Cuma, Şubat 01, 2008

Edvard Munch-Çığlık

Edward Lunch - Ölü Anne ve Çocuk
Dün akşam yazı yazarken ilk aklıma gelen kareyi zaten yazıya ekledim. Ancak ben bu resmin Picasso'ya ait olduğunu düşündüğüm için Picasso - Çığlık diye aradım. Fakat her yerde Edvard Munch çıkıyordu. Öğrendim ki bu eser Edvard Munch'ınmış.

Hakkında biraz daha araştırma yaptığımda bulduklarımı paylaşmak istedim.

"Edvard Munch, 1863 yılında Loten’de, Dr. Christian Munch ve Laura Cathrine’in ikinci oğulları olarak dünyaya gelmiştir. 1864 yılında aile Christiana’ya (bugün Oslo) taşınmıştır. Burada, Edvard henüz 5 yaşındayken, annesi 1868’de verem hastalığından hayata veda etmiştir.

Edvard’ın çok küçük yaşta annesiz kalması, onu derinden etkilemiş olmalıdır. Ama onu daha da fazla etkileyen olay, kendisinden sadece bir yaş büyük olan kızkardeşi Sophie’nin de annesini alıp götüren verem hastalığına yakalanmış olmasıdır. Kardeşinin günden güne tükenişine tanık olmak, ergenlik dönemindeki Edvard için oldukça acı bir deneyim olmuştur. Sanki küçük yaştayken tam olarak anlamlandıramadığı annesinin ölümünü, Sophie’nin hastalığı süresince bu kez gerçekten yaşamıştır. Kızkardeşi, 15 yaşındayken 1877 yılında hayatını kaybeder.

Çığlık, Munch’un sanatında o zaman kadar etkili olmuş farklı konu ve üslup kaynaklarının olağanüstü bir bileşimidir. Bu, renk ve deformasyonun bir ifade aracı olarak böylesine yoğun bir şekilde kullanıldığı ilk modern başyapıt olma özelliğine sahip öncü bir resimdir. Hastalık ve ölümlerle kuşatılmış bir yetişme dönemi geçirmiş olan duyarlı bir iç yapının, adeta patlama halindeki bir dışavurumudur çığlık. Resim yüzeyini diyagonal olarak bölen köprünün ardında deniz ve kızıl gökyüzü dalgalanarak bütünleşmiş, mekan boğucu bir atmosferin tüm etkilerini yansıtacak şekilde düzenlenmiştir. Köprünün üzerinde, yoğun bir şekilde deforme edilmiş ve başını iki elinin arasına almış durumdaki figürün çığlığı bu dalgalanan, dönen atmosferde yankılanmakta ve baş döndürücü bir etki yaratmaktadır. Aslında bu atılmamış bir çığlıktır. Bireyin içinde saklı kalmış, bastırılmış, çeşitli sebeplerle dışa vurulmamış bir çığlık. Aynı zamanda bireyin, kendisini kuşatan boşluğun kuvvetli baskısına, diğer bir deyişle ‘varolmanın dayanılmaz ağırlığı’na gösterdiği bir tepkidir. “Bağırmak istedim; bunun beni hafifleteceğini biliyordum, ama utandım.”der Kazancakis. Bu ifade tam da Munch’un atılmamış çığlığına denk düşmektedir."

Diğer eserleri ve hayatı hakkında bilgi almak isterseniz aşağıdaki linkleri öneririm.

Edvard Munch 1

Edvard Munch 2

3 yorum:

sofi dedi ki...

Yonca, çok güzel bir yazı olmuş, sanırım her insan dönem dönem bunu hisseder, boğazında ceviz yutmuş gibi bir tıkanıklık yaşarsın, bu atamadığın çığlığın düğümüdür oysa bir salıversen onu ne rahatlarsın, yaşadım biliyorum...

Yonca dedi ki...

haklısın sofi

Metin Kılıç dedi ki...

Bu konuda bende kısaca bilgiler geçmiştim. Güzel bir blogunuz var, başarılarınızın devamını dilerim.
Saygılarımla..

http://metinkilic.blogspot.com/