şeklinin, ayet ayet meal yerine cümlelerinin anlaşılmasını sağlamasının faydalı olduğunu düşünüyorum.

D&R'larda görmeye alışık olmadığımız yayın evlerinin kitapları arasında ilgi çekici eserler bulabiliyor insan.

Mesela Küre Yayınlarından İbrahim Zeyd Gerçik'in

Bir Yönetim Modeli Mimar Sinan -İnsan Kaynakları ve Proje Yönetimi-

Bir Yönetim Modeli Süleymaniye -Yönetim, Psikoloji ve Kurum Kültürü-

kitapları bu alanlardaki yabancı kaynaklara özümüzden bir alternatif olması bakımından hoşuma gitti.

-henüz okumadım kitapları, umarım okudukça haklı çıkarım memnuniyetimde-


Ruhumuzu doyurduktan sonra karnımızı doyurmaya gelince, İstanbul Halk Ekmeğin Ayvalık Tost ekmeği derim :)))

İlk kez Sultanahmet'teki Halk Ekmek standından aldım, o kadar güzeldi ki -uzun zamandır bu kadar güzel tost yememiştim- biter bitmez en yakın halk ekmek bayisine koştum.

Yok öyle bi'şey demesin mi :((

internet sitelerine de baktım orda da,  yok öyle bi'şey :(((

Tekrar yolumu Sultanahmet'e denk düşürdüm.

Evet orda var :)))

Yeni çıkarmışlar bu ekmeği ve sadece Sultanahmet'te satıyorlarmış şimdilik, ama bayramdan sonra bayiler de satacakmış.

Şiddetle tavsiye ederim :)))


Perşembe, Nisan 15, 2010

Blog yazarı aranıyor!

Türkiye'de kurumsal blog yapmaya başlayan ilk şirket Efes Pilsen sanırım. En azından benim ilk gördüğüm :)))

Çok ciddi bir şekilde kurumsal blog yazarı arıyorlar. Ve gerçekten çok eğlenceli bir işe benziyor.

Efes Pilsen'in

- Düzenlediği festivallerde sahne arkasında gruplarla tanışıp, röportaj yapacak
- Konserleri sahnenin önünden izleyecek
- Efes Pilsen Blues ve Rock'n Dark ekibiyle turnelere katılacak
- Fabrika gezilerine katılıp dijital projelerin test sürecinde yer alacak
- Efes markalarının etkinliklerine ve etkinlik hazırlıklarına katılacak
- Efes Pilsen Spor Kulübü maçlarına katılacak
- Milli takım maçlarına ve Final Four'a gidecek
- Efes Pilsen arşivinden yararlanacak
- Sosyal medya etkinliklerinde Efes Pilsen'i temsil edecek
- Deneyim ve izlenimlerini Efes Pilsen Blog'da yazacak ve bunları sosyal medyada paylaşacak

blogda Efes tarafından onaylanan yazılar yayınlanacak, belki çok tarafsız olamayacak ama yine de keyifli bi iş.

İlgilenenlere duyrulur :))))



http://blog.efespilsen.com.tr/efes-pilsen-blog-yazarini-ariyor/