Levent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Levent etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Nisan 28, 2015

Kayıp Zamanlarda Yakaladıklarım

Akşam  üzeri instagramda paylaştığım fotoğrafın devamı...


elimizdeki bu oyuncak, bi yandan hayati yakalatirken bize bi yandan da kacirtiyor ciddi ciddi... mesela bu guzel erguvan agaci 


levent'te her aksam servisimin yol almaya basladigi ilk bi kac metre otemdeymis, ama ben tum gun bakamadigim #insta larima bakmaya basladigim icin o sirada gormuyomusum onu ama bugun n'olduysa "bana seslenmis olabilir " bi anda kafami kaldirdim ve goz goze geldik 


soz verdim kendime yol boyunca etrafi seyredicem diye 👍 Allahim neler kaciriyomusum ben 😱😱 Levent'in sokaklarindaki her bahar yaptigim geziler, sen ki kalk git japon bahcelerine... cok kizdim kendime 



Levent'te Şakayıklı sokağın başında karşılıklı açan erguvan ve mor salkımlar inanılmaz bir manzara yaratıyor. Dahası bir erguvana sarılarak yükselmiş mor salkımlar, yarın öğlen gidip görmek için inanılmaz bir istek yarattı içimde.

Biraz daha ilerde Venge'nin sokağında bir binaya yaslanıp salkımlarını göstere göstere büyüyen bir başka mor salkım :)))

O da ne Movenpick otelin karşısında Ziraat'in yanından anayola bağlanırken Ziraat'in hemen arkasında yükselen bina...

Hep üzerinde reklam brandalarının olduğu...

Aman Allah'ım o da ne???

Levent'in bu bölgesindeki evlerin dış cephesini süsleyen o güzel mozaiklerden biri yıllardır o çirkin brandaların arkasında saklanıyormuş :(((

Tem'e çıktığımızdaysa gökyüzü ve bulutlar şekilden şekile girerek eşlik etti bana...


Yol kenarındaki laleler, şu güneşi gördüğünde pembe pembe açan yerden yayıla yayıla giden çiçekler taşların üstünden taşarak yola akmaya çalışır gibiler...

Acaba bir gün aniden hızla büyüyüp tüm yolu kaplarlar mı ki? 

Kaplasa ne güzel olurdu :)))

Bütün bu güzelliklere rağmen, insanoğlunun pisliği ve düşüncesizliği çarpıyor yüzüme...

Otoban kenarında piknik yaptıkları yetmiyormuş gibi çöpleri her yerde, pet şişeler, poşetler...

Korkunç :(((

Ama her şeye rağmen baharın güzelliği metro hattını çevreleyen teller üzerinde açan -yine mor salkımlar ;)- unutturuyor çirkinlikleri


Dipnot: Bu kadar anlattığımı bu kadar az fotoğrafla sunmak bana yakışmasa da; servis şoförümüzün -önceki hayatında minibüsçü olduğunu tahmin ediyorum- di'il fotoğraf çekmek bi gün kafayı ön koltuğa vurmazsam iyidir :))

Salı, Nisan 10, 2012

Orda Ne Vardı?

Kanyon'un tam karşısında Gültepe sapağının sağ kolunda demir perdelerle çevrilmiş boş bir arazi var. Merkez Bankası'nın diye bir şey duymuştum hakkında, benim fantezimse oranın ağaçlarla donatılıp yemyeşil çimenlerinde plaza insanlarının özellikle sıcak yaz günlerinde huzur bulacağı bir vaha olmasıydı.

Nerden nasıl ulaştım birazdan okuycaklarınıza göreceklerinize diye sorarsanız, bir kaç gün içinde daha açıklayıcı bir yazı planlıyorum.

Ama şimdilik dayanamadığım için hemen ama hemen görün istedim.

1954'te R. Squibb and Sons firmasının Türkiye'deki ilaç fabrikası olarak bu araziye kurulan fabrika 80'lerde yıkılmış.



iBB şehir haritasından 1966 ve bugünkü haritaları

Ve asıl buranın sırrına mazhar olduğum yer  http://www.hayal-et.org/i.php/site/building/squibb_binas

Binanın hayattaykenki görüntüleri


 Ve olsaydı bugüne kalsaydı, nasıl olurdu.


Gerçi 11 yıldır bölgedeki ilaç fabrikalarının yıkılıp bir bir AVM'ye dönüştüğünün canlı şahidi olarak böyle olmayacağına eminim.

Cuma, Ekim 01, 2010

Tike'yi Şikayetimdir

Bardağın boş tarafına bakmayı pek sevmem. Hep olumlu güzel şeyler görmeye çalışırım etrafımda. Bunca yıldır yazdıklarımda da çok az kişi ve mekanı eleştirmişimdir. Şirinlik olsun diye değil, dedim ya hep iyi şeyleri büyüteçimin altına koymayı sevdiğim için.

Bu satırlarda da Why Be'yi övmüşlüğüm vardır çokça. Hem işime yakın, hem yemekleri güzel, servisteki arkadaşlarla artık ahbap olduk her gün gide gele, bahçesi de var...

Ne yazık ki son zamanlarda nazar değdi bu iyilik halimize...

Aslında Tike Club oldu olalı var bi uğursuzluk üzerimizde...

Hep beraber gittiğimiz arkadaşlar birer ikişer "yok orası olursa ben gelmem" serzenişleriyle bir iki gelmeseler de üçüncüde kırmayıp bizi "hadi bi daha deneyelim"e razı oluyorlardı.

Ama en son Çarşamba günü yaşadığımız zincirleme tatsız olaylar Tike'yle aramızdaki iyi niyeti -artık bu iyi niyetin sadece bizim bakışımız olduğunu üzülerek kabul ediyorum- tamamen sona erdirdi.

Neydi bizi bu hale getiren?

Olanlar ilk defa bugün oldu sanmayın, pek çok defalar aynı şeyleri yaşadık. Ama o gün final bölümü olsa gerek ne varsa hepsi birden döküldü önümüze.

İşte hikayemiz;

Hamdiye son zamanlar sıkça yaşadığımız memnuniyetsizliklerden ve şef garson olduğunu düşündüğümüz Şahin beyin kaba tavırları nedeniyle şikayet yazmıştı Tike'nin sitesine. Yuvarlak cevaplarla arkadaşımızın da özel problemleri nedeniyle  gergin bi durum yaşanmış, 8 yıllık iyi bi çalışanımızdır falan demişlerdi.

O gün yalvar yakar oldum Hamdiye'ye "söz dedim ben seni muhatab etmiycem Şahin'le, ben ilgilenicem senle" geldi Tike'ye.

Ve film başladı.

Aynı anda söylenen 3 porsiyon lahmacundan 2'si gelirken üçüncüsü için arkadaşlar atmayı unutmuş şimdi attırdım. 5 dakkaya çıkar cevabı 13:20'de verilir mi? Üstelik defalarca "hani hani diğer arkadaşın lahmacunu?" diye defalarca sormamıza rağmen.

Bu hikayenin benzerini başka bir zaman istediğimiz sandviç için malzeme kalmadığını yine "nerde sandviçimiz nerde?" diye diye yine kalkmamıza yakın "yokmuş elimizde arkadaşlar da bana şimdi söyledi" cevabı nasıl sizce?

Biz bu tantanayı yaşarken hemen arkamızdaki masa da, "siz de mi şikayetçisiniz biz de biz de, nereye şikayet etmeliyiz?" diye dert yanmaya başladı.

Hesabı istedik, zaten olaysız hesap anımız yok :))

Daha bizim hesap gelmeden yandaki masa hesap ve bozuk para krizi yaşamaya başladı. Sorarım size bozuk para bulmak para üstü vermek esnafın sorumluluğu mudur, müşterinin mi?

Gelelim bizim hesaba Setcard kullanıyoruz biz. Ama ne hikmetse Tike'nin ki hep bozuk. Ne zaman ödeme için kartları versek "setcard arızalı"

yok başka kart yanımızda paramızda yok n'olcak şimdi, sürekli geliyoruz o zaman bi dahakine alın teklifimize

beni ilgilendirmez sizin sorununuz havasında Şahin beyin bir kafa işareti var ve cümlemizin sonunu bile dinlemeden arkasını dönüp gitmesi var ki, zaten Hande'nin "SON" dediği an o'dur.

Ne hikmetse Hande'yle ben ödemelerimizi kredi kartıyla yaptıktan sonra arkadan biri setcard makinesiyle gelip kalan iki kişinin ödemesini aldı. Birden setcard makinesinin iyileşeceği tuttu herhalde.

Neyse bu geçen sefer ki ve önceki dönemlerde yaşadığımız bir olaydı. Bu seferkinde hesap geldi aynı tantana "setcard arızalı" tek telefon hattımız var da gün sonu yapmıyo da bizden kaynaklı di'il de, bıdı bıdı... -peki bunlar benim sorunum mu?-

Ben kredi kartı verdim kızlar da 20'şer lira. Herkesten 13-15 tl bi şey alınması lazım. Para ve kartlar içinde hesap geri geldi. Şahin bey buyuruyorlar "bozuk yok", ben de olay uzamasın diye "hepsini benim karttan çekin" dedim. Şahin demez mi "en iyisini yaparsınız"

Yok artık,

Bu nasıl bir işletmeciliktir nasıl bir müşteri ağırlamaktır. Anlayan varsa bana da anlatsın.

Bi garson arkadaş var Nihat, burda bahsetmeden geçemiycem bütün bu fırtınalarda hep alttan alıp bizim gönlümüzü hoş tutmaya çalışıyor, ya yemeğin sonunda tatlı ikram eder bi jest yapar, sonra verirsiniz der.

Ama artık onun iyi niyeti bile Tike'yle bi daha buluşturamaz bizi.

Uzun lafın kısası ya Tike öğlen gelen müşterisini takmıyo nasıl olsa alkol yok bi şey yok ne olur bunların bıraktığı hesaptan ya da yeni bir hizmet modeli deniyolar müşteri sabrı nereye kadar zorlanır.

Eee yok mu Tike'den eski adıyla Why Be'den bizden başka şikayetçi???