Çarşamba, Ağustos 26, 2009

Mini mini bir kuş

Gerçi pek de minik değil ama...

Geçen hafta banyoda havalandırma boşluğundan bir takım sesler geliyor. Kanat sesleri, tıkırtılar. Kuş desem hiç havan sesi yok. Ürktüm. 5. kata fare nasıl çıkar, kuş olsa sesi çıkar.

Makyaj yapıyorum pır pır bi ses havaya zıplıyorum. Ama evde benden başka kimse sesin farkında değil ertesi gün oldu. Aman allahım yine o ses.

Annemle kardeşim kulak kesildi. Sesi onlar da duydu. Ama orda ne var? Pencere kafesli ve duvara yapışık açılacak yeri yok.

Yavuz el fenerini pencerenin ince tellerinden içeriye tuttuğunda, gözünü gördüm demez mi.

Aletler, edavatlar söktü Yavuz pencereyi. Arkasında kara bir güvercin.




E be çocuğum orda ne işin var. Bi üst katın penceresi de var. Neden geldin bizim cama oturdun?

Ürkütmek istemiyoruz. Korkup bi de aşağılara düşerse kimse uğraşmaz bizim gibi.

Banyoya yemler, sular konuldu. Bekledik kapının dışında rızasıyla pencereden uzaklaşmasını. Akşam 7:30'dan 9:00'a kadar onunla uğraştık yemek bile yemedik.

Neyse ki mutlu sonla bitti. Bir gece çamaşır sepetinde misafir ettik. Karnını doyurdu, gücünü topladı. Ertesi sabah da göklere uçurduk. Ama biraz saf gibiydi umarım başka havalandırma boşluklarına düşmez.

2 yorum:

sinirlikebelek dedi ki...

Sizin evde böle bakım göreceğini bilse yine düşmek isterdi :)

SerpiL dedi ki...

bu güzel blog bu kadar boş bırakılırmı hadi gel yazda yazışalım:)