Çarşamba, Mart 28, 2007

Koşma

Okumuşsunuzdur pek çok yazarın kaleminden "yavaşlayın" ruhunuzla bedeniniz birlikte hareket etsin diye. Dünkü gazetede Osman Müftüoğlu yine bunu söylüyordu. "Yavaşlayın"

Yazıyı okurken kısa bir an düşünüp hızlı mıyım, nasıl yavaşlar insan diyorum; sonra yine koşmaya devam ediyorum.

Huzurun ve sessizliğin hakim olduğu bu dünyanın dışında bir yerde oturup kendimle kaldığım bir anda farkettim ki; bedenimin olduğu yerin ötesinde ruhum. Bedenim orda otururken kalkıp gittiğim zamanı yaşıyordu ruhum, ordan çıkınca taksiye bineceğim iş yerine gidicem.

Farkettim.

Durdum.

Ben hep böyleyim. O an yaptığımın hep bi sonraki adımında ruhum.

Nasıl değişir, nasıl yavaşlarım bilmiyorum ama farkettiğim anda ruhumu çektim eteğinden "gel otur yanıma gitme uzaklara" diye azarladım. O da yaramaz bir çocuk gibi sus pus olup dizimin dibine çömeldi. Yani, aslında o da çok mutlu değil önden önden gitmekten. Çünkü ilk önce o tosluyor duvarlara, yaralanıyor, bereleniyor, kanıyor dizleri.

Hiç yorum yok: