Pazartesi, Eylül 23, 2013

Mevsimlerden Sonbahar

Havalar gibi ruh halim...

Bir güneşten kavruluyor, sıcacık, içi kaynıyor

Bir bakmışsın kara bulutlar sarmış etrafı

Bi an sağnak yağmur

Sonra gökkuşağı çıkmış

Ve hepsi nerdeyse aynı dakikanın içinde oluyor


Çarşamba, Eylül 18, 2013

Değişiklik

Blogum olmasını en güzel yanı; gördüklerimi, gezdiklerimi, bildiklerimi paylaşırken görsellerle destekleyebilmek için bi çırpıda kaynağa ulaşabilmek.

Tıpkı Şekerci Cafer Erol'un o muhteşem görünümlü badem ezmeleri gibi...

Şekerci Cafer Erol >>

Ordan İstanbul Şekerleri'ni buldum, unutmuştum :)

İstanbul Şekeri >>

Sonra farkettim ki profil resmim bayağı bi eskide kalmış...

Birazcık değişti renklerim :))

Onu da değiştirdim

Harika bir Rize tatili geçirdim, onun da yazılarını ilk fırsatta paylaşıcam söz


Çarşamba, Eylül 11, 2013

Ve Şimdi

Esiri mi aşığı mı olduğumu bilmediğim şehirden ayrılmıştım ya hani...

Ozgur kaldigim gunden itibaren boyut degistirdim, zaman durdu, baska bi yerde yasadim...

Baska bi ruhla...

Ama bana verilen zaman doldu...

2 uzatma gunu daha caldiysam da zamandan o da bitti...

Ve artik ayni zamana geri donuyorum

Kablolari kesip ayirdigim yerden yeniden birlestiriyorum...

Hic yasanmamis gibi...

Ne garip yasanan hic bi seyi paketleyip saklayip baska bi zamana tasiyamiyosun

Oldugu yerde oldugu zamanda...

Oysa gecen hafta bugun nerde ve napiyodum???

Saatin kac oldugunun bi onemi yoktu, ertesi gun kacta kalkacaginin da...

Yapmakla yapmamak arasindaki tek fark albumdeki fotograflar, sevdiklerinle gecirdigin guzel zamanlarin hayalleri...

Gercekten yasamis miydik yoksa sadece hayal mi etmistik???

Çarşamba, Eylül 04, 2013

Rize Simiti


Cocukluk hatiralarimda anneannemin Rize'den donuste cantasindan cikan sert simitlerdi...

Ta ki bi kac yil once sicagini yedigim gune kadar...

Citir citir yumusacikmis halbuki...

Rize'de gecirdigimiz her gun yolumuz firina duserse -kuzenimin evinin karsisinda ;-)- onlarca aliyoruz

Firini son ziyaretimde sizin icin fotografladim da...

Cayin hikayesinden sonra Rize Simiti'nin hikayesi karsinizda...



Simit seklini alan hamur biraz dinlendirildikten sonra odun atesinde kaynayan suda kisa sure haslanip buyuk bir suzgec yardimiyla pekmezli suya atiliyor


Burdan alinan simitler baska bir odunun uzerinde bi sure bekletilip fazla suyu atiliyor

Sonrasinda firinci kuregiyle yine odun atesiyle isinan firinda pisiriliyor


Pisen simitler bi sure sepette bekletilip sonra mermer tezgaha konuyor...



Ve boylesi guzel bi lezzetten 16 tane alinca sadece 4 tl vermeniz gerektigine inanabiliyor musunuz???

Çarşamba, Ağustos 28, 2013

Sesler

Kiyiya fisilti seklinde vuran dalgalar

Uzaktan bi kopek havlamasi

Bi horoz uuu uuurusu

Bi kac sercenin ciklemesi

Ve kocaman bi sessizlik

Sabahimin sesleri

Cuma, Ağustos 23, 2013

Sezon Finali

Yazacak bir sey yok..,

Hayat ayni duzlemde evle is arasinda...

Tabi ki arada bir bu duzlemden kollar cikip bi yerlere baglaniyor ama yazi degeri yok... -bana gore-

Ruh degisimleri duygusal inis cikislar iyi malzeme yaratir...

Ruhum her zamanki gibi dengesiz gel-gitleri cok...

Ama artik kimseyle konusmiycak yazmicak kadar kendine sakli...

Ruh esinden de artik o kadar umidi kesti ki, onu bile kendi haline birakti...

Donerse benimdir, giderse zaten hic benim olmamistir...

Yeni bi baslangic icin sezon finali yaptim bugun itibariyle...

Ama İki hafta boyunca yazlik bolumlerle her gun burda olmayi planliyorum :-))

Salı, Ağustos 06, 2013

Ayrilik

Cok sevdigim...

Dostum

Sirdasim

En yakin kizarkadasim

Burcdasim

Ruh arkadasim

Ama ilk once universitede hocam

20 yildir hayatimdaydi...

Bazen uzun zaman gorusemesek de, en kotu ihtimalle 2 gun arayla olan dogum gunlerimizde birbirimizin sesini duyardik mutlaka...

Ask heyecanlarimi da bilirdi, hayal kirikliklarimi da...

Evinin balkonunda gece gec saatlere kadar suren kiz kiza sobhetlerimiz vardi benim genclik heyecanlarimda...

Yaslarimiz birbirine ne kadar uzaksa, ruhlarimiz o kadar yakin benzesti birbirine...

Gecen sene hastaligini ogrendigim telefonda "senin evlendigini yuva kurdugunu gormeyi cok istiyorum" demesi kotu etmisti beni...

Ama bugun o gunkunden cok daha kotu hissettiriyor bu sozleri beni...

Cunku o artik yok...

Dun gece gitmis...

İsmet Fusun Ersen

Pazar, Temmuz 28, 2013

Pazartesi, Temmuz 15, 2013

Harem

Topkapı Sarayı Harem Dairesi'ne bu ilk ziyaretim...

Kötü haber Harem'de 3G çekmiyor sadece geniş açıklığa sahip avlularda, bugün olsa cariyeler çok sıkılırdı

Lüks bir hapishaneden farkı olmayan, aylar yıllarını orda geçiren insanın ruh sağlığından endişe edilecek bir yer aslında

Şimdilerde gezip görmek için gayet eğlenceli

Tabi bir de gördüğümüz Harem'in tamamı değil hamam kısmına ait hiç bi şey göremiyorsunuz hala restorasyondaymış, bitiş tarihi 2011 olan...








Gözdeler/Mabeyin Taşlığı'nda ben :-))







Turist

Hakkımda yapılan çok doğru bir yorumla başlamak istiyorum yazıma :-)))

Bu sıcakta oruçlu oruçlu müze gezmenin sevabı var mıdır, ruhu mu beslediği için oruç bozar mı bilmem ama pek akıl karı olmadığını başından söyliyim...

Önce Büyük Saray Mozaikleri...

Tadilat nedeniyle kapalıydı bir süredir ama ne tadil edilmiş diye sorarsanız, ben hiç bi'şi görmedim. Cumhuriyetin ilk yıllarından kalma gıcırdayan çıkış turnikesi bile hala aynı...



Mozaikler çok güzel ama öyle anlamsız bi sergileme ve ortam var ki müze denen dört duvarın içinde...

Yetmedi haliylen, öyle amaçsızca yürürken Topkapı Sarayı'nın kapısında bulduk kendimizi...

Her zamankinden sakindi cumartesi sabah 11'de,


Kapıdan girer girmez Karakol restoranın önünde sarayın sultanı bütün asaletiyle muhatap olmadı bizimle...



Sırayla dolaşmaya başlayalım sarayın avlusunda...

Önce alışveriş :-))

En büyük müze mağazası sanırım Topkapı Sarayı girişindeki...


Mağazanın çini koleksiyonuyla uyumum tamamen hoş bir tesadüften ibaret :-))


Defalarca gezdiğim için çok ilginç gelmeyen Topkapı Sarayı'nda bu sefer hiç görmediğimiz ne olabilir, nerelere baksak derken, normalde kapalı olan girişte soldan aşağı inen rampanın sonundaki alanda Kore sergisine çevirdik rotayı.





Görmedik gitmedik neresi var Topkapı Sarayı'nda derken MüzeKart'ın geçmediği Harem Dairesi'ne karar verdik. Girişte de yazıyor -Harem Dairesi'nin kapasite sınırı olduğu için MüzeKart geçmiyor" diye.

Kişi başı 15 TL verip giriyorsunuz meşhuuur Altın Yol'a

Muhteşem Yüzyıl'ı sürekli takip eden biri olmadığım için uyduruyo da olabilirim ama dizide altın yolun padişahın odasına giden şanslı hatunların durumunu yüceltmek için kullanıldığına izlenimine kapılmıştım. Oysa padişah o yoldan geçerken -bayramlarda falan- harem halkına altın saçmasından dolayıymış.

Harem'in detayları sonraki yazımda...



Salı, Temmuz 09, 2013

İstanbul'da Gidilecek En Güzel Yeşillik

Atatürk Arboretumu'nu ilk ziyaretimin üzerinden yaklaşık 2-3 ay geçti...

Kıştan bahara geçen yeni yeni çiçeklenen ağaçları görmüştük o zaman

Bu sefer gölde açan nilüferler, kuruyan dalları saran yapraklar bi başka güzeldi...



İki farklı tarihte çektiğim fotoğraflar...


Bu sefer çektiğim fotoğraflar...






İftar Zamanı

Eskiden iftar mekanları arayıp tarayıp bulmak, bulduklarımı yazmak emek isteyen bir çalışmaydı...

Ama artık üye olduğunuz olmadığımız  bir sürü indirim sitesinden; manzaralı ve indirimli iftar kuponları düşüyor posta kutularımıza...

O zaman hangisini seçmeli???

Tarihi yarımada ve manzaralı mekanlar elbette ki ilk tercihim olacak


http://www.matbahrestaurant.com/ramazan_menusu.htm (75 TL)

** http://eniyirestaurantlar.com/iftar_menusu_fiyatlari.html

** http://www.pudra.com/iftar_mekanları

http://www.padisahrestaurant.com/ramazan.html (40-50 TL)

http://www.cafeduparc.net/ (39 TL)

http://maverarestaurant.net/ (55 TL)

http://www.pierrelotitepesi.com/ (45-50-65 TL)

Sultanahmet'teki Hurrem Sultan'in Hamami'nin restoraninda 40-60 tl arasi iftar


Perşembe, Haziran 27, 2013

O'Henry & MakinaKafa



Dinlerken dikkatimi toplayıp kalamıyorum konuşanda, çoğu kez yarım yamalak dinliyorum...

Konuşma uzadıkça da (yarım saat di’il 3 dk. Sonra) kopup gidiyorum. O an ki durumumu düşünmeye ne düşündüğümü düşünmeye başlıyorum.

Yani işitsel değilim birilerini dinlemek yerine verin okuyim...

Ve fazla bireyselim, her şeyi tek başına yapmayı marifet  sanıyorum. Her ne kadar tersine inansam  da, insanlara yardım etmeyi sevsem de...

Ama yardım almayı bilmek, işbirliği yapmak yardım etmekten daha zormuş

Yardım kabul etmenin bir erdem olduğunu yeni yeni farkediyorum. Kimseye ihtiyaç duymadan ayakları üzerinde durabilmek ayrı bir şey, kendi bildiğini okuyup her şeyi tek başına yapmak işine başkasını karıştırmamak ayrı bir şey...

Ellerin üşüdüğünde yanındakine elini uzatıp seni ısıtmasını istemek yerine kollarını kavuşturup kendi bedeninin sıcaklığıyla kendini ısıtmaya  çalışmak işte bu kahrolası yeterim ben bananın  yan etkisi, olası romantik anların katili..

Çoğu kez karşımdakinin yerine sorulara cevap verip planları yapıyorum, yolu tutup gidiyorum. O aksini söylese bile beyin kurguladığı  gibi yaşıyor. Sanki tüm kararı ona bırakmış gibi kendine kurban rolünü seçerek...


Eskiden radyo tiyatrosu vardı, arkası yarın dinlenirdi

Geçenlerde Okan Bayülgen’in kitap okumalarını dinleyebildiğiniz www.makinakafa.com’u öğrendim

O’Henry’nin hikayesini dinledim bu sabah

Ama dinlemek için okumaktan daha çok çaba sarfederken buldum kendimi

Ses ister istemez kulaktan içeri giriyor  ama anlama merkezinin kapısı kapalı, ses kapıya çarpıp dönüyor

İşte o kapıyı açık tutmak için çabalıyor insan o 40 dakika boyunca

Sıkıcı değil aksine çok keyifli bir hikayeydi

Diğer kitapları da dinlemek lazım, dinlemeyi yeniden keşfetmek lazım