Topkapı Sarayı Harem Dairesi'ne bu ilk ziyaretim...
Kötü haber Harem'de 3G çekmiyor sadece geniş açıklığa sahip avlularda, bugün olsa cariyeler çok sıkılırdı
Lüks bir hapishaneden farkı olmayan, aylar yıllarını orda geçiren insanın ruh sağlığından endişe edilecek bir yer aslında
Şimdilerde gezip görmek için gayet eğlenceli
Tabi bir de gördüğümüz Harem'in tamamı değil hamam kısmına ait hiç bi şey göremiyorsunuz hala restorasyondaymış, bitiş tarihi 2011 olan...
Gözdeler/Mabeyin Taşlığı'nda ben :-))
Pazartesi, Temmuz 15, 2013
Turist
Hakkımda yapılan çok doğru bir yorumla başlamak istiyorum yazıma :-)))
Bu sıcakta oruçlu oruçlu müze gezmenin sevabı var mıdır, ruhu mu beslediği için oruç bozar mı bilmem ama pek akıl karı olmadığını başından söyliyim...
Önce Büyük Saray Mozaikleri...
Tadilat nedeniyle kapalıydı bir süredir ama ne tadil edilmiş diye sorarsanız, ben hiç bi'şi görmedim. Cumhuriyetin ilk yıllarından kalma gıcırdayan çıkış turnikesi bile hala aynı...
Mozaikler çok güzel ama öyle anlamsız bi sergileme ve ortam var ki müze denen dört duvarın içinde...
Yetmedi haliylen, öyle amaçsızca yürürken Topkapı Sarayı'nın kapısında bulduk kendimizi...
Her zamankinden sakindi cumartesi sabah 11'de,
Kapıdan girer girmez Karakol restoranın önünde sarayın sultanı bütün asaletiyle muhatap olmadı bizimle...
Sırayla dolaşmaya başlayalım sarayın avlusunda...
Önce alışveriş :-))
En büyük müze mağazası sanırım Topkapı Sarayı girişindeki...
Mağazanın çini koleksiyonuyla uyumum tamamen hoş bir tesadüften ibaret :-))
Defalarca gezdiğim için çok ilginç gelmeyen Topkapı Sarayı'nda bu sefer hiç görmediğimiz ne olabilir, nerelere baksak derken, normalde kapalı olan girişte soldan aşağı inen rampanın sonundaki alanda Kore sergisine çevirdik rotayı.
Görmedik gitmedik neresi var Topkapı Sarayı'nda derken MüzeKart'ın geçmediği Harem Dairesi'ne karar verdik. Girişte de yazıyor -Harem Dairesi'nin kapasite sınırı olduğu için MüzeKart geçmiyor" diye.
Kişi başı 15 TL verip giriyorsunuz meşhuuur Altın Yol'a
Muhteşem Yüzyıl'ı sürekli takip eden biri olmadığım için uyduruyo da olabilirim ama dizide altın yolun padişahın odasına giden şanslı hatunların durumunu yüceltmek için kullanıldığına izlenimine kapılmıştım. Oysa padişah o yoldan geçerken -bayramlarda falan- harem halkına altın saçmasından dolayıymış.
Harem'in detayları sonraki yazımda...
Bu sıcakta oruçlu oruçlu müze gezmenin sevabı var mıdır, ruhu mu beslediği için oruç bozar mı bilmem ama pek akıl karı olmadığını başından söyliyim...
Önce Büyük Saray Mozaikleri...
Tadilat nedeniyle kapalıydı bir süredir ama ne tadil edilmiş diye sorarsanız, ben hiç bi'şi görmedim. Cumhuriyetin ilk yıllarından kalma gıcırdayan çıkış turnikesi bile hala aynı...
Mozaikler çok güzel ama öyle anlamsız bi sergileme ve ortam var ki müze denen dört duvarın içinde...
Yetmedi haliylen, öyle amaçsızca yürürken Topkapı Sarayı'nın kapısında bulduk kendimizi...
Her zamankinden sakindi cumartesi sabah 11'de,
Kapıdan girer girmez Karakol restoranın önünde sarayın sultanı bütün asaletiyle muhatap olmadı bizimle...
Sırayla dolaşmaya başlayalım sarayın avlusunda...
Önce alışveriş :-))
En büyük müze mağazası sanırım Topkapı Sarayı girişindeki...
Mağazanın çini koleksiyonuyla uyumum tamamen hoş bir tesadüften ibaret :-))
Defalarca gezdiğim için çok ilginç gelmeyen Topkapı Sarayı'nda bu sefer hiç görmediğimiz ne olabilir, nerelere baksak derken, normalde kapalı olan girişte soldan aşağı inen rampanın sonundaki alanda Kore sergisine çevirdik rotayı.
Görmedik gitmedik neresi var Topkapı Sarayı'nda derken MüzeKart'ın geçmediği Harem Dairesi'ne karar verdik. Girişte de yazıyor -Harem Dairesi'nin kapasite sınırı olduğu için MüzeKart geçmiyor" diye.
Kişi başı 15 TL verip giriyorsunuz meşhuuur Altın Yol'a
Muhteşem Yüzyıl'ı sürekli takip eden biri olmadığım için uyduruyo da olabilirim ama dizide altın yolun padişahın odasına giden şanslı hatunların durumunu yüceltmek için kullanıldığına izlenimine kapılmıştım. Oysa padişah o yoldan geçerken -bayramlarda falan- harem halkına altın saçmasından dolayıymış.
Harem'in detayları sonraki yazımda...
Salı, Temmuz 09, 2013
İstanbul'da Gidilecek En Güzel Yeşillik
Atatürk Arboretumu'nu ilk ziyaretimin üzerinden yaklaşık 2-3 ay geçti...
Kıştan bahara geçen yeni yeni çiçeklenen ağaçları görmüştük o zaman
Bu sefer gölde açan nilüferler, kuruyan dalları saran yapraklar bi başka güzeldi...
İki farklı tarihte çektiğim fotoğraflar...
Bu sefer çektiğim fotoğraflar...
Kıştan bahara geçen yeni yeni çiçeklenen ağaçları görmüştük o zaman
Bu sefer gölde açan nilüferler, kuruyan dalları saran yapraklar bi başka güzeldi...
İki farklı tarihte çektiğim fotoğraflar...
Bu sefer çektiğim fotoğraflar...
İftar Zamanı
Eskiden iftar mekanları arayıp tarayıp bulmak, bulduklarımı yazmak emek isteyen bir çalışmaydı...
Ama artık üye olduğunuz olmadığımız bir sürü indirim sitesinden; manzaralı ve indirimli iftar kuponları düşüyor posta kutularımıza...
O zaman hangisini seçmeli???
Tarihi yarımada ve manzaralı mekanlar elbette ki ilk tercihim olacak
http://www.matbahrestaurant.com/ramazan_menusu.htm (75 TL)
** http://eniyirestaurantlar.com/iftar_menusu_fiyatlari.html
** http://www.pudra.com/iftar_mekanları
http://www.padisahrestaurant.com/ramazan.html (40-50 TL)
http://www.cafeduparc.net/ (39 TL)
http://maverarestaurant.net/ (55 TL)
http://www.pierrelotitepesi.com/ (45-50-65 TL)
Ama artık üye olduğunuz olmadığımız bir sürü indirim sitesinden; manzaralı ve indirimli iftar kuponları düşüyor posta kutularımıza...
O zaman hangisini seçmeli???
Tarihi yarımada ve manzaralı mekanlar elbette ki ilk tercihim olacak
http://www.matbahrestaurant.com/ramazan_menusu.htm (75 TL)
** http://eniyirestaurantlar.com/iftar_menusu_fiyatlari.html
** http://www.pudra.com/iftar_mekanları
http://www.padisahrestaurant.com/ramazan.html (40-50 TL)
http://www.cafeduparc.net/ (39 TL)
http://maverarestaurant.net/ (55 TL)
http://www.pierrelotitepesi.com/ (45-50-65 TL)
Sultanahmet'teki Hurrem Sultan'in Hamami'nin restoraninda 40-60 tl arasi iftar
Perşembe, Haziran 27, 2013
O'Henry & MakinaKafa
Dinlerken dikkatimi toplayıp kalamıyorum konuşanda, çoğu kez
yarım yamalak dinliyorum...
Konuşma uzadıkça da (yarım saat di’il 3 dk. Sonra) kopup
gidiyorum. O an ki durumumu düşünmeye ne düşündüğümü düşünmeye başlıyorum.
Yani işitsel değilim birilerini dinlemek yerine verin
okuyim...
Ve fazla bireyselim, her şeyi tek başına yapmayı marifet sanıyorum. Her ne kadar tersine inansam da, insanlara yardım etmeyi sevsem de...
Ama yardım almayı bilmek, işbirliği yapmak yardım etmekten
daha zormuş
Yardım kabul etmenin bir erdem olduğunu yeni yeni
farkediyorum. Kimseye ihtiyaç duymadan ayakları üzerinde durabilmek ayrı bir
şey, kendi bildiğini okuyup her şeyi tek başına yapmak işine başkasını
karıştırmamak ayrı bir şey...
Ellerin üşüdüğünde yanındakine elini uzatıp seni ısıtmasını
istemek yerine kollarını kavuşturup kendi bedeninin sıcaklığıyla kendini
ısıtmaya çalışmak işte bu kahrolası yeterim
ben bananın yan etkisi, olası romantik
anların katili..
Çoğu kez karşımdakinin yerine sorulara cevap verip planları
yapıyorum, yolu tutup gidiyorum. O aksini söylese bile beyin kurguladığı gibi yaşıyor. Sanki tüm kararı ona bırakmış
gibi kendine kurban rolünü seçerek...
Eskiden radyo tiyatrosu vardı, arkası yarın dinlenirdi
O’Henry’nin hikayesini dinledim bu sabah
Ama dinlemek için okumaktan daha çok çaba sarfederken buldum
kendimi
Ses ister istemez kulaktan içeri giriyor ama anlama merkezinin kapısı kapalı, ses
kapıya çarpıp dönüyor
İşte o kapıyı açık tutmak için çabalıyor insan o 40 dakika
boyunca
Sıkıcı değil aksine çok keyifli bir hikayeydi
Diğer kitapları da dinlemek lazım, dinlemeyi yeniden
keşfetmek lazım
Pazar, Haziran 23, 2013
Annemin Yeni Marifetleri
2013 yılında annemin yaptığı el emeği göz nuru marifetlerini görmek isterseniz...
http://anneminmarifetleri.blogspot.com/2013/06/sosyete-tespih-ve-kutu.html
http://anneminmarifetleri.blogspot.com/2013/06/naturel-nakis.html
http://anneminmarifetleri.blogspot.com/2013/06/kurdele-nakisi-seccade.html
http://anneminmarifetleri.blogspot.com/2013/06/sosyete-tespih-ve-kutu.html
http://anneminmarifetleri.blogspot.com/2013/06/naturel-nakis.html
http://anneminmarifetleri.blogspot.com/2013/06/kurdele-nakisi-seccade.html
Cuma, Haziran 21, 2013
Üşeniyorum
Bildiğin üşeniyorum...
Vaktim var ama bi işe başlayıp bitirecek sabrım yok
Sabır dediysem yarım saat kırk beş dakka en fazla
Annemin son dönemdeki marifetlerini fotoğrafladım, hayranları bekliyor -hatta annem de- görmek için
Ama ben tembellik ediyorum
Fotoğrafları bilgisayara aktar, iphonela çektiklerim kafalarına göre yan yattıysa onları çevirmekle uğraş falan derken koycağım alt tarafı 3-5 resim bi saati bulcak.
Aslında kendi kendime yazmamın neden, kendime manevi baskı uygulamak :))
En iyisi fotoları iphonedan post ediyim sonra olmadı düzeltirim
Tamam bana müsade, yazmakta ki amacıma ulaştım
Belki onu hallettikten sonra döner biraz daha yazarım ;))
22:37
Bildiğin sabote edildim :)))
Resimleri yayınlamak için telefonu elime aldığımda 20 dakka önce yazılmış whatsp mesajlarını görünce kayıtsız kalamazdım...
Heyecanlı bir muhabbete dalınca da, resimler için planladığım zaman biiiitti gitti
Sabote etti beni ;)))
Vaktim var ama bi işe başlayıp bitirecek sabrım yok
Sabır dediysem yarım saat kırk beş dakka en fazla
Annemin son dönemdeki marifetlerini fotoğrafladım, hayranları bekliyor -hatta annem de- görmek için
Ama ben tembellik ediyorum
Fotoğrafları bilgisayara aktar, iphonela çektiklerim kafalarına göre yan yattıysa onları çevirmekle uğraş falan derken koycağım alt tarafı 3-5 resim bi saati bulcak.
Aslında kendi kendime yazmamın neden, kendime manevi baskı uygulamak :))
En iyisi fotoları iphonedan post ediyim sonra olmadı düzeltirim
Tamam bana müsade, yazmakta ki amacıma ulaştım
Belki onu hallettikten sonra döner biraz daha yazarım ;))
22:37
Bildiğin sabote edildim :)))
Resimleri yayınlamak için telefonu elime aldığımda 20 dakka önce yazılmış whatsp mesajlarını görünce kayıtsız kalamazdım...
Heyecanlı bir muhabbete dalınca da, resimler için planladığım zaman biiiitti gitti
Sabote etti beni ;)))
Salı, Haziran 18, 2013
Kibris Cicekleri
Salı, Haziran 11, 2013
NG
Yazarımızın tatil performansının daha iyi olabileceği tahminimize hızlı bir yanıt geldi...
Şezlonguna oturmuş, güneşin yaktığı ama hafif bir esintiyle bunalmadan, kulağında müzik ama dalgaların da sesini işitecek düzeyde elinde kalem kağıt yazarken görüldü Kıbrıs Alsancak sahilinde...
Ama ne yazıyor bilemiyoruz...
Özlediğine ait bir kaç satır olabilir...
Sonra sabahtan beri okuduğu National Geographic'deki makalelere kaptırıp kendini
Okyanusun en derinine inen James Cameron'un -kendisi 8 dakika mr'a girince panik atak olup çıktığından- 11 bin metre derinliğe 1,5 m'lik bir kapsül içindeyken nasıl saatler geçirdiğini anlamaya çalışıyor olabilir...
Ya da Everest'e çıkmanın yayla turizmine indirgenip120 bin doları bastıranı çıkarttıkları bir organizasyona dönüşmesi karşısında çöplüğe dönen Everest'e vahlanıyor olabilir...
"Buzullardan çöpler sızıyor, yukarı kamplar yığınlar oluşturan insan dışkısıyla pislik içinde" sözlerini düşünüyor.
İnsanoğlu değdiği yeri kirletiyor, yok ediyor...
Yani çevre kirliliği ve trafik Everest'i de ele geçirmiş :((
234 kişinin 19 Mayıs 2012'de zirve yapması...
Zirve sonuçta top sahası değil ya herkes sırasını bekleyip bi zirve fotosu çekip inecek ama 234 kişi...
Saatlerce beklenen zirve kuyruğu
Ve bütün bu tükenmişliğe inat, doğal yaşam sürdürmeye çalışan, imece ve takasla köy yaşantısına -gerçek köy- ömrünü adayan insanların öyküleri...
Bulunduğum ortam itibariyle tüketimin göbeğinde yiyip, içip yatarken, oturduğun yerden okumak sonra da üzerine düşünmek ne kadar gerçekçi bilmiyorum ama...
En azından okuyorum ve düşünüyorum
En azından hala umut var bende
Şezlonguna oturmuş, güneşin yaktığı ama hafif bir esintiyle bunalmadan, kulağında müzik ama dalgaların da sesini işitecek düzeyde elinde kalem kağıt yazarken görüldü Kıbrıs Alsancak sahilinde...
Ama ne yazıyor bilemiyoruz...
Özlediğine ait bir kaç satır olabilir...
Sonra sabahtan beri okuduğu National Geographic'deki makalelere kaptırıp kendini
Okyanusun en derinine inen James Cameron'un -kendisi 8 dakika mr'a girince panik atak olup çıktığından- 11 bin metre derinliğe 1,5 m'lik bir kapsül içindeyken nasıl saatler geçirdiğini anlamaya çalışıyor olabilir...
Ya da Everest'e çıkmanın yayla turizmine indirgenip120 bin doları bastıranı çıkarttıkları bir organizasyona dönüşmesi karşısında çöplüğe dönen Everest'e vahlanıyor olabilir...
"Buzullardan çöpler sızıyor, yukarı kamplar yığınlar oluşturan insan dışkısıyla pislik içinde" sözlerini düşünüyor.
İnsanoğlu değdiği yeri kirletiyor, yok ediyor...
Yani çevre kirliliği ve trafik Everest'i de ele geçirmiş :((
234 kişinin 19 Mayıs 2012'de zirve yapması...
Zirve sonuçta top sahası değil ya herkes sırasını bekleyip bi zirve fotosu çekip inecek ama 234 kişi...
Saatlerce beklenen zirve kuyruğu
Ve bütün bu tükenmişliğe inat, doğal yaşam sürdürmeye çalışan, imece ve takasla köy yaşantısına -gerçek köy- ömrünü adayan insanların öyküleri...
Bulunduğum ortam itibariyle tüketimin göbeğinde yiyip, içip yatarken, oturduğun yerden okumak sonra da üzerine düşünmek ne kadar gerçekçi bilmiyorum ama...
En azından okuyorum ve düşünüyorum
En azından hala umut var bende
Pazartesi, Haziran 10, 2013
Yillik izin
Yazariniz yillik izninin bir bolumunu kullandigi icin yazilarina ara verdi diycem...
Pek inandirici olmiycak...
Yazarinizin performansindan kendisi dahil kimse memnun di'il
Ama bir ihtimal yillik izinde ve tatilde oldugu icin yazma performansinda artis bekleyebiliriz
Hadi insallah ;)))
An itibariyle sicak yaz aksamlarinin vazgecilmezi acik sacik kiyafetlerden vucudun acikta kalan yerlerine sivrisinek saldirilariyla mucadele ediyor....
Sivrisinekler pek bir sever tadini bi ordu insanin icinde gelip onun kanini emerler...
Bana musade sogan bulmaya gidiyorum, sivrisinek isiriklari ve kasintisiyla en etkili mucadele yontemidir, bu da gunun tuyosu olsun :)))
Perşembe, Mayıs 30, 2013
Hizli Okuma
Bilgisayar basina oturup yazmak mi, oturup kitap okumak mi ikilemindeyim,
Onun icin bilgisayari acmadan mobil postu tercih ediyorum
Otursam ne okuycam...
Bir suredir okuyorum aslinda ilginc ve faydali bi kitap...
Universite master doneminde okuma hizimiz maksimum duzeye ulasiyor, ancak egitim hayati bitip is hayatina baglaninca ilkokul seviyesine dusuyormus, oyle diyor kitap...
Ve ilk deneme testiyle siz de gerceginizle yuzlesiyorsunuz...
Simdiye kadar okudugum bolumde okuma ortaminin isigi, ergonomisi, durusunuz hizi etkileyen faktorler. Yani ortam sart. O kadar ortam yaptikran sonra herkes okur.
Halbuki ben, yamularaktan, los isikta, uyku uyaniklik arasinda bazen arabada giderken her sart ve ortamda hizli okumak ve anlamak istiyorum.
Var mi bunun bi yolu????
Postumuzu post ettigime gore, hem tv'ye bakip hem de hizli okuma kitabini okuyabilirim artik :)))
Şuursuz
Kim???
Ve duruma bilimsel yaklaşım...
Tabi ki ben, siz, hepimiz...
Neyse ki otomatik pilotumuz idare ediyor çoğu zaman bizi
Misal,
Telefonumu çantama koyduğumu hatırlamıyorum :o
Masada mı kaldı????
Kredi kartım bulamıyorum, eyvah en son nerde kullandım :o
Ya bugun günlerden neydi???
Eteğimi giydim mi evden çıkmadan :o
Tamam bu biraz abartı olabilir
Ama bi kaç kez, ne giydim ben evden çıkarken diye üstümü yokladığım zamanlar da yok değil...
Dedim ya iyi ki otomatik pilot var
Masada unuttuğumu sandığım telefonu çantama atmış, kredi kartımı kasiyerden alıp çantama koymuş, beni giydirip makyajımı yapıp yola koymuş...
Bütün bunlar olurken sevgili şuur nerelerde peki???
O hep daha sonra yapacaklarının derdinde
Sen orda kalmışsın, napıyosun bana ihtiyacın var mı????
Neeeeerdeeeee...
Gerçi tam bu satırları yazarken kendisi bizzatihi yanımda, başımda, şu anla meşgul
Biraz daha oyalanırsam sıkılıp gidecek kendine başka meşgaleler bulacak biliyorum
Fazla zorlamıyım şansımı...
Ve duruma bilimsel yaklaşım...
Salı, Mayıs 28, 2013
İtiraf
Özlüyorum kendimi, yazdıklarımı...
Megolamanlık di'il amacım
Ama eskisi gibi yazmıyorum ya,
Böyle bir şeyler ararken eski yazdıklarıma bakıyorum bazen
-İyi bir başvuru kaynağı oluyor çoğu zaman benim için-
Sonra bi iki tane daha açıp okuyorum
Ben mi yazmıştım bunu diyorum
Aaahhh aahh niye yazmıyorum ki eskisi gibi diye vahlanıyorum
Bugün bana eskileri karıştırtan
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2012/04/orda-ne-vard.html
ondan sonra da bunlara baktım
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2012/04/haftasonu-psikolojisi.html
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2012/04/nasl-olmus.html
Ve son not,
Depresife bağladın demeyin bana
Yazar milletinin gel-gitleri vardır, onlarla beslenir
Yükselenim balık duygularımı biraz sulu yaşarım
Kendi halime bırakın demiycem
Beni sevdiğinizi söyleyin, gösterin
Her insan gibi sevildiğimi bilmek iyi gelir bana da :)))
Megolamanlık di'il amacım
Ama eskisi gibi yazmıyorum ya,
Böyle bir şeyler ararken eski yazdıklarıma bakıyorum bazen
-İyi bir başvuru kaynağı oluyor çoğu zaman benim için-
Sonra bi iki tane daha açıp okuyorum
Ben mi yazmıştım bunu diyorum
Aaahhh aahh niye yazmıyorum ki eskisi gibi diye vahlanıyorum
Bugün bana eskileri karıştırtan
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2012/04/orda-ne-vard.html
ondan sonra da bunlara baktım
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2012/04/haftasonu-psikolojisi.html
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2012/04/nasl-olmus.html
Ve son not,
Depresife bağladın demeyin bana
Yazar milletinin gel-gitleri vardır, onlarla beslenir
Yükselenim balık duygularımı biraz sulu yaşarım
Kendi halime bırakın demiycem
Beni sevdiğinizi söyleyin, gösterin
Her insan gibi sevildiğimi bilmek iyi gelir bana da :)))
Cumartesi, Mayıs 25, 2013
Erguvan Partisi
Bir süredir kafamda blogumun tema resmi için bi fikir vardı...
Bu gece nihayet oturup yaptım ama tam değiştirecekken hali hazırdakine kıyamadım
Sevgili tasarımcım, kardeşim pek bi güzel yapmış ;))
Bari yaptığımı buraya koyuyim de, emeğim boşa gitmesin :))
Eee hadi bi de orjinallerini gösteriyim...
Aslında bunlar bir erguvan partisinden kareler...
Her sene erguvan zamanı İstanbul Boğazı'nda yapılır, tema rengi pembedir...
Bu gece nihayet oturup yaptım ama tam değiştirecekken hali hazırdakine kıyamadım
Sevgili tasarımcım, kardeşim pek bi güzel yapmış ;))
Bari yaptığımı buraya koyuyim de, emeğim boşa gitmesin :))
Eee hadi bi de orjinallerini gösteriyim...
Aslında bunlar bir erguvan partisinden kareler...
Her sene erguvan zamanı İstanbul Boğazı'nda yapılır, tema rengi pembedir...
Çarşamba, Mayıs 22, 2013
El Yazısı
Elle yazamıyorum artık, o çok sevdiğim kurşun kalemler dolma
kalemlerle sakin sakin güzel güzel yazamıyorum
İki kelime sakin ve okunabilir yazdıktan sonra engel
olamadığım bi dürtüyle hızlanıp, harfleri yutarak, çizgilerini eksik bırakarak
yada iki harfi birleştirip alfabeye yeni bir harf ekleyerek anlamsız bir şeyler yazıyorum.
Oysa yazmayı, kağıdın üzerinde ahenkle kayan kalemin
bıraktığı izleri, boş sayfanın anlamlı bir kağıda dönmesini ne çok severim
ben...
Scricks'in reklamındaki gibi yazmak bir eylem
Ve benim eylemlerim bi çırpıda, hakkını vermeden, derinleşmeden
Pazartesi, Mayıs 20, 2013
Pazartesi
Bir pazartesi gününü daha yaşayıp, Yalan Dünya izleyip gülerek Salı'ya bağlıyoruz...
Ne iyi ettiler de pazartesiye aldılar bu diziyi
Evde bi tv'de Karadayı, diğerinde Survivor, ben de bi başına Yalan Dünya
Reklam arasında biraz yazıyim dedim
Hakkımda şikayet var, iyice boşladım blogu yazmıyorum diye
Haksız da sayılmazlar...
Emir Orçun'la erik, karpuz muhabbetine girince aklıma geldi ayıkladığım çilekleri suda unuttum :))
Bugün günlerden zor bir pazartesiydi
Pazartesi olması zaten tek başına yeterli bir sebepken, bi de PMS olunca insan
Çekilmiyo, çekilmiyo
Bitmiyo, bitmiyo
Ne iyi ettiler de pazartesiye aldılar bu diziyi
Evde bi tv'de Karadayı, diğerinde Survivor, ben de bi başına Yalan Dünya
Reklam arasında biraz yazıyim dedim
Hakkımda şikayet var, iyice boşladım blogu yazmıyorum diye
Haksız da sayılmazlar...
Emir Orçun'la erik, karpuz muhabbetine girince aklıma geldi ayıkladığım çilekleri suda unuttum :))
Bugün günlerden zor bir pazartesiydi
Pazartesi olması zaten tek başına yeterli bir sebepken, bi de PMS olunca insan
Çekilmiyo, çekilmiyo
Bitmiyo, bitmiyo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































