Çarşamba, Temmuz 04, 2007

Yaz Tatili

Yaz tatilleri, okul tatillerimiz...

Okullar tatile girince ilk günlerde ne yapacağını nasıl vakit geçireceğini bilemezdi insan. Öyle yazlıktı, köydü, kamptı gibi seçenekler de yoktu bizim hayatımızda.

İlk gün sersemliği geçince, önce eskiyen yılın kitapları defterleri kaldırılırdı dolaplara, geçen yılı tamamen bitirmek için. Tatilde hem çalışmak hem eğlenmek için bir program yapardık kendimize; ilk hafta sadık kalıp uygulanan ikinci hafta tamamen unuttuğumuz. Çalışma kısmının ertelendiği eğlenceye odaklı.

Rize’deki kuzenlerim yada İstanbul’daki diğerleri geldiğinde gece geç saatlere kadar süren, sınır tanımayan çocuk hayal gücünden hayat bulan oyunlar oynardık. Ve eminim farkında olmadığımız neşeli çığlıklar ve kavgalarımız çınlatırdı bahçeleri.

Şimdiyse, gece 11’lerde uyumaya fırsat bulabilmişsem, 6.kata ulaşan neşeli yada kavgacı çocuk çığlıkları başımı şişiriyor ve düşündürüyor...

“biz de mi böyle rahatsız ediyorduk başkalarını?”

Gerçi biz şanslıydık. Anneannemle babaannem ortak büyük bir bahçede, 4-5 katlı yan yana iki binada oturuyordu. Binaların katlarında onların dışında çoğunlukla teyze ve amcalarım oturuyordu. Belki bu yüzden “yeter artık” diyen birileri çıkmıyordu.

Nadiren bahçe çoğunlukla oldukça büyük balkonumuzda bütün yazı eğlenerek geçirirdik...

Oynadığımız Şebnem’ler, öğretmencilik, doktorculuk, bakkalcılık, iş kadıncılığı, güzellik yarışmaları, şarkı yarışmaları; sessiz sakin kalmamız gerektiğinde isim-şehir. Salıncak, top, masa tenisi, duvar tenisi, ip atlama, sek sek; yapılacak ne varsa yaptığımız oynanacak ne varsa oynadığımız.

Sıcak taşı yıkayan suyun kokusunu bilir misiniz?

Sabahın ilk ışıklarında denizin kıpırtısız yüzeyinde tekne ve gemilerin aksinin nasıl göründüğünü ?

Köpüklerle suların içinde halının üstünde yuvarlanarak oynamanın ve ıslanmanın diğer bir deyişle halı yıkamanın keyfini? (O zamanlar su sıkıntısı bu kadar vahim boyutlarda değildi)

Işıl ışıl Haliç manzarasını tepeden seyrederek yemek yemenin sonra da bulaşıkları açıkhavada eğlenerek yıkamanın ferahlığını? (Hatta bu zevki biraz daha uzatmak için yıkanabilecek ne varsa yıkanır, ufak çaplı mutfak temizliğine bile girişilirdi)

Yaz tatili çocukken tatil oluyor. Büyüyünce sıkıştırılmış sınırlandırılmış zamanlarda konsantre yaşanmaya çalışılan, gerisinde buruk bir tat bırakan garip bir şey oluyor işte.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

ne güzel anlatmışsın çocukluğumuzu.. o anlar gözümün önünden film şeridi gibi geçti.. özlemişim valla o günleri..
elif

Hande dedi ki...

Sıcak taşı yıkayan su kokusu dedin. Oooof diyorum ben. Hatta yaz yağmuru birden bastırınca ve sonra dinince yolda yürürken buharlaşan suyu hissedersin ya. Toprak ve çimen kokusu eşlik eder ona...