Pazartesi, Aralık 16, 2013
Çikolatayla Portakalın Aşkı
Birbirine çok yakışan bu çifti geçen seneden beri farklı miktarla bir araya getirip duruyorum.
Hatalar yapıyorum...
Kekin bir kısmı kalıpta diğer yarısı tabakta ya da çikolataların tek bi yer toplandığı, pişme süresinin uzadığı zorlu bir aşk süreci yaşadık...
En sonunda dün akşam bütün hatalarımdan ders alarak, doğru oranlarda yazılıp yayınlanabilir bir sonuca ulaştım.
Önce hatalarım...
Neyi asla yapmayın???
Kek kalıbınız yuvarlak yada kare yani geniş bir yüzeye sahip olsun. Baton kalıp, ortası delikli kek kalıbı kullanmayın
Çikolatayı hamura katmayın kalıba döktükten sonra üzerine serpiştirin,
Tabi ki hamurunuz da çok akışkan olmasın ki üstüne serpiştirdiğiniz çikolatalar hemen dibine inmesin ama çok da katı olmasın çikolatalar üstüne yapışıp kalmasın
Ve önceden ısıtılmış fırına koyun kekinizi
Malzemeler
3 yumurta
2 su bardağı toz şeker'den bir parmak az (yüksek devirde 5 dakika çırpmak çok mühim)
1 su bardağı fındık yağı'ndan bir parmak az
2 orta boy portakalın suyu (1 su bardağından bir parmak az)
3 çorba kaşığı portakal kabuğu rendesi
2 su bardağı un
3 çorba kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket Dr.Oetker parça çikolatası
150 derecede 45-50 dakika pişirin gerekirse süreyi uzatabilirsiniz, uzun pişen bir kek :)
Cuma, Aralık 13, 2013
Eskiyi Güncelleme- Uçan Mevleviler Yeniden
Konya demişken, 2011'deki ziyaretimi hatırladım...
O zamanlar neler yapmışız hatırlıyım derken, onlarca fotoğraftan hazırladığım photo peach denen canavara yükleyip müzikle canlandırdığım "Uçan Mevleviler" videomu serverlarını güncellerken nasıl yok ettiklerini hatırladım. (bi de paralı bi site videolarımı saklasın diye para ödüyoduk, düşünün o kadar yani)
Bi de sorry dediler üstüne :-(((
Neyse, bu vesileyle o zamanki yazımın bu talihsiz olay nedeniyle fotoğrafsız olduğunu farkettim ve güncellemeye karar verdim.
Fotoğraflarla güncellenmiş 2011 Mayıs'ında anneler gününde annelerimizle yaptığımız Konya gezisine buyrun...
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2011/05/sehr-i-konya.html
O zamanlar neler yapmışız hatırlıyım derken, onlarca fotoğraftan hazırladığım photo peach denen canavara yükleyip müzikle canlandırdığım "Uçan Mevleviler" videomu serverlarını güncellerken nasıl yok ettiklerini hatırladım. (bi de paralı bi site videolarımı saklasın diye para ödüyoduk, düşünün o kadar yani)
Bi de sorry dediler üstüne :-(((
Neyse, bu vesileyle o zamanki yazımın bu talihsiz olay nedeniyle fotoğrafsız olduğunu farkettim ve güncellemeye karar verdim.
Fotoğraflarla güncellenmiş 2011 Mayıs'ında anneler gününde annelerimizle yaptığımız Konya gezisine buyrun...
http://dortyaprakliyonca.blogspot.com/2011/05/sehr-i-konya.html
Perşembe, Aralık 12, 2013
Gezi- Konya
Bir kez daha Konya dedim...
Daha önce gidip görmüş te olsam bir kez daha gitmek güzeldi...
Bi daha da giderim...
Biraz daha yakından tanıdım Konya'yı...
Günübirlik Konya turu yapmak isteyenlere rehber olsun gezip gördüklerimiz,biz de hatırlamak istediğimizde dönüp bakalım diye not düşelim günlüğümüze...
Sabah 6:35 uçağıyla İstanbul'dan havalanıp erkenden Konya'ya inince uyuyan bir şehir karşılıyor sizi...
İlk olarak Meram'a doğru yol alıp camlarına tuz dökerek medet bulmayı umanların da ziyaret ettiği Tavus baba türbesini ve yanı başındaki ahşaptan yapılma 15. yy'dan kalma bir camiyi ziyaret ettik. Meram çayına yukardan bakan kuş sesleri suyun şırıltısıyla sabah saatlerinde huzur içerisinde vakit geçirilebilecek bir yer olduğunu düşünüyorum.
15. yüyıldan kalma ahşap caminin abanoz direkleri ve çatısı bildiğimiz camilerden çok daha farklı hisler uyandırıyor insanda. Yaradanla zihinsel iletişime geçilen ibadette ahşabın iletkenliği belki de burayı daha özel kılıyor.
Meram Çayı üzerindeki köprü sonbaharın sarı yapraklarıyla hüzünlü bir huzur veriyor...
Dümdüz bildiğimiz Konya'nın bi yükseltisi varmış...
Akyokuş...
Akyokuş Tabiat Parkı'nda mükellef bir kahvaltıyla güne başlamak harikaydı...
Konya'yı kuşbakışı seyredebileceğiniz güzel bir yer...
http://www.akyokuskonya.com
Kahvaltı'dan sonra 6000 yıllık geçmişi olan Sille Köyü'ne uğruyoruz.
MS.371'de inşa edilen Aya Elenia Kilisesi'ni ziyaret ediyoruz.
Son zamanlarda sevgili turist rehberi arkadaşlarımla İstanbul kiliselerinde yaptığım ziyaretlerden bi hayli tecrübe kazansam da...
Ziyaretçiler için konulmuş açıklayıcı tabelalar hoşuma gitti...
Tavanlardaki abartılı renklendirilmiş resimler yerine perdelerin arkasında kalan duvardaki gerçek resimler daha çok ilgimi çekiyor....
Otantik bir Sille evi, sahibi bir mimar daha doğrusu kapıda asılı tabeladan öyle olduğu düşüncesine kapılıyorum...
Arnavut kaldırımı yolların atasının Sille sokakları olduğu söyleniyor
Bir kaç küçük çömlek dükkanında yarısı çin yarısı yörede yapılan seramiklerden oluşan hediye seçeneklerini keyifle değerlendirebilirsiniz.
Sille'den sonra tekrar şehre dönüyoruz, kahvelerimizi Japon Parkı'nda içiyoruz...
Japon mimarisinin hakim olduğu sevimli güzel bir park, kahvaltı ve yemek için bi kaç kişilik grup olarak kapatabileceğiniz şirin odaları var...
Ve tabiki Konya'yı bu kadar kıymetli kılan Hz. Mevlana Türbesi
Şehrin içindeki diğer türbeleri ve Alattin Tepesi'ni dolaştıktan sonra Şifa'da yemek molası ardından biraz daha alışveriş...
Tandır ekmeğini yerinden almak için Hanımeli'nin hanım ustalarının yanında aldık soluğu...
Keyifli bi sohbetle alıp ekmeklerimizi çıktık. bu arada facebook'a koyun resmimi diyen ablaya selam olsun facebook, twitter, blog neresi varsa koyduk merak etmesin :)))
Ve Mevlana Kültür Merkezi'nde her cumartesi 20:00'de başlayan sema töreni...
Harika bir salon, etkileyici ışıklandırma
Uçağa yetişmek için sonuna kadar kalamadığımız bir deneyim oldu...
Daha önce gidip görmüş te olsam bir kez daha gitmek güzeldi...
Bi daha da giderim...
Biraz daha yakından tanıdım Konya'yı...
Günübirlik Konya turu yapmak isteyenlere rehber olsun gezip gördüklerimiz,biz de hatırlamak istediğimizde dönüp bakalım diye not düşelim günlüğümüze...
Sabah 6:35 uçağıyla İstanbul'dan havalanıp erkenden Konya'ya inince uyuyan bir şehir karşılıyor sizi...
İlk olarak Meram'a doğru yol alıp camlarına tuz dökerek medet bulmayı umanların da ziyaret ettiği Tavus baba türbesini ve yanı başındaki ahşaptan yapılma 15. yy'dan kalma bir camiyi ziyaret ettik. Meram çayına yukardan bakan kuş sesleri suyun şırıltısıyla sabah saatlerinde huzur içerisinde vakit geçirilebilecek bir yer olduğunu düşünüyorum.
15. yüyıldan kalma ahşap caminin abanoz direkleri ve çatısı bildiğimiz camilerden çok daha farklı hisler uyandırıyor insanda. Yaradanla zihinsel iletişime geçilen ibadette ahşabın iletkenliği belki de burayı daha özel kılıyor.
Meram Çayı üzerindeki köprü sonbaharın sarı yapraklarıyla hüzünlü bir huzur veriyor...
Dümdüz bildiğimiz Konya'nın bi yükseltisi varmış...
Akyokuş...
Akyokuş Tabiat Parkı'nda mükellef bir kahvaltıyla güne başlamak harikaydı...
Konya'yı kuşbakışı seyredebileceğiniz güzel bir yer...
http://www.akyokuskonya.com
Kahvaltı'dan sonra 6000 yıllık geçmişi olan Sille Köyü'ne uğruyoruz.
MS.371'de inşa edilen Aya Elenia Kilisesi'ni ziyaret ediyoruz.
Son zamanlarda sevgili turist rehberi arkadaşlarımla İstanbul kiliselerinde yaptığım ziyaretlerden bi hayli tecrübe kazansam da...
Ziyaretçiler için konulmuş açıklayıcı tabelalar hoşuma gitti...
Tavanlardaki abartılı renklendirilmiş resimler yerine perdelerin arkasında kalan duvardaki gerçek resimler daha çok ilgimi çekiyor....
Otantik bir Sille evi, sahibi bir mimar daha doğrusu kapıda asılı tabeladan öyle olduğu düşüncesine kapılıyorum...
Arnavut kaldırımı yolların atasının Sille sokakları olduğu söyleniyor
Bir kaç küçük çömlek dükkanında yarısı çin yarısı yörede yapılan seramiklerden oluşan hediye seçeneklerini keyifle değerlendirebilirsiniz.
Sille'den sonra tekrar şehre dönüyoruz, kahvelerimizi Japon Parkı'nda içiyoruz...
Japon mimarisinin hakim olduğu sevimli güzel bir park, kahvaltı ve yemek için bi kaç kişilik grup olarak kapatabileceğiniz şirin odaları var...
Ve tabiki Konya'yı bu kadar kıymetli kılan Hz. Mevlana Türbesi
Şehrin içindeki diğer türbeleri ve Alattin Tepesi'ni dolaştıktan sonra Şifa'da yemek molası ardından biraz daha alışveriş...
Tandır ekmeğini yerinden almak için Hanımeli'nin hanım ustalarının yanında aldık soluğu...
Keyifli bi sohbetle alıp ekmeklerimizi çıktık. bu arada facebook'a koyun resmimi diyen ablaya selam olsun facebook, twitter, blog neresi varsa koyduk merak etmesin :)))
Ve Mevlana Kültür Merkezi'nde her cumartesi 20:00'de başlayan sema töreni...
Harika bir salon, etkileyici ışıklandırma
Uçağa yetişmek için sonuna kadar kalamadığımız bir deneyim oldu...
Yer:
42000 Konya, Türkiye
Cuma, Aralık 06, 2013
Vuran Ayakkabı
Mağazada denediğinde mükemmeldir, ne sıkar ne vurur...
3-5 adım olmadı 15-20 adım atarsın, her şey yolundadır...
Alırsın...
Giyip dışarı çıkacağın ilk gün ayağına geçirdiğinde sıkmaya başlar yada vurur...
O gün denerken de bugün giyerken de sen aynı sen, ayak aynı ayak, ayakkabı desen deneyip aldığın...
Ama aynı olmayan artık resmen senin olması, vazgeçip geri dönmenin zor olması...
Tatile gidersin bir şehre...
Zaman su gibi akıp geçer, havası suyu her şey mükemmeldir...
Evet ben burda yaşarım dersin, her fırsatta gidersin...
Ama gün gelir de kurulu düzenini bozup o yerde yeni bir hayat kurduğunda
Sıkar seni, boğar seni...
Sevgiliyken...
Aynı evde yaşasan bile resmen karı koca olmadıkça rahattır, ferahtır, boğmaz, sıkmaz
Ne zaman ki resmen sen onun o senin
Ayakkabının faturası gibi, mühürlenmiş resmi belgeyi alınca eline
O sıkmayan ayakkabı sıkar, vurmayan topuk vurur
Ama sıksa da giyersin, vursa da çareler bulup yola devam edersin.
3-5 adım olmadı 15-20 adım atarsın, her şey yolundadır...
Alırsın...
Giyip dışarı çıkacağın ilk gün ayağına geçirdiğinde sıkmaya başlar yada vurur...
O gün denerken de bugün giyerken de sen aynı sen, ayak aynı ayak, ayakkabı desen deneyip aldığın...
Ama aynı olmayan artık resmen senin olması, vazgeçip geri dönmenin zor olması...
Tatile gidersin bir şehre...
Zaman su gibi akıp geçer, havası suyu her şey mükemmeldir...
Evet ben burda yaşarım dersin, her fırsatta gidersin...
Ama gün gelir de kurulu düzenini bozup o yerde yeni bir hayat kurduğunda
Sıkar seni, boğar seni...
Sevgiliyken...
Aynı evde yaşasan bile resmen karı koca olmadıkça rahattır, ferahtır, boğmaz, sıkmaz
Ne zaman ki resmen sen onun o senin
Ayakkabının faturası gibi, mühürlenmiş resmi belgeyi alınca eline
O sıkmayan ayakkabı sıkar, vurmayan topuk vurur
Ama sıksa da giyersin, vursa da çareler bulup yola devam edersin.
Salı, Kasım 05, 2013
İllüzyon
Hayat bazen nasıl da yok saydırıyor, bir zamanlar sevdiklerini...
Ölüm olmasa da sebep
Hic yokmuş, var olmamış gibi
Hiç tanımamış gibi
Kaçmıyorsun da, görmüyorsun da, duymuyorsun da, bilmiyorsun da...
Var olması ile yok olması arasında ki farkı hissetmiyorsun...
Sadece düşününce eskiyi...
Ne yakındık ne cok şey yapmıştık birlikte diye düşünüyosun...
Oysa şimdi karşılaşsan konuşacak ortak tek bir kelime bulamazsın...
Hayat sadece bir illüzyon...
Pazartesi, Kasım 04, 2013
Pembe Kaplumbağa
view full image
"hem pembe hem kalpli hem gelin arabasi #deluxefx #pink #love #vosvos #justmarried #road #gelinarabasi #romantik"
Pazar, Ekim 27, 2013
Hayalet Sehir
Gazi Magusa'ya gelip te kapali Maras bolgesinin hemen yanibasindaki otele yerlesince her an gozunuzun onunde yikik dokuk kocaman binalarla neydi neden boyle oldu sorulari dolusuyor akliniza...
http://listelist.com/kibris-hayalet-sehir-kapali-maras-fotograflari/
Dusunuyorum...
1974'te yasanan olaylar sonrasinda sivil halka kapanmis...
Yani bu gordugum yuksek otel binalari, pes pese dizilmis yuzlerce yapi...
Yogun ve etkin bi yerlesim yeri...
Tahminlerime gore o donemde Turkiye'de boyle bi turizm altyapisi yerlesim yok...
Boylesine guzel bir kumsali ve harika denizi olan kilometrelerce sahil seridi yasak bolge...
Dunyanin neresinde vardir???
Kumsaldan cektigim cekebildigim yasak bolge fotograflari bu kadar...
Ama dusunun 74'te boyle olan bi yer yasasaydi nasil olurdu???
internette Maras hakkinda bilgi ararken buldugum bu linke de mutlaka bakin, bizim goremedigimiz hayalet sehrin bugunku hali...
Etiketler:
hayalet sehir,
kibris
Yer:
Palm Beach Hotel
Cumartesi, Ekim 19, 2013
Sindrella Cheesecake
Geçen sene binbir uğraşla BigChef's'te yediğimiz Balkabaklı Cheesecake tarifini bulmuş yapmış ve Külkedisi Cheesecake adıyla yayınlamıştım...
Külkedisi CheeseCake
Bu sefer benim Külkedisi bir takım değişikliklere uğrayarak kendinden emin güzel bir prenses oldu...
Bu nedenle de adı Sindrella Cheesecake...
Dediğim gibi bir takım değişiklikler olduğu için tarifi öncekinden farklı ;-)
Balkabağı
500 gr kabak
800 gr şeker
1 litre su
Taban
2 paket Sultani biskuvi
80 gr tereyağ
80 gr ince çekilmiş ceviz
3 tepeleme çay kaşığı tarçın
İç Malzeme
400 gr labne
150 gr süzme yoğurt
1 su bardağı toz şeker
3 yumurta
1 limon kabuğu rendesi
1 çorba kaşığı (tepeleme) un
Öncelikle küp küp doğradığımız kabakları şeker ve su ile 25 dakika pişiriyoruz. Su içinde yüzer halde duran kabaklarımızın pişip pişmediklerini çatalla kontrol edip ocağın altını kapatıyorum.
Diğer taraftan taban malzemesi için Sultani bisküvileri (içinde üzüm olması nedeniyle tercih ediyorum) merdane yada rondo yardımıyla un haline getirdikten sonra kalan malzemeyi ve eritilmiş tereyağına iyice birbirine yedirdikten sonra kelepçeli kalıbımızın tabanına sıkıştırarak yayıyoruz.
Yapımcı Notu: Cheesecake tabanını kalın sevmiyorsanız malzemeyi yarım ölçüyle de yapabilirsiniz. Tabanı sağlıklı bir şekilde sıkıştırmak için eskilerin turşuları bastırmak için kullandığı turşu taşı gibi bir cheesecake taşı öneririm :-)) (sağ üst resimde poşet içerisinde gördüğünüz) Ben kendisini bu seneki Assos tatilimde nerde kullanırım bilmeden atıp çantaya İstanbul'a getirmiştim
İç malzemeyi yazdığım sırayla ve yumurtaları tek tek ekleyerek düşük devirde çırpma işlemini tamamlayın (kekteki gibi çırpma işlemini abartmamamız gerekiyor, aksi takdirde pişerken çatlama sorunu yaşayabilirmişiz)
Hazırladığımız hamuru daha önce taban malzemesini döşediğimiz kelepçeli kalıba döktükten sonra pişirdiğimiz kabakların yarısından biraz fazlasını bir kevgir yardımıyla iyice süzerek alıp, hamura olabildiğince eşit şekilde (her dilimde kabak olmasını garantileyecek şekilde) ekleyelim.
Kelepçeli kalıbımızın dışını alüminyum folyoyla kaplayıp içinde su olan daha büyük bir tepsinin içine koyarak 160 derecede 45 dakika pişiriyoruz.
Pişme süresinin sonunda ortasının hala hareketli olması normal soğuma sürecinde çekiyor, endişelenmeyin ;-)
Fırından çıkardıktan sonra bi-iki saat dışarda sonra buzdolabında, en az 3-4 saat daha bekletiyoruz. (Ben bir gece beklettim)
Bir kısmını cheesecake hamuruna eklediğimiz pişmiş kabakların kalanını (şerbetsiz olarak) püre haline getiriyoruz. Akışkanlığını sağlamak için kabakların içinde piştiği sudan 3 çorba kaşığı ekleyerek güzel kıvamlı bir sos elde ediyoruz.
Cheesecake'imizin üzerini bu sosla kaplayıp yarım ceviz dilimleriyle süslüyoruz...
Pazartesi, Ekim 14, 2013
Yarım Gün
Yarım ekmek arası der gibi...
Yarım gün...
9 gün blok olarak kapatılan bu haftanın pazartesinde ofise gelmek
Her zamankinin aksine bomboş yollarda, bi çırpıda gelmek
Etraftaki sakinlik, ofiste ki çocuk sesleri
Ezber bozan bir gün...
Bayram temizliği maskesi ardında, gerekli gereksiz sakladığım biriktirdiğim bir sürü şeyi attım hafifledim...
Bir sürü de eskiye ait şey buluyor insan haliyle 70'lerin sonunda doğup 80'lerde çocuk, 90'larda genç olunca...
20 milyon tl bulsam da, zengin olamadığım
İçinde yüksek lisans bitirme tezimin olduğu disketi bulsam da, açabileceğim bir bilgisayar bulamayacağım
Paranın pul, telefonun jetonlu olduğu zamanlar var geçmişimde...
Yarım gün...
9 gün blok olarak kapatılan bu haftanın pazartesinde ofise gelmek
Her zamankinin aksine bomboş yollarda, bi çırpıda gelmek
Etraftaki sakinlik, ofiste ki çocuk sesleri
Ezber bozan bir gün...
Bayram temizliği maskesi ardında, gerekli gereksiz sakladığım biriktirdiğim bir sürü şeyi attım hafifledim...
Bir sürü de eskiye ait şey buluyor insan haliyle 70'lerin sonunda doğup 80'lerde çocuk, 90'larda genç olunca...
20 milyon tl bulsam da, zengin olamadığım
İçinde yüksek lisans bitirme tezimin olduğu disketi bulsam da, açabileceğim bir bilgisayar bulamayacağım
Paranın pul, telefonun jetonlu olduğu zamanlar var geçmişimde...
Cuma, Ekim 11, 2013
Tatil Tesellisi
Gidenler, gittiği tatil yerlerinden check'in yapıp fotoğraflarını paylaşırken içimiz gidicek biliyorum
Ama şu saatlerde FSM'nin Bahçeşehir'e, Boğaz Köprüsü'nün Sefaköy'e, Araba vapur kuyruğunun Eminönü'ne dayandığı -ki daha iş yerleri dağılmadı, servisler yola düşmedi- haberleri gelince duyduğunuz huzurla avunabiliriz
Ki bu daha İstanbul'dan çıkış, çıktıktan sonra bi süre daha herkes aynı tarafa gidecek, biz uzatıp ayaklarımızı çekirdek çitleriz
Bayramda da boşalan İstanbul'un tadını biz çıkarırız
Değmeyin keyfimize
Ama şu saatlerde FSM'nin Bahçeşehir'e, Boğaz Köprüsü'nün Sefaköy'e, Araba vapur kuyruğunun Eminönü'ne dayandığı -ki daha iş yerleri dağılmadı, servisler yola düşmedi- haberleri gelince duyduğunuz huzurla avunabiliriz
Ki bu daha İstanbul'dan çıkış, çıktıktan sonra bi süre daha herkes aynı tarafa gidecek, biz uzatıp ayaklarımızı çekirdek çitleriz
Bayramda da boşalan İstanbul'un tadını biz çıkarırız
Değmeyin keyfimize
Pazartesi, Ekim 07, 2013
Senin Mucizen Veda Etmekti Bize...
iaglamadigim halde aglamisligin ic cekisi, icimde biraktigi bosluk var...
uzulup bi yandan da huzur duyulur mu bi olumden???
genc bi kadin, gencligini kadinligini hayallerini yasayamadiysa...
bi cikolata yemek imkansizsa, gunesi gokkusagini cicekleri hatta her seyi gormek yerine karanliksa gordugun, her gece uyanip da tuvalete gitmek yerine karnina baglanmis hortumlarin bobreklerini temizlemesiyse hayat...
bu ayrilik huzun kadar huzur da veriyor bana...
onun orda daha iyi olacagina inaniyorum...
son konustugumuzda o kadar yorgundu ki sesi, ben hic iyi olmiycak miyim diyordu???
oldun arkadasim iyi oldun
bu da senin mucizendi...
gecirdigimiz zamanlara, konustugumuz gunlere, paylastiklarimiza seni tanidigima sukrediyorum...
mutlu ol gittigin yerde...
her gun hepimiz kendi mucizemizi yasiyoruz aslinda...
dogarak, olerek, dogurarak, severek, nefes alarak, paylasarak...
Pazartesi Mucizeleri
2 hafta önce yine bir pazartesi sabahı, pazartesi sendromunun evreleri arasında gidip gelirken bulutların arasından göz kırpan güneş can simidim olmuş, bu hafta yaşadıklarım mucize olsun bana dedirtmişti...
Ufak tefek bir kaç mucizeden sonra perşembe günü, aman pek de bi mucize olmadı ama buna da şükür derken...
Hafta bitmedi daha erken dedirten bi haber geldi...
Ve güzel bir pazar...
Geçen hafta pazartesi sendromuna girme hakkım yoktu, Akademi'de bütün gün ders vericektim ama yine de iç ses bezgindi. Kaldıysa hakkım bu hafta da mucize olabilir miydi acaba...
Eveeeet,
İlk hafta ki kadar olmasa da en sevdiğim şeyden bir kutu kazanmak, son dakika programıyla kokusunu duymak...
Ve bu sabah yine bir pazartesi...
Mucizeler dilemekten yorulmadın mı, yüzün var mı hala istemeye...
Dedim ki sadece bana di'il, herkese yaşadıkları mucize olsun bu hafta...
Daha doğrusu yaşadıklarının mucize olduğunun farkına varsınlar...
Uzun bir tatil haftasından önceki 5 iş günü...
bu bile bi mucize di'il mi her ne kadar ben 14'ünde yarı gün çalışsam da ;-)
Ufak tefek bir kaç mucizeden sonra perşembe günü, aman pek de bi mucize olmadı ama buna da şükür derken...
Hafta bitmedi daha erken dedirten bi haber geldi...
Ve güzel bir pazar...
Geçen hafta pazartesi sendromuna girme hakkım yoktu, Akademi'de bütün gün ders vericektim ama yine de iç ses bezgindi. Kaldıysa hakkım bu hafta da mucize olabilir miydi acaba...
Eveeeet,
İlk hafta ki kadar olmasa da en sevdiğim şeyden bir kutu kazanmak, son dakika programıyla kokusunu duymak...
Ve bu sabah yine bir pazartesi...
Mucizeler dilemekten yorulmadın mı, yüzün var mı hala istemeye...
Dedim ki sadece bana di'il, herkese yaşadıkları mucize olsun bu hafta...
Daha doğrusu yaşadıklarının mucize olduğunun farkına varsınlar...
Uzun bir tatil haftasından önceki 5 iş günü...
bu bile bi mucize di'il mi her ne kadar ben 14'ünde yarı gün çalışsam da ;-)
Cumartesi, Eylül 28, 2013
Batumi
Doğu Karadeniz'deki sınır komşumuz Gürcistan, nüfus cüzdanınızla çat kapı gidebileceğiniz, gezip görebileceğiniz, farklı bi kültürü yaşayabileceğiniz güzel bir şehir...
Planlı bir yolculuk ama plansız bir geziydi bizim ki...
O nedenle bi sürü şeyi görüp kendi kendimize anlamaya çalıştık, aslında keyifliydi de...
Ne göreceğini nerede olduğunu bilmeden keşfetmek...
Batum'da yapmadan dönmeyin tavsiyelerim öncelikle
Yapmadan dönmeyin dediğim iki şey işte bu resimde...
Batum bir yanıyla fakir eski bir şehir, diğer yanıyla lüks otelleri renkli ışıklarıyla yepyeni bir şehir...
Bugünlerde şantiye havasında onlarca otel ve rezidans yapılıyor, Sheraton, Radisson gibi zincir otellerin pek çoğu faaliyette zaten. Bir kaç yıl sonra Las Vegas çok da uzağınızda olmayacak.
Batum'da yapılan yeni binaların mimarisi yüz yıllar öncesine ait, o nedenle eski sandığınız pek çok bina aslında yeni olabilir. Ama eski de olsa yeni de olsa hepsi sanat eseri, tabi halkın yaşadığı toplu konut-sosyal meskenleri, evden eve gerilmiş makaralı çamaşır iplerini kastetmiyorum....
Batum'da göremediğim Botanik Bahçesi,Gonio Kalesi, Ali ve Nino Heykeli, sahilden uzaktaki bir tepenin üzerinde bi başına yükselen yeşillikler içersindeki kilise bir sonraki seferde görmek için listeme aldığım şeyler...
Batum'daki eserler hakkında çok sağlıklı bir bilgi edinemesem de aşağıdaki link bi parça işinize yarayabilir ;))
http://www.inyourpocket.com/Georgia/Batumi/Batumi-Sightseeing/Essential-Batumi
Planlı bir yolculuk ama plansız bir geziydi bizim ki...
O nedenle bi sürü şeyi görüp kendi kendimize anlamaya çalıştık, aslında keyifliydi de...
Ne göreceğini nerede olduğunu bilmeden keşfetmek...
Batum'da yapmadan dönmeyin tavsiyelerim öncelikle
Batumi Boulevard (Seaside Park) ta güneşi batırın
Teleferikle 2586 metre yol alıp Batum'un panoromik manzarasını seyredin
Yapmadan dönmeyin dediğim iki şey işte bu resimde...
| 1-Batumi Pier (Seaside Park)'tan dalgaların ardında batan güneş, 2-Teleferik'le (Argo Cablecar) ulaştığınız tepeden panaromik Batum manzarası |
| 1-Poseidon Heykeli 2-Devlet Drama Tiyatrosu 3-Avrupa Meydanı'ndaki Medea Heykeli |
| 1-Nuri Lake (6 Mayıs parkı içersinde) 2-Tasarımı ile dikkat çeken ters çevrilmiş bir ev (White House Restaurant) 3-Avrupa Meydan'ında ki Stalin Heykeli 4- Sahilden Batum silueti |
| 1-Seaside Park'ta deniz kıyısında yer alan romantik bir heykel 2-Batum'un katedrali olarak kabul edilen Meryem Ana Kilisesi 3-Batum sahilinde gün batımı |
| 1-Teleferik tepesinden manzara 2-6 Mayıs Parkı'nın köşesindeki güneş saati, ortasında durduğunuzda saatin akrebi de yelkovanı da siz oluyosunuz :)) 3-Teleferik tepesinden panoramik Batum manzarası |
| 1-Poseidon heykelindeki deniz kızları 2-Binanın çatısından bakan kıvırcık sakallı amca 3-Ve yine Poseidon |
Bugünlerde şantiye havasında onlarca otel ve rezidans yapılıyor, Sheraton, Radisson gibi zincir otellerin pek çoğu faaliyette zaten. Bir kaç yıl sonra Las Vegas çok da uzağınızda olmayacak.
Batum'da yapılan yeni binaların mimarisi yüz yıllar öncesine ait, o nedenle eski sandığınız pek çok bina aslında yeni olabilir. Ama eski de olsa yeni de olsa hepsi sanat eseri, tabi halkın yaşadığı toplu konut-sosyal meskenleri, evden eve gerilmiş makaralı çamaşır iplerini kastetmiyorum....
Batum'da göremediğim Botanik Bahçesi,Gonio Kalesi, Ali ve Nino Heykeli, sahilden uzaktaki bir tepenin üzerinde bi başına yükselen yeşillikler içersindeki kilise bir sonraki seferde görmek için listeme aldığım şeyler...
Batum'daki eserler hakkında çok sağlıklı bir bilgi edinemesem de aşağıdaki link bi parça işinize yarayabilir ;))
http://www.inyourpocket.com/Georgia/Batumi/Batumi-Sightseeing/Essential-Batumi
Pazartesi, Eylül 23, 2013
Mucizeler
Gel-git'li ruh halini savuşturmak için başımdan, bulutların arasından ışıklarını saçan sabah güneşinin hatrına...
Teslim olmuycam pazartesi sendromuna, PMS'ye deyip bu hafta yaşadıklarım mucize olsun bana diye bi dilek çıktı ağzımdan...
Bu karmaşık ruh hali içinde ipad'i serviste unuttum, servis şoförünün telefonu servis dışı ulaşılamıyor ulaşamadım; sonra bi mucize oldu ipad kendi kendine geldi bana :))
Bir süredir kullanmadığım ama iş takvimini tuttuğum exceli kaybettim, içinde bir sürü farklı konunun olduğu sheetleri var ve nereye ne isimle kaydettiğim tamamen çıkmış aklımdan :((
Nerdeyse bilgisayarımdaki tüm excelleri tek tek açıp bakıcam, sonra bi mucize oluyor. Yapılacaklar diye bir isim geliyor aklıma ve o sırada masaüstünde duran TO DO LIST klasörüyle göz temasına giriyorum :)))
Tabi bunlara ne kadar mucize denirse...
Başka da bi'şi olmadı, baş ağrımı azdırmamak için 4 saatte bir içtiğim ağrı kesiciyi saymazsak...
Teslim olmuycam pazartesi sendromuna, PMS'ye deyip bu hafta yaşadıklarım mucize olsun bana diye bi dilek çıktı ağzımdan...
Bu karmaşık ruh hali içinde ipad'i serviste unuttum, servis şoförünün telefonu servis dışı ulaşılamıyor ulaşamadım; sonra bi mucize oldu ipad kendi kendine geldi bana :))
Bir süredir kullanmadığım ama iş takvimini tuttuğum exceli kaybettim, içinde bir sürü farklı konunun olduğu sheetleri var ve nereye ne isimle kaydettiğim tamamen çıkmış aklımdan :((
Nerdeyse bilgisayarımdaki tüm excelleri tek tek açıp bakıcam, sonra bi mucize oluyor. Yapılacaklar diye bir isim geliyor aklıma ve o sırada masaüstünde duran TO DO LIST klasörüyle göz temasına giriyorum :)))
Tabi bunlara ne kadar mucize denirse...
Başka da bi'şi olmadı, baş ağrımı azdırmamak için 4 saatte bir içtiğim ağrı kesiciyi saymazsak...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)























