Cuma, Mayıs 01, 2009

Günlerden cuma; üstelik tatil.

Her iş günü öğle saatlerinde hadi yeter artık bu kadar çalıştığımız deyip hayali kaçma planları yapardık. Bugün de tatil olmasına rağmen sabahtan işe gittim, öğleye kadar çalıştık Oya'yla.

Ama içimde bir firar planı; hayalleri gerçeğe dönüştürme isteği...

Güneş pek kendini göstermese de Tema Parkı beni çağırıyordu...

Plaza'ların önündeki duraktan geçen tüm otobüsler 2. köprüden geçiyor ve Kavacık'ta duruyor. Tam 5 dakika sürdü otobüs yolculuğum. Kısacası indi bindi Plaza-Tema Parkı arası rahat rahat 20 dakika. Artık her fırsatta kaçarım ben.


O ağacın altı var bizim için orda, dayadım sırtımı "o ağaca", karşımda Rumeli Hisarı; yanımda FSM Köprüsü arada bülbül sesleri, boğazın hafif esintisi, değdiği yeri ısıtan güneş, çıplak ayaklarımın altındaki çimenler.


Ara ara gözlerim kapanıyor; açarken "rüyada mıyım acaba?" diyorum.

Hayır di'il :)

En son gördüklerim hala karşımda.

Bi gün denemeyi düşünüyorum kaç saat orada kıpırdamadan oturabilirim diye?

Bana hediyeydi bugünkü güneş; mavi tuvaldeki beyaz fırça darbeleri...


Blogumdaki başlık resmini tekrar çekmek istedim çünkü onda hisar net görünmüyordu. Ama aynı açıyı aynı ağacı bulamadım. Çünkü bu sene erguvanlar küsmüş biraz, kimisi soğuktan yanmış, kimisi çiçek açmadan yaprağa dönmüş.


Bu bahar erguvan hayallerim hayal olarak kaldı ne yazık ki :(

Bu kaçamakta bir suç ortağım iki de yaramazı vardı.

Dayakta yemekte kısmetsiz yenmez derler ya; aynen öyle oldu. Aynur ablamın geçenlerde bir arkadaşında yediği cheesecake'in peşinden Çavuşbaşı'na gittik.

Maria's Cheesecakes

Çavuşbaşı merkezinde Beko bayinin karşısında; bir kaç masası var. Oldukça şık ve zevkli döşenmiş. Cheesecake'i nasıl derseniz gitmeye değer. Limon ve frambuazı denedim muhteşemdi.

Dilek'cim özellikle bu önerim sana, sen kaçırmazsın bu izi :)

Dükkan birleşmiş milletler gibiydi. Bize mi denk geldi bilmiyorum ama belli ki hayranı çok.

Ve günün sonu...

İstanbul'u bir uçtan bir uca gezdim eve girdikten 10 dakika sonra gök gürültüsü ve sağnak yağış.

Açtım camı başımı uzattım; sesi, kokusu...

Yaşıyorum demektir.

Teşekkürler Allah'ım bu güzel gün için, yaşadıklarıma şükredebildiğim için...

2 yorum:

Asortik Krep dedi ki...

Süper' di :)

YONCA dedi ki...

senin imkanlarınla kıyaslanmaz ama İstanbul'da bunlarla idare ediyoruz.