Çarşamba, Ağustos 28, 2013

Sesler

Kiyiya fisilti seklinde vuran dalgalar

Uzaktan bi kopek havlamasi

Bi horoz uuu uuurusu

Bi kac sercenin ciklemesi

Ve kocaman bi sessizlik

Sabahimin sesleri

Cuma, Ağustos 23, 2013

Sezon Finali

Yazacak bir sey yok..,

Hayat ayni duzlemde evle is arasinda...

Tabi ki arada bir bu duzlemden kollar cikip bi yerlere baglaniyor ama yazi degeri yok... -bana gore-

Ruh degisimleri duygusal inis cikislar iyi malzeme yaratir...

Ruhum her zamanki gibi dengesiz gel-gitleri cok...

Ama artik kimseyle konusmiycak yazmicak kadar kendine sakli...

Ruh esinden de artik o kadar umidi kesti ki, onu bile kendi haline birakti...

Donerse benimdir, giderse zaten hic benim olmamistir...

Yeni bi baslangic icin sezon finali yaptim bugun itibariyle...

Ama İki hafta boyunca yazlik bolumlerle her gun burda olmayi planliyorum :-))

Salı, Ağustos 06, 2013

Ayrilik

Cok sevdigim...

Dostum

Sirdasim

En yakin kizarkadasim

Burcdasim

Ruh arkadasim

Ama ilk once universitede hocam

20 yildir hayatimdaydi...

Bazen uzun zaman gorusemesek de, en kotu ihtimalle 2 gun arayla olan dogum gunlerimizde birbirimizin sesini duyardik mutlaka...

Ask heyecanlarimi da bilirdi, hayal kirikliklarimi da...

Evinin balkonunda gece gec saatlere kadar suren kiz kiza sobhetlerimiz vardi benim genclik heyecanlarimda...

Yaslarimiz birbirine ne kadar uzaksa, ruhlarimiz o kadar yakin benzesti birbirine...

Gecen sene hastaligini ogrendigim telefonda "senin evlendigini yuva kurdugunu gormeyi cok istiyorum" demesi kotu etmisti beni...

Ama bugun o gunkunden cok daha kotu hissettiriyor bu sozleri beni...

Cunku o artik yok...

Dun gece gitmis...

İsmet Fusun Ersen

Pazar, Temmuz 28, 2013

Pazartesi, Temmuz 15, 2013

Harem

Topkapı Sarayı Harem Dairesi'ne bu ilk ziyaretim...

Kötü haber Harem'de 3G çekmiyor sadece geniş açıklığa sahip avlularda, bugün olsa cariyeler çok sıkılırdı

Lüks bir hapishaneden farkı olmayan, aylar yıllarını orda geçiren insanın ruh sağlığından endişe edilecek bir yer aslında

Şimdilerde gezip görmek için gayet eğlenceli

Tabi bir de gördüğümüz Harem'in tamamı değil hamam kısmına ait hiç bi şey göremiyorsunuz hala restorasyondaymış, bitiş tarihi 2011 olan...








Gözdeler/Mabeyin Taşlığı'nda ben :-))







Turist

Hakkımda yapılan çok doğru bir yorumla başlamak istiyorum yazıma :-)))

Bu sıcakta oruçlu oruçlu müze gezmenin sevabı var mıdır, ruhu mu beslediği için oruç bozar mı bilmem ama pek akıl karı olmadığını başından söyliyim...

Önce Büyük Saray Mozaikleri...

Tadilat nedeniyle kapalıydı bir süredir ama ne tadil edilmiş diye sorarsanız, ben hiç bi'şi görmedim. Cumhuriyetin ilk yıllarından kalma gıcırdayan çıkış turnikesi bile hala aynı...



Mozaikler çok güzel ama öyle anlamsız bi sergileme ve ortam var ki müze denen dört duvarın içinde...

Yetmedi haliylen, öyle amaçsızca yürürken Topkapı Sarayı'nın kapısında bulduk kendimizi...

Her zamankinden sakindi cumartesi sabah 11'de,


Kapıdan girer girmez Karakol restoranın önünde sarayın sultanı bütün asaletiyle muhatap olmadı bizimle...



Sırayla dolaşmaya başlayalım sarayın avlusunda...

Önce alışveriş :-))

En büyük müze mağazası sanırım Topkapı Sarayı girişindeki...


Mağazanın çini koleksiyonuyla uyumum tamamen hoş bir tesadüften ibaret :-))


Defalarca gezdiğim için çok ilginç gelmeyen Topkapı Sarayı'nda bu sefer hiç görmediğimiz ne olabilir, nerelere baksak derken, normalde kapalı olan girişte soldan aşağı inen rampanın sonundaki alanda Kore sergisine çevirdik rotayı.





Görmedik gitmedik neresi var Topkapı Sarayı'nda derken MüzeKart'ın geçmediği Harem Dairesi'ne karar verdik. Girişte de yazıyor -Harem Dairesi'nin kapasite sınırı olduğu için MüzeKart geçmiyor" diye.

Kişi başı 15 TL verip giriyorsunuz meşhuuur Altın Yol'a

Muhteşem Yüzyıl'ı sürekli takip eden biri olmadığım için uyduruyo da olabilirim ama dizide altın yolun padişahın odasına giden şanslı hatunların durumunu yüceltmek için kullanıldığına izlenimine kapılmıştım. Oysa padişah o yoldan geçerken -bayramlarda falan- harem halkına altın saçmasından dolayıymış.

Harem'in detayları sonraki yazımda...



Salı, Temmuz 09, 2013

İstanbul'da Gidilecek En Güzel Yeşillik

Atatürk Arboretumu'nu ilk ziyaretimin üzerinden yaklaşık 2-3 ay geçti...

Kıştan bahara geçen yeni yeni çiçeklenen ağaçları görmüştük o zaman

Bu sefer gölde açan nilüferler, kuruyan dalları saran yapraklar bi başka güzeldi...



İki farklı tarihte çektiğim fotoğraflar...


Bu sefer çektiğim fotoğraflar...






İftar Zamanı

Eskiden iftar mekanları arayıp tarayıp bulmak, bulduklarımı yazmak emek isteyen bir çalışmaydı...

Ama artık üye olduğunuz olmadığımız  bir sürü indirim sitesinden; manzaralı ve indirimli iftar kuponları düşüyor posta kutularımıza...

O zaman hangisini seçmeli???

Tarihi yarımada ve manzaralı mekanlar elbette ki ilk tercihim olacak


http://www.matbahrestaurant.com/ramazan_menusu.htm (75 TL)

** http://eniyirestaurantlar.com/iftar_menusu_fiyatlari.html

** http://www.pudra.com/iftar_mekanları

http://www.padisahrestaurant.com/ramazan.html (40-50 TL)

http://www.cafeduparc.net/ (39 TL)

http://maverarestaurant.net/ (55 TL)

http://www.pierrelotitepesi.com/ (45-50-65 TL)

Sultanahmet'teki Hurrem Sultan'in Hamami'nin restoraninda 40-60 tl arasi iftar


Perşembe, Haziran 27, 2013

O'Henry & MakinaKafa



Dinlerken dikkatimi toplayıp kalamıyorum konuşanda, çoğu kez yarım yamalak dinliyorum...

Konuşma uzadıkça da (yarım saat di’il 3 dk. Sonra) kopup gidiyorum. O an ki durumumu düşünmeye ne düşündüğümü düşünmeye başlıyorum.

Yani işitsel değilim birilerini dinlemek yerine verin okuyim...

Ve fazla bireyselim, her şeyi tek başına yapmayı marifet  sanıyorum. Her ne kadar tersine inansam  da, insanlara yardım etmeyi sevsem de...

Ama yardım almayı bilmek, işbirliği yapmak yardım etmekten daha zormuş

Yardım kabul etmenin bir erdem olduğunu yeni yeni farkediyorum. Kimseye ihtiyaç duymadan ayakları üzerinde durabilmek ayrı bir şey, kendi bildiğini okuyup her şeyi tek başına yapmak işine başkasını karıştırmamak ayrı bir şey...

Ellerin üşüdüğünde yanındakine elini uzatıp seni ısıtmasını istemek yerine kollarını kavuşturup kendi bedeninin sıcaklığıyla kendini ısıtmaya  çalışmak işte bu kahrolası yeterim ben bananın  yan etkisi, olası romantik anların katili..

Çoğu kez karşımdakinin yerine sorulara cevap verip planları yapıyorum, yolu tutup gidiyorum. O aksini söylese bile beyin kurguladığı  gibi yaşıyor. Sanki tüm kararı ona bırakmış gibi kendine kurban rolünü seçerek...


Eskiden radyo tiyatrosu vardı, arkası yarın dinlenirdi

Geçenlerde Okan Bayülgen’in kitap okumalarını dinleyebildiğiniz www.makinakafa.com’u öğrendim

O’Henry’nin hikayesini dinledim bu sabah

Ama dinlemek için okumaktan daha çok çaba sarfederken buldum kendimi

Ses ister istemez kulaktan içeri giriyor  ama anlama merkezinin kapısı kapalı, ses kapıya çarpıp dönüyor

İşte o kapıyı açık tutmak için çabalıyor insan o 40 dakika boyunca

Sıkıcı değil aksine çok keyifli bir hikayeydi

Diğer kitapları da dinlemek lazım, dinlemeyi yeniden keşfetmek lazım 

Cuma, Haziran 21, 2013

Üşeniyorum

Bildiğin üşeniyorum...

Vaktim var ama bi işe başlayıp bitirecek sabrım yok

Sabır dediysem yarım saat kırk beş dakka en fazla

Annemin son dönemdeki marifetlerini fotoğrafladım, hayranları bekliyor -hatta annem de- görmek için

Ama ben tembellik ediyorum

Fotoğrafları bilgisayara aktar, iphonela çektiklerim kafalarına göre yan yattıysa onları çevirmekle uğraş falan derken koycağım alt tarafı 3-5 resim bi saati bulcak.

Aslında kendi kendime yazmamın neden, kendime manevi baskı uygulamak :))

En iyisi fotoları iphonedan post ediyim sonra olmadı düzeltirim

Tamam bana müsade, yazmakta ki amacıma ulaştım

Belki onu hallettikten sonra döner biraz daha yazarım ;))

22:37

Bildiğin sabote edildim :)))

Resimleri yayınlamak için telefonu elime aldığımda 20 dakka önce yazılmış whatsp mesajlarını görünce kayıtsız kalamazdım...

Heyecanlı bir muhabbete dalınca da, resimler için planladığım zaman biiiitti gitti

Sabote etti beni ;)))


Salı, Haziran 18, 2013

Kibris Cicekleri


Biraz geriden gelmekle beraber, tatil bittikten sonra tatil fotograflarina bakmak duzenlemek bi seyler yazmak iyi geliyor...



Salı, Haziran 11, 2013

NG

Yazarımızın tatil performansının daha iyi olabileceği tahminimize hızlı bir yanıt geldi...

Şezlonguna oturmuş, güneşin yaktığı ama hafif bir esintiyle bunalmadan, kulağında müzik ama dalgaların da sesini işitecek düzeyde elinde kalem kağıt yazarken görüldü Kıbrıs  Alsancak sahilinde...

Ama ne yazıyor bilemiyoruz...

Özlediğine ait bir kaç satır olabilir...

Sonra sabahtan beri okuduğu National Geographic'deki makalelere kaptırıp kendini

Okyanusun en derinine inen James Cameron'un -kendisi 8 dakika mr'a girince panik atak olup çıktığından- 11 bin metre derinliğe 1,5 m'lik bir kapsül içindeyken nasıl saatler geçirdiğini anlamaya çalışıyor olabilir...

Ya da Everest'e çıkmanın yayla turizmine indirgenip120 bin doları bastıranı çıkarttıkları bir organizasyona dönüşmesi karşısında çöplüğe dönen Everest'e vahlanıyor olabilir...

"Buzullardan çöpler sızıyor, yukarı kamplar yığınlar oluşturan insan dışkısıyla pislik içinde" sözlerini düşünüyor.

İnsanoğlu değdiği yeri kirletiyor, yok ediyor...

Yani çevre kirliliği ve trafik Everest'i de ele geçirmiş :((

234 kişinin 19 Mayıs 2012'de zirve yapması...

Zirve sonuçta top sahası değil ya herkes sırasını bekleyip bi zirve fotosu çekip inecek ama 234 kişi...


Saatlerce beklenen zirve kuyruğu

Ve bütün bu tükenmişliğe inat, doğal yaşam sürdürmeye çalışan, imece ve takasla köy yaşantısına -gerçek köy- ömrünü adayan insanların öyküleri...

Bulunduğum ortam itibariyle tüketimin göbeğinde yiyip, içip yatarken, oturduğun yerden okumak sonra da üzerine düşünmek ne kadar gerçekçi bilmiyorum ama...

En azından okuyorum ve düşünüyorum

En azından hala umut var bende

Pazartesi, Haziran 10, 2013

Yillik izin

Yazariniz yillik izninin bir bolumunu kullandigi icin yazilarina ara verdi diycem...

Pek inandirici olmiycak...

Yazarinizin performansindan kendisi dahil kimse memnun di'il

Ama bir ihtimal yillik izinde ve tatilde oldugu icin yazma performansinda artis bekleyebiliriz

Hadi insallah ;)))

An itibariyle sicak yaz aksamlarinin vazgecilmezi acik sacik kiyafetlerden vucudun acikta kalan yerlerine sivrisinek saldirilariyla mucadele ediyor....

Sivrisinekler pek bir sever tadini bi ordu insanin icinde gelip onun kanini emerler...

Bana musade sogan bulmaya gidiyorum, sivrisinek isiriklari ve kasintisiyla en etkili mucadele yontemidir, bu da gunun tuyosu olsun :)))



Perşembe, Mayıs 30, 2013

Hizli Okuma

Bilgisayar basina oturup yazmak mi, oturup kitap okumak mi ikilemindeyim,

Onun icin bilgisayari acmadan mobil postu tercih ediyorum

Otursam ne okuycam...


Bir suredir okuyorum aslinda ilginc ve faydali bi kitap...

Universite master doneminde okuma hizimiz maksimum duzeye ulasiyor, ancak egitim hayati bitip is hayatina baglaninca ilkokul seviyesine dusuyormus, oyle diyor kitap...

Ve ilk deneme testiyle siz de gerceginizle yuzlesiyorsunuz...

Simdiye kadar okudugum bolumde okuma ortaminin isigi, ergonomisi, durusunuz hizi etkileyen faktorler. Yani ortam sart. O kadar ortam yaptikran sonra herkes okur. 

Halbuki  ben, yamularaktan, los isikta, uyku uyaniklik arasinda bazen arabada giderken her sart ve ortamda hizli okumak ve anlamak istiyorum.

Var mi bunun bi yolu????


Postumuzu post ettigime gore, hem tv'ye bakip hem de hizli okuma kitabini okuyabilirim artik :)))